Bu tweetin altına tuhaf karşıladığım veya (benim için) anlamsız olan şeyleri paylaşacağım. Geriye dönüp baktığımda değişiklik olup olmadığını kontrol edeceğim "Geleceğe Mektup" gibi bir durum kısacası. Başlıyorum⏬
Türkiye'de vatandaşın SAHİL HAKKI GASP EDİLİYOR. Ve bu gasp gizlice yapılmıyor, herkesin gözü önünde gerçekleşiyor.
İlgili bakanlıklar, belediyeler bu gaspı izliyorlar.
4 tarafı denizlerle çevrili Türkiye'nin sahil bölgelerine kim olduğu belirsiz insanlar çöküyor.
Bu haber için İzmir'deki beach club dedikleri yerlere bizzat girdim ve sahile girmek için bu şahıslara 8 bin TL ödemek zorunda kaldım. Bunu vermezseniz içeriye alınmıyorsunuz.
SAHİLLER VATANDAŞIN ANAYASAL HAKKIDIR.
Vatandaşın bu hakkını gasp edenler memlekette sahil alanı bırakmamışlar. Antalya, İzmir, Muğla...
Her şehrin en güzel sahillerine KM'lerce çökülmüş.
İspanya ise sahillerinin her noktasını 20 yıl boyunca korumuş ve İspanya'da da 'SAHİLLER HALKINDIR' kanunu var.
Aynı yasalar Türkiye'de de olsa, herkesin gözü önünde milletin hakkı GASP EDİLİYOR. Tüm bu sahil noktalarını tek tek inceledim.
Bu çalışmamın daha fazla insana ulaşması için beğenip paylaşabilirsiniz. Bu gaspların tüm belgelerini paylaşmaya devam edeceğim.
Yaptığım belgeselin 20 dakikalık halini Youtube'da paylaştım: https://t.co/yurMUQTbHB
Hiç utanmıyorsun değil mi, Erdoğan?
Yasal haklarını kullanan gençleri cezaevine atarken, terör örgütü Hizbullah’tan yargılanan ortağın Hüda-Par’cıları affediyorsun!
Bayram günü gençleri içeri, terör suçlularını dışarı çıkaran bir iktidarla karşı karşıyayız!
Yazıklar olsun!
Ekrem İmamoğlu’na uygulanan yargı süreci ile normalde uygulananı ve Türkiye’de görmezden gelinen hukuksuzlukları ‘özetleyerek’ anlattım.
Benzer şekilde tutuklandığım ve mahkemeyi kazandığım için kendimden anlatmaya çalıştım.
‘İmamoğlu’na hukuksuzluk yapılıyor’ demek onu desteklemek değil hukukun adil olmasını talep etmektir.
İmamoğlu yargılansın ancak Melih Gökçek de yargılansın.
Kızılay’ın eski başkanının kızı bir genci öldürüp 1 saat bile hapse girmiyorsa Berkay gibi protestoya katılan gençler ifadeye dahil gitmesin.
Eğer bu ülkede adalet sadece birileri için çalışırsa bu ülkenin gençleri ülkeyi terk eder.
O yüzden adalet istemek, birine siyasi destek vermek değil ülkenin iyiliğini istemektir. Bu da her vatandaşın görevidir.
Sinan Oğan: "PKK elebaşının Meclis'e davet edildiği bir süreçte, Ümit Özdağ'ın Cumhurbaşkanına hakaret ettiği gerekçesiyle gözaltına alınması da, 'halkı kin ve düşmanlığa tahrik' suçundan tutuklanması da yanlıştır, haksızdır ve hukuksuzdur."
Adalet Bakanı @yilmaztunc ‘un talimatı ile 2019 yılında, Suriyeli ve Iraklı sığınmacıların işyeri ruhsatlarını iptal ettiğim, Arapça tabelalarını kaldırdığım, şehirden ayrılmaları için su ve nikah ücretlerine zam yaptığım gerekçeleriyle hakkımda Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldığını öğrendim.
Evet ben bunları yaptım, sonuç aldım. Şu anda Bolu’da bir avuç Suriyeli ve Iraklı kaldı. Yaptıklarımdan sonra Bolu’da çocuklar parka ve okullarına korkusuzca gidebiliyor. Bolulu kadınlarımız ve kızlarımız sığınmacı tacizine uğramıyor. Hiçbir esnafımız sığınmacı çeteler benden haraç ister mi? korkusu yaşamıyor.
Söz verdim yaptım ve pişman da değilim. Ben Türk Milleti’nin menfaatlerini korumaktan başka bir suç işlemedim. HODRİ MEYDAN!!!
Ayrıca Adalet Bakanı ortada suç arıyorsa, terörist başını öven ve meclise davet edenlerle ilgili de soruşturma açsın.
BAŞKANIMIZ ALİ Y. KOÇ’TAN AÇIKLAMA
Galatasaray Kulübü Başkanı Sn. Dursun Özbek’in dün yaptığı açıklama üzerine bu bilgilendirmeyi yapmak zaruri olmuştur.
İlgili açıklamada benimle olduğunu iddia ettiği bir diyalogdan bahseden; “Alucralı Dursun Özbek'in torunu olarak ben sizle televizyona çıkarım ama gündemi benim belirlemem lazım. Çıkalım orada Alucralı Dursun Özbek'in torunuyla Vehbi Koç'un torunu olarak Türk gençlerine cumhuriyetin bize sağladığı fırsat eşitliğini anlatalım. Kendisi kabul etmedi.” diyen Dursun Özbek ile böyle bir diyaloğumuz hiçbir şekilde gerçekleşmemiş, bu tamamen kendi hayalinin ürünüdür.
Resmi olarak tam beş kez davet ettiğimiz ‘canlı yayında karşılıklı görüşme’ teklifimize yönelik kendisinden hiçbir dönüş ve yanıt gelmemiştir.
Bahsettiği bu son diyalog da hiçbir gerçeklik payı olmayan, kesinlikle yaşanmamış bir olaydır.
Bugüne kadar Sn. Özbek ile birebirde hiçbir görüşme ve konuşmamız olmamış, görüşmelerimizde her zaman başka kişiler de mevcut olmuştur.
Dolayısıyla, kendisinden ricam yaşandığını iddia ettiği bu diyaloğa dair tarih, yer ve bulunan insanlar dahil verebileceği tüm detayları net şekilde açıklamasıdır.
Ne yazık ki, olmayan bir şey üzerinden tüm kamuoyunu yanıltmak ve hiç yaşanmamış bir şeyi gerçekmiş gibi milyonlara sunmanın kendisi açısından bir alışkanlık haline geldiği pek çok örnekte görülmektedir.
Bu son iddiası da külliyen bir yalandır.
Ayrıca bu vesile ile bizzat kendisinin oluşturduğu bu gündemin üzerine;
Kendisinin de konuşmak istediği konular dahil olmak üzere, kamuoyunun merak ettiği her şeyi milyonların önünde değerlendirmek, açıkça ve mertçe tartışmak, kamuoyunu aydınlatmak adına, kendisinin istediği zamanda, istediği kanalda ve istediği kişilerle birlikte yayın davetini kabul edeceğimi belirtmek istiyorum.
Bu konuda geçmiş örneklerde olduğu gibi yine geri adım atılmamasını temenni ediyorum.
Ali Y. Koç
Migros'ta kilosu 200₺'ye satılan bu Taşköprü sarımsağının ilk bakışta üreticisinden 140₺'ye alındığını düşünüyorsunuz.
Fakat künye bilgilerini incelediğinizde aslında bu sarımsakların üreticiden 20₺'ye alındığı gerçeğiyle yüzleşiyorsununuz.
Nasıl mı?
Gelin, anlatalım!