DEVLET NASIL SOYULUR.
Resimdeki stad harika değil mi?
Peki, burası neresidir ve bu stadın yerinde önceden ne vardı dersiniz?
Burası Giresun, burada önceden SEKA Kağıt fabrikası vardı ve 6 bin insan ekmek yiyordu.
Şimdi 22 kişi top oynuyor ve on binlerce işsiz kişi de seyrediyor.
İnsanlar "Ben çalıştığım halde niye evimi, arabamı alamıyorum" demiyor artık. O aşama çoktan geçildi. İnsanlar "Çalıştığım, emek verdiğim halde niye istediğimi yiyemiyorum, giyemiyorum, kiramı ödemekte zorlanıyorum? Neden çocuğuma et, meyve yediremiyorum" diye soruyor.
Herkes küresel elitin dayattığı ‘FEDERASYON ANAYASASI’na karşı nasıl tavır alacağını belirlesin… mutlak butlan vs derken mecliste gerekli sayı da tamamlanıyor!
Bölümün devamı: https://t.co/XxR4OJzqEL
Bilgi Üniversitesi’nin birkaç gün içinde kapatılıp yeniden açılması, Cumhurbaşkanlığı sisteminin fiilen nasıl işlediğine dair öğretici bir örnek. Gerçi gerçekten ne oldu, hiçbir şey bilmiyoruz. Çünkü bu sistem yurttaşına bir açıklama yapmıyor. Yapmaya tenezzül etmiyor. Gazetecilik de, aparatlar dışında, saray içine nüfuz edemiyor.
Kararlar nasıl alınıyor. Ancak tahmin edebiliriz.
Muhtemelen bir odak, Santralistanbul’u Bilgi’den almak ya da Can Holding’le ilgili önceden kalmış başka bir mesele nedeniyle üniversiteyi hedef alıyor. Ortalık zaten Butlan’dan dolayı toz duman içindeyken fırsattan istifade hızlıca bir kapatma kararı “çıkartılıyor.”
Ardından başka aktörler devreye giriyor. Protestolar devam ederken belki çocukları Bilgi’de okuyan iktidar çevreleri, aynı zamanda bu kararın rejimin keyfilik görüntüsünü daha da göz önüne sereceğini düşünen iletişim danışmanları. Başka aracılar bulunuyor. Muhtemelen ilk kararda YÖK’ün dahli hatta haberi yoktu. YÖK devreye sokuluyor falan. Yukarı ile ikna süreçleri işliyor ve birkaç gün sonra karar geri “aldırılıyor”.
Olabilecek her yetkinin yukarıdan aşağı tek elden tensip ve takdirle dağıtıldığı bu sistemde kararlar dar bir çevrenin nüfuz mücadeleleri, kişisel ilişkileri, anlık güç dengeleri ve diğer aktörlerin yakın çevreden etkili şahsiyetler vasıtasıyla “yukarıya” erişebilme kapasiteleri üzerinden yürüyor.
CHP Genel Merkezi’ni ziyarete gelen Erkan Baş, yıktı geçti…
“İçimizde yılgınlığa düşen varsa Akbelen’de toprağına sahip çıkan köylülere bakarak ders alsın,
Bir buçuk yıldır cezaevinde tutulan Ekrem İmamoğlu’na ve arkadaşlarına bakıp örnek alsın”
3500 TL limitli ,yenilendiği için bana ulaştırılmamış kullanıma kapalı kredine kartına 840 tl yıllık ücret yansıyan @YapiKredi , müşteri hizmetlerine hiçbir şekilde ulaşılamıyor , şikayetvara yazdım geri dönüş yok …
Heybeliada Ruhban Okulunun Eylül ayında açılacak olmasına tepki gösteren tek topluluğun Türk ortodoksları olması ve bir tane hocadan dahi tepki geldiğini görmememiz peki?
Tokatlı amatör fotoğrafçı Emin Coruş, çektiği fotoğrafla Fransa’daki yarışmada 750.000 fotoğraf arasından 2. oldu.
• Emre Coruş’a vize verilmediği için törene gidemedi.
• Fransa'dan kargolanan ödülü ise gümrük takıldı ve imha edildi.
"Yetkililere plaket olduğunu anlattım ama teslim edilmedi ve imha edildi."
Esra Işık'tan tahliyesinin ardından ilk açıklama
📌Beni başta aileme ve köylülerime, sonra da bu memlekette hakkını arayan herkese gözdağı olayım diye tutukladığınızı biliyoruz. Ama biz bu yoldan dönmeyiz.
📌Benim gibi cezaevlerinde haksız hukuksuz yere tutulan onlarca insan var.
📌Hakkını arayanlara kelepçe dayanmaz, kelepçeler yetmez.
https://t.co/7Dy2QKYvgE
Osmanlı'nın son dönemlerindeyiz de bizim mi haberimiz yok? FETÖ okulları da açılacak mı?
Unutmayın, Türkler ne Osmanlı döneminde ne Cumhuriyet döneminde Hristiyanların ruhban yetiştirmesine hiçbir zaman karşı olmadı. RUHBAN OKULLARINI TÜRKİYE KAPATMADI. RUMLAR KENDİLERİ KAPATTI.
Çünkü tıpkı FETÖ okulları gibi ajanlık faaliyetlerinde bulundular. Türk devleti 1971 yılında "bundan sonra devlet denetimine tabi olacaksınız" dedi. Kabul etmediler, denetlenmemek için kendi kendilerini kapattılar!
Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir, hiçbir dini cemaat ya da tarikat, kanunlar üstü bir imtiyaza sahip değildir, kafasına göre okul açıp çocukları "Türkiye kafirdir, Türkler düşmanımızdır, savaşmalıyız" diye zehirleyemez.
Bu okullarda hiçbir tarihi gerçekliği olmayan Yunan kaynaklı "yeni-aziz şehit" kültü üzerinden tüm Osmanlı ve Türk tarihi "işgalci", "barbar", "Hristiyan düşmanı" olarak anlatılacak, bunu bugün bile yapıyorlar.
Türk devlet aklı, böyle bir tarihi yanlışa göz göre göre izin vermemelidir.