Aynı sen; farklı insanların hikayelerinde iyi, kötü, sevilen, nefret edilen, özlenen veya istenmeyen olacaksın. Çünkü her insandaki yansımamız farklıdır. Nasıl yansıyacağımız, biraz da koşullara ve aynanın kim olduğuna bağlıdır.
Çetin Tekindor'dan bir Kavafis şiiri:
"Her çabam kaderin
olumsuz bir yargısıyla karşı karşıya;
-bir ceset gibi- gömülü kalbim.
Aklım daha ne kadar kalacak bu çorak ülkede?
Yüzümü nereye çevirsem, nereye baksam,
kara yıkıntılarını görüyorum ömrümün."
Bastırılan duygular yok olmaz. Karmaşık rüyalarımız, anlam veremediğimiz davranışlarımız, bazen de bedensel şikayetlerimiz olarak açığa çıkarlar. Duyguları bilinç düzeyinde farkedip yönetmedikçe, duygular bilinçdışı düzeyde bizi yönetirler.
Bir işi yapma biçiminiz, bir olaya yaklaşımınız, bir cümleyi kurarken kelime seçimleriniz, başınıza gelenlere yönelik bakış açınız... Hepsi sizi, olduğunuz kişiyi, hayatınızı yansıtır. Bunları ara sıra gözden geçirmekte fayda var. İyi gelir.
Dostoyevski "İnsancıklar" adlı kitabında: "Çok tuhaftı, ağlayamadım. Ama ruhum paramparça olmuştu." diyor. İnsanın içine atmasının, güçlü görünmeye çalışmasının en yorucu hali bu olsa gerek.