GEZİ’de mesele nasıl sadece ağaçlar değildiyse, doğrudan Recep Tayyip Erdoğan’a karşı Türkiye çapında başlatılan bu ikinci büyük isyan dalgasında da mesele sadece Ekrem İmamoğlu’nun diplomasının iptali veya 90 kişiyle birlikte göz altına alınması değildir.
Mesele sistem haline getirilmiş adaletsizliktir, hukukun araçsallaştırılması, biat etmeyene düşman hukuku uygulanması, kuralsızlık, yolsuzluk, kayırmacılık, nepotizm, zorbalık, keyfilik ve hesap vermezliktir.
Mesele öğrencisinden emeklisine, işçisinden memuruna halk açlık, yoksulluk, fakirlik, sağlıksız beslenme ve sağlıksız yaşam koşulları, işsizlik, çaresizlik ve kendisi ve ailesi için devasa bir gelecek kaygısı içinde perişan halde hayatta kalmaya çalışırken, iktidar mensuplarının ve yandaşlarının aşırı zenginleşmesi, çakarlı araçlar ve korumalarla, kaynağı belirsiz paralarla ultra lüks hayatlar yaşamalarıdır.
Mesele ehliyetsizlikten, liyakatsizlikten, denetimsizlikten Soma’da madende, Çorlu’da trende, Bozkurt’ta selde, Kartalkaya’da tatilde bir tek kişinin bile ölmemesi gereken yerlerde yüzlerce insanımızın ölmesidir.
Mesele durdurulamayan kadın cinayetleridir, iş kazalarında %90’dan fazlası önlenebilir sebeplerle meydana gelen ölümlerdir.
Mesele 6 Şubat depremlerinde, dışarı kaçabilmiş insanlar sokakta dehşet içinde kar, kış, yağmur, çamur altında, eksi derecelerde hayatta kalmaya çalışırken, 140 yıllık şanlı Kızılay’ın başkanının, depolarında bir alıcı çıkana kadar beklettiği çadırları satmasıdır, enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanlarımızın, başında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin olduğu işe yaradığı tecrübeyle sabit afetlerle mücadele sistemimiz yok edildiği için pisi pisine ölmesidir.
Mesele dinciliktir, Allah ile aldatmak, Kuran ile aldatmak, yaşam tarzı dayatması, özgürlüklerin kısıtlanması, çocukların zorla imam hatiplere yollanması, Türkiye’nin Araplaştırılması, camiye de, kışlaya da, her yere de siyasetin sokulmasıdır.
Mesele emperyalizmin Türk’e en büyük tuzağı, Ilımlı İslam diye hayatımıza soktuğu ve iktidar güçlendikçe Radikal İslam’a dönüşen Siyasal (CIA’SAL) İslam’dır ve onun iktidardaki elemanlarıdır.
Mesele bölücülüktür, bebek katili terör örgütünü muhatap almak, pazarlık etmek, 50.000 kişinin katili, ağırlaştırılmış müebbet cezasını çeken Teröristbaşı’nı TBMM’nde konuşturmaya çalışmak, Anayasa’nın değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk 4 maddesine saldırmak, Anayasa’dan Türk’ü çıkarmaya çalışmak, Türk milletini var eden 30 küsur etnisiteden sadece birinin dili olan Kürtçeyi resmi dil yapmaya çalışmak, hepimizi bu ülkenin eşit, özgür ve egemen sahibi kılan Türk milleti tanımını ırkçılaştırmaktır.
Mesele bedeli Atalarımızın kanlarıyla ödenmiş büyük Türk milletinin biricik vatanına milyonlarca ne idüğü belirsiz Suriyelinin, Arap’ın, Afgan’ın, Pakistanlının, Afrikalının, bilmem nerelinin ortak edilmesi, yüz binlercesine yasa dışı Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilmesidir.
Mesele Hudut Namustur diyerek binlerce şehit vermişken, kevgire döndürülen sınırlarımızdan önüne gelenin vatanımıza sokuşturulmasıdır, Ege’deki 20 Adamızın ve 2 Kayalığımızın Yunanistan’a terk edilmesi, diğer Yunan Adalarıyla birlikte bize karşı yasa dışı silahlandırılmasına göz yumulması ve egemenlik haklarımızdan tavizler verilmesidir.
Mesele madenlerimizin, ormanlarımızın, zeytinliklerimizin, SİT alanlarımızın, kıyılarımızın, doğal güzelliklerimizin ve her şeyimizin yağmalanmasıdır.
Mesele bütün sınav sorularının çalınması ve yandaşlara dağıtılmasıdır, Hakimlik Sınavında biri rekor kırarak iki kere birinci, bir kere sekizinci olan adayın her mülakatta ısrarla elenmesidir, mülakatı kaldıracağız sözü verdikleri halde asla yapmamalarıdır, Türk milletini cahil bırakmak için milli eğitimin sistematik olarak niteliksizleştirilmesidir.
Mesele Büyük Kurtarıcı ve Büyük Kurucu Atatürk’e düşmanlıktır, Cumhuriyet’e ve Cumhuriyet’in kazanımlarına düşmanlık, laikliğe düşmanlık, çağdaş dünyanın değerlerine düşmanlıktır.
Mesele hak temelli yaşam anlayışına karşıtlıktır, insan haklarına, kadın haklarına, çocuk haklarına, insanların farklı yaşam tarzlarına, hayvan haklarına, doğa koruma yasalarına, düşünce ve ifade özgürlüğüne karşıtlıktır.
Mesele iktidarın 23 yıllık çok ağır bilançosunun ve iktidarda kaldıkları her günün, Türk milletinin yaşam kalitesini daha fazla mahvetmesi ve Türkiye Cumhuriyeti’nin bekasını ve güvenliğini çok daha fazla tehdit etmesidir.
Mesele bu harika ve bereketli ülkede, muhteşem coğrafyada harika insanlarla birlikte hepimizin ortak geleceğidir. Hiçbir tek adamın hezeyanlarına ve sayesinde, oligarklaşanından kendi küçük çıkarlarının peşinde koşan vatan, millet sevgisinden yoksun yandaşlarına feda edilemez.
Visiting #Turkey was on my to do list. It’s a beautiful country. I looked forward to seeing dogs at cafes, shops… The people who love those dogs must be heartbroken. @trpresidency IS #HEARTLESS so my trip to Turkey is canceled #BoycottTurkey#DogKiller🇹🇷�
Kova ve Yükselen Kova;
Bu hafta değişim, dönüşüm, her şeyi yıkıp yeniden yapılandıran, güç kazandıran Plüton Kova burcuna geçiş yapacak. Aslında 2023 yılının Mart ayında bir süreliğine bu burca geçiş yapmıştı. Mart – Haziran arası, bu minik bir ön gösterim zamanıydı ama o dönemlerde hayat size hangi alanlarda değişimi fısıldamaya başladı bir düşünün bakalım. İşte şimdi yeniden kova burcunda 9 Mart 2043 senesine kadar seyahat edecek. Plüton genel olarak; yok eden, güç kazandıran, yeni bir sistem kuran, psikolojik üstünlük ve tatmin isteyen bir gezegendir. Pluton burcunuza geçiş yaparak hayatınızda çok büyük değişimleri yıllar içinde meydana getirecektir. Bunlar o kadar büyük ve köklü değişimler olacak ki. Kariyer, para kazanma kaynakları, fiziksel görüntünüz, yaşadığınız şehir-ülke, yetenekleriniz, kimliğiniz üzerinde önemli değişimler meydana gelecektir. Yıllar içinde şu yaşadığınız hayattan bambaşka bir hayat yaşıyor olacaksınız. Ama her şeyden önce psikolojik anlamda güçleneceğiniz bir süreç olacak ve artık krizleri kendi avantajınıza çevirmeyi doğal olarak öğreneceksiniz. Kimlik algınızda büyük bir dönüşüm yaşayabilirsiniz. Bu süreç, kim olduğunuzu ve hayatta nasıl bir iz bırakmak istediğinizi derinlemesine sorgulamanıza yol açabilir. Kendinize ve dünyaya karşı tutumunuzda önemli bir değişim meydana gelebilir, daha güçlü, kararlı ve etkileyici bir kişilik ortaya çıkabilir. Fiziksel görünümünüzde de değişiklikler olabilir. Bu, sadece dış görünüşteki değişiklikler değil, aynı zamanda kendinizi nasıl ifade ettiğinize ve beden dilinize dair daha derin değişimleri de içerebilir. Kendinizi dış dünyaya nasıl sunduğunuz konusunda daha bilinçli hale gelebilirsiniz.
Bu genç kadının adı Ayşe Bibi. Time'a kapak oldu. Ulusal kahramanlığı ya da Nobel aldığı için değil.
Kocası burnunu ve kulaklarını kestiği için.
Ülkesi, kadınların sözünün geçmediği şeriatle yönetilen Afganistan.
Kızkardeşiyle birlikte bir Taliban cihatçısına verildi. 12 yaşında, babasının borçlarına karşılık...
Köle gibi davranıyorlardı. Evden kaçmak istedi. Kocası "ibret-i alem olsun" diye böyle cezalandırdı.
Ayşe bunu yaşayan tek kadın değil; dayılarının istediği adamla evlenmeyi reddeden Fazilet var, kıskanç kocasının çakısında uzuvlarını bırakan Zarka var, sürekli döven, üstelik üstüne kuma getiren kocasını 3 aylık bebeğiyle terk etmek isterken aynı sonu hançerle yaşayan Reza Gül var. Var da var...
Bir kadın nasıl olur da böyle bir hayata özenir? Bir erkek nasıl olur da bunu meşru gören bir hayatı talep edecek kadar insanlıktan çıkabilir?
Nasıl olur da eşit haklar veren çağdaş yaşam yerine hilafeti ve şeriat savunulur?
Akıl alır gibi değil.
Taliban da beyaz Kelime-i Tevhid bayrağı kullanıyor.
Hiç kimseyi öldürmedim. Hiç kimseye tecavüz etmedim. Hiç kimseye uyuşturucu satmadım.
Eğer bu ağır suçları işleseydim utancımdan yaşayamazdım ama iktidar bana özgürlük bahşederdi.
Çıkan yeni yasayla hükmü kesinleşmiş çok ağır suçları işleyenler cezaevinden çıkabiliyorken, ben hüküm verilmeyen bir dava gerekçe gösterilerek cezaevine atılıyorum.
Hakkım olan yasadan faydalandırılmayıp 8 aylığına açık cezaevine gireceğim gibi görünüyor. Hukuki değerlendirmede lehime bir değişiklik olmazsa 15 Ağustos’ta cezaevine teslim olacağım.
Gelecekse, hoş gelmiş 5. kez mahpusluk! 👇🏼
https://t.co/6WjpuMcAc9
Kimse kusura bakmasın ama 33 milyon liraya yani 1,2 milyon dolara ABD'de Oregon'da çiftlik alır, Miami'de lebiderya villa alırsınız. Yine aynı parayla İsviçre'de villa alırsınız 950 m² bahçe içinde hem de. Şu saçma sapan yerde 33 milyona daire alanın ya parası helal değildir ya da aklı yoktur.
AHIM, boşanan kadının yeniden evlenmek için 300 günlük iddet müddetini öngören TMK md. 132/I’in özel hayata saygı ve ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine karar verdi. Bunun modern bir toplumda modası geçmiş bir uygulama olduğunu da özellikle vurguladı.
Bir zincirimizi daha kırdık🧡