“kendini değersiz hissettiğin zamanların üzülme süresi vardır. o süre bittiğinde kendine saygı duyman gerektiğini öğrenirsin, mantığın konuşur. kendine saygı duydukça, hak etmediğine inandığın, değersiz hissettiğin yerden kalkıp gitmeyi öğrenirsin.yürümeyi öğrenmek böyle bir şey”
Ben, dünyada görebileceğiniz en sıcak, en sakin, en yargısız, en kolaylaştırıcı insanlardan biriyim. Ama ben aynı zamanda dünyada görebileceğiniz en soğuk, en mesafeli, en zor insanlardan da biriyim. Hangi tarafımı görüyorsanız onu hak ediyorsunuzdur.
Hayatımdaki meseleleri ikiye ayırdım; umrumda olanlar ve umrumda olmayanlar. Eskiden birçok şey umrumdaydı. Fakat fark ettim ki, her meseleyi dert edinenin kendine ayıracak vakti olmuyor. Artık çoğu şey umurumda değil. Olgunluk ya da vazgeçiş, belki de ikisi de aynı şeydir.
Hikâyenin sonunda, kimseyi özlemeyen, kimseyi aramayan, kimse için heyecan duymayan, kimse için üzülmeyen biri olup çıktım. Bir buzdan tek farkım, onun eriyebilmesi.