Bir adım daha atamayacak kadar yorulduğumu düşündüğümde Hume'un şu sözü gelir aklıma: "Eğer burada durup daha ileri gitmeyeceksek, niçin bu noktaya kadar geldik?"
saçlarıma bin küsür yalnızlığı takıp girdiğim şehre
insan varlığımızdan tuhaf tohumlar bıraksam
günü geçmiş bir gazete, toprak bir çanak
bir daha gelmem belki diye bir not bakır maşrapanın yanında
şeytanlar da yürür benimle herhal ıslık çaldığım için
"Bakmayın kusura, geziyorum elimde bozuk bir pusula.
Herkesin bir fikri var ama sussalar, kavuşacağım sonsuz bir huzura.
Bakmayın kusura, kafamda binlerce sorun var şu sıra.
Herkesin bir zihni var ama benimki benziyor Vespa'nın namlusuna."
Tüfeğini deppoya koydular
Esvabını başkasına verdiler.
Artık ne torbasında ekmek kırıntısı,
Ne matarasında dudaklarının izi;
Öyle bir ruzigar ki,
Kendi gitti,
İsmi bile kalmadı yadigâr.
Yalnız şu beyit kaldı,
Kahve ocağında, el yazısıyla:
"Ölüm Allah'ın emri,
"Ayrılık olmasaydı."