Bu hayatta size değer vermeyen insanları kaybetmekten korkmamanız gerekiyor. Hayatta geçtiğiniz her yeni frekans (bilişsel ya da duygusal) sizi tam da o halinizle gören, seven ve kabul eden insanlara yol açıyor. Dünyada insan bol. Önemli olan saygı, ilgi ve empatiyi korumak.
TEŞHİR EDİYORUZ !!!
IRMAK KOPARAN ÖĞRETMEN'E,
"70 bin lira maaş alıyor, günde 2-3 bin lirayı da yola versin, ne olacak?"
diyerek mobbinge maruz bırakan İlçe Millî Eğitim Müdürü'nü unuttuk mu sandın?
İlçe Millî Eğitim Müdürü Mehmet Özmüş görevden alınıp derhâl tutuklansın.
#solcumedyahaber
Irmak öğretmene mobbing yapanla kalmasın aynı zamanda göz yumanlar mani olmayanlar da göz altına alınsın.Görevlerine son verilsin.Öyle bir ceza verilsin ki bundan sonra kimse koltuğuna güvenip kimseye şiddet uygulamasın.Uygulanmasına izin vemesin #Irmaköğretmeniçinadalet#memur
Birileri mobbing ve baskı sonucu olduğunu iddia etmiş. Çok üzücü. Böyle başarılı, parlak ve güzel insanlar her yerde dikkat çekiyor ve baskı altına alınıyorlar. Amaçları zaten psikolojinizle oynamak, sizi hayata küser hale getirmek. İnadına daha da iyi, daha da parlak, daha da masaya yumruk vuran biri olacaksınız. Onları oturdukları yerde size baktıkça kıskançlıktan acıyla kıvranır hale getireceksiniz. Onların psikolojisi bozulacak, sizin değil. Gerekirse onlar hastalanacak ya da ölecek, siz değil. Bunu yapamayan insanlara destek sistemleri kurmamız gerekiyor. Belli ki bu öğretmen bu sisteme ulaşamamış. Benim gibi insanların güç etiği ve bağımsızlık üzerine yoğunlaşma sebebi bu. Bunlar okullarda öğretilmiyor. Daha fazla can gitmemesi için lütfen bu alanlarda yardım destek ve bilinci arttıralım. Mobbing, baskı, iftira ve yalan cinayet girişimidir. Bedellerini en ağır şekilde ödetmeliyiz.
Yaklaşın, çocuklarla ilgili çok acil ve tehlikeli bir şey öğrendim. Paylaşmak istiyorum:
Bir arkadaşım, çocuğunun okulda “Capybara” isimli şu sticker kitapçığının çok popüler olduğunu ve almak istediğini, bunun üzerine kapağındaki sevimliliğe bakarak aldığını belirtti. Buraya kadar her şey çok güzel. Ancak şans eseri içindeki stickerlere baktığında gözlerine inanamadığı bu şeylerle karşılaştığını belirterek bana aşağıdaki resimleri attı.
Doğrusu ilk bakışta herhangi bir sorun görmedim. Ancak arkadaşın uyarması ile ikinci resme dikkatle baktığımda, bir vombat’ın elindeki bıçakla diğer vombatı kesmeye çalıştığını farkettim. Resmen kan beynime sıçradı.
Çocuklarımız arasında artan şiddette bu tür subliminal yönlendirmelerin de etkisi olduğunu düşünüyorum.
Çocuklarımızı birer vahşi saldırgana çevirmek kimin ne işine yarar?
Çocuklarımıza yönelik yürütülen bu sinsice işlerde çalışan ve bilerek ya da bilmeyerek bu değirmene su taşıyan herkes bir an önce çok ciddi şekilde cezalandırılmalı ve çocuklarımıza yönelik her türlü ürün çok daha titizlikle gözden geçirilmeli.
Sağlam bir alıntı okudum az önce: “İnsanlar size iki durumda kötülük yaparlar. Bir, size zarar verebileceklerine inandıkları zaman. İki, sizin bu zarar karşısında onlara çok az şey yapabileceğinize inandıkları zaman.” Müthiş bir ifade. Bazen insanların size yönelik tek kötülük motivasyonu, sizi yanlış bir şekilde basit ve kolay biri sanmaları ve zamanı geldiğinde her şeyin faturasını çıkarıp ödetemeyecek olduğunuzu düşünmeleridir, yani sizi ve onlara kalıcı ve köklü bir karşılık yaratma kapasitenizi yanlış hesaplama hatasına sürüklenmeleridir. Oysa hiçbir haksızlık bedelsiz değildir. Hiçbir saygısızlık unutulmaz. Kapalı kapılar ardında anlaşarak yapılanların hiçbiri sonsuza dek gizli kalmaz. İnsanların başkalarına karşı bu denli üstünlükçü, cüretkar ve kibirli davranmaları; genellikle sağlam bir iradeyle karşılaşıp öz yıkıma sürüklenmeleriyle son bulur.
Buna katılmamak elde değil, sağlıklı yaşamak resmen sınıfsal bir duruma dönüştü. Sağlıklı yiyeceklere/besinlere ulaşmak ateş pahası.
Avokado öneriyorum, önerirken utanıyorum!
Balık yiyin diyorum, kilosu 1500TL çoğu insan nasıl yesin?
Salata desen, manavlar ateş pahası!
Fiyatlar öyle yüksek ki, ne yesin halk chia tohumu, avokado, et, tavuk, balık! Sağlıklı ne varsa ateş pahası, çok üzücü...
Kesinlikle öğretmenime katılıyorum. Öğretmenler, rehber öğretmen ve bir psikolog çocukta sorun olduğunda hem fikirse aile rızasına bakılmaksızın gerekirse zorla o çocuk tedavi ettirilmeli. Bu aptal ailelerin gereksiz gururundan bizim çocuk çok zeki bilmem ne saçmalıklarından illallah artık.
Müge Anlı gibi isimleri takip etmeyi bıraktığınız sürece hayata daha objektif, daha zekice bakarsınız arkadaşlar. Çünkü Müge Anlı gibi isimler ülkelerin içinde ki belirli kitleyi yönetiyorlar. Daha bir çok isim var böyle. Çünkü stratejik olarak bunu yapıyorlar ve o yüzden yüksek maaş, mükemmel ötesi konfora ve şatafata sahipler. Tüm ülkelerde böylesi kişiler, Dünya tarihi boyunca hep var olmuştur. Yeni veya bizlere özgü bir şey değil bu yani strateji. Bambaşka mükemmel ötesi bir stratejidir :) Hadi bunu görmezden gelip, yayında ki olaydan yola çıkarak; Madem yayınında ki insana böyle soru soruyorsun bizde sana soralım:
Polis'in, savcının veya dedektiflerin filan çözemediği olayları sen hangi güçle, hangi destekle nasıl ve ne gerekçeyle çözüyorsun? Sana bunu magazinleştirme iznini kim veriyor? Sana, bu olayları çözerken naklen yayın yapma iznini kim veriyor?Neden tüm sorunu olan insanlar yargıya, hukuka gitmiyorken sana geliyor? Sen kimsin? Seni bu kadar " Adalet Tanrıçası " konumuna getiren ilişki sosyologları, sosyal medya yönetimi uzmanları, medya uzmanları ve eğer " varsa " arkanda ki bürokratlar kim ve neden, hangi sebeple senin önünü açıyorlar?
Ben veya bir başkası da aynı içerikte program yapabilir mi? Yaparsa, seni yücelttikleri gibi bizi de yüceltip, önümüzü açarlar mı? :) Bize bunu açıkla bakalım Müge Anlı.
Konuşulacaklar:
-Her okula güvenlik görevlisi verelim.
-Her okula polis koyalım.
-Belli okullara X-Ray cihazları yerleştirelim.
vs vs. gibi palyatif ve geçici çözümler…
Herkes çocuğun çantasına koyduğu silahları niye kimse farketmedi diyor. Kimse elini taşın altına koyup bacak kadar bebe arkadaşlarının ve öğretmenlerinin üzerine 7 şarjör mermiyi boşaltacak kadar canavarlaşacak hale nasıl geldi, buna hangi psikolojik, sosyolojik unsurlar sebep oldu? demeyecek….
3 gün sonra ölen herkesin isminin bir okula verilmesi oy birliği ile kabul edilecek, 1 hafta sonra normal hayatımıza devam edeceğiz.
Katilin kısa vidyosuna bakarak “otizmli” olduğu çıkarımında bulunmuşsunuz ve okullarda kaynaştırma öğrencisi istemiyoruz diye her yere yazmışsınız. Kelimelerinize dikkat edin siz bu özel çocuklara böylesine pislik bir yakıştırma yapamazsınız, siz bu çocukların ailelerini üzemezsiniz, siz bu yaşamamış olmanın verdiği kibirle konuşursanız bir gün çok sert bir ilahi adalete toslar, söylediğiniz kelimeleri yutmak zorunda kalırsınız. Kısa vidyodan nasıl otizmle bağ kurdunuz, bir gün onların da bu tür eylemi yapabileceğini ima ederek kaynaştırma öğrencilerini ve ailelerini rencide edici konuşabiliyorsunuz.
Cidden yazık çok acımasızsınız, insan değilsiniz, zavallısınız.
O psikolojik eşiklerden biri bu mesela. Şu zımbırtılara dokununca ne olacağını, ne ceza alacağını bilen var mıydı? Yoktu. Herkes "elleyemeyiz" diye düşünüyordu ve ellemiyordu. Bu kadar.
Kimsenin, dokunsa ne olacağına dair bir öngörüsü de yoktu. Korku desen tam olarak büyük bir korku sebebi yoktu yani. Sadece "elleyemeyiz" düşüncesi vardı tüm çocuklarda. Kimse kimseyi neden yapmaması gerektiği konusunda eğitmiş ya da ikna etmiş filan da değildi. Görünmez bir engel, kaç nesli bu zımbırtılardan uzak tutmayı başarmıştı.
O görünmez engel -bence- okulun bir "kurum" olması idi her şeyiyle. Disiplin, ast-üst ilişkisi, devletin elinin varlığı, düzen, intizam... Dışarıdaki psikopatları okuldan uzak tutan da buydu. Yabancı kimse okula girmezdi. Güvenlik olduğundan mı? Hayır. Devletin eli orada olduğundan sadece. İçerde takım elbiseli adamlar, düzgün giyimli kadınlar, üniformalı çocuklar olduğundan.
Her şey için senelerce sürecek bir psikolojik çözümleme süreci ya da çok caydırıcı, ibretlik cezalar ve kanunda inanılmaz değişiklikler gerekmeyebilir yani.
Şımarttığınız öğrenci ve velinin sonucudur bu. Çocuğun yanlışını uyardığımızda “seni cimere şikayet ederim” diye bu olanakları sağladığınız insanların sonucudur bu. Öğretmenleri bastırıp öğrencileri allayıp pullayıp başımıza çıkardığınız sistemin sonucudur bu. #siverek
🚨 OKULLARDA DİSİPLİN ALARM VERİYOR!
Bir öğrenciyi kazanacağız diye
40 öğrenciyi kaybetmek istemiyoruz artık!
Disiplin sağlanamayan her ortamda
zarar sadece sınıfta kalmaz…
Topluma kadar uzanır.
Bugün görmezden gelinen her sorun,
yarının daha büyük problemlerine dönüşür.
⚠️ Disiplin edilemeyen her öğrenci,
mezun olduğunda toplum için risk hâline gelebilir.
📌 Bu yüzden;
Suç işleyenlere karşı caydırıcı ve net yaptırımlar şart!
❗ Eğitim sadece öğretmek değildir,
aynı zamanda sınır koymaktır.
Tıbbi cinsiyetçilik o kadar gerçek ki. Dün kız kardeşim adet sancısının her zamankinden daha yoğun olduğunu fark etti. Bu yüzden hastaneye gittik. Acil serviste, hafif karın ağrısı olan bir adama Percoset verildi ve hemen testleri laboratuvara gönderildi, doktor kız kardeşimi kontrol etmeye geldiğinde ise, “Bu sadece normal adet sancın ve belirtilerin” dedi, sonra ona İbuprofen verdi ve bizi eve gönderdi…. Bugün belirtileri kötüleşti, tekrar gittik ve tahmin edin ne oldu, yumurtalık kistiymiş!... Benim talebim üzerine ultrason yaptılar! .....Anlaşılan karın ağrısı olan bir adam onlar için daha ciddi ve Bir kadının ağrısı normalleştiriliyor sanki kadınlar acı çekmeye mahkum gibi!
Arkasından konuştuğunuz insanların hiçbir şeyden haberi olmadığını sanıyorsunuz ama gerçek hiç de öyle değil. İnsan sezgisi sizin sandığınızdan daha güçlüdür; bakışlardan, tavırlardan, eksilen samimiyetten her şeyi anlar. Siz kelimeleri gizlediğinizi düşünürsünüz, ama hisler saklanmaz. İnanın bana, çoğu zaman hepsini biliyorlar… sadece susmayı tercih ediyorlar. Çünkü bazı insanlar yüzleşmek yerine izlemeyi seçer. Kimin ne olduğunu, kimin ne kadar gerçek olduğunu görmek isterler. Ve unutmayın; sessiz kalan herkes zayıf değildir. Bazen en sessiz olan, en çok farkında olandır. Çünkü o kişi bir koyun değil, gerektiğinde dişlerini gösterecek bir kurttur. Ne zaman konuşacağını, ne zaman susacağını bilen biri… Ve o an konuştuğunuz her şeyin aslında çoktan fark edildiğini anlarsınız.
Murat Ülker, İngiltere'de ürettiği peynirli krakere %9 oranında peynir koyarken,
Türkiye'de ürettiği Çizi'de %0,2 yani sadece binde 2 peynir tozu bulunuyor!
Bu çifte standardı milyonlara duyuruyoruz: Gıda Dedektifi'ne işte bu yüzden düşmanlık yapıyorlar!
https://t.co/5ASM3InaGx
ABD Sağlık Bakanı Kennedy: 72 doz aşlardan sonra, Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu (DEHB), uyku bozuklukları, dil gecikmeleri, otizm spektrum bozukluğu (ASD), Tourette sendromu, tikler, narkolepsi." görülme sıklığında belirgin artış oldu
"Benim neslimde otizm her 10.000 çocuktan birinde görülürken, bugün her 34 çocuktan birinde görülüyor."
Günümüzde öğretmenlik ciddi bir dönüşüm yaşıyor. Eskiden 'öğretmek' eylemini gerçekleştiren bu meslek günümüzde artık entegresyon, oyalama, uyum sağlama, bakımını görme gibi süreçleri yönetmekten öte pek de bir şey yapamıyor.
Tüm bunların üstüne şımarık, ahlaksız ve gösteriş budalası velilerin eğitim sürecini lüks bir alışveriş ve ego tatmini olarak görmeleri sebebiyle, eğitimle ilgili gerçekçi çözümler üretmek de imkansız hale geliyor.
Herkesin çocuğu o kadar değerli ki, sanırsın her evde bir dâhi zuhur ediyor ve yeryüzü onun sayesinde aydınlanacak. Saçma sapan teorilerle ilgi çekmeye çalışan yeni nesil pedagogları televizyondan ve sosyal medyadan takip eden ne oldum delisi modern dönem cahili ebeveynler, eğitimi eğitimciye bırakmıyor, siparişler yağdırıp hem çocuğunu hem eğitim sistemini mahvediyor.
İdealist davranan öğretmenler birilerinin konforunu bozunca hemen Cimer'e, Meb'e şikayet ediliyor ve huzuru kaçırılıyor. Zaten ekmek derdinde olan öğretmen, başım ağrımasın diye, geleni gideni pışpışlıyor, suya sabuna dokunma cesareti gösteremiyor.
Eğitim sisteminde velinin, öğrencinin ve sistemin yanlışlarının katkısıyla, müfredatın işlenebilirliği ve genel öğrenci kitlesine aktarılabilirliği kalmamışken, mecburen müfredat hafifletilmesi gerekiyor, ama gerçek sorunlardan bihaber kendini akıllı sanan bazı kesimler de, bunu muhalefet yapmak için bir bahaneye çevirip, gerçek hiçbir soruna parmak basamadan yaygara yapmak gibi absürt bir yaklaşım sergiliyor.
Velhasıl, eğitim işi zor iş ve gittikçe içinden çıkılmaz bir hal alıyor...