Beyoğlu Belediye Başkanımız İnan Güney’in, 11 ay süren haksız tutukluluğun ardından ailesine, evlatlarına, sevdiklerine ve Beyoğlu’na kavuşmasının sevincini yürekten paylaşıyorum.
Özgürlük, yalnızca bir kapının açılması değil; bir annenin evladına, bir evladın babasına, bir kentin de seçilmiş iradesine yeniden kavuşmasıdır.
Dilerim bu kavuşma; adaletin gecikmediği, hukukun herkese eşit uygulandığı ve hiçbir ailenin hasretle sınanmadığı günlerin habercisi olur.
Geçmiş olsun İnan kardeşim.
Darısı, özgürlüğüne kavuşmayı bekleyen tüm masumların ve ailelerinin başına…
Böylesi zamansız vedaları kabullenmek çok zor…
Gençlik Kollarımızın kıymetli üyesi, yol arkadaşımız ve önceki dönem Çocuk Meclisimizin Başkanı, evladımız Suzan Rüya Balçık’ın vefatını derin bir üzüntüyle öğrendim.
Henüz hayatının en güzel çağında, umutları ve hayalleriyle aramızdan ayrılan Rüya kızımızın ardından yüreğimizde tarifsiz bir acı kaldı. Onun gülen yüzünü, güzel yüreğini ve bıraktığı kıymetli izleri daima hatırlayacağız.
Rüya kızımıza Allah’tan rahmet; kederli ailesine, sevenlerine, Gençlik Kollarımızdaki yol arkadaşlarına ve tüm örgütümüze sabır ve başsağlığı diliyorum.
Mekânı cennet olsun.
Sevgili Komşularım,
Kıymetli Beylikdüzü Ailem,
Bir Kurban Bayramı sabahına daha sizlerden uzakta uyanıyorum. Bayramın en güzel yanı; aileyle, sevdiklerle, komşularla aynı sofrada buluşabilmekken, bu bayramda da sizlere sarılamamanın burukluğunu yaşıyorum.
Bu zor günlerin geçeceğine dair inancımı hiç kaybetmedim. Adaletin, vicdanın ve dayanışmanın mutlaka kazanacağına yürekten inanıyorum. Benim en büyük gücüm; sizlerin desteği, duaları ve güzel dilekleri olmaya devam ediyor.
Bayramlar; kırgınlıkların değil, umutların büyüdüğü günlerdir. Diliyorum ki bu bayram; ülkemize huzur, sofralarımıza bereket, kalplerimize umut getirsin. Çocukların korkusuzca güldüğü, annelerin gözyaşı dökmediği, gençlerin geleceğe umutla baktığı bir Türkiye’ye hep birlikte kavuşalım.
Ve inanıyorum…
Bir sonraki bayramda; aynı gökyüzünün altında, aynı meydanlarda, aynı sofralarda yeniden buluşacağız. Birbirimize hasret kalmadan, umutla sarılacağız.
O güne kadar; sevgimizi, dayanışmamızı ve güzel yarınlara olan inancımızı hep birlikte koruyacağız.
Mehmet Murat Çalık
Silivri Cezaevi
Sevgili Gençler,
19 Mayıs 1919, bir milletin umutsuzluk içinden yeniden ayağa kalktığı gündür.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a attığı o ilk adım; yalnızca bir kurtuluşun değil, aynı zamanda geleceğe duyulan büyük inancın da başlangıcıdır.
Atatürk’ün bu özel günü gençlere armağan etmesi tesadüf değildir. Çünkü bu ülkenin en büyük gücü; düşünen, üreten, sorgulayan, vicdanını kaybetmeyen gençleridir.
Bugün biliyorum ki; hangi zorluk yaşanırsa yaşansın, Türkiye’nin umudu yine gençlerin gözlerinde büyüyor.
Dayanışmayı bilen, özgürlüğe inanan, memleketini seven gençler oldukça; bu ülkenin yarınları daima aydınlık olacaktır.
19 Mayıs Atatürk’ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımız kutlu olsun.
Başta Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm kurtuluş kahramanlarımızı saygı, minnet ve özlemle anıyorum.
Mehmet Murat Çalık
Bugün de belki kavuşamadık…
Belki yine cezaevi kabininde hasret gidereceğiz, duruşma salonlarında göz göze geleceğiz.
Belki anneannem biraz daha gözyaşı dökecek, her isyanında ‘ömrüm yetecek mi?’ diye serzenişte bulunacak…
Ama şunu bil ki; seni oradan çıkarmadan asla pes etmeyeceğiz.
Gerçek ortaya çıkacak…
İftiralar bir bir çökecek…
Masumiyetin herkesin gözleri önünde kanıtlanacak.
Ve o gün geldiğinde, sana bu haksızlığı reva görenler başlarını öne eğmek zorunda kalacak.
Bu 23 Nisan’da evlatlarımla kucaklaşamayacak olmanın burukluğunu yüreğimde hissediyorum.
23 Nisan, yalnızca bir bayram değil; çocuklarımızın hak ettiği eşit, adil ve umut dolu bir geleceğe duyduğumuz inancın da simgesidir. Bizler gelip geçiciyiz, ancak çocuklarımız için bıraktığımız değerler ve kurduğumuz yarınlar kalıcıdır.
Görev sürem boyunca en büyük gayem, çocuklarımızın daha güzel imkânlarla hayata hazırlanması, umutla ve güvenle geleceğe bakabilmesiydi. Biz her adımımızı, “Bir milletin çocukları, o milletin geleceğidir” anlayışıyla, Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği bu anlamlı günün sorumluluğunu hissederek attık
Çünkü biliyorum ki bir kentin gerçek geleceği; sokaklarında özgürce oynayan çocukların neşesinde, eşit fırsatlarla büyüyen evlatlarımızın hayallerinde saklıdır.
Bu anlamlı günde tüm çocuklarımızın gözlerinden öpüyor, onların özgür, mutlu ve barış içinde büyüyeceği günlere olan inancımı koruyorum. 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’mız kutlu olsun. 🇹🇷
Mehmet Murat Çalık
Beylikdüzü Belediye Başkanı / Silivri Cezaevi
Büyük bir gurur içerisindeyim.
Göreve geldiğimiz 2019 yılından itibaren en büyük önceliklerimizden biri, Beylikdüzü’nü olası afetlere karşı hazırlıklı, dirençli ve güvenli bir kent haline getirmek oldu. Çünkü biliyoruz ki afetler değil, hazırlıksızlık can alır. Bu bilinçle hareket ederek, planlamadan eğitime, altyapıdan organizasyona kadar her alanda kapsamlı bir yol haritası oluşturduk.
Bu süreçte, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün *“Felaket başa gelmeden evvel önleyici ve koruyucu tedbirleri düşünmek lazımdır, geldikten sonra dövünmenin yararı yoktur.”* sözünü kendimize rehber edindik.
Bu anlayışla kurduğumuz Nefes Arama Kurtarma Ekibimiz, bugün Beylikdüzü’nün en önemli güvencelerinden biri haline gelmiştir. Alanında eğitimli, disiplinli ve donanımlı ekiplerimiz; yalnızca ilçemizde değil, ihtiyaç duyulan her noktada görev alabilecek kapasiteye sahiptir. AFAD akreditasyon sürecini başarıyla tamamlayan ekibimiz, düzenli eğitimler ve tatbikatlarla sürekli kendini geliştirmekte, her an göreve hazır şekilde çalışmalarını sürdürmektedir.
Tüm yol arkadaşlarıma ilçe belediyeleri düzeyinde bir ilki gerçekleştirdikleri için yürekten teşekkür ediyorum.
Bugün gözlerimle göremesem de kulaklarımla duyamasam da kalbimde tarifsiz bir gurur hissettim.
İstanbul'un her köşesinden sayısız çocuk korosunun yer aldığı Çocuk Koroları Festivali bugün ilk kez Beylikdüzü'nde başladı.
Beylikdüzü’nün Sanatla Nefes Alan Kıymetli İnsanları, Sevgili Komşularım, Değerli Sanatçılar;
Bugün bu satırları size, gökyüzünü bir avuç gördüğüm ama ruhumun en az sizin kadar özgür olduğu Silivri’den yazıyorum. Biliyorum ki şu an Beylikdüzü’nün o güzel akşamında, çok sesli bir armoninin heyecanı sarmış dört bir yanınızı. Orada, o sahnenin önünde sizinle yan yana olamasam da; kalbimle, her bir notanın içinde, o muazzam koro tınılarının tam ortasındayım.
Sevgili Dostlar;
Biz Beylikdüzü’nde hiçbir zaman sadece yollar, binalar, parklar inşa etmedik. Biz, 2014’ten bu yana bir yaşam felsefesi haline gelen "Kültürle Nefes Alan Bir Kent" hayalini inşa ettik. Sanatı bu kentin genlerine işledik. Çünkü biz inanıyoruz ki; sanat, insanın ruhunu özgürleştiren en güçlü eylemdir. Ve bugün ilkini gerçekleştirdiğimiz Koro Festivali, bu özgürleşme yolculuğumuzun en anlamlı duraklarından biridir.
Bir koro; farklı seslerin, farklı renklerin, farklı tonların bir araya gelip tek bir muazzam bütünü oluşturmasıdır. Tıpkı bizim "Beylikdüzü Aklımız" gibi… Biz de bu kentte; farklı düşünceleri, farklı sesleri bir araya getirerek bir kardeşlik bestesi yazdık. Bugün duyacağınız o çok sesli müzik, aslında bizim bir arada yaşama irademizin ezgiye dökülmüş halidir.
Değerli Komşularım;
Bana “Nasılsın?" diye soranlara şunu söylüyorum: “Eğer Beylikdüzü’nde çocuklar sanatla tanışıyor, gençler bir koronun parçası olup şarkılar söylüyorsa, ben buralarda çok iyiyim." Zira sanatın olduğu yerde umut, umudun olduğu yerde ise gelecek vardır.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ışığında, Cumhuriyetimizin 100 yıllık kazanımlarıyla yükselen bu sesler; adaletin, barışın ve özgürlüğün sesidir.
Bu festivalin gerçekleşmesi için gece gündüz çalışan tüm ekip arkadaşlarıma ve festivalimize ses veren tüm korolara Silivri’den kucak dolusu sevgiler gönderiyorum.
Sesiniz hiç susmasın, şarkılarımız hep özgürlüğe ve adalete çıksın.
Gözlerinizden öperim.
Mehmet Murat Çalık
Beylikdüzü Belediye Başkanı / Silivri Cezaevi
Son dönemde okullarımızda yaşanan silahlı saldırı olaylarını derin üzüntü ve endişeyle takip ediyorum.
Çocuklarımızın güven içinde olması gereken okullarımızda böyle olayların yaşanması hepimizi derinden yaralamaktadır. Bu tür acıların bir daha yaşanmaması adına gerekli tüm önlemlerin kararlılıkla alınması gerektiğine inanıyorum.
Hayatını kaybedenlere Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyorum. Ailelerin acısını yürekten paylaşıyorum.
Toplum olarak sağduyuyu koruyarak, çocuklarımızın güvenli bir geleceğe sahip olması için hep birlikte sorumluluk almamız gerektiğini bir kez daha hatırlatmak isterim.
Sosyal Demokrat Belediyeler Derneği (SODEM)’nin Kıymetli Üyelerine,
Sevgili Yol Arkadaşlarıma,
Bugün sizlere, bir belediye başkanı olarak değil; bu ülkenin çocuklarının geleceğine dair sorumluluk hisseden bir yol arkadaşınız olarak sesleniyorum.
Ülkemizde derinleşen ekonomik kriz, ne yazık ki en ağır yükünü çocuklarımızın omuzlarına bırakıyor. Okul çantasında beslenmesi olmayan, teneffüste arkadaşlarının yanına yaklaşamayan,
bir öğün yemeği eksik olduğu için içine kapanan çocuklarımız var. Bu yalnızca bir yoksulluk meselesi değil; aynı zamanda bir eşitsizlik, bir adalet meselesidir.
İşte biz, Beylikdüzü’nde bu gerçeğe sırtımızı dönmedik.
“Bir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz” diyerek 2022 yılında Beslenme Saati uygulamasını hayata geçirdik.
Bu proje, bir sosyal yardım değil; bir hak teslimidir.
Çünkü biz biliyoruz ki; sağlıklı beslenemeyen bir çocuk, yalnızca aç kalmaz…gelişimi sekteye
uğrar, özgüveni zedelenir, hayata eşit başlayamaz.
Bugün geldiğimiz noktada; binlerce çocuğumuza ulaştık, yüz binlerce beslenme paketini onların çantalarına koyduk. Her bir paketin içine yalnızca gıda değil; eşitlik, onur ve umut koyduk. Beslenme Saati, yerelin imkanlarıyla başlatılmış bir sosyal adalet modelidir. Ama artık çok açık bir gerçeği söylüyor: Bu mesele yerelin değil, ülkenin meselesidir.
Değerli arkadaşlar, Bugün Silivri Cezaevindeki hücremden sizlere bir çağrıda bulunuyorum:
Geliniz, Beslenme Saati’ni yalnızca bir belediye uygulaması olarak görmeyelim. Bunu Türkiye’nin ortak vicdanı haline getirelim. Çünkü bir çocuğun beslenmesi; ne doğduğu şehre, ne ailesinin gelirine, ne de yerel imkanlara bırakılabilecek bir konu değildir. Bu, kamusal bir sorumluluktur. Bu, sosyal demokrasinin en temel sınavlarından biridir.
Biz Beylikdüzü’nde bu sorumluluğu almaktan geri durmadık. Bugün de, şartlar ne olursa olsun, bu projeyi bir gün bile aksatmadan sürdürmeye devam ediyoruz.
Çünkü inanıyorum ki; çocuklar için atılan her adım, aslında bu ülkenin geleceğine atılmış bir adımdır.
Ve yine inanıyorum ki; Hiçbir çocuk, yoksulluğun kaderine terk edilemez.
Ve bugün buradan, altını çizerek iletmek istiyorum: Bu ülkede hiçbir çocuk, yoksulluğun utancını taşımak zorunda değildir. Hiçbir çocuk, bir öğün yemeğe erişemediği için hayattan geri kalamaz.
Eğer bir ülkede çocuklar açsa, orada hiçbir başarı hikâyesi tamamlanmış değildir.
Eğer bir ülkede çocuklar eşit başlamıyorsa, orada adalet yalnızca bir sözden ibarettir.
Biz bu düzene razı değiliz. Biz, çocukların kaderini değiştirmeye talip olduk. Bu sorumlulukla yola çıktık.
Ve buradan tüm Türkiye’ye sesleniyorum:
Beslenme Saati bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bir proje değil, bir hak mücadelesidir.
Gelin, bu mücadeleyi birlikte büyütelim.
Gelin, hiçbir çocuğun başını öne eğmediği bir ülkeyi birlikte kuralım.
Çünkü biz biliyoruz ki:
Bir çocuğun kaderi yoksulluk olamaz! Ve bu kaderi değiştirecek olan biziz!
Hep birlikte, daha adil bir Türkiye için…
Saygılarımla,
Mehmet Murat Çalık
Beylikdüzü Belediye Başkanı / Silivri Cezaevi
Bayram birlik ve beraberliktir. Ülkemizin dört bir yanındaki tüm vatandaşlarımızın ve bütün İslam aleminin Ramazan Bayramı mübarek olsun.
Özgür bayramlarda buluşmak dileğiyle…
Özgürlüğümden mahrum bırakıldığımdan bu yana 1 yıl geçti.
Şartlar ne olursa olsun, bu nefes bu bedende olduğu sürece ülkem için çalışmaktan asla vazgeçmeyeceğim.
19 Mart’tan bugüne 300 gün geçti.
Ve ben evimden kilometrelerce uzakta, İzmir Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde yarın geçireceğim ameliyatın endişesiyle karşılıyorum bugünü.
Biliyorum ki dualarınız benimle, biliyorum ki inancınız hâlâ taptaze.
Bu süreçte şunu bir kez daha gördüm: İnsanın gücü sadece kendi bedeninden değil, inandığı değerlere tutunmaktan gelir.
Her mesajınızda, her dileğinizde, her dualarınızda bunu bana hatırlattınız.
İyi ki varsınız.
Allah’ın izniyle daha güçlü bir şekilde ayağa kalkacak ve yeniden aranızda olacağım.
Sağlıklı ve özgür günlerde mücadelemizi hep birlikte omuzlamak dileğiyle…
Bir yılı daha geride bırakırken…
Bu toprakların havasını soluyan,
aynı bayrağın altında yaşayan herkese gönülden selam olsun.
Bu ülke;
hiçbir görüş, hiçbir düşünce ayrımı olmaksızın,
zor zamanlarda birbirine omuz vermeyi bilenlerin vatanıdır.
Bu yeni yıla,
ülkesine olan sevgisi kadar
özlemi de büyüyen bir yürekle giriyorum.
Sevdiklerinden, sokaklarından,
özgürce kucaklaşabildiğin insanlardan uzak olmanın
insanı içten içe yoran bir tarafı var…
Ama umudumu hiç kaybetmedim.
Çünkü biliyorum ki;
sevinçlerimiz de acılarımız da geçici,
bu vatan kalıcıdır.
Yeni yılın;
adaletin daha güçlü hissedildiği,
çocukların daha çok güldüğü,
annelerin yüreğinin daha az endişe taşıdığı,
gençlerin geleceğe umutla baktığı bir yıl olmasını diliyorum.
Farklılıklarımızla ama aynı vatanın evlatları olarak,
daha çok anlayan,
daha çok kenetlenen bir Türkiye için…
Yeni yıl ülkemize huzur,
milletimize sağlık,
yarınlarımıza umut getirsin.
Nice güzel yıllara
Hemşehrilerime, beni yakından tanıyan milletime,
Görev yaptığım süre boyunca, kamu görevine hiçbir zaman kişisel bir ayrıcalık olarak bakmadım.
Benim için kamu görevi; ağır bir emanet, büyük bir sorumluluk ve her gün yeniden hesap verilmesi gereken bir vicdan meselesiydi.
Attığım her imzada, harcanan her kamu kaynağında ve aldığım her kararda;
kendi menfaatimi değil, kamu vicdanını esas aldım.
Görev sürem boyunca;
Sayıştay denetimleri, mülkiye müfettişi incelemeleri ve idari kontrollerden defalarca geçtim.
Görev ve sorumluluk alanıma giren işlemler yönünden, tarafıma yöneltilmiş herhangi bir usulsüzlük tespiti yapılmadı.
Bugün özgürlüğümden mahrum bırakılmamın nedeni;
herhangi bir suç, herhangi bir menfaat ya da gizli bir ilişki değildir.
Aksine, görevimi şeffaf, hesap verebilir ve kurallara bağlı şekilde yürütmüş olmamdır.
Dürüst ve onurlu bir insan için kamu görevi yapmak, ateşten bir gömlektir.
Çünkü insanlar size yeri gelir malını, yeri gelir canını, ama en çok da hakkını emanet eder.
Ben attığım her adımda bu emaneti gözeterek hareket ettim.
Tek bir evladımızın aç kalmaması, tek bir insanımızın hakkından mahrum kalmaması için mücadele ettim.
Bugün ben de, tam dokuz aydır, sabırla hakkımın teslim edilmesini bekliyorum.
Bu, hayatımın en uzun dokuz ayı oldu.
Haksızlığa uğramanın yüreğimde açtığı yara, geçmişte mücadele ettiğim ağır hastalıklarla beni yeniden karşı karşıya getirdi.
Ama başım dik.
İnancım sağlam.
Mücadelem kararlıdır.
Aileme kavuşacağım güne kadar,
bana hakkını emanet eden tüm vatandaşlarımıza karşı taşıdığım sorumluluğun bilinciyle bu mücadeleyi sürdüreceğim.
Şunu açıkça ifade ediyorum:
Şahsım hakkında ileri sürülen iddiaların hiçbirinin ne fiili ne de hukuki bir karşılığı vardır.
Bu iddialar, yargı sürecinde delilleriyle birlikte tek tek çökecektir.
Hakkımda yalan söyleyenlerin, iftira atanların ve algı oluşturmaya çalışanların da;
sadece hukuk önünde değil, halkın vicdanında da karşılık bulamayacağı açıktır.
Gerçek, er ya da geç bütün açıklığıyla ortaya çıkacaktır.
Ne görevimden utanıyorum,
ne attığım imzalardan,
ne de sizlerin bana emanet ettiği sorumluluktan.
Yargılanmaktan kaçmıyorum.
Çünkü kul hakkına girmeyenlerin,
kamu malını kendi malı gibi koruyanların
saklayacak hiçbir şeyi olmaz.
Bu süreç sona erdiğinde;
başım dik, alnım açık,
aynı inanç ve aynı ilkeyle
yeniden aranızda olacağım.
Mehmet Murat Çalık
Beylikdüzü’nde engelleri aşabilmek, herkesi eşitleyebilmek için birçok çalışma gerçekleştirdik ama en özeli Beylikdüzü Engelsiz Yaşam Merkezi’ydi.
Kentimizde yaşayan engelli bireyler ve aileleri tam donanımlı merkezimizi çok beğendi ve halen severek kullanıyorlar.
Benim yüreği güzel komşularımla olan anılarım hala çok taze. Sizleri çok özledim, özgür günlerde buluşmak üzere.
Bugün, evlatlarımızı en iyi şekilde yetiştirerek ülkemizi aydınlık yarınlarına hazırlayan, çağdaş eğitimin neferi olan değerli öğretmenlerimizin günü. Başöğretmenimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere, geleceğimiz için emek veren tüm öğretmenlerimizin 24 Kasım Öğretmenler Günü’nü kutluyorum.