BİRİ BANA BUNLARI AÇIKLASIN.
ÖZELLİKLE TARİHÇİLER.
TC Devleti ne zaman kuruldu?
1923
30 Ağustos ne zaman kazanldi?
1922
Çanakkale ne zaman?
1915
Ortada bir zafer var ise her ikiside
hukuken ve fiilen tarihler itibariyle
OSMANLI DEVLETi'nin zaferi değil mi?
Bitmedi
Atatürkün savaştığı cephelerde rütbeleri
Trablusgarp Savaşı (1911-1912):
Binbaşı
I. Balkan Savaşı (1912-1913):
Binbaşı
Çanakkale Cephesi (1915):
Cepheye Yarbay rütbesiyle gitti,
Şimdi bu savaşlarda bir zafer varsa
kahraman kim olmalı o zamanın
genelkurmay başkanı veya devletin
başında ki devlet yöneticisi.
Peki biz milli bayramlarda neden
sadece mustafa Kemali kahraman
ilan edip en üst rütbedeki
komutanların adını bile anmıyoruz.
Bitmedi
Yunanı biz 500 sene bir vali ile
idare ettik. Yunanı yenmek büyük
bir zafer mi yoksa tarihi zaferleri
bir kişinin tekeline vermek için
yapılan tarihi çarpıtma mı.
Mesela biz neden İstanbulu fethini milli bayram olarak kutlamıyoruz.
Neyse daha çok şeyler yazarımda
hesabım kapanır.
ABDESTSİZ DOLAŞMAMAK
İsviçreli bilim adamı Robert Kenzi Müslümanlığını ilan etti
İslamı seçmesindeki sebep:
Termal bir kamera ile abdest alan Müslümanları çevreleyen Nurani hare'yi gördükten sonra, Muslümanların yeryüzünde yaşayıp hareket eden en temiz en hijyenik(taharetli)
Kişiler olduğunu tespit etti*
63 yaşındaki bilim adamı termal(ısı ve ışın belirleyen)
Kamerasıyla
Abdestli Müslümanların vücudundan yayılan,onu çevreleyen ısıyı ve ışını tespit için çekim yapıyordu.
Bu hareler yedi kattan oluşmaktaydı
İlk önce kırmızı hare
Kırmızı hare sürekli insanı çevrelerse insanda güven hissini ve huzuru temin ediyordu
Buna delil olarak
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellemin:
"Kul abdest aldığında günahları iki gözünün arasından çıkar,ikikulağının arasından çıkar,iki elinin arasından çıkar,iki ayağının arasından çıkar abdestten sonra oturduğunda
Bağışlanmış olarak oturur
Bağışlanmış demek yani güvendedir anlamına gelir
Robert kenzi bu araştırmasını avrupada 50 bin kişi üzerinde uygulamıştır
50 bin kişide bu ışın ve sıcaklığı ölçmüş(ayrıca bu ışınlar hastalığı teşhiste kullanılan bir metodtur)
Bu hareyi göremediği bölgelerde hastalık olduğunu belirlemekteydi
50 bin kişide bazı bölgelerde görülmeyen harelerin belkide normal olduğuna kanaat getirmişken kendisine nijeryadan önemli bir işadamı hastalığı yüzünden müracaat edince kanısı değişti
Bu kişinin vücudunda ışın hareleri eşit orandaydı
Kendisiyle sohbet etmek icin tercüman ararken cok iyi ingilizce konuştuğunu farketti
Adam kendisinde abdest aldıktan sonra harelerin tam görülüp gorülmediğini sorduğunda evet cevabını aldı
Ve şöyle dedi :Ben abdest almadan hareket etmem çünkü abdest Müminin kalkanı gibidir"dedi
Bunun üzerine bilim adamı bu termal kamerada kendisini tespit etmek istedi
Abdestin düzenini bilmeksizin oylesine gördüklerini uyguladı ışın hareleri tam eşit değildi
Müslüman birisinden kendisine İslami usüle göre abdest almayı öğretmesini istedi
Ve harelerin tamamını düzenli olarak tespit etti
Bunu bir çok kiside 37 kez tekrarladı
Hareleri eksiksiz hepsinde tespit etti
Üstelik bu kişiler Müslüman değillerdi
Robert kenzi bu araştırmasindan sonra Müslüman oldu 67 yaşında Kur'anı Kerim'i ezberledi
Ve bu cihazına "İmanı ölçen cihaz"adını verdi
Hastalarına bundan sonra sakinlestirici olarak İslami usülde abdesti reçete verdi
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem:
Benim Ümmetim kiyamet gününde el ve ayaklarının(abdest uzuvları)
Nurundan tanınır kim bunun kendisinde bulunmasını isterse ona devam etsin"
Abdestin etkisi vücudu nurani hareler şeklinde çevreler
Sizleri Müslüman olarak yarattığı için Rabbinize ne kadar şükretseniz az'dır
Bir başka mucizede 14 asır sonra keşfedilmiş SubhanAllah
Resulullaha Salavat(Allahumme Salli ve Sellim ve Barik âla nebiyyina Muhammed)
Muhteşem bir bilgi:
İnsan vücudu bir depo gibidir neşe acı ve hüzün hepsi birarada bulunmaktadır
Göz bir kusursuz bir kamera gibidir her gördüğünü kaydeder faydalı veya zararlı herşeyi kaydeder .
yaşadığı olumsuzluklar uykusunda kabus gibi şeyler gosterir insana
Resulullah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bizlere uykudan önce bolca İstiğfarda bulunmamızı emretmiştir
Bunun ilmi araştırması sonucunda :
İstiğfar sırasında dil üst dişlerin ardına değdiğinde
Hipofiz bezine değer
Hipofiz bezi başın üst bölümünde yer alır
Görevi hücreleri kötü düşüncelerden,vesveseden,kahredici duygulardan,evhamdan(endişe) arındırır
Olumlu duygulara sevkeder,vücudu oksidanlardan temizler tüm bedene oksijene doyurur
SubhanAllah
İblis Allah (Azze ve Celle'ye)
"Senin izzeti ve Celaline yemin ederimki kullarını saptıracağım"
Allahu Teâla'da:
İzzetim ve Celâlime yemin olsunki
Onlar istiğfar ettikçe bende onları bağışlayacağım"buyurur
Çokça İstiğfarda bulununuz
(Allahım bu tebliğimi bana, anne ve babama,bunu okuyan ve paylaşan,insanlara fayda sağlayacak ilme yönlendiren
kardeşlerime sadaka_i cariye (ardı kesilmeyen ,devam ettikçe fayda sağlayacak amel) eyle
Amin
Bunu biliyor muydunuz???
2000 yılına kadar liselerde
okutulan tarih kitaplarının
yazarı "Emin Oktay'dı.
Asıl ismi"Emanivus
Oktavius'tur...
O bir tarihçi değil,
ermeni! kökenli bir inşaat
mühendisiydi...
Sultan Abdulhamid Han'a
"Kızıl Sultan",
Sultan Vahdettin'e
"Hain diyen kitapları yazan
kişi yıllarca bu ülkede
ders kitabı olarak okutuldu.
Türkçülüğün babası bir yahudi , Mohiz Kohen
Adını değiştirip Tekin Alp yapmış .
Andımızın yazari giritli bir yahudi. Sonradan milli eğitim bakanlığı yapmıştır.
Türk Dil kurumu da hakeza
1930 lu yıllarda Moğol tarihi Türk tarihi diye yazılmış bize tutturulmuş .
Say say bitmez..
Milli eğitim Bakanımız Yusuf Tekin'e saldırmalarının altında yatan gerçek sebep budur!
Allah razı olsun Yusuf Tekin Hocamdan..
Bu öğretmen kardeşimden de Allah razı olsun.
Rabbim sayılarını arttırsın inşallah.
@IsimsizanonA "Gerçek sizin gördüğünüz, Hakikat onun arkasındaki sırdır."
Hakikate ulaşmanın, anlamanın ve yaymanın bedeli vardır.
Ödülü ise Rıza makamındadır
Hastalıkları önce 2 ye ayıralım:
1-Ruhsal
2-Bedensel
Ruhsal olarak bir kişide bir hastalık sözkonusu olmasa dahi vücudun yani et bedenin hastalanması için olmazsa olmaz kriter ruhun zedelenmesi ya da yaralanmasıdır.
+
📢 VİDEO ANLATIM
🟢 KAYDEDİCİ MELEK: HACER-ÜL ESVED
🔹️ Adem babamıza şahitlik etsin diye Allahu Teala bir melek yarattı.
🔹️ O melek her yerde onu takip ediyor ve kaydediyordu
🔹️Adem babamız girmemesi gereken yere <yasak secere, yasak meyve > girince melek oraya girmedi
🔹️Adem babamız yasak secereye yaklaşıp emri çiğneyince dünyaya gönderildi
🔹️Adem babamız dünyaya gönderilince, Allahu Teala onu kaydetmekle görevli olan meleği de arkasından dünyaya gönderdi ancak;
🔹️ Nurdan yaratılmış mevcut hali ile görüntüsüne dünya ve içindekiler dayanamaz diye onu bir taş ile kapladı < taşa çevirdi >
🔹️Bu konu Hz Kuran'a aykırı mıdır?
Enam suresi 34 te bu konuya ilişkin hangi deliller gösterildi?
Detaylar kaydımızda 👇
Türkiye’nin Sessiz Devrimi: Baykar Nükleer Reaktör Üretiyor!
Dün Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar’ın ağzından çıkan tek bir cümle, Türkiye’nin yakın geleceğini değiştirecek bir depremin ilk sarsıntısıydı:
“Baykar, 40 MW kapasiteli küçük modüler nükleer reaktör (SMR) prototipi üzerinde çalışıyor.”
Bu cümle, sosyal medyada birkaç saat içinde milyonlarca kez paylaşıldı. Kimisi “yine abartı” dedi, kimisi “hayal” dedi. Ama gerçek şu ki:
Türkiye, ilk kez özel sektör eliyle, kendi mühendislerinin tasarladığı bir nükleer reaktör geliştirmeye başladı. Ve bu reaktörün adı Baykar olacak.
Bu haber, sadece bir enerji projesi değil. Bu, Cumhuriyet tarihinin en büyük “bağımsızlık hamlesinden” biri.
Neden şimdi? Neden Baykar?
Türkiye 2024’te elektrik üretiminin %38’ini ithal doğalgazla yaptı. Her ay 5-6 milyar dolarlık doğalgaz faturası ödedik. Cari açığın en büyük kalemi hâlâ enerji. Akkuyu gibi dev santraller güzel ama 20 yılda ancak bir tane yapabiliyoruz ve Rus teknolojisiyle.
Baykar’ın geliştirdiği 40 MW’lık SMR ise bambaşka bir dünya.
Fabrikada üretilecek, tırla taşınacak, 3-4 yılda devreye girecek.
Bir Organize Sanayi Bölgesi’ne koyduğunuzda, o bölge artık doğalgaza muhtaç olmayacak.
Bir limana koyduğunuzda, gemileriniz aylarca yakıtsız dolaşabilecek.
Kızılelma’nın kanatlarına koyduğunuzda, “nükleer enerjili insansız savaş uçağı” diye bir kavram doğacak – dünyada henüz kimse yapamadı.
Evet, yanlış okumadınız. Baykar sadece İHA yapmıyor artık. Baykar, Türkiye’yi enerji kölesi olmaktan çıkarıp enerji silahı olan bir ülkeye dönüştürüyor.
Bir SMR’nin Türkiye’ye maliyeti ne olacak?
Bir tane 40 MW SMR, yılda yaklaşık 320 milyon metreküp doğalgaz ithalatını önleyecek. Bugünkü fiyatlarla bu, yıllık 400-450 milyon dolar demek.
100 tane SMR koyduğunuzda (ki Baykar’ın hedefi bu), sadece doğalgaz faturasından yılda 40-45 milyar dolar tasarruf ediyoruz.
40 milyar dolar ne demek biliyor musunuz?
2024’te savunma sanayii ihracatımız 5,5 milyar dolardı.
40 milyar dolar, her yıl 8 tane savunma sanayii ihracatı demek.
Veya 20 tane Akkuyu demek.
Veya 100 bin km bölünmüş yol demek.
Ama asıl bomba başka. Bu teknolojiyi ihraç edeceğiz.
2050’de dünya neye ihtiyaç duyacak?
Küresel SMR pazarı 2035’te 300 milyar dolar, 2050’de 1,5 trilyon dolar olacak (IAEA tahmini).
Bugün bu pazarda NuScale (ABD), Rolls-Royce (İngiltere), Rosatom (Rusya) var. Yarın dördüncü oyuncu “Baykar” olacak.
Bir düşünün, Katar çölde 100 tane Baykar SMR alıyor. Pakistan 50 tane. Endonezya adalarına dağıtıyor.
Türk mühendisi tasarlamış, Türk işçisi üretmiş, Türk bayrağı taşıyan reaktörler…
Bu, sadece para değil, jeopolitik güç demek.
“Ama nükleer tehlikeli değil mi?”
En çok duyduğumuz soru bu. Cevap basit: Baykar’ın geliştirdiği 4. nesil SMR’ler pasif güvenlik sistemine sahip. Elektrik kesilse bile kendi kendine soğuyor, erime riski sıfır.
Çernobil’in olduğu 2. nesil, Fukuşima’nın olduğu 3. nesil teknolojiler değil bunlar. Bugün ABD’de bile üniversitelerin kampüsüne SMR konuluyor.
Bu bir makine değil, bir manifesto
Baykar’ın nükleer reaktör projesi, Selçuk Bayraktar’ın 2023’te TEKNOFEST’te söylediği şu cümlesinin somut hali:
“Biz artık takip eden değil, yol açan ülke olacağız.”
O gün İHA/SİHA’da söylediler, yaptılar.
Bugün nükleer reaktörde söylüyorlar.
Yarın uzayda, yapay zekâda, kuantumda da söyleyecekler.
Türkiye, 100 yıl önce “muasır medeniyetler seviyesinin üstüne çıkacağız” diye bir hedef koydu. O hedefe en yakın olduğumuz an, belki de tam şu andır.Çünkü bu kez hedefi devlet değil, bir avuç Türk genci koyuyor.
Paylaşın ki, Türkiye’nin sessiz devrimini herkes duysun.
🟢BİR ARABA ve İKİ AT:
BEDEN, RUH VE NEFS
Hastalık ve sıkıntıları çözmenin birinci ve en önemli yolu nefsi ikna etmektir.
Nefsinizi ikna ederseniz daha kolay tövbe eder, daha kolay affeder, merhamet eder, daha kolay ibadet edersiniz ve nefsinizi ikna ederseniz ruhunuzla senkronize hareket edeceği için, bedendeki iki ayrı yazılım uyumlu çalışacağı için birçok sorunu daha kolay aşmaya başlarsınız.
Dolayısıyla, ters yönlere bakarak sonuç almanız çok zorlaşır.
Bedeninizi bir araba, ruhunuzu ve nefsinizi de onu çeken iki at olarak düşünün; birisi çok güçlü, diğeri zayıf ise güçlü olan zayıf olanı istediği yöne sürükler ya da ikisinin güçleri yakın ancak uyumlu değillerse araba bir sağa bir sola savrulur.
Eğer güçleri dengeli ve aralarında uyum varsa, gitmek istediğiniz rotada düzenli bir şekilde yol alırlar.
En başta çözmeniz gereken ruh ve nefs arasındaki bu güç dengesi ve uyumdur.
➕ ABD’li eski subay Scott Ritter:
▪️ ABD onaylamadıysa İsrail nasıl Katar’a ulaşabildi?
▪️ Kalktıkları andan itibaren muhtemelen radarımıza girdiler ve Katar'ın hava savunma sistemini kapattık.
▪️ Katar, ABD müttefiki değil, çünkü ABD’nin müttefiki yok.
▪️ Müttefikimiz olan herhangi biri aslında müttefikimiz değil, çünkü onlara ihanet edeceğiz ve önceden ettik de.
▪️ ABD ile anlaşma yaptığında seni bir araç olarak kullanır, biz kimsenin arkadaşı değiliz.
📌MANEVİ ORDU
Yeryüzünde yaşayan, gerçekten hak ve hakikatten yana, Allahu Teala'dan yana olmak isteyen herkesin sureti oraya yansır.
Asıl manevi ordu odur.
Dualarla birlikte gelen melekler ya da evliyalar yani Rabbimizin gönderdiği makbul kulları da onlara orada liderlik eder
@ZebunX2911@c_ahmethoca Siz hocamızın ne yapıp yapmayacağına müdahil olmak yerine kendinizin ne yapıp yapmadığınıza baksanız daha iyi olmaz mı, fitne çıkartmaya gerek yok.