“Pop-İslamcılık” dediğim bir anlayış zuhur etti son on yılda. Gelecek tahayyülü yalnızca siyasi iktidarla sınırlı, zerre kadar muhalif ruh taşımayan, dilinde hamasetin yuva yaptığı, parodi bir devletçilikle kuşanmış, mezhebi dinin önüne koyan, Amerikancılığı sözde reddedip özde bağrına basan, sosyal medya ba��ımlısı, aşırı popülist, aşırı şekilci, küçük ama çok bağıran bir topluluğun adsız ideolojisi.
Tefsir Akademisi Tez Sunumları -12-
Bu sunumda, Dr. Cihat Çelik’in “Kûfî ve Basrî Kırâat İmamlarına Ait Okuyuşların Nahiv Ekollerine Göre Değerlendirilmesi” başlıklı doktora çalışmasını dinliyoruz.
🕰️ 18 Mayıs Pazar | 20.00’te görüşmek üzere!
“Çalınan Dikkat” eserini sindire sindire okudum. Notlar aldım. Onlarca alan uzmanıyla görüşülerek yazılan bu eseri tüm ebeveynlerin ve öğretmenlerin okuması gerektiğini düşünüyorum. Tehlike çok büyük. Bakın bilimsel araştırmalar ne diyor: Öğrencilerin bilgisayarlarına yerleştirilen yazılımlar ortalama her 65 saniyede başka bir şeye geçtiklerini göstermiş. Odaklanma sürelerinin ortalaması ise inanılmaz: 19 saniye! Ofiste bilgisayar başında çalışanlar için ise bu süre 3 dakika! Peki, bir şey odaklandıktan sonra dikkatiniz dağıldığında aynı şeyi tekrar odaklanmanız ne kadar sürüyor biliyor musunuz? 23 dakika! Cep telefonlarına 24 saatte ortalama dokunma sayısı 2.617! Ortalama ekran süresi 3 saat 15 dakika. Beynin yapısını aynı anda tek şeye odaklanmaya göre yaratılmış; biz ise aynı anda birkaç şeye odaklanmaya çalışıyoruz. Amerika’da sınav olan öğrencilerle yapılan bir çalışmada bir gruba telefon verilmiş diğerlerine ise verilmemiş. Telefon öğrencilerin başarısı %20 düşük çıkmı��. İstatistiklere göre trafikte ölüm nedenlerinde dünya genelinde birinci sırada dikkat dağınıklığı var. Uzmanlar bu durumu “sarhoş araba kullanmakla” eşdeğer buluyorlar.
Sessiz sınıflarda ders gören öğrencilerin başarısı yüksek.
Facebok, Twitter ve Instagram’ın geliştiricileri, yazılım uzmanları; Skinner’in fareleri mantığıyla çalışıyorlar. Burada fare biziz… Haz ve ödül olgaritmaları öyle bir işliyor ki… Uzmanlar; sosyal medya uygulamalarının sizin dikkatinizi dağıtmak için tasarlandığını, dikkat dağınıklığının onlar için âdeta yakıt olduğunu söylüyor. Filtreler bizi uyutmak için tasarlanmış. Sosyal medya başında geçirdiğiniz her saniye para kazanan şirketler telefonunuzu neden elinizden bırakmanızı istesin ki? Bizim “sonsuz” şekilde “telefonunuzu kaydırmanızı” istiyorlar ve bunun için de bizi resmen yemliyorlar. Her türlü bilginizi ele geçirip, sizi zayıf noktanızdan avlıyorlar. Mesela bildirimler. Dileseler günl��k tek bildirim yollayabilirler ama sizi sürekli yeni bildirimlerle “ekrana” çağırıyorlar. Sonsuz şekilde ekranı kaydırın istiyorlar. Kendinizi frenleyebilir misiniz? İradenize hâkim olabilir misiniz? Ekranın arkasında size karşı çalışan dünyanın en zekilerinden oluşan bin tane mühendis var! Size karşı çalışıyorlar. Sizin için değil. Ve sizi çok iyi tanıyorlar. Teknoloji bizi parçalıyor, hırpalıyor, bozuyor. DEHB’den bahsetmiyorum bile. İnsanlar; ailelerine, sosyal sorumluluk projelerine, kitap okumaya, kendilerini geliştirmeye, dünyayı daha iyi bir yer yapmak için geçirecekleri zaman “puf” diye sosyal medyada kaybediyorlar. 13-17 arasındaki çocuklarla yapılan bir araştırmada, uyanık oldukları sürede her 6 dakika bir mesaj gönderdikleri tespit edilmiş. Geçmiş yüzyıla göre insanoğlunun ortalama uyku süresi 1 saat azalmış durumda. Fiziksel oyunların yararı bilimsel olarak kanıtlanmış durumdayken çocuklarımız ekran karşısında. Uyum sağlayan, eleştirel düşünebilen, işbirli��i yapabilen, sosyalleşen, hayal edebilen, problem çözebilen çocuklar için bu elzem. Peki, biz ne yaptık? Sınav hariç; oyunu, eğlenceyi, teneffüsü, egzersizi azalttık. “Harekette bereket var”ken çocukları sıralarda hareketsiz bırakarak öğrenmeye zorladık. Amerika’da DEHB teşhisi konulan öğrenci ortalaması %20’lerdeyken bu oran Finlandiya’da %1 bile değil; %0,1… Nedeni işte bu… Unutmayalım… “Hayat konfor alanınızın kıyısında başlar.” ve “Yavaşlamak dikkat becerisini besliyor, hız ise örseliyor.”
Tavsiye ederim efendim. Sevgiler…
Kalp hüzünlenir, göz yaşarır...
Sana sahip çıkamayan 2 milyarlık ümmete mi ağlasak...
Tankıyla, topuyla tüfeğiyle seni koruyamayan 57 İslam ülkesine ve laftan başka bir şey bilmeyen liderlerine mi kızsak...
Satılmışlıklara, ihanetlere ve içine düştüğümüz zillete mi yansak?
Çilen ve sürgünün bitti...
Allah seni şehit yavrularınla ve Efendimizle (s.a.s) komşu etsin aziz lider...
İSAV ile müştereken düzenlediğimiz Uluslararası İslâmî İlimlerin Kurucu Nesli Tâbiîn-I “Tâbiîn Kimliği ve İslâmî İlimlerin Tesisi” Sempozyumu yarın (6 Mayıs 2023 Cumartesi) 10:00'dan itibaren Konferans Salonumuzda gerçekleştirilecektir.
https://t.co/Wt0XPIZAQo