cbt odaklı çalışmaların teorileri çok hızlı şekilde eskir, yanlışlanır, güncellenir, gelişir. oysa siz her aşamasında kanıta dayalı kabul edip uygulamış, eğitim olarak satmış, ticarete dökebilmişsiniz.
Hakan Bey, cbt odaklı yaklaşımların tarihsel gelişim süreci düşünüldüğünde her aşamada güncel verilerle beraber kendisini revize eden teorileri hangi aşamasında "evet bu kanıta dayalı" diyerek kabul edip uygulamaya başladınız?
Psikanalitik kuramların 0–4 yaş çocuk psikolojisine ilişkin varsayımları çok fazla öne çıkıp aktarılmakla beraber bunların önemli bir kısmı günümüz bilimsel ölçütleriyle doğrulanmış değildir. Güncel gelişim psikolojisi, gelişimsel bilişsel sinirbilim, bağlanma ve bebek araştırmaları erken çocukluk hakkında çok daha güvenilir ve deneysel bilgiler verir.
teorisiyle alenen çelişse de uygulama şekli etkililikte iki zamansal noktada da anlamlı istatistik sunar, sahiden teorinin doğruluğuna bir bilim insanı olarak mevcut sınırlılıklarda güvenmeyi seçtiğiniz için mi "inandınız"? ++
sinemayı kurtarma maskesini azcık yana kaydırsan altından filmin "tamamını" dikizlemek istiyorsan daha çok para ver çıkıyor ama niyeyse özel hissedecek bir şey bulmakta yarışmaya devam ediyoruz, tabii yine, benim için üretilme ayrıcalığı koltuğuna da para verdirtiyor
enteresan bir farkındalık bence. "kendisi için yapılmış" olana dair talebin kökeninin ne gibi şeyler olabileceğini sorgulamadan sınırsız sayıda "benim için x şey" bulunabilir aslında, biraz kafa yorunca "niye senin için"in anlamı da kolayca düşmesine rağmen
sinemada odyssey'i izlerken şunu farkettim:
bu filmde en ufak bir ai katkısı yok. görsel efektler insan yapımı. müzik insan yapımı. diyaloglar insan yapımı. kıyafetler, giysiler her şey insan yapımı.
izlerken kendimi garip şekilde ayrıcalıklı hissettim
çünkü bana "insanların" gerçekten zamanını ve emeğini harcayıp benim için bir şey ürettiğini hissettirdi. hatta verdiğim bilet parası helal hoş olsun dedim kendi kendime
her gün yüzlerce ai içeriğe maruz kaldıktan sonra tamamen insan eliyle yapılmış bir şeyi tüketmeye hasret kaldığımı fark ettim
"insan yapımı" başlı başına bi "lüks" olma yolunda ilerliyor gibi
bu arada film de inanılmaz bence başyapıt. imdb top10a girse şaşırmam
Karatepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’ndan herkese selamlar. Merak eden varsa içten bir şekilde söylüyorum, keyfim yerinde. İlerleyen günlerde façayı bozmamak için iyi hissetmiyorken “iyiyim” diyebilirim. O durumda bir yerlere göz kırpma emojisi koyarım.
Birçok açıdan nostaljik bir deneyim oluyor. Yıllar sonra televizyon izliyorum ve alaturka tuvalet kullanıyorum. Üstüne bir de Dünya Kupası eklenince 2002 yılında maça yetişmek için okuldan eve koşan Çocuk Deniz’e döndüm ama şişman Ronaldo’suz aynı keyfi vermiyor. Bu arada reklamlar iyice sıkıntı olmuş. Kantinden AdBlock istemek için dilekçe yazmayı düşündürdü. Sürekli meşrubat içen Boran Kuzum ve Feyyaz’ı görüyorum. Umarım müstakil bir ev alacak kadar iyi bir kaşeye anlaşmışlardır. Yoksa çekilecek çile değil. Nihat Kahveci’ninkini ev de kurtarmaz. “Kuşkaş ne topçuydu be!” Bir de yağcılık gibi olacak ama TRT 2 çok iyiymiş. İlaçlarıma henüz ulaşamamışken Kiarostami’nin Kirazın Tadı antidepresan gibi imdadıma yetişti yine. Yemekler ODTÜ yemekhanesiyle aynı. Dışarıdayken günde 1,5 öğün yiyordum, burada 3 öğün yiyorum vakit geçsin diye. Diş fırçalama işini de günde ikiye çıkardım, yine vakit geçsin diye. Alaturka tuvalet de daha sağlıklı diye duymuştum. Öyle değilse bile buradan çıkana kadar söylemeyin, motive kakalarımın tadı kaçmasın.
Bildiğiniz gibi kendi isteğimle dönüp teslim olmama rağmen ters kelepçe yapmak istediler. Rızam olmadığını söyledim. Zor kullanarak yaptılar. Şanlı direnişim yaklaşık 4 saniye sürdü. Polisler 2 katım n’apayım? Sonra emniyette birisi, “ya aslında sosyal medyaya içerik üretmek için” demiş olmalı ki; restoranda tam yemek yiyecekken “arkadaşlar bir saniye bozmayın” deyip masanın fotoğrafını çeken influencer tatsızlığında, ters kelepçeli videolarım çekildi; önden, arkadan, yandan. Hepsinde bir şekilde kameramanı bulup sırıttığım için uzak-arka açıyı yayınlayabilmişler.
Yapıcı bir eleştiri: Vatan Emniyet binası dökülüyor. Çalışanlar sıcaktan baygınlık geçiriyordu. Osmanlı’dan kalma klimalar var ve onlar da çalıştırılmıyor. Sadece amirlerin odasında son model klima var. Bu memurlar sırf siz istiyorsunuz diye kendilerine hiçbir zararı olmayan ve hatta belki sempati duydukları insanlara kötü polis rolü yapıyorlar. Duygusal yükü ağır olmalı; müstakil ev verseler yapmam. Bari bir klima alın. Yeri gelmişken söylemeden geçemeyeceğim, bu iki günlük kısa mesaim gösterdi ki Behzat Ç. ve Bir Zamanlar Anadolu’da kurmaca değil belgeselmiş, bütün diyaloglar ve karakterler birebir gerçekmiş.
Uçağa binmeden önce internetteki son dakikalarımda gördüğüm son şey “ailesinin gözüne girmek için kendini yakıyor, yazık!” tarzı yüzeysel psikolojik analizlerdi. Annemin Airbnb’de biblo kırdığı için ağıt yakması ve babamın gerçekten iyi bir baba olması dışında bütün anlattıklarım kurmacadır. Şaka yazabilmek için uydurduğum hayali çatışmalardır. Kişi ve kurumlar gerçek değildir. Mizahi bir yaklaşımdır. Pardon, mahkeme diline alıştım; siz bari şaka açıklattırmayın.
Kendimi bildim bileli hiçbir konuda baskı yapmamış, bana dair beklentiye girmemiş, çöp adam bile çizsem duvara asmış can dostlarımdır ikisi de. Her anne-baba kadar korumacı ve kaygılıdırlar. 2023’teki ilk Harbiye gösterimden sonra bile “Psikolog olsan keşke, boş vakitlerinde stand-up yaparsın” seviyesinde klişe; “yurtdışında İngilizce yapsan olmuyor mu?” diyecek kadar oğullarını gözlerinde büyütmüş insanlardır. Hemfikir olmasalar da bütün saçma kararlarımın arkasında durdular, bu gösteride de öyle olduğunu biliyorum, huzurlarınızda ikisini de öpüyorum.
Bu gösteriyi ne bir karşılık umarak ne de bir an bile cesur hissederek yayınladım. 7 yıl boyunca muhteşem bir hayat yaşadım. 25 yaşıma kadar içedönük, ölümüne karamsar, her şeyden şikâyet eden bir insan olarak; hobi seviyesinde yirmi seyirciye stand-up yapsam yeterince mutlu olacakken yüzlerce gösteride binlerce insanla beraber güldüm, yüzlerce yeni arkadaşım oldu, çok kalabalık ve sevgi dolu hissettim. Üstüne ihtiyacımın çok üstünde para kazandım.
Gencecik insanlar üniversiteleri korumak için, birçok konuda aynı düşünmedikleri belediye başkanlarına haksızlık yapıldı diye başlarına bu kadar bela alırken, “politik mizah” yaptığını iddia eden biri olarak en zararsız cümleleri bile ‘ama bunu yanlış anlarlar mı?’, ‘burayı manipüle edip sana saldırırlar mı?’ kaygılarıyla silmekten, etrafından dolanmaktan sıkıldım. O kadar sıkıldım ki, sıkıntım hayli yüksek olan korkumu aştı.
Gözaltı gecesi uyuşturucu testi sonrası götürüldüğüm hastanede beni görünce heyecanla el sallayan yetmiş yaşında teyze ise, kişisel sıkıntımı hayalimin ötesinde bir memnuniyete dönüştürdü. “Halk beni anlamadı ve başıma işler geldi” diye beklerken, “Halk beni anladı ve başıma işler geldi” oldu. WIN-WIN.
Temel seviyede Türkçe bilen, gösteriyi sahiplenen ve dayanışma gösteren herkese sevgiler. Gündemi salıyorum, kararlıyım bu sefer Moby Dick’i bitireceğim. Size dışarıda kolaylıklar.
Dün sabah gözümdeki enfeksiyon nedeniyle acilen doktora görünmem gerekti. Beyoğlu'ndaydım ve AI'e sorduğumda Bahçelievler'deki bir özel hastaneyi önerdi. Oysa Galata Kulesinin hemen dibinde, 500 metre ötemde SGK'nın hastanesi vardı ve acil servisi 24 saat faaliyetteydi +
kadının kişi olarak varlığının yok sayıldığı bu dönemde bir ana ve çocuğunun ölümünü psikiyatrikleştiren biri;
ya kendiyle ilgili bir ruhsal meselesi vardır, olaya aktarıyordur,
ya mesleğini yaşamda hegemonya kurmak için istismar ediyordur,
ya da görevlidir ‘işini’ yapıyordur.
İçten bir teşekküre verilen tepki, kişilik yapısına dair bir gösterge: Birey teşekkürü kibir ya da sahte tevazu ile karşılıyorsa büyüklenmeci narsisistik; utanç ya da şaşkınlıkla karşılıyorsa çekingen, bağımlı; tiksinti ile karşılıyorsa antisosyal; şüpheyle karşılıyorsa paranoid; kendini değersizleştirme ile karşılıyorsa örtük narsisistik; teşekkürden etkilenmiyorsa şizoid, otistik, obsesif yapı ya da savunmalar söz konusu olabilir. Teşekküre verilebilecek en olgun tepki, şükran duygusu ve karşı teşekkür. Birbirinin varlığına karşılık verebilmenin göstergesi.
Akademik psikolojide öyle bir antientelektüalizm hâkim ki, ana akım (Amerikan) yaklaşım dışındaki her şey ya ideoloji ya safsata ya da felsefe diye dışlanır
Psikoloji tarihi derslerinde bile bu kopuş, bilimselleşme başarısı gibi sunulur
Ezbere istatistik becerisi yeterlidir
Fine French philosopher, mystic, political activists do psychoanalysis
“To love purely is to consent to distance, it is to adore the distance between ourselves and that which we love.”
Simone Weil, Gravity and Grace, 1947
yıl olmuş 2025,dünyanın en iyi psikoloji bölümleride bir hafta derslere girin, neoliberalizmin nasıl doğallaştırıldığını görürsünüz
diyeceğim ama çoğu ikna olmaya baştan teşne
çünkü bilim yani sayılar veri filan
bi'de zaten öyle formatlandığını anlamayacak kadar gömülü sisteme
Bilim evrendeki kaos içinde bazen belli düzenlilikler kurgular ve bunları matematik diliyle ifade eder.
Öte yandan günümüzde yanlış anlaşılan başka bir mesele de doğa olguları ile ''kuramların'' birbirine karıştırılmasıdır. Örneğin kütleçekim bir doğa olgusudur ama +