Hayatta öyle anlar vardır ki, insan sadece olup biteni izleyemez. Çünkü bazen sessiz kalmak da bir tercihtir; bazen konuşmamak da tarihe düşülen bir nottur.
Son yıllarda yaşadıklarımızı düşündüğümde kendime hep aynı soruyu soruyorum: Biz gerçekten nasıl bir ülke olmak istiyoruz?
Sandıkta tecelli eden iradenin sürekli tartışıldığı, seçilmiş insanların görevlerinden uzaklaştırıldığı, uzun yargı süreçlerinin siyasetin merkezine yerleştiği, toplumun her geçen gün daha fazla kutuplaştığı bir düzen hepimizin içine siniyor mu?
Bu soruların cevabını sadece siyasetçiler değil, bu ülkenin geleceğine inanan herkesin vicdanı vermek zorundadır.
Çünkü mesele artık kişilerden çok daha büyüktür.
Mesele; hukukun herkese aynı mesafede durup durmadığıdır. Mesele; milletin sandıkta verdiği kararın gerçekten korunup korunmadığıdır. Mesele; farklı düşünen insanların kendini özgürce ifade edebildiği bir ülkeye sahip olup olmadığımızdır.
Demokrasi, sadece seçim kazanıldığında alkışlanan bir kavram değildir. Asıl demokrasi, zor zamanlarda da ilkelere bağlı kalabilmektir. Hukuk da yalnızca bizim için çalıştığında savunulacak bir değer değildir. Gerçek hukuk, herkes için eşit olduğunda anlam kazanır.
Bugün hepimizin kendisine sorması gereken soru şudur:
Yarın çocuklarımız bize bu dönemi sorduğunda ne anlatacağız? Yaşananları sadece izlediğimizi mi? Yoksa inandığımız değerlere sahip çıkmaya çalıştığımızı mı?
Ben, insanın geriye dönüp baktığında pişman olmayacağı bir hayatın peşindeyim. Makamlar gelir geçer, ünvanlar değişir, siyasi dönemler kapanır. Ama insanın vicdanıyla kurduğu bağ ömür boyu sürer.
Bu yüzden bugün de yarın da, hangi şart altında olursa olsun; hukukun üstünlüğünü, demokrasiyi, millet iradesini ve birlikte yaşama kültürünü savunmanın, her türlü kişisel hesabın üzerinde olduğuna inanıyorum.
Çünkü gün gelir herkes yaptığı görevle değil, gösterdiği duruşla hatırlanır. Ve ben, geriye dönüp baktığımda sessiz kalmış olmayı değil, vicdanımın sesini dinlemiş olmayı hatırlamak istiyorum.
Sevgili Gençler,
Türkiye çok yönlü bir yargı çöküşü tehdidi ile karşı karşıyadır.
Bu tehdit; iş insanı, sanatçı, gazeteci, muhalif, öğrenci, siyasetçi, belediye başkanı, cumhurbaşkanı adayı dinlemez.
https://t.co/bKYKcznFL3
Fatih Mahallemizde çıkan yangında zarar gören dükkân sahibini ziyaret ederek geçmiş olsun dileklerimi ilettim.
Yaşanan olaydan etkilenen esnafımızın ve mahalle sakinlerimizin yanında olmaya, süreci yakından takip etmeye devam edeceğim.
Bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayı ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı sevgili eşim Ekrem İmamoğlu, bir buçuk yılı aşkın süredir özgürlüğünden mahrum bırakılıyor.
Hakkında 142 ayrı suçlama bulunan, 2.352 yıl hapis istemiyle yargılanan bir kişinin savunmasının tek bir güne sığdırılmak istenmesi hangi hukuk anlayışının ürünüdür?
Suçlamalar sınırsız, iddialar sayfalar dolusu; peki savunma neden süreyle sınırlandırılıyor?
Bu acele neden? Bu ısrar neden?
Adalet, yalnızca iddiaları dinlemekle değil, savunmaya da tam ve eşit söz hakkı tanımakla mümkündür.
Savunma hakkı bir lütuf değil, anayasal bir haktır.
Savunma susturulursa adalet susar.
142 suçlama bir güne sığıyorsa, mesele adalet değil; savunmayı susturma çabasıdır.
#SavunmaHakkıEngellenemez
Hukuksuzluğun en üst seviyesini yaşadığımız bu dönemde; dün tahliye olan yol arkadaşlarımız bizleri mutlu etti.
Başta İnan Güney Başkanımız olmak üzere tüm arkadaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi iletiyorum.
Hukukun üstünlüğü, adalet ve savunma hakkı; demokratik bir toplumun vazgeçilmez temel değerleridir.
Yargı süreçlerinin, evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda, şeffaf, adil ve hakkaniyetli şekilde yürütülmesi en büyük temennimdir.
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun yanındayım.
Özgür BATMAN
📍 Yeni İl Başkanlığı Binamızda Hizmetinizdeyiz.
Kıymetli hemşehrilerimiz, yeni il başkanlığı binamızda sizleri ağırlamaktan memnuniyet duyarız.
📍 Adres:
Nur Çay Evi Karşısı
Gap Mahallesi, 2502 Sokak No:5
Bakış Plaza, Kat:3, Daire:9
Çayımızı paylaşmaya ve sohbet etmeye tüm hemşehrilerimizi bekliyoruz.
@eczozgurozel@ekrem_imamoglu@halktvcomtr@szctelevizyonu@EnsarAytekin10@muratemirchp@sabansevinc2
Sabah 08.10’da, hapishanede, mahkeme heyetinin İBB duruşmasına katılmamı engelleyen keyfî kararı tarafıma bildirildi.
Benim ismimle kurulan iddianamenin görüşüldüğü mahkemeye katılmamın engellenmesi çok ağır bir hak ihlalidir, düşman hukukunun zirvesidir.
Mahkeme iddianamede en fazla suç isnat edilen kişilerin ve avukatlarının savunmalarını kısıtlamakta, yok saymaktadır.
Bu durum, “asrın hukuksuzluğu” İBB davasının tümüyle çökmüş, bir yargısız infaz yığınına döndüğünün ispatıdır.
Dava açıldıktan sonra doğal yargıç ilkesi hiçe sayılarak dizayn edilen, bu sebeple bağımsızlığı ve tarafsızlığından asla söz edilemeyecek mahkeme heyeti, bugün itibarıyla görünürde bile olsa yargılama faaliyetinden tümden vazgeçmiştir.
Bu hukuksuzluğu ifşa ediyorum. Milletimiz duysun.
Ben, bu ülkenin 15,5 milyon insanının oy verdiği, 25,5 milyon insanının imzası ile destek olduğu Cumhurbaşkanı Adayıyım.
Bunu zihinlerine kazıyacaklar.
NATO toplanıyor yarın Ankara’da.
Ne anlatacak bu ülkenin başındaki misafirlerine? “Bak, rakibimi hapse attım, 20 tane de dava açtım mı” diyecek?
Orada olacağız!
Cumhurbaşkanı adayımız Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı üç ayrı davada, Türkiye'mizi ve demokrasimizi savunmak için Genel Başkanımız Özgür Özel'in katılımıyla buluşuyoruz.
10.00 - Casusluk Davası & İBB Davası
11.00 - Diploma Davası
📆6 Temmuz Pazartesi
📍Silivri Zindanı
Sevgili gençler,
kadını - erkeği ile 86 milyonun yoldaşlığı ile çok büyük bir Cumhuriyet, demokrasi zaferi ile sarsılmak; milli egemenlik ve milletin iktidarının TBMM’sini kurmak zamanıdır. Seçme ve seçilme hakkını korumak zamanıdır.
Az kaldı…
Gelecek sizindir, siz geleceksiniz!
Her şey çok güzel olacak!
https://t.co/Zs4UckzaiZ
Bizleri zindana atıp, parti binalarına kayyım atayınca milleti çaresiz bırakacağını sananlar bu fotoğrafa iyi baksın!
Milletin adalet, demokrasi ve refah umudunu binalara, tabelalara zimmetli zannedenler büyük bir hüsrana uğrayacak. Umut her adımda daha da büyüyecek.
“Selvi Boylum Al Yazmalım”ın İlyas’ını, “Köprü”nün Ahmet’ini, “Yılanların Öcü”nün Kara Bayram’ını, “72. Koğuş”un Ahmet Kaptan’ını, “Tatar Ramazan”ı kaybetmişiz.
Kadir ağabeyin sinemada canlandırdığı her karakter aslında bizden biriydi.
Onurlu, namuslu, haksızlığa boyun eğmeyen bir adamdı ve bu yüzden onu sevdik. Kendisini, sanat hayatının yanında toplumsal meselelere dair duyarlılığı ve her daim barış için atan güzel yüreği ile hatırlayacağız.
Hepimizin başı sağolsun.
Nur içinde yat Kadir İnanır.