Ankara'da Binlerce Alperenle 23 Yıl Önce Çuval Olayını ve ABD Emperyalizmini Protesto Ettik
ABD ve işbirlikçiler protesto edilirken Protesto sırasında ABD bayrağını, ayrıca Barzani ve Talabani'nin fotoğraflarını yaktık.
AKP Hükûmeti, Türk askerinin başına kahpece geçirilen çuval olayı için, "Bu bir lokal meseledir, nota veremeyiz." açıklamasını yaptı.
BBP Genel Başkanı, şehit lider Muhsin Yazıcıoğlu ise şu ifadeleri kullandı:
"Çuvalın hesabı bin misliyle ABD emperyalizminden, ABD'li conilerden sorulmalıdır. ABD askerlerinin başına Süleymaniye ve Kerkük'te çuval geçirilmelidir."
"Çuval Olayı" planlı ve programlı bir operasyondur. Süleymaniye baskını, KYB lideri Celal Talabani'nin Bağdat'ta Amerikalılara verdiği bir bilgiyle başladı.
4 Temmuz 2003 günü saat 12.00'de, Kerkük yolu üzerinde bulunan 173. Hava İndirme Tugayı'ndan 13 araçlık ve yaklaşık 150 tam teçhizatlı Amerikan askeri, Türk karşıtı olarak bilinen Albay William Mayville komutasında Süleymaniye'ye hareket etti.
Saat 13.00 sularında konvoyun başındaki Amerikalı Albay'ın "Silahlarınızı teslim edin." emri, iki katlı binanın bulunduğu bölgede yankılandı. O sırada Türk irtibat timindeki 11 subay ve astsubay ile misafirleri öğle yemeğinden yeni kalkmıştı. Askerlerimiz hiç beklemedikleri bir tavırla karşı karşıya kaldılar. ABD askerleri konuşmaya değil, baskın yapmaya gelmişti.
Amerikan askerleri ve peşmergeler binaya ateş açtı, gaz bombaları kullandı ve karargâhın kapılarını kırarak içeri girdi. Subaylarımız ve misafirler ABD askerleri tarafından yere yatırıldı.
Özel Kuvvetler Komutanı'nın odasında bulunan Türk bayrağı ABD askerleri tarafından yırtıldı. Elleri arkadan kelepçelenen askerlerimize terörist muamelesi yapıldı. Kimlik tespitinin ardından Türk irtibat bürosunda bulunan silahlar, teçhizatlar, evraklar ve çok gizli dokümanlar Amerikan araçlarına yüklendi.
Türk irtibat bürosundaki 11 subay ve astsubayın yanı sıra iki Türk iş insanı, tercümanlar ve hizmetliler de REO tipi kamyonlara bindirildi. Sırt sırta oturtulan grubun başına Amerikan askerleri tarafından çuval geçirildi.
Türk düşmanı Mayville'nin emrindeki Amerikan askerleri, Türk askerlerinin başına çuval geçirdikten sonra onları Süleymaniye sokaklarında dolaştırdı. Ardından peşmergelerin refakatinde Kerkük'teki karargâha götürerek sorguya aldı. Baskın konvoyu, 8 kamyon ve 5 Hummer'dan oluşan toplam 13 araçla, ABD'nin karargâh olarak kullandığı Kerkük Havaalanı'na ulaştı.
5 Temmuz'da Kerkük Havaalanı'nda sorgulanan Türk askerleri daha sonra helikopterlerle Bağdat'a götürüldü.
Çuval hadisesinin ardından, 12 Temmuz 2003 tarihinde BBP Ankara İl Başkanlığı tarafından "Musul-Kerkük Meselesi" konulu bir program düzenlendi. Programa binlerce kişi katıldı.
Program öncesinde Alperen Gençlik, ABD, İsrail ve İngiltere bayraklarını; ayrıca Türk karşıtı olarak gördükleri Barzani ve Talabani'nin fotoğraflarını yaktı.
Alperen Gençlik ve vatandaşlar, Türk askerinin başına çuval geçiren ABD'yi ve Amerikan askerlerini protesto etti. Gösterilerde;
•"Kahrolsun Amerikan Emperyalizmi!"
•"Kahrolsun Barzani, Talabani!"
•"Kerkük Türk'tür, Türk Kalacak!"
sloganları atıldı.
Toplantının konuşmacıları, Irak Türkmen Cephesi Daimî Delegesi ve Türkmen Meclisi Üyesi olan, o dönem Doç. Dr. unvanını taşıyan merhum Ekrem Pamukçu ile bendim.
Oturum başkanlığını ise 1980 öncesinin ülkücü gençlik liderlerinden, tavizsiz Türk milliyetçisi dava adamı merhum Prof. Dr. Turan Güven yaptı.
Büyük Birlik Partisi (BBP), Türk askerlerinin başına çuval geçirilmesinin yıl dönümü dolayısıyla 4 Temmuz 2006 tarihinde Ankara'da "Çuvallatan İktidar" konulu bir panel düzenledi.
Birlik Akademisi tarafından organize edilen panelde genel değerlendirmeyi yapan Muhsin Yazıcıoğlu konuşmasına şunları söyledi:
"4 Temmuz kara bir gündür ve unutulmayacaktır. Çuvalın hesabı ABD'den sorulmalıdır."
@hakkioznur_uh Ülkücü Hareket'in tarihini yazan Hakkı Öznur amca, Kadir İnanır'ın seksen öncesi ve seksen sonrası ideolojik, politik duruşunu ortaya koyan değerli bir yazı kaleme almış. Teröristlere ve teröristlere destek olanlara sahip çıkan kim varsa onlara iştirak etme gafletine düşmektedir
Bu ülkede parası olmayanın sesi de yok. Ne kadar zeki olursan ol, cebin boşsa kimse seni dinlemiyor. Aile de akraba da çoğu zaman menfaatin kadar yanında. O yüzden kalk, çalış, diren. Çünkü dünya fakire karşı acımasız.
Ulan hadsiz köpek!
Sen o pis, iğrenç ağzınla Yüce Allah’a, Peygamberimize (sav), Kur’an-ı Kerim’e ve bütün müminlere hakaret etmeye nasıl cüret edersin?
Yalancı, riyakâr, imansız, terbiyesiz köpek! Sen yeni Selman Rüşdi’misin?
Bu milletin inancına, Peygamberinin hatırasına, Allah’ın kitabına saldıran senin gibi inanç düşmanı soytarılara bu ülkede hâlâ rahat rahat konuşma imkânı verilmesi bile başlı başına bir skandaldır.
Alperenler olarak bu tür hadsizliklere, din düşmanlığına ve ahlaksızlığa karşı en ağır şekilde tavır alıyoruz. Bu komedyen geçinen şarlatana gereken hukuki, siyasi ve toplumsal dersi vereceğiz. Savcılıklara suç duyurularımız olacak.
Bu milletin evlatları, ecdadının kanıyla, inancıyla yoğrulmuş bu topraklarda Allah’a ve Peygamberine hakaret edilmesine asla izin vermeyecektir.
Ulan utanmaz, imansız herif! Allah’ın ve Resulünün laneti senin ve senin gibi düşünenlerin üzerine olsun. Bu densizliğe, bu dinsizliğe geçit yok!
@aliparl74034683@hakkioznur_uh Hakkı Başkan Alparslan Türkeş'in rahle-i tedrisatından geçmiş, bu dava için emek vermiş, bedel ödemiş, Muhsin Başkan'ın yol ve dava arkadaşı olan bir ülkücü. Merhum Türkeş Bey'in vasiyeti olarak Ülkücü Hareket'in tarihini yazmıştır. Siz ne yaptınız hareket için?
@aliparl74034683@hakkioznur_uh Ülkücü Hareket'in tarihi yazan Hakkı Öznur ağabey partiler üstü bir duruşla, Muhsini tavıra ve Başbuğ Türkeş'in çizgisine uygun olan tavrı göstermektedir. Bu etkinliğe birçok farklı STK siyasi parti ve bağımsız katılan kişiler bulunmaktadır. Mitingin muhtevasına bakın.
@ertugrul_dagli@hakkioznur_uh Ülkücü Hareket'in tarihi yazan Hakkı Öznur ağabey partiler üstü bir duruşla, Muhsini tavıra ve Başbuğ Türkeş'in çizgisine uygun olan tavrı göstermektedir. Bu etkinliğe birçok farklı STK siyasi parti ve bağımsız katılan kişiler bulunmaktadır. Mitingin muhtevasına bakın.
@yusufkurt59@hakkioznur_uh Ülkücü Hareket'in tarihi yazan Hakkı Öznur ağabey partiler üstü bir duruşla, Muhsini tavıra ve Başbuğ Türkeş'in çizgisine uygun olan tavrı göstermektedir. Bu etkinliğe birçok farklı STK siyasi parti ve bağımsız katılan kişiler bulunmaktadır. Mitingin muhtevasına bakın.
ÜLKÜCÜLERİN YOLU CENNET GENÇLERİNİN SERDARI HZ. HÜSEYİN’İN YOLUDUR
"Şehrullahi'l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah'ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlâhî bereket ve feyzin, Rabbanî ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır. Muharrem, Cenab-ı Hakk'ın ayıdır. Muharrem bütün Müslümanların ortak değeridir. Muharrem ayının onuncu günü olan "Aşûre günü" de çok önemli ve bereketli bir gündür. Muharrem ayının 10. günü, oldukça önemli bir gün…
Muharrem kutlu ayların en kutlusu, hüzünlü günlerin en hazinidir.
Muharrem ayının onuncu günü, aynı zamanda Peygamber Efendimizin çok sevdiği torunlarından Hz. Hüseyin ve beraberindeki sadık yol arkadaşlarının siyasi ihtiraslar uğruna Kerbela'da acımasızca şehit edilmesinin seneidevriyesidir. Muharrem ayı; Peygamber Efendimizin ciğerparesi, Ehl-i Beyt’inin güzide mensubu ve cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin’in ve arkadaşlarının şehadet hüznünü taşır.
Hicri 61 yılının 10 Muharrem gününde Hz. Peygamberimizin reyhan çiçeği, sevgili torunu Hz. Hüseyin ve çoğu Ehl-i Beyt’ten 72 mümin işkencelere maruz kaldı ve şehit edildi. Şehadetlerinin 1387. sene-i devriyesinde Serdar-ı Şehidan, Şah-ı Kerbela Hazreti Hüseyin Efendimiz'i ve 70'i aşkın yol arkadaşını rahmetle, hürmetle yâd ediyorum.
Muharrem bize hem Aşure orucunu hatırlatıyor hem de Hazreti Hüseyin'in şehadetini.
Her 10 Muharrem, mümin gönüllerde bir hüzün ve bir öfke patlamasına yol açar. Zira bugün cennet gençlerinin efendisi Hz. Hüseyin Efendimiz ve diğer Ehl-i Beyt mensuplarının Kerbela çölünde (10 Muharrem Cuma 61 / 10 Ekim 680) şehit edildikleri gündür. 1387 yıldır, İslam dünyasında gözyaşları sel oluyor!
Hz. Hüseyin Efendimiz; İslam’ın yolunda güzel bir hayatın, yüce bir ahlakın, asil ve izzetli bir duruşun, dik duruşun mümtaz temsilcisidir. Hazreti Hüseyin rehberdir, model şahsiyettir. Hazreti Peygamber’in ruhunu taşır, emanetini taşır, Kur’an ahlakını taşır. Hüseyni sevda; tevhittir, ahlaktır, adalettir.
Hz. Hüseyin ve arkadaşlarının uğruna can verdikleri yol, Hz. Muhammed Mustafa'nın yoludur. Kerbelâ, haksızlık karşısında direnmenin adıdır. Zalimlere direnmeyip boyun eğenler her daim zilleti yaşamaya mahkûm olmuşlardır. Zulme, kötülüğe ve kötü olana karşı direnmeyi, hak ve adalet uğrunda şehit olmayı Müslümanlar Hz. Hüseyin’den öğrenmişlerdir.
Hz. Hüseyin; mukaddes İslam dini zalimlerin zulüm saltanatına kılıf olmasın, zulümlerine kalkan olmasın diye şehit düşmüştür. Hz. Hüseyin, hak ve adaletle özdeşleşmiş, haksızlığa ve zulme karşı çıkışın sembolü olmuştur. Hz. Hüseyin’in şehadetinin 1387’nci yıldönümü bir kez daha bize göstermiştir ki zulme boyun eğmeyenler tarih boyunca izzetli ve onurlu bir hayat sürdürmüşken, zulmeden ve zulme boyun eğenler ise bu şereften yoksun kalmışlardır.
Hz. Ali - Muaviye, Hz. Hüseyin - Yezid ayrışması bugün de var. Her zamanın bir Hüseyin'i olduğu gibi Yezid'leri de var olagelmiştir. Firavunların, Nemrutların, Yezidlerin peşinden gidenlerin sonları tarihin karanlıklarıdır; onlar ebediyen kaybetmişlerdir. Biz Hüseyni bir yolun yolcularıyız. Hüseynî olmak, korkmadan ve yılmadan zulme karşı koymaktır.
Kur'an ahlakıyla ahlaklanmış, Hüseyni ruh ve şuura sahip, Hz. Hüseyin'in dik duruşunu ve cesaretini kendine örnek almış olan Ülkücüler / Alperenler çağa mührünü vuracaktır.
Ülkücülük, Yezidlere karşı Hüseyni duruş sergilemektir. Her devrin Yezidleri, her çağın Hüseyinleri var. Bu çağın Hüseyinleri Alperenlerdir /Ülkücülerdir.
Muharrem ayı ile Aşure Günü'nün milletimiz ve tüm İslam âlemi için hayırlara vesile olmasını diliyorum.
ABD, AB VE İSRAİL UŞAĞI DEM TARAFINDAN DÜZENLENEN BÖLÜCÜLÜK MİTİNGLERİ YASAKLANMALIDIR…
Ülkemizi 12 Eylül 1980 öncesine çevirmek istiyorlar. Stratejik maşa PKK meşrulaştırılmaya çalışılıyor. 48 yıldır toplumsal barışa ve kardeşliğe kurşun sıkan terör örgütü PKK, yeni stratejisiyle siyasi parti olarak legalleşmek istiyor. Stratejik maşa PKK, amaç ve iddialarından vazgeçmemiştir.
Terör örgütü yapısını dağıtmadığı gibi yeniden yapılanıyor. Küresel bir plan dahilinde Türkiye Cumhuriyeti’nin “ulus-devlet” yapısı sorgulanıyor ve feshedilmesi isteniyor.
1’nci ihanet sürecinde şunlar yapılmıştı:
21 Mart 2013: Diyarbakır’da resmen “çözüm süreci” dedikleri PKK açılımı başlatıldı. Terörist başı Öcalan’ın mesajı okutturuldu.
21 Mart 2014: Terörist başı Öcalan’ın Nevruz mesajı okutturuldu.
21 Mart 2015: Öcalan’ın üçüncü Nevruz mesajı, yine onaylı okutturuldu.
2011–2015 arası: 4000’den fazla çocuk PKK tarafından zorla dağa kaçırılmıştır.
2015–2016 sürecinde: Hendeklerin önünde “Keleştir silahımız, Nevruzdur bayrağımız. PKK’dır partimiz, TC’dir rakibimiz” denilerek devlete meydan okunmuştur.
Dünyanın en kanlı sivil katliamlarını yapan terör örgütüne “Çiçek Çocukları” muamelesi yapıldı. Apo itini “Barış Meleği”, Zerdüşt PKK’yı “Barışsever”, teröristleri de “Çiçek Çocukları” gibi göstermeye çalışmışlardır. Cinayet şebekesi, bebek katili PKK terör örgütünü özgürlükçü ve barış yanlısı bir STK gibi göstermeye kalkarak algı operasyonu yapmışlar ve terör örgütünü meşrulaştırmaya çalışmışlardır.
O dönem bölgede valiler, kaymakamlar terör örgütü PKK/KCK’ya dokunamadılar.
2’nci ihanet sürecinde de bölücülük hız kesmeden devam ediyor.
DEM Parti’nin grup toplantısında eli kanlı bölücü terör örgütü PKK’nın bebek katili elebaşı Öcalan için “Biji Serok Apo!” sloganları atılmıştır. Bölücülük her alanda karşımıza çıkıyor. Cinayet şebekesi PKK terör örgütünün lideri Abdullah Öcalan’a “özgürlük” talebiyle ABD/NATO uşağı, İsrail beslemesi DEM öncülüğünde, 27-28 Haziran tarihlerinde Diyarbakır, İstanbul, Mersin ve Van’da miting yapılacak.
Türkiye’nin birlik ve beraberliğini hedef alan; toplumda kamplaşmayı, kutuplaşmayı, cepheleşmeyi artıran; milli güvenliğimizi hedef alan bu provokatif mitingler İçişleri Bakanlığımız tarafından derhal yasaklanmalıdır. Kandil talimatlı DEM mitingleri, bölücülüğü meşrulaştırmaya yönelik tehlikeli provokasyonlardır.
1977-2025 arası, 48 yıl boyunca stratejik maşa PKK terör örgütü tarafından 12 binden fazla vatan evladı hain pusularda, tuzaklarda, saldırılarda şehit düşmüştür. 1984’ten günümüze 500 köy basan, katliamlar yapan, 400 civarında karakolumuzu basan; dağda, kırsalda, metropolde binlerce askerimizi, polisimizi şehit eden örgüt; 1500 civarındaki bebeği, çocuğu ve binlerce sivil, masum insanı katletti.
1985 yılında terörle mücadele amacıyla kurulan Güvenlik Koruculuğu sistemi kapsamında, Türkiye genelinde yaklaşık 60 bin aktif görevli, 30 bin emekli ve 17 bin gönüllü korucu bulunuyor. Sistemin kurulduğu tarihten bu yana 2 bin 500 korucu şehit olurken 3 bin korucu da gazi unvanı aldı. Yüzlerce korucu ailesine mensup sivil insan, terör örgütü tarafından katledildi.
Birinci ihanet süreci gibi (2009-2015) İkinci ihanet süreci de (22 Ekim 2024'ten beri devam ediyor) Türkiye Cumhuriyeti’nin birliğini ve beraberliğini hedef almıştır.
2006-2026 arası devam eden “Kürt açılımı”, “Dersim açılımı”, “Ermeni açılımı”, “Barzani açılımı”, “PKK açılımı”, “Öcalan açılımı” ihanet açılımlarıdır.
#DEMKapatılmalıdır
#27HaziranTandoğan
#BayrakAçıyorum