Mübarek Ramazan ayında, İslam adına konuşanların, “cihat” diyerek Müslüman kanı dökenlerin ve Kur’an-ı Kerim’i sadece siyasi hesaplar için kullananların ne kadar tehlikeli oldukları bir kez daha ortaya çıkmıştır.
Suriye’de yaşanan kimlik temelli katliamlar yalnızca bir topluluğu değil, insanlığı hedef almaktadır. Uluslararası hukukta ve insanlık vicdanında yer bulması mümkün olmayan sivillere yönelik bu saldırıların derhal son bulması gerekmektedir.
Kimlikler üzerinden dizayn edilen ayrışmalar, ülkelerin barışını, bütünlüğünü ve istikrarını tehdit etmektedir. Tarih boyunca kimlikler üzerinden yürütülen savaşlar acı, yıkım ve gözyaşı getirmiştir. Geçmişte Avrupa’da yüz yıl süren mezhep çatışmalarının yol açtığı yıkımların acısı hâlâ sürmektedir.
Türkiye’nin dış politikası, hiçbir ayrım gözetmeden kimlik çatışmalarının önüne geçmeyi ve barışı önceleyen bir diplomasi yürütmeyi esas almalıdır. Türkiye, bölgedeki aktörlerle olan ilişkilerini gözden geçirmeli ve bu tür insan hakları ihlallerine karşı açık bir tavır sergilemelidir. Bugün yaşananları görmezden gelmek, gelecekte daha büyük acıların yaşanmasına neden olabilir.
Bizlerin görevi, bu coğrafyada istikrarın sağlanmasına katkıda bulunmak ve uluslararası hukukun gereğini savunmaktır. Bu katliamların karşısında susmak, insanlık vicdanına sırt çevirmektir.
Lazkiye’de Suriye’nin kadim halklarına yönelik gerçekleştirilen katliamları ve işlenen insanlık suçlarını şiddetle kınıyorum. Herkesin inancını özgürce yaşayabildiği bir düzen, ancak barış ve adaletle mümkündür.
CHP delegeleri iradeleri kendinde özgür bireylerdir.
Partimizde kimsenin iradesi kimsenin ipoteği altında değildir.
Ne zaman ve nasıl kurultay toplanacağına yine delege kadar verir.
Partinin bu geleneğine yabancı olanlar bunu anlayamazlar.
Bu ne biçim laf Bay Mustafa! Çiçeği burnunda Teğmen evlatlarımızı 15 Temmuz’un FETÖ’cü hainlerine benzetmek ne demek? Bakanlık yaptınız, ağzınızdan çıkanı kulağınız duymalı, değil mi?
15 Temmuz gecesi birileri Ilgaz tünellerinde, Çukurambar rezidanslarında, sınır boylarında turlar, devlet yöneticileri kimi yetkililere ulaşamazken beylik silahlarıyla evlerinden fırlayıp askeri birliklere koşan şanlı Türk Ordusu’nun “Harbiye mezunu” Mustafa Kemal’in Askeri emekli ve muvazzaf subayları ile sokaklara dökülen fedakâr yurttaşlarımız önlediler, 13 yıl ne istedilerse verilip milletin başına bela edilen Fetullah Gülen adlı hainin müridi alçakların darbe girişimini.
Herhalde Garnizon kapılarına yığılıveren taş yüklü belediye kamyonları, minare hoparlörlerinden yükseliveren selalar, tankların egzoz borularına tıkılan donlar, F 16’ları düşüren oklavalar, TBMM önünde ölümden döndüğünü söyleyip Antalya’da olduğu ortaya çıkan çakma kahramanlar, tank durdururken yaralandığını iddia edip akraba dayağı yediği anlaşılan sahte gazilerle önlenmedi o hain darbe girişimi.
Şerefini yitirmiş, iradesini “Hocaefendi” kılıklı şarlatanlara ya da emperyal güçlere ipoteklemiş müptezeller dışında her Türk Subayı, elbette Mustafa Kemal’in Askeridir, kılıcı onurudur, ettiği Askerlik Yemini de künyesine kazınmış namusudur, tıpkı Teğmen Ebru Eroğlu ve arkadaşları gibi.
O pırıl pırıl gençler mesleklerinden edilmemeli, gelecekleri karartılmamalı!
#TegmenlerimizinYanındayız
#MustafaKemalinAskerleriyiz
@add_genelmerkez
@kilicdarogluk@devapartisi@alibabacan Ülkemizin temel sorunları da ekonomi, dış politika ve eğitim politikalarıdır. Zaten bu temel sorunlarıda tek partinin tek başına çözmesi mümkün değildir. Yeniden seferberlik anlayışıyla tüm partilerin bir araya gelerek ortak bir planlama ve program ile çözebilirler.
“Halkımıza sürtük dediği için çapulcu dediği için onun elini sıkmıyorum. Partime ve kendinden olmayan seçmene terörist dediği için elini sıkmıyorum. Gezi’de hayatını kaybeden Ali İsmail Korkmaz ve Berkin Elvan için elini sıkmıyorum ve yüzüne bakmıyorum. Biz Saray’da oturan zatın elini sıkmayacağız mücadele edeceğiz mücadele!”
Halkımız için mücadeleye devam…
@kilicdarogluk@herkesicinCHP
Hz.Hüseyin ve 72 Yoldaşının şehadetinin seneidevriyesini saygı ve rahmetle anıyorum.
Her devrin zalimine meydan okuyan, zulme boyun eğmeyen yiğitlere selam olsun.
Selam olsun, şeytan ile barışmayan, yezit ile dost olmayanlara..!
Çok büyük bir İNSANI daha yitirdik:
Büyük bir Hekim
Büyük bir Devrimci
Büyük bir Yazar
Büyük bir DOST
Erdal Atabek unutulmayacaktır!
Kendisine rahmet ailesine ve sevenlerine sabır diliyorum.
@SonerCanko
Cumartesi Anneleri’ne saygıyla…
Sen annemsin;
Seven de sensin, öğreten de sen…
“Sen ölme ben öleyim” diyen de sen.
Bahar kokan kucağında,
Gökyüzünün sonsuzluğuna yatırır gibi, beni kucaklayan da sen…
Ve kaybolduğumda arayan da sen…
1000 Cumartesi geçti arıyorsun beni…
Varlıkla yokluk kardeştir anne, ağlamakla gülmek gibi…
Yedi kat arşa yükselen figanın da sessizlik…
Dilerim o sessizliğin kör vicdanlara ışık olur…
Neyse…
Sen beni unutmadın ya!
Artık dünya unutmaz…
#CumartesiAnneleri1000Hafta
Samimiyet ve Cesaret Gerek!
Kobane davaları sonuçlanmış ve çıkan hukuksuz kararlara en üst perdeden karşı duran bir açıklama yayınlamıştım.
Gerek sosyal gerekse ulusal medyada, bazı kişilerin ve siyasetçilerin konuyu anlamadığını, anlayanların da işlerine gelmediği için attıkları "dokunulmazlıkların kaldırılmasına evet diyerek sen sebep oldun" iftiralarını üzülerek takip ettim.
Hiç lafı eğip bükmeden söylemek isterim ki: Mevcut iktidara benim dışımda "Diktatör" diyebilen bir siyasi lider görmediğim gibi, bırakın “Diktatör” demeyi; bu hukuksuz karara karşı çıkıyor olmanın yolunu, Erdoğan'ı eleştirmekten korktukları için, "Kılıçdaroğlu dokunulmazlıkları kaldırdı" diyerek bulanları acıyarak izliyorum.
1- Terör suçu dokunulmazlık kapsamında değildir. Ayrıca Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının işlediği veya kendilerine isnat edilebilecek bir terör suçu da yoktur. Sayın Demirtaş savunmasında da vurguladığı üzere demokrasi ve barış savunucusudur.
2- Hal böyleyken Sayın Demirtaş, içerisinde AKP rejimiyle anlaşmalı bazı partililerinin de olduğu bir irade tarafından, yalan ve iftiralar manzumesiyle, “dokunulmazlığın kaldırılması” maskesiyle tutsak edilmiştir.
3- Ve aynı irade hukuksuz, etik dışı, vicdansız bir yargılamayla bu tutsaklığı hükme bağlamıştır.
4- Sayın Demirtaş’ı tutsak eden iradenin en önemli ismi Erdoğan’ın kendisidir. Sayın Demirtaş ve arkadaşlarının, kendi partileri içerisinde, kimilerinin her fırsatta göz kırptığı ve Erdoğan’ın öncüsü olduğu irade tarafından tutsak edilmelerine karşı tek başıma kalsam da mücadele edeceğim.
Sayın Demirtaş'ı yalnız bırakanlardan olmayacağım.
Van'da, Diyarbakır'da, Muş'ta, Samsun'da, Kayseri'de ve bütün Türkiye’de seçim dönemi ve öncesinde bana olan sevgiyi ve çok daha önemlisi demokrasiye ve adalete olan özlemi, inancı görmüş biriyim. Güzel ülkemizin varlığı ve geleceği için samimi bir şekilde siyaset yapan ve çalışan herkes için sonuna kadar mücadele ettim, ederim!
Bugün, Sayın Demirtaş’ın da Sayın Can Atalay'ın da ve diğer bütün siyasi tutsakların da ödedikleri bedelin kaynağı dokunulmazlıkların kalkması değil, baskıcı hükümetin karşısında, halkın yanında dik durmalarıdır!
En başta kendi partileri olmak üzere, arka kapılarda adaletin değil de gücün yanında olmayı seçenlere tavsiyem; samimiyetle vatansever bir anlayışta siyaset yapmaları, yapılan bütün hukuksuzlukları cesurca muhatabına söylemeleridir.
Bütün siyasi partilerin içerisinde bedel ödemiş, müesses nizama karşı durmuş, milletin kötü talihi değişsin istemiş, bu uğurda mücadele etmiş bütün arkadaşlarımın haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceğim.
Vatanperver Kürt halkının sevgili Başkanı Sayın Demirtaş ve Hatay halkının göz bebeği vekili Can Atalay bizimdir, timsah göz yaşlarıyla arka kapı pazarlıkçıları Erdoğan'ın olsun.
Bir Kürt atasözünün de dediği gibi;
Bila mirov kuştiyê şera be ne girtîyê rovîya be.
İnsan; aslanın ölüsü olsun ama tilkinin tutsağı olmasın…
Büyük Kongresini ertelemeyip süresinde yapan İyi Parti, sınırlı bölgelerde de olsa milletvekili adaylarını üyelerinin katılımı ile sandıkta belirliyor.
Demokrasi lazımdır.
Partiye sadakat, halka vefa, lidere biattan iyidir.
Hiç kimse çoğumuzdan daha doğru kara veremez.
çok zamansız bir şekilde kaybettiğimiz 25 ve 26 ncı dönem CHP Trabzon milletvekili, yol arkadaşımız #HalukPekşen’e TBMM’de düzenlenen tören.
arkadaşımızı Cebeci Asri Mezarlığına defnettik.
İsmet Paşa’nın dediği gibi “önemli olan iktidarda değil itibarda kalmaktır”.
Siyasi mücadele sadece vekil olarak yapılmaz.
Bazen meclis dışında da etkili siyaset yapabilirsiniz.
Milletin gönlüne taht kurarsınız.
müslüman olmayan Türk’e ve Kürt’e, aslında tüm insanlığa insan demem diyen, “Türk İslam sentezinin” has çocuğu, “Ömer’in Yolu”nu yol belleyen İYİ Parti Mv. Yavuz Ağıralioğlu.