Lozan'da Lord Curzon bir ara İsmet Paşa'yı uyardı:
"Siz Yunanistan'ı yendiniz, İngiltere'yi değil. Bunu unutmayın!"
İsmet Paşa;
"Hayır!" dedi..
“Yalnız Yunanı yenmedik, güneyde müttefikiniz Fransızları yendik, onun silahlandırdığı Ermenileri yendik, müttefikiniz İtalyanları Anadolu'dan uzaklaştırdık, sizin silahlandırdığınız Doğu Ermenilerini ve Pontus çetelerini yendik, sizin İstanbul yönetimiyle birlikte azdırdığınız isyancıları yendik, silah ve para ile desteklediğiniz Kuva-yı İnzibatiye'yi yendik, en son olarak da maşanız Yunan ordusunu yenip denize döktük, Mondros'u yendik, Sevr'i yendik, Üçlü Anlaşmanızı yendik... Bunların hepsinin arkasında siz vardınız, hepsinin ipleri, dümeni, düğmesi sizin elinizdeydi.
Biz asıl sizi yendik!
Hırçınlığınızın, telaşınızın, durmaksızın entrika çevirmenizin nedeni bu! Bunu örtbas etmeye, kaybınızı gidermeye çalışıyorsunuz.
Biz sizi burada da yeneceğiz!..."
Büyük Atatürk’e, İsmet İnönü’ye, Anadolu Türk’ünün idam fermanı Sevr’i yırtıp atan Kuvayı Milliye kahramanlarımıza ve yüce milletimize minnet, aziz şehit ve gazilerimize tazimle…
Avrupa ADD Birliği
CELAL ŞENGÖR Hoca'dan MÜTHİŞ YAZI...
Türkiye halkı kravat takar, lüks otomobillerde dolaşır, bikinili hatunları sosyetik plajları doldurur, plansız şehirlere şekilsiz gökdelenler inşaa ederek yaşanmaz hale getirir, ama tüm bu halk zenginiyle fakiriyle, şehirlisiyle köylüsüyle zır cahildir. Kendi tarihinden habersizdir. Aslında ne dilini, ne dinini bilir, ne geleneklerini tanır, ne de toplumsal değerlerinin evriminden haberdardır.
Muhteşem Yüzyıl diye televizyonlarda alkışladığı dönemde, devletinde Amerika'dan gelen gümüşün ilk enflâsyonu başlattığını bilmez (çünkü Avrupalı dünyayı keşfederken, muhteşem(!) padişahları hareminde gönül eğlendirmekte, dünyayı öğrenelim diyen Pirî Reis'in kafasını vurdurmaktadır...
O, muhteşem(!) yüzyılda Anadolu'da medrese o kadar ayağa düşmüştür ki, öğrenci haydutluğa başlamıştır (buna softa şekâveti denir). Avrupa'da ilk yenilgimizi Muhteşem(!) Süleyman devrinde aldığımız gibi (1.Viyana bozgunu 1529), Hint Okyanusuna her çıkışımızda mini mini Portekiz'den sopayı yiyip Kızıldeniz'e veya Basra Körfezi'ne tıkılışımız da bu büyük(!) padişah efendimizin devrindedir.. Yine onun zamanında dünya keşfedilirken, Hint Okyanusu'na kadırga denen sandallarla açılan ve 1554'te Hindistan'da karaya oturan büyük(!) bir amiralimiz, yürüyerek üç senede Hindistan'dan Edirne'ye gelmiş ve meşhur bir kitap (Mirât-ül Memâlik) yazmıştı. El alemin dünyayı öğrendiği bu dönemde Seydî Ali Reis gazel söyleyip, eğlence partilerini anlatmaktan başka tek bir detaylı coğrafya bilgisi toplamayı gerekli bulmamıştı...
Büyük(!) Sultanımız Süleyman'ın Fransa kralı 1.François'i hapisten bir mektupla kurtardığını okurduk mektepte. O François'nın kurduğu Collège de France bugün dünyanın en önemli araştırma kurumlarından biridir. Bizimkinin hangi kurumu ayakta kaldı? Hangi kurumunun insanlığa beş paralık bir faydası oldu?
Tek becerdiği kalıcı şey, aklı başında öz oğlu Şehzade Mustafa'yı Hürrem uğruna katlettirip, devleti bir ayyaşa teslim ederek halkının geleceğini karartmak oldu..
Artık yeter!. Bu ve benzeri rezillikleri yalanlarla bezeyip yücelten, buna karşılık bize bütün dünyada saygınlık kazandıran, aklımızı kullanıp onurlu insanlar olmamızı sağlayan Atatürk'ü aşağılayan âlim pozlu, ukala tavırlı zır cahilleri her gün halkın karşısına diken televizyon kanallarından ve gazetelerden gına geldi. Yükselen ahlaksızlık grafiğimiz kimin eseridir sanıyorsunuz? Cehalet tüm fenalıkların anasıdır. Biz de o anayı besleyip büyütüyor, onun tosuncuklarına oylar veriyoruz... Artık yeter! Memleketimde her elimi attığım yerde cehalet çirkefine bulaşmaktan bıktım...
Ayrıca, halka bilgi vermekten çok uyutmaya odaklanan, kavgalarla Reyting toplamaya çalışan, yok kuaförüm sensin, yok yemekteyiz veya temizlik benim işim gibi basit, birbirini aşağılayan, saçma sapan programlardan da bıktık, usandık, bu kanalları yönetenleri şiddetle kınıyor ve bir an önce aydınlatıcı öğretici programlar yapmalarını diliyorum.
Prof. Dr. Celal Şengör ...
Murat Ağırel: "İlk başta reddediyorlardı ya, reddettiklerini kabul etmeye başlamışlar. “Evet, benim oğlum ve torunlarım vatandaşlık alabilmek için orada iki tane daire aldılar,” diyor.
Burada iki daire yok. Burada 15 tane daire var. Gördüğünüz cephede ikişer tane daire var. 8 daire yapıyor. Buranın arka tarafı da var. Aşağıda dükkan da var. Arka tarafında da müştemilat gibi mutfak ve ofislerin kurulduğu çok geniş bir yer var.
��ğne ucu kadar boşluk bırakır mıyız biz yaptığımız dosyada? Ben daha ileri gidiyorum bu binanın komple Hülya Gökçek’e ait olduğunu gösterelim, tapuyu verelim şimdi de..."
Ekrem İmamoğlu'nun tutuklu avukatı Mehmet Pehlivan:
"Geçtiğimiz günlerde revire gittim, doktor şikayetlerimi sordu.
Doktorumuz beyefendi biri, şikayetlerimi sabırla dinledikten sonra stresli bir dönemde olup olmadığımı sordu.
Şok oldum. Hemen hemen yaşıtım bir doktor olduğu için şakalaşmak amacıyla mı soruyor diye tereddüt ettim ve hemen cevap vermedim.
'İlahi doktor, altı üstü haksız yere aylardır hapisteyim, kim bilir daha ne kadar hapiste olacağım bilmiyorum. Bunlar her insanın yaşadığı günlük stresler, majör bir şey yok!' dedim. Stresle mücadelede iyiyiz.
Türkiye’de pek çok cezaevinde halen yüzlerce hak ihlali yaşanmaya devam ediyor. Cezaevleri bir deneyim merkezi değildir. Romantize edilecek, kahramanlık hikâyeleri yazılacak yerler de değil.
Kuyruğu dik tuttuğumuza bakmayın, ben dahil birçok insanın cezaevi günleri ağır tecrit altında geçiyor.
Tecritin kırıldığı o görüş günlerinde de üç yaşındaki kızımın asla yanıt veremediğim sorularıyla boğuluyorum.
Henüz zaman kavramı olmayan bir çocuğa belirsiz bir başka zamanı nasıl tarif edeceğimi bilmiyorum."
(Cumhuriyet)
Yargı sopasıyla halkı sindiremeyeceksiniz!
Ülkedeki adaletsizliklerle ilgilenmek yerine Parti Sözcümüz Sera Kadıgil hakkında pazar akşamı soruşturma başlatan ve bunu da sosyal medyadan duyuran yargı mekanizması, sosyal medyada “cadı avı” yapmak yerine sorumluluklarını yerine getirmelidir.
FATMA BAŞKAN NE Mİ YAPMIŞTI?
TÜGVA’ya 25 yıllığına tahsis edilen yurdun protokolünü iptal etti.
Ensar protokollerini sonlandırdı.
Araç kiralama saltanatına son vererek İzmit’e 400 araçlık hizmet filosu kazandırdı.
Yok pahasına kiralanan alanları tek tek halka geri verdi.
Belediyeyi müteahhitlere, kiralama şirketlerine ve çıkar çevrelerine bağımlılıktan kurtardı.
Yedi yılda dışa bağımlılığı yüzde 60 azalttı.
İzmit’in kaynaklarını bir avuç çevreye değil, İzmit halkına kazandırdı.
Parti Sözcümüz Sera Kadıgil İzmir Halk Buluşmasında konuştu: “Siyaset, sevdiğiniz, güvendiğiniz, fikrini beğendiğiniz 2-3 insana emanet edilebilecek bir şey değil. Birlikte yapmamız gereken bir şey. Bir arada durmamız gereken bir şey. O yüzden gelin ve Türkiye İşçi Partisine üye olun. Bizimle birlikte yol yürüyün.”
📍Ahbap Derneği’ni konuşmaktan CHP milletvekili Deniz Yavuzyılmaz’ın ifşa ettiği bu mevzu fazla gündem olmadı. Açıklaması çok kritik:
“— Türkiye'nin İran'a ödemek zorunda kalacağı 1,5 milyar dolarlık usulsüz petrol taşıma cezasının 673 milyon dolarlık kısmı Türkiye tarafından İsrail, GKRY ve Yunanistan'a satılan ucuz petrolden kaynaklanıyor.
— Yani AKP, Akdeniz’de ittifak kuran Rum Yönetimi, İsrail ve Yunanistan’a ucuz petrol sattığı için bu parayı hepimiz ödeyeceğiz!”
Deniz Yavuzyılmaz’ın söylemlerine verecek cevabınız var mı?
Vahdettin yaverini İstanbul'daki İşgal Orduları Başkomutanı İngiliz General Harington'a gönderip ülkeden kaçmak için yardım istedi. Harington "Onu zorla kaçırdığımın sanılmaması için talebini yazıyla bildirsin" diye cevapladı. Bunun üzerine Vahdettin'in Harington'a yazdığı mektup
Gençler buluşuyor. Bu çağrı; yarın kaygısı taşımadığımız bir gelecek için, yan yana durma çağrısıdır.
Korkuyu, umudu ve yalnızlığı değil; birlikteliği büyütme çağrısıdır.
Denizlere özgürlük, gençlere özgürlük, yaşamın kendisine özgürlük çağrısıdır!
🕓12 Temmuz Pazar 16.00
📍 Yoğurtçu Parkı
İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
▪️‘‘Sağcı ve aşırı sağcı kesime sesleniyorum: Dünyayı ateşe verenleri destekleyip, sonra o yangının çıkardığı dumandan şikayet edemezsiniz.
▪️Hem pastam dursun hem karnım doysun diyemezsiniz.’’
EMEP İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Deniz Göktaş’ı cezaevinde ziyaret ettikten sonra açıklama yaptı:
“Önümüzdeki günlerde Deniz’in tutukluluk kararını inceleyecek olan üst mahkemeye bir çağrı yapmak istiyorum. Bu hukuksuzluk ve adaletsizliğe ve politik mizaha yönelik bu sansür tutumuna, düşünce ve fikir özgürlüğüne karşı açıkça ortaya konmuş sansür ve yasakçı tutuma son verip Deniz’i serbest bırakın”
https://t.co/ixPwPT5SzQ
Haydutların ülkemize gelip yeni emperyalist planlarını yaptığı NATO Zirvesi dün sona erdi ancak Saray’ın bu kanlı emelleri ifşa eden devrimcilere, sosyalistlere dönük öfkesi azalmadı. Hala onlarca yoldaşımız, yurttaşımız gözaltında ve cezaevinde tutuluyor.
Bu zirveden emekçiler lehine bir sonuç çıkmaz dedik, öyle de oldu. Peki efendilerinize hoş görünmek dışında bir açıklaması olmayan bu zulüm ne zaman sona erecek? Türkiye’yi ebediyen açık hava hapishanesine dönüştürmek istiyorsanız bilelim, değilse arkadaşlarımızı serbest bırakın!
Bugün ülkenin adalet tarihinde en utanç verici günlerden birini yaşıyoruz.
Yer utandı, gök utandı, biz utandık olanlardan… Bir tek onlar utanmadı yaptıklarından!
Heyet geldi sözde duruşma tekrar başladı.
Kürsüdeki kişi İmamoğlu’nun susma hakkını kullandığı “tespit ettiğini” söyledi.
İmamoğlu’na “ya savunmanı benim istediğim sürede yani yarım günde yaparsın ya susma hakkını kullanmış sayarım” tehdidini geçirdiği zaptı okuyor.
Sıkıyönetim mahkemelerinde bile görülmemiş bir rezalet yaşanıyor şu an Silivri’de.
NATO Zirvesi nedeniyle Ankara’ya gelen haydut Trump ve işbirlikçilerini protesto eden Ankara İl Başkanımız Fırat Çoban, Çankaya İlçe Başkanımız Ilgın Baran Öcal, Ankara İl Gençlik Sorumlumuz Oğulcan Boz ve beraberindeki yoldaşlarımız, günlerce süren gözaltı sürecinin ardından serbest bırakıldı.
Emperyalist katillerin ülkemizde elini kolunu sallayarak gezmesine izin vermeyeceğiz! Tüm gözaltılar ve cezaevindeki yoldaşlarımız, yurttaşlarımız derhal serbest bırakılmalıdır!