LGBTİ+’ların ve Hak Savunucularının Hedef Alınması Kabul Edilemez!
Türkiye, 12 Eylül’ü tartıştığımız bu günlerde demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez ağır bir hak ihlali ile karşı karşıya. Adına “Ailem Güvende” adı verilen operasyon ile onlarca insan gözaltına alınmış, derneklere erişim yasağı getirilmiş, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliği bir suç gibi lanse edilmiştir. LGBTİ+ bireylerin ayrımcılık nedeniyle yaşadıkları hak ihlalleri ortadayken hak savunucusu derneklerin ve yöneticilerinin suçlu gibi damgalanmaları, insanların gece evlerinin basılıp gözaltına alınmaları, internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim sınırı getirilmesi, “Ailem Güvende” operasyon adı ile aile ve güven kavramları üzerinden hedef haline getirilmeleri kabul edilemez.
Ayrımcılık, yaşam hakkını yok sayma, güçlü olanın kendi yaşam kurallarını dayatması, ötekiler diye tanımladıklarına yönelik düşmanca ve hedef gösteren eylemler aşılması gereken karanlık dönemlere aittir. LGBTİ+ bireylere yönelik düşmanca tutumların tekrar gündeme gelmesi, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim çeşitliğinin müstehcenlik, fuhuş ve suç gibi tanımlanması toplumsal ve kamusal normlar açısından çok ciddi sorun, insanlık açısından temel haklarda ağır bir geriye gidiştir.
Bu yaklaşım toplumsal açıdan geri dönülemez hasarlar oluşturabilir. LGBTİ+’lar için yeterince sıkıntılı olan kimlikleri ile sağlıklı ve güvenli bir şekilde yaşamak bu operasyonlar ile çok daha zor olacaktır. Kendinden olmayana yönelik dayatıcı, yok sayıcı, sadece kendini haklı ve doğru gören tutum, sonucu öngörülemeyecek baskı ve suç davranışlarına da kapı açacaktır. Bu yok sayışın devlet eli ile olması ise insanların güven algısını, farklılıklarına olan barışçıl kabulü, ortak bir yaşam ve dünya tasavvurunu çok daha ağır bir şekilde zedeleyecektir.
LGBTİ+’lara yönelik bilim dışı iddialar maalesef artmaktadır. Komplo söylentileri şeklinde gerçek dışı tanımlamalar ve bilimsel hakikatin tam tersi argümanlar ile yasakların meşruiyeti savunulmaktadır. Son zamanlarda LGBTİ+’lara yönelik ayrımcı söylemler bazı ülkelerde iç politika malzemesi yapılmakta, toplumun konsolide edilmesini sağlamak, güncel sorunlar ve çözüm önerileri yerine geleneksel önyargılar üzerinden saflaşmasını sağlamada araç olarak kullanılmaktadır. Bu operasyonun adına “Ailem Güvende” adının konması operasyona haklılık sağlamadığı gibi toplumda güven ve aile kavramlarını tüketmekte, uyuşturucu, fuhşa teşvik gibi konu ile ilgili olmayan başka suçlar eklenmesi ise insan hakları açısından yaşanan meşruiyet çıkmazının ne derece büyük olduğunu göstermektedir.
Bu operasyonla yalnızca LGBTİ+ bireyler değil; HIV ile yaşayan kişilerin haklarını, sağlığını ve yaşam kalitesini korumak, toplumsal farkındalığı geliştirmek ve damgalanmaya karşı mücadele etmek için faaliyet gösteren dernekler de hedef alınmıştır.
Ülkemizin kanayan yarası olan cinsel işlev bozukluklarının anlaşılması ve bilimsel tedaviye kavuşmasında sayıları binlerle ölçülen sağlık profesyonelinin yetişmesini sağlayarak halk sağlığı mücadelesi yapan bir uzmanlık derneği olan Cinsel Eğitim Tedavi ve Araştırma Derneği’nin bile internet sitesi ve sosyal medya hesaplarına erişim sınırı getirilmesi ölçüsüzlüğün boyutunu açıkça ortaya koymaktadır.
Bu açıdan yaşanılan, bir baskı ve ayrımcılığın da ötesinde temel bir insan hakkı olan sağlık hizmetlerine erişimin de suç konusu haline getirilmesidir. Böyle bir yaklaşım kişileri sağlık hizmetlerinden uzaklaştıracak ve ciddi bir halk sağlığı sorununa yol açacaktır.
Bizler çeşitliliğin toplum için gerekli ve önemli olduğunu savunuyoruz. Başta devlet kurumları ve adalet sistemi olmak üzere tüm sorumlulara; görevlerinin ayrımcı yaklaşımları desteklemek değil, ayrımcılığa uğrayanların haklarını korumak olduğunu, toplumun her kesimi için sağlığa erişimi güvence altına almanın devletin yükümlülüğü olduğunu ve ayrımcılığı körükleyen, sağlık hizmetine erişimi engelleyen her türlü girişime karşı önlem almaları gerektiğini hatırlatıyoruz. Operasyona, ayrımcı politikalara ve baskılara derhal son verilmelidir.
Bilimin ışığında; insan hak ve özgürlüklerini, yaşamı, sağlığı ve barış içinde bir arada yaşanacak bir geleceğin mümkün olduğunu savunmaya devam edeceğiz.
Türkiye Psikiyatri Derneği
Türk Tabipleri Birliği Uzmanlık Dernekleri Eşgüdüm Kurulu
Türk Tabipleri Birliği
👇
https://t.co/mPQEVvQgkK
LGBTİ+ derneklerinin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan üyeler ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Dernek ofisleri basılıyor.
Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+’ların yanındayız!
İstanbul'da gece yarısı baskınları ve Kaos GL’ye polis operasyonu: Yönetim ve denetim kurulu üyeleri gözaltında
Kaos GL Derneği’nin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan asıl ve yedek üyeler polis operasyonuyla gözaltına alındı. Derneğin ofisinin de arandığı soruşturma, internet ve sosyal medya içerikleri üzerinden “müstehcenlik” ve “Dernekler Kanunu’na muhalefet” iddialarıyla yürütülüyor. Suçlamaya dayanak gösterilen paylaşımlar ise soruşturma evrakında açıklanmadı.
Operasyona izin veren mahkeme kararında İstanbul'da gece kulüpleri, masaj salonları ve eğlence mekanlarına yapılan baskınlara da değinildi. Mahkeme kararında İstanbul’daki operasyon ile Ankara’da dernek yöneticilerine yönelik yürütülen soruşturma arasında nasıl bir hukuki bağlantı kurulduğu açıklanmadı.
https://t.co/h9FdRgLi0x
12 EYLÜL ZİHNİYETİNİN “AİLEM GÜVENDE” OPERASYONU: HAK ÖRGÜTLERİNE YÖNELİK SİYASİ TASFİYEYE SON VERİN!
12 Eylül askerî darbesinin yıl dönümünde LGBTİ+örgütlerinin, gazetecilerin ve hak savunucularının hesaplarına erişim engeli getirilmiş; aynı gece saat 01.00’den itibaren çok sayıda kentte eş zamanlı baskınlar başlatılmıştır.
Kaos GL’nin asıl ve yedek yönetim ve denetim kurulu üyeleri evlerinden alınmış; SPoD’un geçmişte görev yapmış kurucuları, Pembe Hayat Yönetim Kurulu Başkanı gözaltına alınmıştır. Ayrıca Mersin 7 Renk ve Muamma derneği üyeleri ve aralarında bizim de üyelerimizin bulunduğu birçok LGBTİ+ aktivisti gözaltına alınmıştır. İstanbul’da dernek kapıları çilingirle açılmış, LGBTİ+’ların gittiği mekânlar basılmıştır.
Bakanlık açıklamasına göre 15 ilde 162 kişi, dokuz dernek ve 13 işletme hakkında işlem yapılmaktadır. Ayrıca, İstanbul şube çalışanı ve Listag gönüllüsü üyemiz de ailesi ile birlikte jandarma tarafından gözaltına alınmış ve İstanbul LGBTİ+ komisyon üyemizin de evine jandarma gitmiştir.
HIV alanında çalışan, test ve tedaviye erişim ile damgalanmanın önlenmesi yoluyla kamu sağlığını koruyan Pozitif-iz ve Pozitif Yaşam derneklerinin de listede bulunduğu; Pozitif-iz Derneği’nin Denetim Kurulu üyelerinin gözaltına alındığı belirtilmektedir. HIV’i LGBTİ+ kimliğiyle, “ahlaksızlıkla” veya suçla özdeşleştiren bu yaklaşım bilim dışı olduğu kadar tehlikelidir.
Bu derneklerin hedef alınması, insanları test ve tedaviden uzaklaştırır, kamu sağlığını tehdit eder ve HIV ile yaşayanların son derece hassas kişisel verilerini devlet müdahalesine açık hâle getirir.
Bu tablo bir adli soruşturma değil; “aileyi ve çocukları koruma” söylemi üzerinden toplumu tekçi bir aile modeline zorlayan, LGBTİ+’ları ve bağımsız sivil toplumu tasfiye etmeyi amaçlayan siyasi bir operasyondur. “Örgüt kurma”, “uyuşturucu”, “fuhuş” ve “müstehcenlik” gibi ilgisiz suçlamaların aynı torbaya doldurulması, gerçeği ortaya çıkarmaya değil bütün bir topluluğu suçlu göstermeye hizmet etmektedir.
12 Eylül’ün dernekleri kapatan, yayınları yasaklayan ve farklı olanı düşmanlaştıran devlet aklı bugün “Ailem Güvende” adıyla sürdürülmektedir. Adalet Bakanı’nın devam eden soruşturmalar hakkında peşinen suçluluk ilan eden ve nefret söylemi üreten açıklamaları kabul edilemez. Yargı, iktidarın toplum mühendisliği ve ayrımcılık politikalarının aracı değildir.
Gözaltındaki hak savunucuları derhal serbest bırakılmalı; baskınlara son verilmeli, erişim engelleri kaldırılmalı ve el konulan materyaller iade edilmelidir. HIV ile yaşayanlara ve LGBTİ+’lara ait hassas veriler güvence altına alınmalıdır. Adalet Bakanı ayrımcı açıklamalarını geri çekmelidir.
Bu operasyonun gerçek adı “Ailem Güvende” değil; devlet eliyle ayrımcılık, korku siyaseti ve sivil toplumun tasfiyesidir.
LGBTİ+’ların, HIV ile yaşayanların ve hak savunucularının yanındayız!
12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız!
İHD MERKEZİ LGBTİ+ KOMİSYONU
AKP, Paris davasını kaybetti!
Gizlenen dava sonucuna ulaştık.
Uluslararası Tahkim Mahkemesi’nin;
AKP’nin, Irak-Türkiye ham petrol boru hattında yaptığı usulsüzlükler nedeniyle;
Türkiye aleyhine hükmettiği 1 Milyar 471 Milyon Dolarlık ceza kararını iptal etmek için başvurduğu Paris İstinaf Mahkemesi’ndeki davanın kaybedildiğini belgeledik.
Metallica İstanbul konseri tartışmalarına organizatörden yanıt
Cengizhan Yeldan, sosyal medyada gündem olan Metallica konser bilet fiyatları tartışmalarına ilişkin açıklamada bulundu. Son İstanbul konserinin organizatörlerinden biri olan Yeldan, Türkiye ile Yunanistan arasındaki organizasyon maliyetlerinin büyük ölçüde farklı olduğunu belirtti.
Sosyal medyada paylaşılan bir gönderide, Atina’daki konser için ulaşım ve bilet masraflarının Türkiye’deki konser fiyatlarıyla kıyaslanmasının ardından açıklama yapan Yeldan, Türkiye’de stadyum kira bedelleri, gümrük giderleri ve vergi yüklerinin organizasyon maliyetlerini ciddi şekilde artırdığını ifade etti.
Yeldan açıklamasında, Yunanistan’da konser stadyumunun yaklaşık 75 bin Euro’ya kiralandığını, Türkiye’de ise bu rakamın 600 bin Euro seviyelerine çıktığını öne sürdü. Ayrıca Yunanistan’da organizasyon ekipmanlarını taşıyan TIR’lar için ek gümrük ücretleri alınmadığını, Türkiye’de ise araç başına yaklaşık 3750 Euro maliyet oluştuğunu belirtti.
Açıklamada dikkat çeken bir diğer detay ise alkol satışı ve sponsorluk gelirleri oldu. Yeldan, Yunanistan’daki stadyumlarda alkol satışına izin verilmesi sayesinde organizatörlerin ciddi ek gelir elde edebildiğini, bunun da bilet fiyatlarına olumlu yansıdığını söyledi.
Kamu kurumlarındaki yolsuzlukları, usulsüzlükleri, kayırmacı uygulamaları, haksız zenginleşme hikayelerini ve daha nice skandalı, BirGün'de onun kaleminden okudunuz. Ankara'da yaşayan ve çalışan gazeteci İsmail Arı, aile ziyareti için sadece 2 günlüğüne gittiği Tokat'tan dönmesi bile beklenmeden, bu gece saatlerinde alelacele gözaltına alındı. Bayram vakti, aile ziyareti sırasında, gece vakti... Amaç kötülük etmek. "Halkı yanıltıcı bilgiyi yaymakla" suçlanıyor ki İsmail'e yapılabilecek en komik suçlamadır bu. İsmail'in halka verdiği tek şey doğru bilgidir, ona yalanı şakayla bile söyletemezsiniz. İsmail bugüne kadar size ses oldu, şimdi İsmail'in sizin sesinize ihtiyacı var. #GazetecilikSuçDeğildir #İsmailArıSerbestBırakılsın
@livhospital bir hastane değil sizi oradan oraya sürükledikleri bir para tuzağı. Sabahtan beri sedye ile oradan oraya dolaşıyorum. Hastanıza hastabakıcı filan eşlik etmiyor. Ambulans geldiğinde yine hastacakıcıların sedye ile almadığını söylediler. Kapıda duran sedyeye yatırdık
The Istanbul shamans of Congulus lock horns with Australian astral-plodders Comacozer across this second Reverberations slab, teaming up to unleash a brain-frying, continent-cracking instrumental exorcism of amp-melting fuzz.
Metal konserlerinin satanizm propagandası yapacaklar bahanesiyle yasaklandığı gün, #eipstein belgelerinde mailleri ortaya çıkan kişi mahkeme kararıyla isminin geçtiği bütün haberlere Türkiye'den erişim yasağı getirtti
Kimin sapkın olduğunu tartışmayalım isterseniz!
Chomsky’nin yediği haltlar, Epstein’in önüne yatmaları ifşası sonrası, Gabriel Rockhill’in CIA’in Avrupa solunu nasıl şekillendirdiğini anlattığı “Sartre’a Karşı Foucault: Fransa’da Radikal Solun CIA Destekli Tasfiyesi” yazısını şiddetle okumanızı tavsiye ederim.
https://t.co/l0Rda3Kj4a