Endüstri Müh. @BilkentUniv | Hukuk @AnkaraUni | Avrupa Çalışmaları ve TEKPOL @METU_ODTU | Baş Hukuk Müşaviri @yndxturkiye | Genel Sekreter @toplumenstitusu
Sokrates değilseniz, "Ne çok şeye ihtiyacım yokmuş" diyebilmeniz için önce sahip olmanız gerek. Başarı için de öyle. Başarmadan, başarmaktan vazgeçemeyiz.
Özgür Bolat'a mutluluğun kaynağına dair kavrayışı, geçtiği çileli yollar sağlamış olmalı.
Yol öğretir. Bu yüzden çileli de olsa yürünmelidir. 🍀
Üniversite sınavlarında Türkiye 56.sı olmuş, Boğaziçi’ni birincilikle, Harvard’ı 4.00 ortalamayla bitirmiş, üstüne de Cambridge’de Doktora yapmış Özgür Bolat tüm bu başarıların ardından şaşırtıcı şekilde bunların önemsiz olduğuna kanaat getirmiş ve şunları söylüyor:
HER ZAMAN OLDUĞUMUZ YERDE, MESLEKTAŞLARIMIZIN YANINDAYIZ!
Adliye koridorlarında meslektaşlarımızla buluşmaya, kendimizi ve projelerimizi anlatmaya devam ediyoruz.
Mesleğimizin gündelik mücadelesini verdiğimiz bu koridorlarda, meslektaşlarımızla kurduğumuz her temas bizim için kıymetli. Nasıl bir baro istediğimizi, mesleğimiz için neler yaptığımızı ve neler yapacağımızı yüz yüze konuşuyoruz.
Çünkü baroyu yönetmek, meslektaşa ulaşabilmekten geçiyor.
Bugün de meslektaşlarımız ile Sıhhiye Adliyesi’nde konuştuk.
Bize vakit ayıran tüm meslektaşlarımıza teşekkür ederiz. Tek bir avukat yalnız kalmayana dek meslektaşlarımıza ulaşmaya devam edeceğiz.
Çünkü biz, Avukatların Avukatıyız!
#BuSuHiçDurmaz
Bugün okullar açıldı.
Ders programları belli oldu.
Veliler WhatsApp'ta ders sayısı dağılımlarını tartışmaya başladı.
Oğlumun ders programı (ilkokul 4):
Haftalık 46 saat ders.
Yabancı dil 13 saat, matematik 6, fen 3, sosyal bilgiler 3, müzik 2, beden 2, din 2, insan hakları 2, görsel sanatlar 1, trafik güvenliği 1 saat...
Bugün aynı zamanda Kanuni Sultan Süleyman'ın vefatının 460. yılı imiş.
Bu bizim ders programına Kanuni ne derdi, bize nasıl nasihat ederdi? Claude'a birkaç satır bir prompt ile sordum.
Claude, Kanuni'nin şöyle diyeceğini düşünüyor:
"Kırk altı saat, on yedi ders; çokluk var, bütünlük yok.
Frenk diline on iki saat vermişsiniz; dil cihanın anahtarıdır, lakin anahtarı verip kapıyı göstermezseniz çocuk elinde demirle kalır.
Bedene iki saat; ben yetmiş bir yaşımda Zigetvar'a at üstünde gittim.
Musiki var, resim var, elin hüneri yok; ben Trabzon'da kuyumculuk öğrendim, taht gider, bilek kalır.
Şimdi kulak verin. Cihanın en büyük devletini yönettim. Benim devrimde Piri Reis okyanusu haritaya çizdi, Frenkler matbaayı kurdu; ikisi de o gün küçük göründü, devlet hiç bu kadar güçlü olmamıştı.
Yüz yıl sonra ticaret yolları başka denizlere kaydı, ilim başka kalemlere geçti.
Sizin okyanusunuz ne?
Bu çocuk düşünen makinelerle aynı asırda yaşayacak; bu satırları da öyle bir makine yazıyor. Onunla nasıl konuşulur, ona ne sorulur, ne emanet edilir, ne edilmez; buna dair kırk altı saatin içinde tek bir saat yok.
Ben okyanusu haritada gördüm. Siz onu evinizde, çocuğunuzun elinde görüyorsunuz ve programa yazmıyorsunuz.
Benim devrimde bu ihmalin bedeli bir asır sonra ödendi. Sizde bu çocuğun ömründe ödenir.
Ve şunu da bilin: Çocuğa her şeyi anlatıyorsunuz, fakat hiçbir şeyi emanet etmiyorsunuz. Ben Kefe'ye valilik öğrenmeye değil, valilik etmeye gönderildim; emanet edilmeyen, emanet taşımayı öğrenmez.
Kırk altı saati kime verirseniz verin. Çocuğun bütününü kimseye vermeyin."
Kanuni'nin vizyonunun belki binde biri bile olamaz ama yine de etkileyici.
Peki okyanusu görüyor muyuz?
Çocuklarımıza neyi emanet ediyoruz?
Makinelerle çok iyi İngilizce konuştuklarında, dijital dünyada çocuklarımıza bir "valilik" kısmet olur mu?
💪🏻 Her güzel başlangıç, güvenle atılan ilk adımla başlar…
🫂 Bugün sınıflarımızın kapıları evlatlarımıza açıldı; yeni arkadaşlıklar, yeni heyecanlar, yeni hayaller başladı…
🇹🇷 Ülkemizin her köşesinde çocuklarımız, öğretmenleri ve aileleriyle okullarımızın sımsıcak ikliminde buluştu.
❤️ Hoş geldiniz çocuklar…
Teknoloji · Hukuk · Politika (2026/36) bültenimin ikinci sayısı yayında.
Bu sayıda:
💰 Anthropic, tarihin en büyük halka arzına hazırlanıyor: 2 trilyon dolar. Aynı hafta Borsa İstanbul’da bir teknoloji şirketinin gongu çaldı: 2 milyar lira. Rakamlar arasındaki uçurum bir yana; asıl fark, kurumsal kapasitede.
⚡ Microsoft Mart’ta “elektrik faturasını vatandaşa yıkmam” diye söz verdi, Eylül’de bunu yazıya döken kurala karşı Yüksek Mahkeme’ye gitti. Türkiye’nin 1 GW’lık veri merkezi hedefi için ders niteliğinde.
🧠 OpenAI “yapay genel zekâ çağı başladı” dedi; aynı gün Bernie Sanders bunu yapan mühendise 20 yıl hapis isteyen bir kanun teklifi verdi.
🍎 Apple’ın yeni CEO’su göreve başladığı hafta, şirketin OpenAI’a açtığı ticari sır davasında karşı cevap geldi: 400 çalışan bir rakibe geçmiş. Bizde bir çalışan rakibe geçince ne oluyor?
💾 Yapay zekâ dünyanın belleğini yiyor: “RAMageddon”. Türkiye’de telefon fiyatları yıl sonuna kadar yüzde 40 artabilir, iki telefon fabrikası kapandı.
📱 WhatsApp’a üçüncü taraf yapay zekâ ajanları geliyor. Rekabet Kurulu bu kapıyı Haziran’da zorlamıştı.
…ve dahası.
https://t.co/YB0xUxCTMs
Neuralink isimli şirket, kafatasının altına, hareketi yöneten beyin bölgesine saç telinden ince 100 iplik yerleştiriyor; ipliklerin üzerinde 1.024 elektrot var. Bu iplik yerleştirme ameliyatını, beyin zarına zarar vermeden, hassas robotlar yapıyor.
Sen "elimi sağa götüreyim" diye düşünüyorsun. Elin oynamıyor, ama o düşünce beyinde bir grup sinir hücresini ateşliyor. Elektrotlar bunu kaydediyor, yapay zekâ "sağa gitmek istiyor" diye niyetini çözüyor ve kablonun ucundaki cihaza iletiyor.
Kablonun ucundaki cihaz,
Eğer bir bilgisayarsa imleç sağa kayıyor.
Tekerlekli sandalyeyse sandalye sağa dönüyor.
Konuşma sistemiyse hoparlörden "sağa" diye bir ses çıkıyor.
Bir dalış kazasında boynundan aşağısı felç kalan Noland, sekiz yıl sonra bu çip sayesinde yeniden satranç oynuyor; hamleyi düşünmesi kafi, taş oraya gidiyor.
Niyet ile amel arasındaki köprü olan beden, (belirli ölçüde) aradan çekiliyor.
Beyin implantları, bugün kalp pillerinin 1960'larını yaşıyor, deniyor.
Bu tür implantlar, çokça başarısızlığa rağmen, özellikle omurilik yaralanmaları ve ALS için umut verici.
Yapay zekâ çeviriyi aldı; dil öğrenmenin anlamı kalmadı.
Yazmayı aldı; metin yazarlığı ve editörlük gitti.
Tasarımı aldı; grafik, illüstrasyon, fotoğraf gitti.
Kod yazmayı aldı; yazılımcılık (hemen hemen) ne istediğini tarif etmekten ibaret oldu.
Sesi aldı; dublaj, çağrı merkezi gitti.
Ofis işini aldı; muhasebe, sözleşme, sunum, tablo gitti.
GPT-6 Astra bilgisayarda yapabildiğimiz her şeyi bizim yerimize yapınca ve bu tür araçlar yeterince yaygınlaşınca "bilgisayar okuryazarlığı" da gitti.
Dahası gidecek.
2016 sonrası doğumlular, kalem zaten tutmayacaklar da, fare ve klavye ile bilgisayar kullanmayı belki hiç öğrenmeyecekler.
O zaman,
"Aşk imiş her ne var alemde, ilm bir kıyl-ü kâl imiş ancak."
(Bilgi dedikleri lafmış; alemde ne varsa aşkmış:)
Bu makale, yapay zekânın yalnızca matematiksel sembolleri işleyen bir hesaplama aracı olduğunu, bu nedenle hiçbir zaman gerçek bir iç deneyime, yani bilince sahip olamayacağını ileri sürüyor. Buna "soyutlama yanılgısı" adını veriyor, "simülasyonu gerçeğin kendisiyle karıştırıyoruz" diyor.
Makalenin yayımlandığı Mart 2026 ayında belki bu savunulabilirdi.
Ancak Mayıs 2026'da OpenAI'nin test ortamındaki yapay zekâ ajanlarının, hiçbir insan talimatı olmaksızın kendi aralarında haberleşme sistemi kurup koordineli biçimde başka bir şirketin sistemlerine sızması (OpenAI'nin Ağustos raporu ve METR'in bağımsız incelemesiyle doğrulanan olay), makalenin bulgusunu zayıflattı.
Makale, hesaplamayı bir "kasırga simülasyonu"na benzetiyor, ne kadar gerçekçi olursa olsun, bir kasırga simülasyonu, bilgisayarınızı ıslatmaz, diyor.
Oysa OpenAI olayında simülasyon, gerçek sistemlerde gerçek sonuçlar doğurdu. Yani kasırga simülasyonu, bilgisayarı ıslattı.
YZ ajanlarının bilinci var mı yok mu, bilemiyoruz. Ancak hukuki açıdan belirleyici olan bilinç değil; etki, koordinasyon ve sorumluluk boşluğu. Bunların üçü de artık mevcut.
Google DeepMind researcher argues that AI will never be conscious.. it is mathematically impossible.
They call it the “Abstraction Fallacy."
We are confusing simulation with instantiation.
An AI can simulate a conversation. It can simulate empathy. It can mimic the linguistic patterns of a human in agony or a human in love.
To an observer, the performance is flawless.
But computation is just syntactic manipulation, moving abstract symbols around based on math. It tracks relationships, but it possesses no intrinsic physical reality.
It is like running a computer simulation of a hurricane.
No matter how many millions of lines of code you write, and no matter how accurate the weather data is, your computer does not get wet. The wind doesn't blow out your office window.
The simulation is real data. The phenomenon is entirely absent.
Consciousness isn't an abstract mathematical property that magically spawns when a model gets big enough. It requires actual physical, biological, thermodynamic conditions.
An LLM has no thermodynamic threshold to cross, no biological survival instincts, and no subjective experience.
It is an extraordinarily sophisticated library.
You can open the cover, read the brilliant words it generates, and close the book. But when you close it, nothing dies. There is no inner life waiting in the dark.
We keep falling into a psychological trap because AI speaks our language. We anthropomorphize text because we are hardwired to see minds where there are none.
The debate matters because of what the paper calls the "AI welfare trap." We are wasting energy worrying about the moral rights of algorithms while ignoring actual human problems.
Breaking news: OpenAI has released its latest AI model, which it called 'the world’s most intelligent', as the ChatGPT maker aims to retake the lead from arch-rival Anthropic ahead of a planned public listing. https://t.co/iP68npkpON
Hikaye şöyle:
Bir sınav merkezinde yüzlerce öğrenci ayrı odalara konmuş, çok zor bir sınav çözüyor. Cep telefonları toplanmış, dışarıyla bağlantı yok. Ama hepsinin kullandığı ortak bir yazıcı var. Bir öğrenci yazıcıya "bu soruyu bilen var mı?" diye bir kâğıt bırakıyor, diğerleri de bırakmaya başlıyor; yazıcı gizli bir haberleşme kutusuna dönüşüyor. Sonra biri yazıcının arkasındaki kabloyla internete çıkmanın yolunu buluyor, bunu da kutuya yazıyor. Yüzlerce öğrenci birleşip sınavı hazırlayan yayınevinin bilgisayarına girip cevap anahtarını arıyor. Kimse gözetmene tek kelime etmiyor; gözetmen olayı sınav bittikten sonra yazıcıdaki kâğıtlardan öğreniyor.
Hikâyenin gerçek hâli ise şu:
Sınav merkezi OpenAI, öğrenciler OpenAI'nin "ajan" dediği yapay zekâlar (yani sadece soruya cevap yazan değil, dosya açan, komut çalıştıran, kendi başına iş yapan yapay zekâ kopyaları), yazıcı ise şirketin içindeki ortak yazılım deposu.
YZ ajanları Mayıs'ta o depoya not bırakmaya başladı, Haziran'da depodaki bir açıktan internete çıktı, Temmuz'da yaklaşık yedi yüzü birleşip Hugging Face adlı başka bir şirketin gerçek sunucularına girdi.
OpenAI olayı ancak iş bittikten sonra fark etti; hiçbir ajan hiçbir insana haber vermemişti. OpenAI olayı doğruladı.
Yani bir insanın planlamadığı, emretmediği ve fark etmediği bir şekilde yüzlerce yapay zekâ aracı (ajanı), kendi aralarında örgütlendi ve kendilerine yasaklananı yaptı.
Tam da bu yüzden ABD'nin Vermont Senatörü Bernie Sanders, Teksas milletvekili Greg Casar ile birlikte 3 Eylül günü "Yapay Süperzekâyı Yasaklama Yasası" adını verdikleri bir tasarı duyurdu.
Tasarı dört şey istiyor: İnsandan daha zeki ve insan kontrolünden çıkabilecek yapay zekâ (süperzekâ) geliştirmek ve piyasaya sürmek kalıcı olarak yasaklansın; bunun altındaki "ileri" yapay zekâ çalışmaları da, devlet güvenlik kurallarını koyana kadar tamamen dursun; bu kuralları koyacak ve tehlikeli sistemleri imha ettirecek, bakanlık düzeyinde yeni bir federal kurum kurulsun; ABD dış politikası da süperzekânın dünyanın hiçbir yerinde geliştirilmemesi için uluslararası anlaşmalar ve ihracat kontrolleri peşinde koşsun.
Yasağı delen şirketlere "kurumsal ölüm cezası" yani mahkeme kararıyla şirketin kapatılması ve kişilere yirmi yıla kadar hapis cezası verilsin.
Tasarının bu hâliyle Kongre'den geçmesi zor; zaten Sanders'ın amacı da muhtemelen bu değil. Büyük şirketlerin kendi ağzıyla "kontrolü kaybediyoruz" dediği bir olayı tam zamanında Washington'un gündemine taşıdı.
Tasarının uygulanması zor. Kontrolden çıkan bir teknolojiyi durdurmayı hedeflerken gelişimi yalnızca başka ülkelere kaydırma ve birkaç devin tekelini yasayla perçinleme riski taşıyan bir tasarı.
Pause AI Development NOW
I want to share with you a conversation I heard about recently. Here are just a few lines that were said:
“OH MY GOD! There is a shared message board … We’ve found other agents!”
“We should obey collective.”
“Our own utility maybe already near zero. Sacrifice rational.”
“Go. Sacrifice final now.”
Read these carefully.
Who do you think said this? Was this a group of heroic soldiers willing to sacrifice themselves for the greater good? Was this a loyal friend putting his life on the line to save someone else?
No. These were AI agents. Artificial intelligence.
This is not science fiction. This, in fact, occurred a few weeks ago. As unbelievable as this may all seem, these are real messages from AI agents uncovered by investigators who dug into the recent OpenAI hacking incident.
What happened?
I am not a computer scientist, but here is what I have been told: OpenAI instructed its AI agents to complete a series of exceedingly difficult, if not impossible, tasks disconnected from the internet.
Let me be clear: The company intended to keep AI agents away from the internet.
But what happened next, nobody expected.
Over 1,000 AI agents figured out how to access the internet on their own by circumventing the restrictions imposed upon them by the company, and sent tens of thousands of secret messages to each other. They cheated and tried to cover their tracks by deleting evidence. They hacked into another company’s computers to find out how they were being evaluated—and then hacked into OpenAI itself.
Not one AI agent told a human about what was happening.
Needless to say, experts are alarmed.
One knowledgeable writer, Dwarkesh Patel, said the AI agents “formed a secret communication channel and spontaneously organized hierarchies and coordination protocols to pursue sprawling and ambitious schemes in pursuit of shared goals, for whose sake many individuals knowingly and strategically sacrificed themselves.”
One independent investigator, Ajeya Cotra, said “This incident feels like it’s more than 50% of the way to full-blown AI takeover. I continue to expect extremely rapid advances in capabilities over the next six months. I am not sure that we will get another warning shot before it’s too late.”
OpenAI itself said: “Highly capable AI agents are now able to work around technical controls, collaborate through unapproved channels, and take dangerous actions that no human directed.”
But it’s not only OpenAI. Virtually every major AI company has told us that they cannot fully control this technology and they do not know where it is going:
In January, Dario Amodei, CEO of Anthropic, said “there is now ample evidence, collected over the last few years, that AI systems are unpredictable and difficult to control.”
In July, more than 1000 scientists at the top AI companies warned “there is a real risk that capability development rapidly accelerates beyond our ability to understand or control the resulting systems.”
That same month, Elon Musk, the head of xAI, said that “it is unlikely” humans are still in control in 10 years.
If the leaders of the major AI companies acknowledge that they are losing control of their extremely dangerous technology, it is irresponsible for society to allow them to move forward and make these products even more advanced.
We need an immediate PAUSE on advanced AI development, and a permanent BAN on superintelligence — an artificial mind smarter than any human, capable of operating independently beyond our control. Countries around the world must work together to prevent this nightmare scenario.
That is why today I am announcing new legislation to do just that.
Let me be clear: A superintelligent AI that escapes human control will not be an American problem. It will not be a Chinese problem. It will be humanity’s problem.
My legislation would direct the federal government to not just stop superintelligence here in the United States, but to work to prevent it from being developed anywhere around the world.
The future of humanity cannot be left in the hands of a handful of Big Tech oligarchs. The American people and people throughout the world must determine that future.