Yargıtay, ölünceye kadar bakma sözleşmesi karşılığında yapılan tapu devriyle ilgili emsal nitelikte bir karara imza attı.
— Eşinin ölümünün ardından dedesi, kendisine ömür boyu bakması şartıyla arsasını torununa devretti.
— Dede, torununun bakım yükümlülüğünü yerine getirmediğini, hastalığında ilgilenmediğini ve bayramlarda dahi ziyaret etmediğini öne sürerek sözleşmenin feshi ve tapu devrinin iptalini istedi.
— Yerel mahkeme ve ardından Yargıtay Hukuk Genel Kurulu dedeyi haklı buldu.
— Kararda, ölünceye kadar bakma sözleşmesinin yalnızca maddi bakım değil, barınma, beslenme, tedavi ve manevi destek yükümlülüğünü de kapsadığı vurgulandı.
— Yargıtay, bakım yükümlülüğünün yerine getirilmediğine hükmederek tapu iptali ve tescil talebinin kabul edilmesi gerektiğine karar verdi.
Tüm Gelir Uzmanları ve Muhasebe Uzmanlarının Dikkatine ❗️
🔸Maliye Bakanlığı Merkez - Taşra Uzman ayrımına karşı açtığımız davada; Danıştay'a sunduğu yazılı savunmasında daha önce bu konuda açılmış bir dava bulunmadığını tescil
etmiştir.
🔸Eğer gerçekten daha önce aynı konuda açılmış ve görülmüş bir dava olsaydı, idarenin bunu ileri sürmesi beklenirdi. Böyle bir durumda mükerrerlik veya kesin hüküm gibi usule ilişkin itirazlar en güçlü savunma sebeplerinden biri olurdu. Buna rağmen Bakanlığın böyle bir iddiada bulunmaması, kamuoyunda dile getirilen söylemlerle bağdaşmamaktadır.
🔸Bakanlık bu yüzden savunmasında davanın süre yönünden reddedilmesini talep etmektedir
🔸Bugün gelinen noktada tartışılmaz olan şudur: Merkez–taşra uzman ayrımını Danıştay’ın önüne taşıyan ve Hazine ve Maliye Bakanlığını bu konuda ayrıntılı savunma vermek zorunda bırakan dava, Maliye Sendikası’nın açtığı davadır.
🔸Bazıları yıllarca konuşmayı tercih etti; Maliye Sendikası ise konuşmak yerine dava açtı. Aradaki fark budur.
🔸Bu dava sayesinde Bakanlık ilk kez hukuki gerekçelerini ortaya koymak zorunda kalmış, merkez–taşra ayrımını Danıştay önünde savunur hâle gelmiştir. Bu bile tek başına, verilen mücadelenin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.
🔸Elbette davanın sonucunu bağımsız yargı belirleyecektir. Ancak bugün kimsenin inkâr edemeyeceği gerçek şudur: Bu süreç, yıllardır beklenen hukuki denetimi başlatmış; bunu sağlayan da Maliye Sendikası’nın girişimi olmuştur.
Öğrenci affı çıktı sayılır.Peki gözden kaçan en önemli ve en sıkıntılı ayrıntılardan biri nasıl gerçekleşti?
Taslakta önceki aftanyararlananlar kapsam dışıydı, komisyondan geçene onlar da ilave edildi.
Sinop Milletvekili ve TBMM Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Sözcüsü Nazım Maviş’in ağzından işte konunun özeti:
“Kanun teklifinin ilk halinde af düzenlemesi ile ilgili böyle bir kısıt vardı. Ancak komisyonda benim ve Konya milletvekilimiz Latif Selvi Bey’in verdiği bir önergeyle daha önceki aftan yararlanmış olma kısıtını kaldırdık. Dikkat ve bilgilerinize sunmak istedim...”
Mağdur öğrenciler umarız bu kez yarım kalan eğitimlerini tamamlalar.
YÖK ve üniversiteler de “Geldikleri gibi giderler” bakış açısını değiştirip onları kazanmaya çalışırlar.
Adı af olsa da kimseye hak etmediği not ya da diploma verilmiyor! Verilen sadece ek süre ve ek sınav hakkı!
Kaliteden asla taviz verilmemeli ve her öğrenciye adil davranılmalı!..
Merkez-taşra uzman ayrımının kaldırılması, Vergi Daireleri Kuruluş Yönetmeliği, Evrak Asistanlığı uygulaması, Uzmanların görev tanımları ve Malmüdürlüğü personellerinin taleplerine ilişkin Danıştay'a açmış olduğumuz davalar hukuki süreç içerisinde devam etmektedir.
Sendikamız tarafından açılan bu davalar Danıştay nezdinde açılan ilk ve tek davalar olup şu ana kadar reddedilen herhangi bir dava bulunmamaktadır.
Çalışanlarımızın haklarını, mesleki itibarını ve hukuki güvencelerini korumak adına yürüttüğümüz mücadeleyi kararlılıkla sürdürmekteyiz.
Sürecin adalet, liyakat ve hakkaniyet çerçevesinde çalışanlarımız lehine sonuçlanmasını diliyoruz
🚨 SON DAKİKA - 2
Sendikamız tarafından uzmanların görev tanımındaki belirsizliklerin giderilmesi ve Vergi Dairesi Kuruluş Yönetmeliğinde çalışanlar aleyhine düzenlenen hükümlerin iptali istemiyle hazırlanan dava dosyamız Danıştay tarafından işleme alınmıştır.
⚖️ Daha da önemlisi; sendikamızın yürütmenin durdurulması talebi, Tetkik Hâkimi incelemesinin ardından Danıştay heyetinin değerlendirmesine sunulmuş ve dosya “YD İNCELEMEDE” aşamasına geçmiş ve Danıştay resmi sitesinde yayınlanmıştır
Bu gelişme, sendikamızın ortaya koyduğu hukuki gerekçelerin Danıştay tarafından değerlendirmeye değer bulunduğunu ve maliye çalışanlarının hakları için yürüttüğümüz mücadelenin en yüksek idari yargı mercii nezdinde karşılık bulduğunu göstermektedir.
SON DAKiKA ❗️
Merkez - Taşra Uzman ayrımının kaldırılmasına yönelik dava dosyamız Danıştay tarafından KABUL edilmiş ve Bakanlıktan savunma istenmiştir. Danıştay davayı esasdan incelemeye almıştır.
Not : Bu dava Merkez - Taşra ayrımına karşı açılan tek davadır. Zaten daha önce bu konuda açılan her hangi bir dava olsaydı, Danıştay mükerrer dava diye usülden reddederdi.
Maliye teşkilatında görev yapan çalışanlar yalnızca iş yükü taşımıyor; aynı zamanda yüksek mali sorumluluk, sürekli denetim ihtimali ve sonradan sorgulanabilecek kararların ağırlığını da omuzlarında taşıyor. Yapılan her işlem yıllar sonra yeniden incelenebiliyor, her imza ciddi sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle maliye çalışanlarının görev koşulları ve üzerlerindeki sorumluluk yükü daha görünür ve daha adil şekilde değerlendirilmelidir.
Antalya’da saha görevindeki gelir uzmanı meslektaşlarımıza yönelik olarak gerçekleştirilen saldırıyı şiddetle kınıyoruz.
Denetimlerde güvenlik önlemleri acilen alınmalıdır
@gibsosyalmedya@HMBakanligi
MALİ HİZMETLER SINIFI
Maliye çalışanları sıradan bir kamu görevi yürütmez.
Devletin mali omurgasını taşıyan bu meslek grubu:
🔹 Devletin gelirini toplar,
🔹 Kamu harcamalarını denetler,
🔹 Milyarlarca liralık kamu kaynağı üzerinde doğrudan sorumluluk üstlenir,
🔹 Attığı her imzanın hesabını yıllar sonra dahi vermek zorunda kalabilir,
🔹 Cezai, idari ve mali sorumluluğu istisna değil, mesleğin doğası olarak taşır.
Bu açık gerçekliğe rağmen yıllardır savunulan “eşit ücret” anlayışı, maliye çalışanlarının taşıdığı yüksek risk ve ağır sorumluluğu yok saymaktadır.
Risk eşit değilse, sorumluluk eşit değilse, ücretin eşit olması adalet değildir.
Muhasebat Genel Müdürlüğü personelinden muhasebe uzmanları, VHKI ve diğer memurlarin geçici olarak görevlendirildikleri vergi dairelerindeki görev sürelerinin ne kadar s üreceği; bu personelin kadrolu olarak gelir birimlerine geçirilip geçirilmeyeceği; ayrıca muhasebat personelinin kurulması planlandığı iddia edilen yeni saymanlık birimlerine aktarılıp aktarılmayacağı hususları hâlen belirsizliğini korumaktadır.
Söz konusu belirsizlikler, ilgili personel arasında ciddi bir gelecek kaygısı oluşturmakta; çalışma motivasyonu ve kurumsal verimlilik üzerinde olumsuz etkilere yol açmaktadır. Bu nedenle, anılan konularda açık ve net bir bilgilendirme yapılması büyük önem arz etmektedir.
Gelir İdaresi Başkanlığina
@gibsosyalmedya
Konu: Denetim mesailerinde personel görevlendirme esasları hakkında
🔸Gelir Idaresi Başkanlığımızın denetim mesaileri hakkinda personelin hakkaniyet, eşitlik ve objektiflik ilkeleri çerçevesinde denetime katılımının sağlanması yönünde tavsiye kararları bulunmasına rağmen, bazı Vergi Dairelerinde bu ilkelere aykırı uygulamaların sürdüğü görülmektedir.
🔸Her ne kadar yöneticilerin takdir yetkisi bulunsa da, Danıştay kararlarında da açıkça ifade edildiği üzere bu yetki sınırsız olmayıp; kamu yararı ve hizmet gerekleri doğrultusunda, somut, objektif ve denetlenebilir kriterlere dayanmak zorundadır.
🔸Bu kapsamda, denetimlerin daha etkili ve verimli yürütülmesi ile kurum içi çalışma barışının sağlanabilmesi için, denetim mesaisine katılacak personelin belirlenmesinde eşitlik ve hakkaniyet ilkeleri gözetilerek, önceden belirlenmiş, şeffaf ve objektif kriterlerin esas alınması, keyfi uygulamalara kesinlikle yer verilmemesi gerekmektedir. Aksi yöndeki uygulamalar, çalışma barışını zedeleyebileceği gibi kurumsal verimliliği de olumsuz etkileyecektir.
🔸Öte yandan, denetim mesailerinde uygulanan kota sisteminin kaldırılarak, denetim görevlerinin daha geniş kapsamda ve ilgili personel tarafından yürütülmeye devam etmesi gerektiği değerlendirilmektedir.
🔸Dairelerdeki iş yükü de artmiş bulunmaktadır. Belediyelerde uygulanan sosyal denge tazminatı ve sağlık birimlerinde uygulanan döner sermaye gibi ek ödeme sistemlerine benzer şekilde, “mali hizmet tazminatı” uygulaması hayata geçirilmelidir. Bu tür düzenlemelerin, çalışan motivasyonu ve kurumsal verimlilik açısından önemli katkılar sağlayacağı açıktır.
🔸Sonuç ve Talep:
Yukarıda arz edilen hususlar çerçevesinde, denetim mesailerine katılacak personelin belirlenmesinde objektif ve şeffaf kriterlerin uygulanması, eşitlik ve hakkaniyet ilkelerine riayet edilmesi, kota uygulamasının kaldırılması ve keyfi uygulamaların önlenmesi ile mali ve özlük haklara ilişkin iyileştirici düzenlemelerin hayata geçirilmesi hususunda gereğini arz ederiz.
Muammer Akgül
@muammer_akgul
Maliye Sendikası Genel Başkanı