Devlet içinde çeteleşme bu işte. Acı tarafı ise şu ana kadar öğrendiklerimizin sadece bir kısmı olması. Geriye dönük tüm karanlık dosyalar, cevapsız sorular yeniden açılmalı ve didik didik araştırılmalı. Kim bilir bu şerefsizlerin döneminde ne tür pislikler ve cinayetler işlendi.
Gülistan Doku’nun kaybolmasına ilişkin Erzurum Cumhuriyet Başsavcılığı’nın soruşturma dosyasına giren tespitler, Türkiye’nin yakın dönemde gördüğü en çarpıcı belgelerden biri olmaya aday.
Soruşturmada yer alan WhatsApp yazışmalarına göre, dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, kendisi hakkında eleştirel paylaşım yapan sosyal medya hesaplarının tespit edilmesi ve kapatılması için ihraç polis memuru Gökhan Ertok’a talimat veriyor.
Savcılığın tespitlerine göre Ertok, söz konusu hesap sahibinin adresini belirliyor, resmi kayıtlarda yer almayan bir şafak operasyonuyla kişinin evine gidildiğini bildiriyor ve ardından elleri arkadan kelepçeli, yüzü kanlar içinde yerde yatan bir kişinin fotoğrafını Sonel’e gönderiyor.
Aynı yazışmalarda, “Cep telefonunu kopyaladık”, “Ön ve arka kamerayı izleyebiliyoruz”, “Eve iki adet böcek yerleştirdik, bir süre takip edeceğiz” ifadeleri yer alıyor. Sonel’in bu mesaja verdiği yanıt ise yalnızca iki kelime: “Teşekkür ederim kardeşim.”
Dosyada bununla da sınırlı kalınmıyor. Farklı operasyonlar, para transferleri, yurtdışına gönderilen kişiler, yüksek miktarlı uyuşturucu ve mal varlığına ilişkin bilgiler ile bazı kamu görevlileri için referans taleplerini içeren yazışmalar da savcılığın tespitleri arasında bulunuyor.
Hukuk devleti, kamu gücünün kullanımı ve devlet içindeki yetki ilişkileri bakımından cevap verilmesi gereken çok ağır soruları gündeme taşıyor.
Herkes “Deniz Göktaş tutuklandı” yazdı geçti. Ama kimse ifadede Deniz’e neler sorulduğunu, Deniz’in ne cevaplar verdiğini söylemedi. İşin trajikomik tarafı tam da burada!
📍Özellikle ifadede olan çok komik 2 soruyu sizler için özetledim:
1– “S*ktiğimin dalgıçları” diyerek haşema giyen kadınları mı aşağıladın?
Cevap: Söylemin tamamını incelerseniz, haşema ile denize giren insanlara karşı ön yargılı olan insanları eleştiriyorum!
'S*ktiğimin dalgıçları' diyerek seyirciyi ters köşeye düşürüyorum, söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor.
Ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum!
2– “Canlı bombalardan korkuyorum ama en çok da oruç tutanlarından” söylemi ile ne kastettiniz?
Cevap: Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi; kelime oyunu amaçlıdır.
Ben oruç tutan insanlar uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım.”
— Düşünebiliyor musunuz bir komedyen, “neden şaka yaptın” diye suçlanarak şaka yaptığı için tutuklanarak cezaevine gönderildi!
Şaka yahu şaka!
@AliErkan1223626@gokhanozoguz Ulan alçak sen güner ümitin söylediği ahlaksız iftirayla mı kıyaslıyorsun beyinsiz. Deniz bu yüzden haklı, senin gibi zihniyeti bozukların gerçek yüzünü tekrar görmemizi sağladı.
@ceylan_peace Ölü Deniz’i izledim. Deniz aynayı suratımıza dayıyor resmen. Mizahı onları bu kadar rahatsız ediyorsa, sorun mizahta değil gerçeğin ta kendisinde.
Teşekkürler Deniz yalnız değilsin 👏
Tuncay sonel’in ayrıcalığı nedir? Gözaltına alınan diğer zanlılara kelepçe takılırken, bu cani neden elleri serbest halde adliyeye götürülüyor? Neden farklı muamele görüyor? Bunu halen koruyan kim?
#TuncaySonelTutuklansın#adalet#GülistanDokuNerede
Yer: Tunceli…
AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nda bir vali, aynı zamanda başmüfettiş…
İddiaya göre;
Milletin parasıyla yapılmış bir Gençlik Merkezi’nde oğluna “özel bir oda” tahsis ediyor.
Uyuşturucu kullanan oğlu, uyuşturucu kullanmayı reddeden Gülistan Doku’ya bu odada tecavüz ediyor.
Daha sonra Gülistan’ı Sarı Saltuk Viyadüğü yakınlarında, Uzi marka bir silahla kafasından vurarak öldürüyor ve Pertek ilçesine bağlı bir köyde gizlice gömüyor.
Valinin koruma polisi de katile yardımcı oluyor.
Bu korkunç cinayetin izlerini yok etmek için devletin tüm imkânları devreye sokuluyor.
Vali, aileyle görüşüp Gülistan’ın SIM kartını alıyor. Bir bilişimci polise SIM kartın şifresini kırdırıp tüm mesajları sildiriyor.
Cinayet delilleri yok edilirken 10 bin dolar harcanıyor; bu da valilik bütçesinden ödeniyor.
Gülistan’ın gömüldüğü yeri bilen vali, kolluk kuvvetlerini farklı bölgelere yönlendirerek aylarca yanlış yerlerde arama yaptırıyor.
Dönemin emniyet müdürü de tüm kamera ve istihbarat verileri elinde olmasına rağmen, aramanın doğru yerde değil, ısrarla baraj gölünde yapılmasını istiyor.
Gülistan’ın tecavüze uğradığına dair hastane kayıtları, hastane başhekimi tarafından siliniyor.
Ve bu doktora Sağlık Bakanlığı “Yılın Doktoru” ödülünü veriyor.
Vali de kendisini, yaptığı “başarılı hizmetlerden dolayı” İl Sağlık Müdürü olarak atıyor.
Bu arada Türkçe Olimpiyatları’na da katılan vali, “Gülüm Benim” şarkısını söyleyen Bangladeşli kıza övgüler yağdırıyor.
Valinin oğlu ise, babasının koruma polisiyle birlikte işlediği cinayetin devlet gücüyle örtülmesinin verdiği güvenle hayatına kaldığı yerden devam ediyor.
Altında BMW 420, lüks tatiller, eğlenceler ve uyuşturucu partileri…
Tunceli’ye kayyım belediye başkanı olarak da atanan vali, bir yandan da çok sayıda ihaleye imza atmaya devam ediyor.
Bu korkunç hikâye, aslında AKP’nin Türkiye Yüzyılı’nın bir özeti.
“Dicle’nin kıyısında bir kuzuyu kurt kapsa, ondan Ömer sorumludur” diyerek samimi insanların oyunu alıp iktidara gelenlerin inşa ettiği kokuşmuş, hatta topyekûn çürümüş düzenin küçük bir resmi…
Bu korkunç cinayetin üzerinin devlet gücüyle örtüldüğü yıllarda görev yapan Adalet Bakanları, İçişleri Bakanları, savcılar ve diğer tüm yetkililer bugüne kadar tek bir kelime etmediler.
Gülistan’ın ailesinin ahı arşa ulaştı, gözyaşları pınar oldu aktı.
Siz ey sorumlular, gece başınızı yastığa nasıl koyuyorsunuz?
Bir gün hesap vermeyeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Kızımız şuana kadar başta tecavüzcü katil mustafa türkay sonel olmak üzere onlarca kişiye başkaldırmış direnmiş bu ağın zincirini kırmasını canıyla ödemiştir Sayın Başsavcımız bu ağı ortaya çıkartmış şimdi beklentimiz Gülistanımızın mezar taşı ve katilerin ömür boyu ceza alması
Korkma artık GÜLİSTAN, sen direndin, onlara karşı çıktın Namusunu korumak için ölmeyi göze aldın, şimdi NAMUSUN TÜRKİYE'NİN namusu oldu. Tek başına TECAVÜZCÜYE ve koca bir suç şebekesine baş kaldırmışsın şimdi ülkenin kızı oldun. Onlar KORKSUN şimdi. Mezarını da bulacağız.