Dün akşam "meryem kuytul 5" kapatıldı
6 yı açtım. Tek bir tweet attım yarım saat sonra o da kapatıldı. 7 yi açtım. Eğer bir daha kapatılacak olursa lütfen @MeryemKuytul8 e geçiş yapınız.
#GönüllerBirOlsun
Eğer Alparslan Kuytul hoca AKP'nin dışkı beyinli trollerinin iddia ettiği gibi sayısız şirket sahibi zengin bir adam olsaydı AKP kurtul hocanın emekli maaşına göz dikmezdi! Hepsi biliyor Kuytul hoca'nın mütevazi namuslu bir hayatı ve ailesi var
Babam Alparslan Kuytul'un emekli maaşına bloke konuldu. Tutuklandı evet ama hükümlü değil. Atılan iftiraların hiçbiri bir delile dayanmıyor. İspatlı hiçbir durum olmamasına rağmen emekli maaşına bloke koymuşlar. Biz 5 kardeşiz ve tek geçim kaynağımız babamızın emekli maaşı. Şu an maaşın tamamına bloke konmuş durumda. Bu karar sadece usule değil, doğrudan hukukun temel ilkelerine aykırıdır. Emekli maaşına bloke konulamaz. Babam da annem de hapiste. Ne yapacak bu insanların ailesi demiyorlar! 5 çocuk nasıl geçinecek demiyorlar üstüne üstlük hakkında anayasa kararı olan konuda hukuksuzluk yapıyorlar. Kendi anayasanıza uyun bari!
Bu kararı veren hakime bir kaç şey hatırlatmak istiyorum, kendi işi olduğu için tanıdık gelecektir:
- 5510 Sayılı Kanun (m. 93): Emekli maaşlarına tedbir konulması kanunen açıkça yasaktır. Tek istisnası nafaka ve SGK borçlarıdır.
- CMK (m. 128): Emekli maaşı yılların emeğiyle kazanılmış yasal bir haktır, "suç geliri" değildir. Suçtan elde edilmeyen bir mal varlığına el konulamaz.
- TCK (m. 20): Cezaların şahsiliği esastır. Hukuken bir suçlama varsa bunun muhatabı yargılanan kişidir; masum ailesi ve çocukları olamaz.
- Çocuğun Üstün Yararı: Anayasa ve BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, her kararda çocuğun yaşamsal hakkını korumayı şart koşar.
Burada verilen ceza babama değil, geçim kaynağı elinden alınan 5 çocuğa çektiriliyor. Şuan bir çok aile bu durumda. Bir ailenin temel yaşam hakkını gasp eden bu hukuksuz blokelerin derhal kaldırılmasını istiyoruz.
AlparslanHoca MaaşınaBloke
#FurkanaSistematikZulüm
EmekliMaaşına BlokeZulmü
Cübbeliden hikayeler.. Bu hikayeleri din diye insanlara anlatıyorsun. Bre ey gafil. Ahirette yatacak yerin yok
#CübbelininGerçekYüzü
CübbelininIftiralarına Cevap
İstanbul'da Okul Kapısında Kalan Filistinli Bir Çocuğun Hayal Kırıklığı
Haftalar önce Yusuf'un kaydını tamamladık, tüm belgeleri teslim ettik ve kabul edildik. Hatta kaydın gerçekleşmesi için hiçbir hazırlığımız olmadığı halde o an "okula bağış" adı altında zorunlu olarak 10 bin Lira ödemek zorunda kaldık.
Bugün 《10.09.2026 // 10:00》 okulun takvimine göre "Uyum Haftası"nın ilk günüydü. Yusuf'la birlikte, dil bariyerinden, ilk deneyimden ve bazılarının anlayışsızlığından duyduğumuz endişeyi atlatıp içimizdeki hevesle, coşku ve umutla okula gittik.
Ortada durup öğrencileri ve ailelerini bu önemli günün coşkusunu yaşarken izledik; biz ise eşikte kaldık. Listelerde adımız yoktu, sorularımıza yanıt veren kimse de yoktu.
Yönetim sekreterliğinin uzun süren ve olumsuz tavırlarıyla geçen bir turun ardından ilk müdür yardımcısına ulaştık, onun da bir cevabı yoktu. İkinci müdür yardımcısına ulaştığımızda ise çocuğun yanında bize şu yanıtı verdi:
"Yabancı uyruklu olanlar en az ayın 21'ine kadar bekleyecek, sonra gelip kaydının yapılıp yapılmadığına bakabilir, bu devlet protokolüdür."
Büyük bir şaşkınlık ve acıyla sordum: Bu, yeni çocuklar -yerli olan bile- için psikolojik bariyeri kırmak üzere bilimsel olarak tasarlanmış temel bir uyum haftasıdır. Yusuf'un yalnızlaşacağını, üç-dört kat daha fazla psikolojik baskı altında kalacağını idrak edemiyor muyuz?
Arkadaşlarından çok sonra başlayıp uyum haftasını ve sonrasındaki dönemi tamamen kaçırarak nasıl geride kalacak?
Akranlarının sınıflarına girip neşeyle fotoğraf çektirdiğini, kendisinin ise aralarına girmesini neyin engellediğini anlamadan kapıda kaldığını görürken çocuğumun kalbi kırıldı. Bütün babalık cevaplarımız ve durumu açıklama -aciz- çabalarımız ruhunu iyileştirmeye yetmedi.
Ahmakça çıkıp birinin "Ülkene git" demesi an meselesi olabilir; halbuki ben insanın seyahat etme ve dilediği yeri yaşamak için seçme hakkından, bir Müslümanın herhangi bir Müslüman toprakta asil bir kardeş olarak onurla yaşama hakkından başka bir şeye inanmam... Lakin onların görmezden geldiği gerçek şu ki; bizler, yıllardır süren onca büyük çabamıza rağmen gidişimiz engellenen, Gazze'ye dönmemiz yasaklanan Gazze'nin anneleri ve çocuklarıyız.
Dahası, yetkili bir merciin veya resmî bir kurumun çıkıp beni ve ailemi annemin yanına, Gazze'ye geri götürme görevini üstlenmesini canı gönülden arzuluyor ve bunun hasretini çekiyorum.
Zararı yok evladım, "üzülme" (la tahzen) .. Ne senin suçun var ne de bizim; tek suçumuz, sadece slogan atmayı iyi bilen bir dünyada Gazze'den Filistinli Müslümanlar olmamız.!
Teşekkürler dünya..
Evet gerçek şu ki;
● Alparslan KUYTUL müthiş bir şöhrete kavuştu..
Şaşkımım açıkçası çünkü;
▪︎ Savunanları arttı..
▪︎ Sevenleri arttı..
▪︎ Takipçiler arttı..
▪︎ Videolarını dinleyenle arttı..
▪︎ Onu merak edenler arttı..
▪︎ Cesaretini, dik duruşunu takdir ettiğini söyleyenlerin sayısı arttı..
▪︎ Ona haksızlık yapıldığını düşünenlerin, buna inananların sayısı çok arttı..
▪︎ Ona yöneltilen bazı suçlamaların diğer viedeolarında aslında bir karşılığı olmadığını düşünenlerin sayı arttı..
▪︎ Onun Cumhurbaşkanı başdanışmanı sayın Oktay SARAL'ın o malum hakaret ve tehdit içerdiği söylenen, sonra ise silmek zorunda kaldığı konuşulan tweet'inden sonra tutuklandığını söyleyip işte bunu çok şüpheli ve manidâr bulduğunu söyleyenlerin, buna inandığını söyleyenlerin sayısı oldukça arttı..
Evet görünen o ki Alparslan KUYTUL hızla büyüyor ve güçleniyor..
Aynı sayın Erdoğan'ın şiir okumaktan hapse atılıp daha da güçlenerek çıkması gibi..
Birde samimi bir itiraf:
40 yıl düşünsem Alparslan KUYTUL hakkında bunları yazacağım açıkçası aklıma gelmezdi..
Makam koltuklarında kibrinden yanına varılamayanlar, Hz. Ömer'in adaletini dillerinden düşürmediler.
Furkan Hareketi zulme ve harama boyun eğmez
@barisyarkadas
IslamiHarekete AKPZulmü
#FurkanaSistematikZulüm
Ben Kuytula atılan bu iftiraları, linç operasyonlarını; "bir adamın arkasını rüzgâra verip komşunun tarlasına-ekinine işemesine" benzetiyorum. Yine de bu örnek yapılanın çirkinliği tarif etmek için yetersiz kalıyor.
Doğru ve objektif bir açıdan bakıldığında; Aslında Kuytul'un GERÇEK DEVLET'e hizmet ettiği, bu trollerin ve algı operatörlerinin yaptığının ise Devletin gerçek menfaatlerine aykırı olduğu görülür. Çünkü eleştirilemeyen her sistem yozlaşır ve kendisini bitirir.
Ha bu arada; KİMSE BUNLARIN DEMESİ İLE DE HAİN OLMAZ!
Bir tarafta binlerce yurtdaşımızı- askerimizi-polisimizi öldüren PKK ve bebek katili APO ile barış yapılıyor, diğer tarafta ise hükumete sert eleştiri yapıyor diye ALPASLAN KUYTUL HAİN-TERÖRİST-FETÖCÜ vs. İLAN EDİLİYOR.
Kendime soruyorum; Kuytul ve taraftarları PKK gibi Devlete karşı güç mü kullanmış, onbinlerce masumumu öldürmüş, federasyon isteyip, ülkeyi bölmeye mi çalışmış, Türkiyeden toprak mı istemişler?
Ne yapmışlar da hain olmuşlar? Muhallif bir Youtuberden hallice (Belki sert bir uslupla) rejimi-hükumeti eleştikleri için mi hain olmuşlar?
Kuytul ve cemaatinin kendilerine acımasızca güç kullanan polise ellerini bile kaldırmadığını, Kuytul'un tutuklanacağını bildiği halde evinde beklediğini gördüm?
Onun da bir hain olarak Pensilvanyaya kaçması gerekmiyor mu idi!
Ama birde bunların üstüne"Devlet adamı şöyle yapar, böyle yapar..." diye Racon kesiliyor, adamın eline gereksiz yere kelepçe takılıp foto servis ediliyor, haber kanallarına montaj ile evinden tomar tomar para çıkmış gibi gösteriliyor! Kimse de bu rezaletten dolayı utanmıyor.
Adam kaçırma-işkence vs.iddiaların ise "SUÇ UYDURMA" kapsamında olduğu çok açık, bunların tanıkları belgeleri bende var. Adam daha önce berraat ettiği suçlardan tekrar yargılıyorlar.
Şimdi böyle işler yapılarak Devlet gücü mü gösterilmiş oluyor yani? Yoksa adaletin ve Mülk'ün geldiği durum ortaya çıkmış mı oluyor?
En hafif tabiri ile ayıptır bu yapılanlar...!
İstenildiği kadar Kuytul'a TROL VE YANLI BASIN SALDIRISI YAPILSIN, Milletimiz ona bu yapılanların gerçek sebebini bilmektedir, bunun sebebi onun veya cemaatinin bir suç örgütü olması değildir.
Onun hükumete-rejime yaptığı eleştirilerilerdir.
Kuytul'un üzerine gidilmesinin asıl ardında yatan sebep ise "İSLAMİ BİR CEMAAT'İN" ve liderinin rejime sesini yükseltmesidir...
Çünkü (bağımsızda olmayan) "SİSTEM" dini cemaatleri kontrol etmek istiyor ve Kuytul'un da diğer cemaatlere kötü örnek olmasını istenmiyor, ayrıca diğer cemaatlere de gözdağı veriliyor. Çünkü birilerine verilmiş bir görev var, iş bölümü var.
28 Şubat süreci gösterdi ki Türkiyedeki cemaatler baskı ile bitirilemez, bu baskılar cemaatlere adeta yakıt olarak geri dönüyor. İşte rejim artık başka bir yöntem deniyor.
Ne idi o eski istihbaratçının lafı; " Devlet Şeriat getirmek isterse bunu CHP 'ye yaptırır, Milliyetçiliği bitirmek isterse milliyetçi bir parti kullanır, İslamı-cemaatleri bitirmek isterse muhafazakar bir parti kullanır. vs. öyle birşeydi...
Kimse Şeriatı getirmek istemiyor, Milliyetçiliği de bitirdiler, sanırım geriye iş olarak cemaatlerin içini boşaltmak ve işlerini bitirmek kaldı.
Gerçekten de cemaatler itibar olarak bitme noktasına geldi, içten parçalandılar, aynı cemaat mensupları birbirine düşman hale getirildi, çok büyük ekseriyet ile rejimin tam kontrolüne girdiler. Adeta Diyanetin bir uzvu gibi oldular.
Daha öncede söyledim, Kuytul'un katılmadığım birçok görüşü var, içeriden çıktığında (yani canlı çıkarsa) bunları da yazmayı düşünüyorum, ama benim bazı görüşlerine katılmamam ona ve taraftarlarına yapılan zulmü eleştirmeme engel değil, kimseye de engel olmamalı...
Bu zulüm bu gün ona yapılır, yarın sana-bana yapılır. Bu çirkin zulüm topluma karşı yapılmış bir sindirme operasyonudur, topluma yöneltilmiş bir tehdittir.
Ben üniversitedeyken solcular bir slogan atardı, neydi o slogan;
Susma, sustukça sıra sana gelecek.
Furkan Hareketine yapılan operasyonda dosyada hiçbir delil olmaksızın sadece Mürsel Güler’in ifadeleriyle aralarında Alparslan Hoca ve eşinin de bulunduğu 36 kişi tutuklandı. Şimdi Mürsel Güler’in vermiş olduğu ifadeleri biraz inceleyelim..
Mürsel Güler, Furkan Hareketi içerisinde hiçbir görevi olmadığı halde operasyondan 2 gün önce vermiş olduğu ifadesinde 47 kişinin ismini iftiralar atarak emniyete vermiştir. Ayrıca Cimer’e yaptığı şikayetler de eklenince yüzden fazla kişi hakkında mesnetsiz iddialarla ihbarda bulunmuştur.
Mürsel Güler, Furkan Hareketi içerisinde yürüttüğü fitne faaliyetlerinden ötürü cemaatten uzaklaşmış ve 3 yıldır sosyal medyada düşmanlık yapan bir şahıstır. Sayısız küfür ve hakaretler savuran, hocamızı ölümle tehdit eden, birçok kişiye iftiralar atan bu şahıs, düşmanlıkta aşırı giderek tanımadığı ve görmediği insanları tamamen hayali bir hiyerarşi ile “suçlu gibi” göstererek ihbarda bulunmuştur.
İddia ettiği görevlerin gerçek olduğu kabul edilse dahi Mürsel Güler, sadece sohbetlere gelip giden bir şahıs olduğundan ötürü bu hayali görevleri ve görevlileri bilebilecek düzeyde biri değildir. Hiçbir vasfı olmayan bu şahsı, Furkan Hareketine operasyon yapabilmek için aracı olarak kullanmışlardır.
Verdiği ifadede ilginç bir nokta da şudur ki “bizzat şahit olduğum olay olmasa da” dediği halde tanık olmadığı ve tanımadığı insanlar hakkında ithamlarda bulunmuştur. İsmini verdiği bazı kardeşlerimizi hayatında hiç görmemiştir. Bu durum, İSTİHBARATIN HAZIRLADIĞI İFADEYİ MÜRSEL’E İMZALATMASI ihtimalini de kuvvetlendirmektedir. Zira bu şahıs ne iddia ettiği kişileri tanımakta ne de böyle görevler bulunmaktadır.
Mürsel’in vermiş olduğu bazı isimler, kendisinin çıkardığı fitnede destekçisi olan kişilerdir. Yani anlayacağınız Mürsel Güler, kendi arkadaşlarını dahi Furkan Hareketinden ayrılmış olmalarına rağmen emniyete ihbar eden ve tutuklanmalarını, ev hapsi almalarını sağlayan bir kişidir. Onların da kendisi gibi “işbirlikçi ve iftiracı” olmalarını sağlamaya çalıştığı aşikardır.
Şimdi soruyoruz:
Sadece böyle bir şahsın iddialarına dayanarak hiçbir delil olmaksızın 36 kişinin tutuklanması, birçok kişinin ev hapsi ve adli kontrole mecbur edilmesi adalet midir? Bu operasyon ve dosya içeriği, saraydan gelen talimatın yerde kalmaması için bir işbirlikçiye muhtaç olduklarının ve ellerinde hiçbir delil olmadığının apaçık bir göstergesidir.
Şunu gür sesle diyoruz ki BU DOSYA TAMAMEN BOŞTUR! Alparslan Hocamız başta olmak üzere tüm kardeşlerimiz tertemizdir. Ellerinde en ufak bir delil olsaydı bu iftiracıyı maşa olarak kullanmalarına gerek kalmazdı. Tertemiz hareketimizi ahlaki problemleriyle, ağzı bozukluğuyla, yalancılığı ve iftiracılığıyla bilinen bir şahsı kullanarak lekeleyemezsiniz.
Hindistan'da bir Hindu fenomen, Müslümanlara yaptığı alçakça hakaretleri sosyal medyada marifetmiş gibi paylaştı.
Bu zorbalığı görmezden gelme, PAYLAŞ!
#Hindistan#SonDakika#DünyaGündemi
BİR BERBER MESELESİ!
Erzurum'dan herkese hayırlı geceler!
Hayatımda gördüğüm en kötü hazırlanmış, hiçbir somut delil hatta isnadın dahi olmadığı, tamamen siyasi saiklerle başlatıldığı artık sağır sultan tarafından dahi bilinen, trol gazetecilerle belki bir şey tuttururulur mantığıyla devam ettirilmeye çalışılan ve adına soruşturma denilen bir sürecin içindeyiz.
Onlarca insan, hangi somut fiili işlediği, hangi delile dayanılarak suçlandığı ve hangi somut eylemle ilişkilendirildiği dahi ortaya konulmaksızın bir kişinin ağzından çıkan sözlerden ibaret olan akla ziyan iddialarla ailelerinden yüzlerce kilometre uzaklıkta tecrit altında tutuluyor.
Ağırlaştırılmış müebbetlere uygulanan şartlarda kalan Alparslan Kuytul Hoca dahil birçok kişi için en ufak temel ihtiyaçlara ulaşmak dahi bir mücadele gerektiriyor.
Son örnek ise insanın gerçekten söyleyecek söz bulmakta zorlanacağı bir mesele: BERBER
Bir berber dediğiniz nedir ki değil mi koskoca cezaevinde bir tane vardır illaki ama öyle değil. Alparslan hoca 1 haftadır saçı sakalı uzadığı için traş olmak istiyor. Fakat cezaevinde berber olmadığı için olamıyor. Gördüğümüz kadarıyla gerçekten de kurumda bir berber yok.
Oysa Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi Hakkında Yönetmelik'in 94. maddesi açık: Hükümlülerin kişisel bakım ve temizliklerinin sağlanmasına yönelik tedbirler kurum idaresince alınır.
Kurum yönetimi Ankara’dan ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünden defalarca berber talep etmiş olmasına rağmen Bakanlık tarafından bir berber görevlendirilmemektedir.
Adalet Bakanlığına ve Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne biz de soruyoruz:
Dumlu 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Ceza İnfaz Kurumu sizden defalarca berber talep etmişken neden hâlâ bir berber gönderilmiyor?
Yüzlerce kişinin tutulduğu yüksek güvenlikli bir ceza infaz kurumuna bir berber görevlendirmek gerçekten bu kadar mı zor?
Alparslan Hoca’ya “kantinden tıraş makinesi alıp kendi kendine tıraş ol” denilmesi kötü muamele yasağının ihlalinden başka nedir?
İnsan onurunu zedeleyen bu yaklaşımı kabul etmeyeceğiz! Ağırlaştırılmış müebbet hükümlülerine dahi reva görülmemesi gereken bir uygulamanın, henüz suçluluğu dahi kesinleşmemiş bir kişiye uygulanmasının hukuken bir izahı yoktur!
TutuklulukZulmünü Bitirin