Bütün sosyal medya hesaplarımı kapatmıştım sadece gündemi takip etmek için arada bir twittera giriyorum. Her girdiğimde 5 dk sonra şu şekil platformu terk ediyorum:)
Tutuklanıp Silivri Hapishanesine götürüldükten 14 gün sonra ölüm haberi gelen Özcan Aksu'nun ablası:
"Kardeşimi feci şekilde dövmüşlerdi. Kaşını, gözünü, yüzünü patlatmışlardı."
“Kardeşime ‘Seni kim dövdü, kim böyle yaptı, bunlar mı?��� dedim. Arkasındaki gardiyanları işaret etti."
(Ahmet Ayva/İlke TV)
@ahmetayvaa 2026'da cezaevinde işkenceyle adam öldürüldü! Özcan Aksu 14 günde tabutla çıktı. Aile kefeni açıp vahşeti belgeledi. Gardiyanlar "böyle geldi" diyor. Otopsi yok, açıklama yok! Bu vahşete susan da ortaktır, vicdanınız batsın! #ÖzcanAksu#Silivri#İşkenceSuçtur
🔴 Gözaltına alındı, tutuklanarak Silivri'deki Marmara Cezaevi'ne gönderildi. Birkaç gün sonra ise hastaneden ölüm haberi geldi
📌Özcan Aksu'nun ailesi, gözaltından ölümüne kadar geçen süreçte bilgi verilmediğini, cezaevindeki görüşte Aksu'yu ağır darp edilmiş halde gördüklerini ve vücudunda çok sayıda darp izi bulunduğunu belirtti
📌DEM Parti de olayı Meclis gündemine taşıdı
Haber: @ahmetayvaa
https://t.co/CAZyP0t0wj
🔴Cezaevindeki 14. gününde ölüm haberi geldi: Ailesini tanıyamadı, ablasına gardiyanları işaret etti; Özcan Aksu işkenceyle mi öldürüldü?
🎙️Tutuklandıktan 14 gün sonra ölüm haberi gelen Özcan Aksu'nun ablası, kardeşini cezaevinde ilk gördüğünde şok olduğunu anlattı:
"Cama vuruyorum, ‘Özcan, ben geldim’ diyorum. Yok, beni tanımıyor kardeşim"
"Kardeşimi feci şekilde dövmüşlerdi. Kaşını, gözünü, yüzünü patlatmışlardı"
"Beni tanımadı. Ben ablasıyım, tanımadı beni. Yürüyemiyor, dengesiz, ne dediğini bilmiyor, nerede olduğunun farkında değil. O çocuk orada değil de yoğun bakımda olsaydı, ilk anda müdahale edilseydi benim kardeşim ölmeyecekti"
Haber: Ahmet Ayva / @ahmetayvaa
https://t.co/CAZyP0t0wj
Hiç unutmam 20 Ekim 2015’te kürsüye çıkıp “AKP giderse beyaz toroslar gelir” diyip Kürtleri tehdit etmişti.
6 ay boyunca Türkiye kan gölüne dönmüştü.
HDP mitinglerinin bombalanması, Ankara Gar katliamı, Suruç katliamı ve nice katliamın faillerinden biridir Davutoğlu.
Kürtler hala, Batılı devletlerin “mazlum bir halk” olduğumuza inanıp temel hak ve özgürlüklerimizi savunacağı rüyasını görüyor.
Şimdi de BM Genel Sekreteri Guterres’in Mazlum Abdi’yi ziyaret etmediğine üzülüyorlar. Geçen yıl “Kürtler tarihin kurbanı oldu” diyen de Guterres değil miydi?
Ayrıca Mazlum Abdi kim ki BM Genel Sekreteri onu ziyaret etmek zorunda olsun? Uluslararası siyasette duygular değil, çıkarlar belirleyicidir.
Hey! Uyanın artık, yeter. Mazlum olmanız kimsenin umurunda değil. Sahada caydırıcı gücü olmayanın masada da destekçisi olmaz.
Para ve güç delisi Batı devletleri gelip sizi Arap sermayesine ve Türk askeri gücüne karşı savunmaz. Kaderinizi başkalarının vicdanına değil, kendi gücünüze bağlamak zorundasınız.
An die sogenannten jesidischen Nationalisten die das Kurdentum und die kurdische Sprache leugnen und das kurdische Volk beleidigen Hört auf mit dieser Heuchelei Wenn ihr keine Kurden seid dann hört auf mit unseren historischen Helden zu prahlen Löscht diese Namen 1/7
İran’ın zorba rejimini en az Trump kadar sevmiyorum. Ancak Trump’ın seçimle gücünü kaybetme ihtimali var; ayrıca iktidar süresi sınırlı olduğu için her zaman gitme olasılığı bulunuyor. İran rejimi ise zorla, katliamla silahla iktidarda kalmaya devam ediyor.
İran rejimi yalnızca kendi içindeki mazlum halklara karşı değil, komşu Kürt halkına karşı da sinsi ve düşmanca bir tavır sergiliyor.
Tercih etmek zorunda kalsam, ikisinin de gitmesini isterim: Hem Trump hem de İran rejimi.
Tez zamanda...
Fotoğrafı görünce kendimi tutamadım ve neden yazmayayım dedim.
Yıl 2018. Seçim yorgunluğu ve ağırlığından uzaklaşmak için Aydın’dan Dersim’e geçmiştim. Dersim’e vardığımda ormanlarımız yanıyordu.
Yangına müdahale edenler engelleniyordu. Biz de kurduğumuz gönüllü ekiplerle bölgeye varıp söndürmeye çalışıyorduk. Günlerce uyumadan, suyla, kürekle, çıplak ellerle çırpındık.
Aynı günlerde Ege’de, Akdeniz’de de ülke olarak üzüldüğümüz yangınlar vardı. Televizyonlar oradaydı. Haluk Levent oradaydı. Bağış kampanyaları, konserler, yardım tırları… Hepsi gündemdeydi.
Peki ya Dersim?
Dersim’de yanan ormanlar kimsenin umrunda değildi.
Sosyal medya üzerinden Haluk’a çağrılar yaptım. “Gel” dedim, “bu memleketin de dumanı var.” Yanıtsız kaldım. Duyarlı bazı gazeteciler “Haluk Levent’e ulaştık ama Dersim onun ilgi alanında değil” diye yazdı. Bende kayıtlı telefonundan aradım, dönüş yapmadı.
Günlerce süren müdahalemiz başarılı oldu ve yangınları söndürmeyi başardık. Bir gün sonra yaraya tuz basan bir paylaşımla karşılaştım. Vali Tuncay Sonel, gönüllü arkadaşlarımızın çabasıyla dalga geçercesine yapay bir ağacın ışıklandırılmış fotoğrafını paylaştı. Altına şunu yazmıştı: “Tunceli’nin ağaçları ışıl ışıl.”
Twitter’dan buna itiraz ettim. Bunun bir saygısızlık olduğunu söyledim. Cevabı ne oldu biliyor musunuz? “Terörle mücadele” üzerinden hedef gösterildim. Saatlerce sosyal medya üzerinden karşılıklı tartıştık.
https://t.co/4XOrPlzk63
İstanbul’a döndüm. Ardımdan dönemin İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, yanında Tuncay Sonel ile birlikte çıktı ve dedi ki: “Bazı sözüm ona şarkıcılar Tunceli’de terörle mücadelemizi sabote ediyor. Buna izin vermeyeceğiz.”
Bu açıklamanın ardından hakkımda Türkiye’nin farklı kentlerinden ihbarlar yağmaya başladı. Soruşturmalar, ifadeler, açılan davalar… Tam 8 yıldır sürgündeyim.
Fotoğrafta, Gülistan Doku cinayetinden tutuklu dönemin Tunceli Valisi Sonel ile aynı sofrada sırıtarak paylaşım yapan Haluk Levent var. Şimdi anlıyorum ki Haluk Levent’e çağrılarımız beyhudeymiş. Meğer Tuncay Sonel Haluk’a bizden önce ulaşmış!
Fotoğraf zaten her şeyi anlatıyor.
Bir yanda depremin kanayan yarası, diğer yanda rulet masası.
Bir yanda yangınlar, diğer yanda cinayetten tutuklu bir valinin sofrası.
Bu fotoğraf karesinde Vali ile Haluk’u aynı karede buluşturan şey memleket sevdası değil, menfaattir. Sorumluluk taşıyan herkesin bilmesi gereken bir şey var:
Etki sahibi olmak ayrıcalık değil, vebaldir.
Ferhat TUNÇ
Bugün Kürt lider Dr. Abdurrahman Kasımlo’nun İran tarafından katledilişinin 37. yıldönümü
Kasımlo, 13 Temmuz 1989’da Avusturya’nın başkenti Viyana’da barış masasında katledildi
Dr. Kasımlo kimdir?
Since KRG and the ruling parties, PDK and PUK, continue to act like real estate companies by selling Kurdistan to Arabs and foreigners
I’m kindly suggesting these updated logos to better reflect their true mission.