Önder Sav CHP’yi faksla yönetmişti. Arşivine koyar bakarsın.
2009 Yerl seçim sonuçları:
2009 Yerel Seçimleri Türkiye Geneli İlk 4 Parti (İl Genel Meclisi Verileri)
1AK Parti (Adalet ve Kalkınma Partisi): %38,39 oy oranı (15.353.553 oy)
2CHP (Cumhuriyet Halk Partisi): %23,08 oy oranı (9.229.936 oy)
3MHP (Milliyetçi Hareket Partisi): %15,97 oy oranı (6.386.279 oy)
4DTP (Demokratik Toplum Partisi): %5,70 oy oranı (2.277.777 oy)
Kazanan Partilerin İllere Göre Dağılımı;
2009 yerel seçimlerinde 81 ilin (büyükşehirler dahil) belediye başkanlığını kazanan partilerin tam listesi şu şekildedir:
1. AK Parti'nin Kazandığı İller (45 İl)
•Büyükşehirler: Ankara, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Kayseri, Konya, Sakarya, Samsun, Erzurum, Gaziantep.
•İl Belediyeleri: Adıyaman, Afyonkarahisar, Ağrı, Amasya, Aksaray, Ardahan, Artvin, Bingöl, Bitlis, Bolu, Burdur, Çankırı, Çorum, Düzce, Elazığ, Erzincan, Gümüşhane, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karabük, Karaman, Kars, Kırıkkale, Kırşehir, Kilis, Malatya, Nevşehir, Niğde, Rize, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Yozgat.
2. CHP'nin Kazandığı İller (13 İl)
•Büyükşehirler: İzmir, Antalya, Mersin.
•İl Belediyeleri: Aydın, Çanakkale, Denizli, Edirne, Giresun, Kırklareli, Muğla, Tekirdağ, Sinop, Zonguldak.
3. MHP'nin Kazandığı İller (10 İl)
•Büyükşehir: Adana.
•İl Belediyeleri: Balıkesir, Bartın, Bayburt, Gümüşhane, Kastamonu, Kütahya, Manisa, Osmaniye, Uşak.
4. DTP'nin Kazandığı İller (8 İl)
•Büyükşehir: Diyarbakır.
•İl Belediyeleri: Batman, Hakkari, Iğdır, Mardin, Siirt, Şırnak, Tunceli.
5. Diğer Partiler ve Bağımsızlar (5 İl)
•DSP (Demokratik Sol Parti): Eskişehir
•DP (Demokrat Parti): Yalova.
•BBP (Büyük Birlik Partisi): Sivas.
•SP (Saadet Partisi): Şanlıurfa.
•Bağımsız: Rize
5. Diğer Partilerin Kazandığı İller
•DSP (Demokratik Sol Parti): Eskişehir (Yılmaz Büyükerşen).
•BBP (Büyük Birlik Partisi): Sivas.
•DP (Demokrat Parti): Yalova.
•SP (Saadet Partisi): Şanlıurfa.
(Derleme Notu: Bazı illerde seçim sonrasındaki itirazlar ve yasal süreçler nedeniyle belediye yönetimlerinde veya parti üyeliklerinde dönem içinde değişiklikler yaşanmıştır. Yukarıdaki liste, YSK'nın ilan ettiği resmi kesin sonuçlar ve seçim gecesi verileri dikkate alınarak hazırlanmıştır).
Önder Sav, 70 yıldır üyesi olduğu, bakanlık, milletvekilliği ve genel sekreterlik yaptığı CHP’den eşi, iki çocuğu ve damadıyla birlikte istifa etti.
Sav’ın açıklamasından:
“Mustafa Kemal’in önderliğinde Anadolu ve Rumeli Müdafai Hukuk Cemiyeti’nin ve Kuvayi Milliye’nin devamı olarak kurulmuş olan CHP, bugünkü CHP değildir. Maalesef CHP’nin genleriyle oynanmış ve CHP başkalaştırılmış bir partiye dönüşmüştür.”
Su akar yolunu bulur.
Önce hayırlısıyla YENİ PARTİ kuruluşunu tamamlasın, herkes safını belirlesin.
Üyeler ıslak imza ile üyeliklerini yenilesin ondan sonra hızlı süreç;
kurultay, tüzük değişikliği net kısa program.
Sonrası kolay.
Süreç kamuoyunda ismi tartışılanlarla olmaz.
Değerli siyasetçi Oğuz Kaan Salıcı'ya bir sorum var: Hangi delegeyle?
Oğuz bey, "Kurultay bir an önce ilan edilmelidir." diyor.
Kastı, kurultay takviminin ilanıysa, haklı.
Takvim bir an önce netleşmeli. "15 Eylül gibi başlayacak..." denilen takvim, detaylarıyla ilan edilmeli. MYK üyelerinden oluşturulan heyet, takvimi bir an önce açıklamalı.
Ancak, mahkeme kararı kesinleşmeden kurultayın yapılamayacağı da bilinmeli.
Bu detay atlanmamalı.
Mahalle, ilçe, il ve kurultay delegeleri, kurultay takvimi doğrultusunda belirlenebilir (ilçe ve il kongrelerinin yapılmasına engel yok) ancak mahkeme kararı kesinleşmeden kurultay yapılamaz.
Dolayısıyla, kurultay takvimi netleşir, kurultay delegelerinin seçilmesine kadar süreç yürütülür, mahkeme kararı kesinleştikten sonra zaten 15 gün içinde kurultaya gidilebilir. Bu anlamda, Kurultay tarihinin belirlenmesi mümkün değil.
Oğuz Kağan Salıcı'nın önerisi buysa burada sorun yok, zaten ilerliyor ama yok sayılan 38. Kurultay delegeleri ya da yok sayılan 39 Kurultay'ın delegeleri ile yapılsın gibi bir öneri varsa, bu (mahkeme kararı kesinleşene kadar) mümkün değil.
Oğuz Kağan Salıcının önerisini biraz açmasında yarar var.
Kamuoyunun kafası bu konuda oldukça karışık.
Kamuoyunu aydınlatmak gerekir.
@herkesicinCHP
Erdal Beşikçioğlu bürokraside ve belediyecilikte yetkin biri değil.
Belediye kadrosunu kurarken kimler önayak olmuş?
Özellikle İstanbul olmak üzere diğer belediyelerden gönderilen elemanlara kim önerdi ise; ona da sormak gerekir.
Ayrıca transfer edilen kişilerin geldikleri belediyelere bakmalı.
Emniyet ve yargı, masumiyet karinesini gözeterek adil ve hızlı soruşturma yapmalı.
Suç varsa elbette herkes yargıanabilir / yargılanmalıdır da.
Önemli olan soruşturmayı
siyasallaştırmamaktır.
Önder Sav erinmemiş, gidip mecliste basın toplantısıyla istifa kararını açıklamış.
Muhalif kalemler ise bu kararı ballandıra ballandıra yazıp çiziyorlar.
İstifa etmiş, ne olmuş?
Allah sağlık sıhhat versin, uzun ömür versin, fakat kameraların önüne geçmese en az 5 nesil hayatta olduğunu bilmiyordu.
Abartının da bu kadarına pes!
Önder Sav X hesabının şifresini unutmuşa benziyor. 2014’de kalmış.
İmzalı talimatlarını demokrasi hukuk diyenler anı olarak saklasın.
Bunlar faksla parti yönetiyordu.
Su yolunda aksın.
Anadolu deyimiyle bulanmayınca durulmaz.
İsmi geçenlerin savunulur tarafı olmadığı gibi bu günlerin görünmez baş mimarlarıdır.
En azından bizler tabandan öyle görüyorduk.
Sizin İstanbul İl Başkalığında Genel Başkanlık adaylığı için düzenlediğiniz toplantıdaydık.
“Müsvetteyle işim olmaz” dediniz, “eyvah başlamadan kaybetti” demiştik.
Selam ve saygılarımızla,
Şu anda yurtdışındayım. Eski Çalışma Bakanı Önder Sav ile eski Bayındırlık Bakanı Erol Çevikçe’nin CHP’den istifalarını duydum. Derinden üzüldüğümü, hatta sarsıldığımı ifade etmeliyim. Her iki kişi de Kemal Kılıçdaroğlu’nu 2010 yılında Genel Başkanlığa doğrudan taşıyan kişilerdir. Onların istifaları bir çok bakımdan çok anlamlıdır. Kılıçdaroğlu’nu CHP’ye rahmetli Baykal’a takdim eden kişi, Mustafa Özyürek de CHP’den istifa etmiştir. Kılıçdaroğlu adını ilk ortaya atan kişi Prof. Yakup Kepenek de CHP’den ayrılmıştır.
Geçtiğimiz hafta CHP’nin milletvekili grubunun büyük çoğunluğu istifa ederek başka bir partinin kurucusu olmuştur. Çok sayıda eski milletvekili de ortak bir deklarasyonla CHP’den ayrılmışlardır. CHP’nin gerek örgüt yapısı, gerekse yerel yöneticileri sapır sapır istifa etmekte ve partiden ayrılmaktadır.
Bütün bu gelişmeler karşısında, CHP’nin mahkeme kararıyla gelen yönetimi toplumun karşısına çıkıp bu duruma üzüldüğünü ve bu durumdan partisini nasıl çıkabileceğini açıklamıyorsa, hatta daha da esef verici biçimde hala “arınmadan” bahsediyorsa, o zaman acilen mahkeme kararıyla gelen bu yönetimden arınmak gerekir. Çünkü CHP özünden arındırılmaya çalışılmaktadır!
CHP çözülürken ne açıklıdır ki figüranlar eşliğinde üye törenleri yapılmaktadır. Açıkçası, siyasal meşruiyeti kalmayan bu yönetimin temel siyasi fonksiyonu kalmamıştır.
Tüm istifalarda ifade edilen iki ortak nokta vardır; birincisi, hepsi büyük bir acıyla istifa ettiklerini, ikincisi hepsi birgün CHP’ye dönme umudunu taşıdıklarını belirtmektedir.. Çünkü CHP bir bina ve bütçe değil, Atatürk’ün en büyük eseri olan Cumhuriyeti korumak ve kollamak için kurduğu partidir.
Ne kadar acıklı değil mi? Hazin! Oysa herkes ayrılınca mahkeme kararıyla gelen bu yönetimden kurtuluş da bir o kadar zorlaşmaktadır. İstinaf mahkemesinin verdiği butlan kararı öylesine kurgulanmıştır ki, yetki verilen kişi istendiği takdirde yaşam boyu partiyi kurultaysız yönetebilecektir! Bu gerçek karşısında ütopik bir güvenli liman metaforu kavramının arkasına saklanarak, mahkeme kararıyla gelen yetkinin hangi tarihte iade edileceğinden kaçınılmaktadır.
Ne Yargıtay’da bekleyen davanın tedbir kararının kalkması için bir adım atılmaktadır, ne de somut ve sonu belli bir kurultay takvimi açıklanmaktadır..
Siyasal yaşamım boyunca yegane özenim itibarımı korumaktı, makam elde etmek değil. Çünkü makamlar eninde sonunda gelip geçicidir. İtibar ise sürekli korunması gereken en önemli değerdir. O kaybedildiği zaman artık her şeyin bitmiş olacağı ortadadır.
Şimdi CHP’nin yönetimine çağrım şudur; derhal Yargıtaydaki dosyadan temyizi çekin, karar kesinleşsin. Tedbir kalksın ve hızlı bir kurultayın önünü açın!
2000’li yıllarda ileti grupları vardı.
mailto:[email protected] grubundan partili arkadaşımız SİL BAŞTAN diyerek yazmış.
Aynen alıntı yaparak paylaşıyoruz. Bizim seçicilerin kimler olduğunu nasıl seçildiklerini, neler yaptıklarını anlatmış.
To: [email protected]
Subject: SİL BAŞTAN
Date: Sun, 22 Feb 2009 20:35:40 +0000
Sil baştan;
CHP’de ön seçim yapılmamıştır. Dolayısıyla ortaya çıkan sonuçlar doğal sayılmalıdır.
CHP’de olup olmadığını bilmiyorum, bir takım adaylar (Eyüp’te olduğu gibi) sözlü beyanda bulunabiliyorlar, ancak kaset ve mahkeme kararı cinsi belge olmadığı için Sayın D.Baykal tarafından itibar edilmiyor. Bu konuda kişisel olarak söyleyecek sözüm yok.
Bildiğim konu toplumda saygınlığı bulunmayan, mesleksiz, bir şekilde para sahibi kişilerin siyaseti meslek edinmiş kişilerce (bunlara da literatürde “siyaset simsarı!!!” deme yerinde olur) dolandırılması / kandırılması yöntemlerinin başında Atama ile aday olma yöntemi olduğudur. Genelde darbe kalıntısı yasalara dayanarak siyasi partiler delege ağalığı sistemiyle yönetilirler. Burada da mesleksiz, kişiliksiz delegeler gelen bir telefon, ısmarlanan akşam yemeği, iş bulma vaatleri, ihaleden pay verme gerekçeleri vs. nedenlerle ricalar! doğrultusunda oylarını kullanırlar. Delegeler genelde Milletvekilinden gelen bir telefona aynen “sayın vekilim, saygılar sunarım. Bir emriniz var mı? Hürmetler efendim…” şeklinde konuşurlar. Esas sorunun başında da aslında bunlar ve ne olursa olsun bizim parti kazansın diyerek değirmene su taşıyanlardır.
Atama yöntemi az gelişmiş ülkelerde genelde rüşvet, çıkar, mevki, saygınlık kazanmak için kullanılır. Rüşvette alan ve veren suçlu olduğu için genelde suçüstü yapılmadan ortaya kesinlikle çıkarılamaz. Sadece kokusu çıkar. Esas bilmemiz gereken ise Siyasi Partilerde ön seçimle gelinmesi gereken yerlere ve sıralara atama ile gelirsen mutlaka birilerine bir bedel ödersin. Bu bedeli fazla ödeyenler iktidar, daha az ödeyenler muhalefette kalırlar. Aslında İktidar partisinin adayları daha fazla bedel ödeyecek güce sahiptirler. Arada bir iki tane dolgu ve vitrin malzemesi kullanılması ise adettendir.
Gelinen noktada Sevigen’in istifası yetmez. Eğer CHP zihniyetinin iktidar olması isteniyorsa; başta Önder Sav olmak üzere;Cevdet Selvi, Mustafa Özyürek, Mehmet Ali Özpolat’ında görevlerinden derhal istifa etmesi, etmedikleri takdirde görevden alınmaları gerekir.
SON DAKİKA | Önder Sav, 70 yıllık CHP üyeliğinden istifa ederek YENİ Parti'yi destekleyeceğini açıkladı:
"Eşim Çiğdem Sav, iki evladım ve damadımla birlikte ben de CHP'deki siyasi yaşamımı noktalıyorum."
Ortada hiçbir gizli kapaklı durum yokken yapılan bu şafak operasyonları, sadece toplumu dizayn etme ve gözdağı verme çabasıdır!
Sinem Dedetaş yönetimindeki Üsküdar Belediyesi, meclis görüşmelerini canlı yayınlayan, tüm çalışmaları her an basın tarafından şeffafça izlenen açık bir yönetimdir. Böyle bir yerde ne saklanabilir?
Gözaltına alınan Belediye Başkan Yardımcısı Ceyhun Ünlü ise imar, ruhsat ya da iskan işlerinden sorumlu bile değildir! Kendisi, 2006 yılında AK Parti döneminde İBB’ye girmiş ve o günden beri sadece kültür-sanat alanında uzmanlaşmış kıdemli bir devlet memurudur. Sinem Dedetaş da kendisini tam olarak bu vasfı, liyakati ve tecrübesi nedeniyle Üsküdar’da aynı başarılı kültür işlerini yürütmesi için görevlendirmiştir.
Ortada kesin bir belge, somut bir ses kaydı dahi araştırılmadan, sırf algı yaratmak için tecrübeli devlet memurlarının evine, işyerlerine baskın yapılması tamamen korkutma amacı taşır.
Bu hukuksuz durumdan ülkemiz adına derin bir üzüntü ve kaygı duyuyoruz!
BASIN AÇIKLAMASI
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yapı ruhsatı ve iskân süreçlerindeki usulsüzlük, rüşvet ve irtikap iddiaları kapsamında gözaltına alınmasını derin bir endişeyle takip ediyoruz.
Ülkemizde yerel yönetimlerin bütçe dışı harcamalar, devredilen devasa borçlar ve denetimsizlik kıskacında rant batağına saplanması, hangi partiden olursa olsun halkımız adına üzüntü ve kaygı vericidir. Kentlerimizin geleceğini şekillendiren mimar ve mühendislerin, asansör bakımı, katı atık ve temizlik gibi hayati kamu hizmetlerinin taşeron/iştirak sistemine mahkûm edilmesi şeffaflığı yok etmiştir. Bu soygun, rant ve yandaş istihdam düzeninin savunulacak hiçbir tarafı kalmamıştır.
Mevcut büyükşehir yönetim modeli ve köylerin mahalle statüsüne alınması, ülkenin tamamını kontrolsüz bir imar rantına açmıştır.
Defterdarlıkların vergilendirme yetkisinin tırpanlanmasıyla meralarımız, ormanlarımız ve sahillerimiz korumasız bırakılmış; sistem bakanlıklar eliyle ahtapot gibi büyüyen bir rant ağına dönüşmüştür.
Kendine Atatürkçü, yurtsever, milliyetçi veya demokrat diyen belediyelerde koltuk değiştirmek çözüm değildir; mevcut belediye başkanları ve meclis üyeleri derhal istifa etmelidir.
TBMM’yi acil toplantıya çağırarak yerel yönetimlerde köklü ve radikal bir sistem reformu yapılması yönündeki tarihi önerilerimizi ilan ediyoruz:
1- Büyükşehir Statüsü Tamamen Kaldırılmalıdır: Mevcut idari karmaşaya ve yetki çatışmalarına son verilerek Büyükşehir statüsü tamamen tasfiye edilmeli, her il tek bir belediye başkanlığı çatısı altında birleştirilmelidir.
2- Bütçe Tekleştirilmeli ve Mahalle Yönetimi Kurulmalıdır: Her ilin tüm bütçesi tek bir merkezde toplanarak adil ve şeffaf bir şekilde dağıtılmalıdır. Yerinden yönetimin ve sivil denetimin tam sağlanması amacıyla, her mahalle için doğrudan bir belediye başkan yardımcısı görevlendirilmelidir.
3- Taşeron Sistemine Son ve Mutlak Liyakat Esası: Belediyelerdeki tüm taşeronluk, taşeron işçiliği ve iştirak modelleri istisnasız olarak tamamen kaldırılmalıdır. Bu sistemin tasfiyesinin ardından, belediyelere personel alımları yandaş kayırmacılığından uzak, tamamen liyakat esasına göre ve güvenceli kamu istihdamıyla gerçekleştirilmelidir.
Sivil inisiyatiflerin yönetime katılacağı bu yeni yapılanma kaçınılmazdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@ankahabera@ihacomtr@dhainternet@anadoluajansi@halktvcomtr@tgrthabertv@szctelevizyonu@tele1comtr @krtkulturtv @Haberturk@ntv@cnnturk@BirGun_Gazetesi@kilicdarogluk@zaferpartisi@iyiparti@yenipartiyiz@eczozgurozel@tv100@fatihportakal@ismailsaymaz @yalcimansur @degirmencitv @ugurdundarsozcu@merdanyanardag@emreyguler@cuneytozdemir@nevsinmengu@arslandeniz @fehmikoru @baristerkoglu@barispehlivan@tuncayozkan@fatihaltayli @AytuncErkin @OzlemGurses@eceuner12@Deniz_Zeyrek @ismail_kucukkaya
Nasıl ve kimin video çektiğini bilmiyoruz!
Şaban Sevinç ve başka partililerde paylaşılan videoyu alıntılayarak Subliminal pazarlamacılık yapmışlar.
Din ve mezhep bilgisi 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK)göre özel nitelikli kişisel veridir. Bu verinin gizlice video kaydına alınıp sosyal medyada paylaşılması Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri ifşa etmesuçlarını oluşturur; fail 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Derhal suç
Sayın Genel Başkan videoyu paylaşanlar hakkında cezalandırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunsun.
Din ve mezhep bilgisi 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na (KVKK)göre özel nitelikli kişisel veridir.
Bu verinin gizlice video kaydına alınıp sosyal medyada paylaşılması Türk Ceza Kanunu (TCK) kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal ve kişisel verileri ifşa etmesuçlarını oluşturur; fail 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Sayın Genel Başkan videoyu paylaşanlar hakkında cezalandırılması için savcılığa suç duyurusunda bulunsun.
BİLGİLENDİRME!
Genel Başkanımız Özgür Özel’in abdest alırken çekilen ve kamuoyuna yansıyan görüntüler, 3 Temmuz 2026 tarihinde Kastamonu programı sırasında cami cemaatinden bir vatandaş tarafından cep telefonuyla kaydedilmiş ve aynı gün sosyal medyada paylaşılmıştır.
Söz konusu görüntüler, Partimiz tarafından çekilmemiş veya paylaşılmamıştır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
Şeffaflık lafla değil, somut arşivle olur!
İstanbul’da 20 yıl önce siyasetçilerin bizzat açıkladığı ve bugün AKP zenginlerinin servetini oluşturan 150-200 milyar dolarlık o devasa imar rantı gerçeğini unutmadık.
İşte bu büyük çarkın ortasında, Üsküdar’da 2004-2009 yılları arasında rahmetli Mehmet Çakır dönemi belediyeciliğinde benzersiz bir şeffaflık arşivi kurulmuştu. Resmi web sitesinde imar uygulamaları ada ve pafta gerekçeleriyle, meclis tutanakları özetlenmeden tamamıyla, tüm gelir-giderler fatura içeriğiyle kuruşu kuruşuna yayınlanıyordu.
AKP, kendi içinden çıkan bu dürüst ve şeffaf yönetim modelini sürdürmedi; yerel yönetimleri o milyar dolarlık rant sistemine tamamen kurban etti.
Bugün Maliye ve MASAK yerel yönetimlerdeki tüm fatura çarklarını bildiği halde sessiz kalıyor. Çünkü niyet sistemi temizlemek değil; o çürümüş düzene karşı çıkan, rant musluklarını kesen ve işini dürüstçe yapmaya çalışan @sinemdedetas gibi muhalif başkanları cımbızla hedef alıp CHP’yi kurumsal olarak çökertmektir.
Rahmetli Deniz Som’ların meydanlarda aradığı o şeffaflık mirasına sahip çıkacak, bu siyasi kuşatmaya karşı net duracağız! #SinemDedetaş
Bu sabah Üsküdar Belediyesi’ni polis bastı, başkan Sinem Dedetaş dahil 6 yönetici gözaltına alındı.
Her hafta bir CHP’li başkan hapse gönderiliyor.
İktidarı gasbeden azgın azınlık, ana muhalefetten intikam alıyor.
Kabile ya da aşiret devleti, bunlardan daha ileridir.
BASIN AÇIKLAMASI
Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş’ın, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen yapı ruhsatı ve iskân süreçlerindeki usulsüzlük, rüşvet ve irtikap iddiaları kapsamında gözaltına alınmasını derin bir endişeyle takip ediyoruz.
Ülkemizde yerel yönetimlerin bütçe dışı harcamalar, devredilen devasa borçlar ve denetimsizlik kıskacında rant batağına saplanması, hangi partiden olursa olsun halkımız adına üzüntü ve kaygı vericidir. Kentlerimizin geleceğini şekillendiren mimar ve mühendislerin, asansör bakımı, katı atık ve temizlik gibi hayati kamu hizmetlerinin taşeron/iştirak sistemine mahkûm edilmesi şeffaflığı yok etmiştir. Bu soygun, rant ve yandaş istihdam düzeninin savunulacak hiçbir tarafı kalmamıştır.
Mevcut büyükşehir yönetim modeli ve köylerin mahalle statüsüne alınması, ülkenin tamamını kontrolsüz bir imar rantına açmıştır.
Defterdarlıkların vergilendirme yetkisinin tırpanlanmasıyla meralarımız, ormanlarımız ve sahillerimiz korumasız bırakılmış; sistem bakanlıklar eliyle ahtapot gibi büyüyen bir rant ağına dönüşmüştür.
Kendine Atatürkçü, yurtsever, milliyetçi veya demokrat diyen belediyelerde koltuk değiştirmek çözüm değildir; mevcut belediye başkanları ve meclis üyeleri derhal istifa etmelidir.
TBMM’yi acil toplantıya çağırarak yerel yönetimlerde köklü ve radikal bir sistem reformu yapılması yönündeki tarihi önerilerimizi ilan ediyoruz:
1- Büyükşehir Statüsü Tamamen Kaldırılmalıdır: Mevcut idari karmaşaya ve yetki çatışmalarına son verilerek Büyükşehir statüsü tamamen tasfiye edilmeli, her il tek bir belediye başkanlığı çatısı altında birleştirilmelidir.
2- Bütçe Tekleştirilmeli ve Mahalle Yönetimi Kurulmalıdır: Her ilin tüm bütçesi tek bir merkezde toplanarak adil ve şeffaf bir şekilde dağıtılmalıdır. Yerinden yönetimin ve sivil denetimin tam sağlanması amacıyla, her mahalle için doğrudan bir belediye başkan yardımcısı görevlendirilmelidir.
3- Taşeron Sistemine Son ve Mutlak Liyakat Esası: Belediyelerdeki tüm taşeronluk, taşeron işçiliği ve iştirak modelleri istisnasız olarak tamamen kaldırılmalıdır. Bu sistemin tasfiyesinin ardından, belediyelere personel alımları yandaş kayırmacılığından uzak, tamamen liyakat esasına göre ve güvenceli kamu istihdamıyla gerçekleştirilmelidir.
Sivil inisiyatiflerin yönetime katılacağı bu yeni yapılanma kaçınılmazdır. Kamuoyuna saygıyla duyurulur.
@ankahabera@ihacomtr@dhainternet@anadoluajansi@halktvcomtr@tgrthabertv@szctelevizyonu@tele1comtr @krtkulturtv @Haberturk@ntv@cnnturk@BirGun_Gazetesi@kilicdarogluk@zaferpartisi@iyiparti@yenipartiyiz@eczozgurozel@tv100@fatihportakal@ismailsaymaz @yalcimansur @degirmencitv @ugurdundarsozcu@merdanyanardag@emreyguler@cuneytozdemir@nevsinmengu@arslandeniz @fehmikoru @baristerkoglu@barispehlivan@tuncayozkan@fatihaltayli @AytuncErkin @OzlemGurses@eceuner12@Deniz_Zeyrek @ismail_kucukkaya
https://t.co/fTvbbwX4LX
CHP TABAN HAREKETi
Değişimin tabandan tavana doğru olmasını isteyenler parti ilkelerini savunur.
Linkteki yazıyı okumanızı öneririz.
Kurumsal kimlik altı ok diye bilinen altı ilke / umdedir.
Figüran haberini yapan genci Kurtlar sofrasına attılar,
Türkiye’de yazılı, görsel basın kuruluşlarında az sayıda etik kurallara bağlı basın mensubu var.
Son 50 yıldır gazeteci oldukları için öldürülen basın mensuplarını rahmetle anıyoruz,
Metin Göktepe en acısıydı.
Abdi İpekçi
Uğur Mumcu
Metin Göktepe’yi
@chptaban Bırak eveleyip gevelemeyi 200 figüran haberi doğru çıktı çıkın gazatelere gazetecilere hakaret ettiğiniz için özür dileyin yazık CHP ne hale geldi gazetecilere hakaret edilen bir parti mi oldu
CHP içindeki sorunları 2004’den itibaren söylüyoruz.
Siyasi literatüre PARTİ TABANI anlayışını kazandırdık. 2004’den önce PARTİ TABANI anlayış ve sözünü göremezsiniz.
CHP’nin kurumsal kimliğini savunmaya devam edeceğiz.
Saygılarımızla,
https://t.co/TpiOYkrfbd
CHP TABAN HAREKETİ’NDEN KAMUOYUNA DUYURU
Cumhuriyet Halk Partisi’ne ve onun kurumsal mirasına yönelik organize operasyonlar hız kesmeden devam etmektedir.
Dijital mecralar ve sokaklar; edep sınırlarını aşan, iftira ve yalanla beslenen provokasyonların hedefi haline gelmiştir.
Bu kirli iklimde, Birgün Gazetesi Muhabiri Ebru Çelik’in durumu ortaya koyan haklı tespitlerini kıymetli buluyor, kendisine teşekkür ediyoruz.
Partimizin kurumsal kimliğine yönelik her türlü iğrenç saldırı karşısında, CHP yetkililerinin ve İstanbul İl Başkanlığı gibi ilgili tüm kademelerin anında reaksiyon göstermesi tarihsel bir sorumluluktur. Eğer bu olaylar dışarıdan bir müdahale ile yapılıyorsa, provokatörlerin tespiti için derhal savcılığa suç duyurusunda bulunulmalı ve süreç şeffafça yürütülmelidir.
Hedef alınan şahıslar değil; CHP’nin köklü mirası, ilkeleri ve Cumhuriyet değerleridir. Mafya ve tarikat yapılanmalarının hayatın her alanını kuşattığı bu dönemde, partimizi "Butlancı", "Özelci" gibi yapay etiketlerle içeriden ayrıştırmaya çalışanların oyunu boşa çıkarılmalıdır. Aile içindeki bu çatışma iklimi sadece partimize diz çöktürmek isteyen odaklara hizmet etmektedir.
Terör örgütleriyle örtülü pazarlıklar yapan siyaset erbaplarının esir alındığı, bölgesel krizlerin Türkiye içerisine taşınmaya çalışıldığı bu kritik süreçte; CHP tabanı olarak kurumsal kimliğimize, birliğimize ve geleceğimize kararlılıkla sahip çıkacağımızı ilan ediyoruz.
————————-
Ebru Çelik (Muhabir) @Ebrupcelik
BirGün Gazetesi @BirGun_Gazetesi
Halk TV @halktvcomtr
Sözcü TV @szctelevizyonu
Tele1 @tele1comtr
KRT TV @krtkulturtv
Habertürk @Haberturk
NTV @ntv
CNN TÜRK @cnnturk
Anka Haber Ajansı (ANKA): @ankahabera
İhlas Haber Ajansı (İHA): @ihacomtr
Demirören Haber Ajansı (DHA)
@dhainternet
Anadolu Ajansı (AA) @anadoluajansi