Umut Etme Hakkına Yönelik Vermiş Olduğum Röportaj
AİHM’in Öcalan için verdiği ‘umut hakkı’ kararına ilişkin Türkiye'nin uluslararası hukuka uygun düzenleme yapması yönünde çağrıda bulunduk.
https://t.co/oYSCuSy8Xi
Hapishanelerdeki Hak İhlallerini İzleme ve Takip Koordinasyonu olarak, ÖHD Van Şube Hapishane Komisyonu’nun da yer aldığı koordinasyon bileşenleriyle birlikte, mahpusların sağlık hakkına erişiminde yaşanan sorunlara ilişkin bugün YYÜ Dursun Odabaş Tıp Merkezi Başhekimliği ve Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimliği ile görüşmeler gerçekleştirdik.
Görüşmelerde; kelepçeli muayene ve tedavi uygulamalarının yanı sıra İstanbul Protokolü, Mandela Sözleşmesi ile ulusal ve uluslararası insan hakları standartlarına aykırı diğer pratiklerin uygulanmaması yönündeki beklenti ve hassasiyetimizi paylaştık.
Mahpusların sağlık hakkının insan onuruna uygun şekilde güvence altına alınması için izleme ve takip çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
OHAL’den bu yana Van’da, PKK açısından sembolik tarihlerin arefesinde, “ihbar”gerekçesiyle onlarca kişi gözaltına alınıyor. PKK’nin fesih kararına rağmen aynı güvenlikçi yaklaşımın sürdürülmesi düşündürücü
Amaç bu kez süreci provoke etmek mi?
Hukuksuz gözaltılara son verilmeli.
Kronik kalp rahatsızlığı bulunan ve daha önce anjiyo olan 71 yaşındaki Mehmet Şirin Çelik, 3 Temmuz 2026 tarihinde beyin kanaması geçirerek yoğun bakıma kaldırıldı. Tedavisinin ardından yeniden hapishaneye gönderilen Çelik, sağlık durumunun ağırlaşması üzerine 14-17 Temmuz tarihleri arasında ikinci kez hastaneye kaldırılarak yeniden yoğun bakımda tedavi gördü.
#HastaMahpuslaraÖzgürlük
#MehmetŞirinÇelikSerbestBırakılsın
Yeni Özgür Politika'da yayınlanan "Kürt siyaseti ikili gerilim yaşıyor" başlıklı yazıma linkten ulaşabilirsiniz: https://t.co/01Cral5i96 @y_ozgurpolitika
Yeni Özgür Politika'da yayınlanan "Kürt siyaseti ikili gerilim yaşıyor" başlıklı yazıma linkten ulaşabilirsiniz: https://t.co/01Cral5i96 @y_ozgurpolitika
Savunmayı hedef alan her müdahale, yalnızca bir avukata değil, adil yargılanma hakkına yönelmiş bir müdahaledir. Hukuk devleti, avukatların görevlerini özgürce yerine getirebildiği ölçüde vardır.
#AvSezinUçaraÖzgürlük
Mehmet Çağırıcı, mevcut hastalıklarıyla baş etme gücünü büyük ölçüde yitirmiş durumdadır. Gerekli tıbbi müdahalelerin yapılmaması ve tedavi süreçlerinin aksatılması, sağlık durumunu daha da ağırlaştırmaktadır.
#MehmetÇağrıcıyaÖzgürlük
19 yıldır hapishanede tutulan, şu an Giresun Espiye L Tipi Kapalı Hapishanesinde olan hasta mahpus Mehmet Çağırıcı’nın hipertansiyon, kalp, bel fıtığı ve hemoroid gibi rahatsızlıkları bulunmaktadır. Mahpusun birden çok hastalığı bulunması nedeniyle sağlık durumu her geçen gün daha da ağırlaşmaktadır.
#MehmetÇağrıcıyaÖzgürlük
📌 Sözü-pratiği bir olan inşacı olur
▪️ Ne hesapsız-kitapsız öne fırlamak, ne de bekleyip hegemonik güçlerin bir şeyleri vereceğinin gafletine düşmek gerekir. Savaşı iyi çözümlemek gerek. Tablo şudur: Yerli işbirlikçi faşistler ile ağababaları arasındaki tüccar savaşıdır
🖊 Şinasi Atabey
https://t.co/LeMBIHrYcC
1) İran yıllardır olası bir savaşa hazırlık yapmış ve planlarını buna göre kurmuştur.Bu plan“ben yıkılırsam herkes yıkılsın”anlayışı üzerine şekillenmiştir.Bu kapsamda ABD’in yanında yer alan devletleri hedef alınması gibi Kürt hareketinin yok edilmesi de bu planın bir parçasıdır
3)Kürt hareketinin bu dilden uzak durmasını bu çerçevede değerlendirmek ve süreci dikkatle takip etmek gerekir. İran’ın askeri gücü ciddi biçimde zayıflamadan böyle bir çatışmaya girmek, Kürtler açısından ağır sonuçlar doğuracaktır...
İşkenceye "sıfır tolerans'' diyorsunuz.
Rojava protestosuna katıldığı için gözaltına alıp işkence etmediğiniz tek bir kişi söyleyin.
18 yaşındaki çocukların başına poşet geçirilerek boğma tarzı işkenceler mi sizin “sıfır tolerans”ınız
#iskenceinsanlıksucudur
Kürdün tarihsel kaderi bir zamanlar darağacında belirlenirken bugün masada şekilleniyor darağacından masaya uzanan bu gerçeklik, gayet tabii kudretlidir durumumuzun bir yansımasıdır Sonu muhteşem olacak;daha da güçlenerek kendi kaderimizi bizzat belirleyeceğimiz günler gelecektir
SDG Direniş Ordusu Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin Ronahi TV'de yaptığı konuşmanın çözümü ve kodları...
Abdi kime ne mesaj verdi?
Kırmızı çizgisi neydi?
ABD ve Rusya'ya örtülü mesaj neydi?
Kürt kamuoyuna hangi mesajı verdi?
Teslimiyet mi, meydan okuma mı?
1- Konuşmanın Tonu: Teslimiyet yok, ama meydan okuma da yok.
Mazlum Abdi’nin üslubu;
sert değil
meydan okuyan değil
ama geri çekilen bir lisan da değildi.
Bu bilinçli bir tercihti.
Bu lisan, “savaşı büyütmeyelim ama iradeyi de teslim etmeyelim” tarzıdır.
Bu, SDG Direniş Ordusunun artık askeri hamleyle değil, siyasal manevrayla alan korumaya çalıştığını gösterir.
Doğrudur ve isabetlidir.
2- “Entegrasyon” kelimesi özellikle yumuşatılıyor.
Abdi’nin açıklamalarında dikkat çeken nokta şuydu ki:
“Entegrasyon” kelimesi geçiyor.
ama:
“dağılma”
“teslim”
“silah bırakma”
gibi ifadeler bilinçli olarak kullanılmıyor.
Bunun manası şudur:
SDG, entegrasyonu bir çerçeve olarak kabul ediyor
ama içini Şam’ın doldurmasına izin vermek istemiyor.
Mazlum Kürt halkını ve varlığını koruyan bir tavırdır ve fevkalade isabetlidir.
Bu bir zaman kazanma stratejisidir.
3- Konuşmada sürekli vurgulanan kırmızı çizgi: “Halkın güvenliği”
Abdi’nin söyleminde en çok tekrar eden vurgu:
sivil güvenlik
Kürt halkının korunması
kaosun önlenmesi.
Bu da askeri değil ahlaki meşruiyet vurgusudur.
Silah değil, halk üzerinden konuşmak;
uluslararası kamuoyuna verilmiş bir mesajdır.
Rasyoneldir ve isabetlidir.
Bu aynı zamanda şudur:
“Bizi tasfiye ederseniz, sivil kriz doğar”
ve
“Bu yükü siz taşırsınız”
4- ABD ve Rusya’ya örtülü mesaj neydi?
Abdi açıkça isim vermese de satır aralarında şunlar okunuyor:
“Uluslararası sorumluluk devam ediyor”
“Gözlem ve garanti olmadan süreç ilerlemez”
Bu, iki tarafa birden yapılan örtülü uyarıdır.
“Bizi masada tutup sahada yalnız bırakırsanız, sonuçlarını siz de taşırsınız.”
5- Kürt kamuoyuna verilen mesaj: “Dağılmıyoruz”
Zaten Ronahî TV tercihi başlı başına bir mesajdır.
Bu da Batı’ya değil; Kürt halkına konuşmadır.
Verilen mesaj nettir:
SDG ayakta.
Komuta dağılmadı.
Pazarlık sürüyor.
Bu da, mazlum Kürt halkına yönelik panik önleyici bir liderlik refleksidir. İsabetli ve gayet başarılıdırb
Bu konuşma bir zafer ilanı değildir kuşkusuz.
Ama bir teslimiyet beyanı da değildir.
Abdi'nin tavrı ve açıklamaları zorunlu bir geçiş döneminin kamuoyuna anlatımıdır.
Mazlum Abdi şu çizgide duruyor:
“Alan daraldı ama irade henüz bitmedi.”
SDG Genel Komutanı Mazlum Abdi'nin konuşma, tavır ve duruşunda şu hedefler açıkça görülüyor:
Kısa vadede:
-SDG tabanını sakinleştirme
-ani kopuşları engelleme
-birlik görüntüsünü koruma
Orta vadede:
Entegrasyonun detayları üzerinden sert pazarlık
Özellikle:
Haseke
tugay bütünlüğü
komuta yapısı
başlıklarında direnç
Uzun vadede:
Eğer yazılı ve denetimli çerçeve çıkmazsa,
Mazlum Abdi çizgisi daha sertleşebilir.
Ama bugün için tercih: gerginliği tırmandırmamak.
Şam-SDG Direniş Ordusu anlaşmasında Son Portre:
Ne zafer ne yenilgi.
Ama güzel gelişmeler var.
Mazlum Kürt halkı açısından iyi olan ve kazanım sayılabilecek unsurlar:
1- Toplu ve açık bir askeri imha şimdilik durduruldu.
Bu çok kritik ama çoğu zaman küçümseniyor.
Rojava’ya dönük geniş çaplı bir askerî harekât
açık şehir savaşları
ve kitlesel sivil katliamlar
şimdilik engellenmiş durumda.
Bu bir barış değil;
ama bir “nefes aralığıdır”.
Bu nefes de mühimdir ki:
sivil yaşamın sürmesi,
göçün yavaşlaması,
örgütlü yapının tamamen çökmeden kalması
manasını taşır.
2- Kürtler masadan tamamen atılmadı.
Bugünkü denklemde bu başlı başına bir kazanımdır.
SDG hala muhataptır.
Kürt siyasi aktörleri tamamen yok sayılmıyor.
“Sorun” değil, “çözülmesi gereken taraf” olarak görülüyorlar.
Ortadoğu’da masada kalmak,
çoğu zaman sahada kalmaktan daha zordur.
Masada olmak:
taleplerin tamamen sıfırlanmadığını,
kapının kapanmadığını gösterir.
3- SDG Direniş Ordusu dağıtılmadı ve teslim olmadı.
Bu çok somut bir kazanımdır.
SDG silah bırakmadı.
komuta tamamen çözülmedi.
örgütsel yapı hala ayakta
Bu, Kürtlerin elindeki son gerçek pazarlık gücüdür.
Bugün SDG Direniş Ordusu olmasaydı:
Kürtler bireysel pazarlık nesnesine dönüşürdü.
yerel savunma çökerdi.
sivil alan tamamen savunmasız kalırdı.
4- Kürt birliği duygusu güçlendi.
Belki en önemli ama görünmeyen kazanım.
Rojava, Başûr, Bakur, diaspora arasında
daha fazla temas
daha fazla ortak refleks.
“Herkes kendi başının çaresine baksın” lisanı zayıfladı.
Birlik, hemen sonuç vermez;
ama dağılmayı zorlaştırır.
Bu psikolojik eşiğin aşılması,
gelecek için stratejik bir sermayedir.
5- Kürt meselesi yeniden uluslararası dosya oldu.
Bir süre “dondurulmuş” olan Kürt dosyası:
yeniden Reuters’ta,
Guardian’da,
France24’te,
AB raporlarında yer almaya başladı.
Unutulmak, bastırılmaktan daha tehlikelidir.
Bugün mazlum Kürt halkı yeniden:
izlenen,
tartışılan,
raporlanan
bir aktör.
6- Zorla entegrasyon henüz gerçekleşmedi.
Bu çok kritik bir “henüz”.
Entegrasyon konuşuluyor ama uygulanmadı.
Detaylar yazılmadı.
Kırmızı çizgiler hala masada.
Henüz yazılmamış bir madde,
henüz kaybedilmemiş bir haktır.
Bu, Kürt halkının hala müdahale edebileceği bir alan olduğu anlamına gelir.
Bugün hayatta kalan yapı, yarın müzakere eder.
Masada kalmak, kaybetmemek demektir.
Kürtler bugün belki istediğini kazanmadı,
ama silinmedi
tasfiye edilmedi
tek hamlede devre dışı bırakılmadı.
Ortadoğu’da bazen en büyük kazanım,
aynı gün bitmemektir.
Bu hususun iyi anlaşılması gerekmektedir. Ortadoğu’da yaşanan ve Irak ile İran’da gelişmesi muhtemel süreçler göz önüne alındığında, Rojava’nın ayakta kalması; gelecekte ortaya çıkabilecek fırsatları değerlendirebilmesi açısından tarihsel bir başarıdır.
1) Rojava’da dünya güçlerinin büyük bölümünün Kürt halkına sırtını dönerek merkezi Suriye hükümetine yanaşan, tasfiye ve teslimiyeti esas alan saldırı politikaları karşısında Kürtler bir ‘varlık-yokluk savaşı’na sürüklenmemiştir.
4)Kürtler ise Ateşkes ve müzakere sürecinde kendi güç ve imkânlarını, karşılarındaki güç dengelerini dikkate alarak;teslimiyet esaslı değil,varlığını koruyan bir müzakere çizgisini kabul etmişlerdir. Bu sayede ayakta kalmayı başarmış,güçlerinin tasfiye edilmesini engellemişlerdir