Komedyen Deniz Göktaş cezaevinden hepimize haber yolladı:
“Kuyu tipi cezaevindeyim. 25 gün oldu. Moralim yerinde. Ama lütfen bizleri unutmayın, unutturmayın.”
Deniz Göktaş ceza alsa bile yatarı olmayan bir suçlamayla 25 gündür zindanda, tutuklu.
Deniz Göktaş’a derhal özgürlük!
Özgür Özel: "Bağış çok önemli çünkü hiç paramız yok, bütün para butlanda kaldı. Biz buraya tam takır kuru bakır geldik. Açılmış bir bağış kampanyamız yoktur, resmi hesaplardan ve bizim ağzımızdan yapılacak açıklamayla olabilir"
https://t.co/DVYvksLSid
CHP'YE OPERASYONLARIN LİSTESİ
Gözaltındaki belediye başkanları
İzmir Belediye Başkanı Fatma Hürriyet Kaplan
Halen tutuklu belediye başkanları listesi
1. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu
2. Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat
3. Beykoz Belediye Başkanı Alaattin Köseler
4. Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan
5. Beylikdüzü Belediye Başkanı Mehmet Murat Çalık
6. Büyükçekmece Belediye Başkanı Hasan Akgün
7. Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı Hakan Bahçetepe
8. Avcılar Belediye Başkanı Utku Caner Çaykara
9. Seyhan Belediye Başkanı Oya Tekin
10. Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek
11. Manavgat Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara
12. Şile Belediye Başkanı Özgür Kabadayı
13. Bayrampaşa Belediye Başkanı Hasan Mutlu
14. Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan
15. Kuşadası Belediye Başkanı Ömer Günel
16. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey
17. Eşme Belediye Başkanı Yılmaz Tozan
18. Ataşehir Belediye Başkanı Onursal Adıgüzel
19. Akçakoca Belediye Başkanı Fikret Albayrak
20. Güzelbahçe Belediye Başkanı Mustafa Günay
21. Buca Belediye Başkanı Görkem Duman
22. Silivri Belediye Başkanı Bora Balcıoğlu
23. Silifke Belediye Başkanı Mustafa Turgut
24. Adalar Belediye Başkanı Ali Ercan Akpolat
25. Seferihisar Belediye Başkanı İsmail Yetişkin
26. Uşak Belediye Başkanı Özkan Yalım
27. Çankaya Belediye Başkanı Hüseyin Can Güner
Tutuksuz belediye başkanları listesi
1. Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer
2. Ceyhan Belediye Başkanı Kadir Aydar
3. Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar
4. Adıyaman Belediye Başkanı Abdurrahman Tutdere
5. Balçova Belediye Başkanı Onur Yiğit
6. Beyoğlu Belediye Başkanı İnan Güney
Eski belediye başkanları (Tutuklu)
1. Eski İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer
2. Eski Manavgat Belediye Başkanı Şükrü Sözen
3. Eski Nilüfer Belediye Başkanı Turgay Erdem
AYM'nin son 15 yıldaki kararlarına bakıyorum da Türkiye'nin sosyoekonomik gerçeklerinden kopuk ve hayli antisosyal bir çizgi izlediğini görüyorum.
Kimlik politikasına hapsolan siyaset alanından da yüksek sesli itirazlar gelmediği için "sosyal devlet" ilkesini aşındıran kanunlara kolaylıkla vize veriliyor.
AYM'nin sorun görmediği kurallardan bir kısmını, dikkat çekmek üzere (ders notlarımdan) aktarıyorum:
- Emekli aylığı hesaplama oranlarının kademeli olarak düşürülmesi ve büyümeden alınan refah payının kısıtlanması,
- Emekli olan serbest meslek erbabından (eczacı, avukat, doktor vs.) kendi yerlerini açmaları hâlinde %10 emekli aylığı kesintisi uygulanması,
- Vakıf üniversiteleri ve özel hastanelerin sigortalılardan alabileceği "ilave ücret" tavanının %100'den %200'e (iki katına) çıkarılması,
- Sağlık personelinin döner sermaye ödemelerinin asgari bir garanti içermeksizin tamamen idarenin belirleyeceği ve ölçütleri belirsiz performans esasına bağlanması,
- Aday öğretmenlerin, yine ölçütleri belirsiz ve genel nitelikteki mülakat ve performans değerlendirmesi sonucu elenebilmesi,
- İştirakçinin ölümü halinde dul kalan eşin, ölen eşinden 30 yaş veya daha küçük olması durumunda bağlanacak aylığın yarı nispetinde (yüzde elli indirimli) ödenmesi,
- Eski kocasının evinde yaşadığı saptanan boşanmış kadının, ölen babasından kalan emekli aylığının kesilmesi,
- Herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emekli olup kamu kurumlarında (belediyeler, KİT’ler dahil) çalışmaya başlayanların emekli aylıklarının kesilmesi,
- Sigortasız çalıştırılan bir işçinin, bu hizmetlerinin tespiti için işten ayrıldığı yılın sonundan itibaren beş yıl içinde dava açmak zorunda bırakılması,
- Ölen sigortalının hak sahiplerine aylık bağlanabilmesi için gereken 5 yıllık sigortalılık süresinin hesabında, askerlik veya doğum borçlanması gibi sürelerin dikkate alınmaması,
- Cezaevlerinde çalışan hükümlülerin 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu kapsamı dışında tutulması ve MESEM gibi yerlede çalıştırılan çocukların güvencesiz bırakılması,
- Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) kendi hatasıyla yaptığı fazla ödemelerin, vatandaşın hiçbir kusuru olmasa dahi yüksek faizlerle geri tahsil edilmesi,
- İşverenin yanında ücretsiz çalışan eşin (diğer kişilerden farklı olarak) sigortalı sayılamaması,
- Ailesinin (kendisinin değil) geliri, (kişi başı) asgari ücretin 1/3'ünden fazla olan engellilerin aylığının kesilmesi,
- Malullük desteği sunulan bir kişinin herhangi bir işe girmesi hâlinde bu desteğin işin niteliğine ve ücrete bakılmaksızın kategorik olarak kesilmesi,
- İşe başladıktan sonra mahkeme kararıyla (biyolojik durumu ortaya koymak üzere) yapılan yaş düzeltmelerinin emeklilik işlemlerinde dikkate alınmaması,
- Emekli aylığı alan öğretmenlerin, eğitim kurumlarında ders ücreti karşılığı çalışırken "yaş haddini" aşmaları durumunda emekli aylıklarının kesilmesi,
- Görevi başında ölen iştirakçinin emekli ikramiyesinin "aylığa müstahak" olanlara ödenmesi nedeniyle erkek çocukların (normalde mirasın parçası olabilecek) ikramiyeden mahrum bırakılması.
Çok daha fazlası var...
Hiçbir darbe döneminde, "dediğim kadar konuş, yada susma hakkını kullandı sayarım" denilmedi. Demirtaş'ın savunması 14 gün, Öcalan'ın savunması bir aya yakın sürdü. İmamoğlu'na hemen hemen 5 saat verdiler.. Canlı yayınlanacaktı da halk gerçeği görecekti, böyle başlattılar davayı, ilk gün savunma yapmak istedi, son yap denildi, sona gelinince de savunma da yapmayıver... Davada delil yok, "itirafçı" ifadeleri vardı, onların da çoğu "savcı bunları tehditle söyletti" vb. açıklamalarla ifadelerini geri çekti...
🔴 CANLI
Ekrem İmamoğlu, diploma davasında savunma yapıyor
🗨️Bir insan nasıl böyle bir şeye maruz kalabilir? Nasıl böyle bir sağanak altında kalabilir? Çok enteresan. Dünyada bir örneği var mıdır? Açıkçası bilmiyorum, herhalde yoktur diye düşünüyorum
🗨️Benim davalarıma bakan 18 hakimin yeri değişti. Hakkımda iddianame düzenleyen savcıların tamamı ödüllendirildi. Değişmeyen tek şey Ekrem İmamoğlu'nu cezalandırma isteği
https://t.co/0Z4z3IDYvk
Deniz Göktaş'ın şovundaki sözlerine karşı 185 kişinin CİMER kanalıyla şikâyette bulunduğu, bunun da kamu barışının bozulduğuna kanıt olduğu ileri sürülüyor.
Oysa; bir ifadeden rahatsız olan kişilerin CİMER vb. kanallardan şikâyette bulunması, o ifadenin tek başına "kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlike" yarattığını göstermez.*
Aksi bir düşünce, şu veya bu şekilde bir araya gelip bir dilekçe organizasyonu yapan birkaç yüz kişinin dilediği kişiyi susturabilmesine neden olur.
* Bkz. Ufuk Çalışkan kararı, B. No: 2015/1570, 7/3/2019, §55.
"Size açıklama mı yapacağım" diyen mahkeme başkanı, Ekrem İmamoğlu’nun salondan çıkarılması talimatını vermeden önce şunlar yaşandı:
Ekrem İmamoğlu: “Siz yaptınız, ben yapmadım. 9 Temmuz diye bir gündemi önümüze siz getirdiniz. Baştan bir liste ayarladık. Tamam, o listeyi… Sayın Başkan, 9 Temmuz zaten bu sıralamada bir süre sorunu değildi. 9 Temmuz’u dün getirdiniz önümüze. Eğer 9 Temmuz konusunda bir seferberlik varsa, neyi başka öne çekmeyin? 9 Temmuz’dan sonra operasyon yapılacaksa bilelim de ona göre hareket edelim.”
Mahkeme Başkanı:
“Bakın, salondan çıkartırım sizi.”
Ekrem İmamoğlu:
“Neyi salondan çıkarırsınız? Neyi? Ben çıkarım, çıkartmanıza gerek kalmaz. Ama siz mi? Ben pazarlık mı yapacağım? Ben? Neyin pazarlığı Sayın Başkan? Neyin pazarlığı? Buradaki arkadaşların savunması yetişmezse bir sonraya bırakılacağını üç defa kabul ettiniz. Bizim önerimizi kabul ettiniz Sayın Başkan. Bir akşamda ne değişti? O zaman ‘Avukatlarımız süre sınırlamalarına birazcık uysunlar.’ derseniz… Hayır, mesele 9 Temmuz’du ya. Ne oldu, anlamadım.
Sayın Başkan, 9 Temmuz diye… Hayır, 9 Temmuz diye… Hayır, 9 Temmuz diye… Bakınız, şu anda bile saat 11.20’de başlıyoruz. 10.30…
Hayır efendim, bakınız. Ama benim arkadaşım Fatih Bey, benden önce, iddianamede örgüt yöneticisi olarak gösterdiğiniz kişi. Benden önce konuşmalı diye sizinle bunu ilk hafta görüştük, kabul ettiniz. Ara savunma talebinde de söyledim, kabul ettiniz. Bu haftanın başında da konuştuk, yine kabul ettiniz. Şimdi takvim dediğinizde 9 Temmuz niye bir sınır oldu Sayın Başkan? 9 Temmuz’da Türkiye’de kıyamet mi kopacak? Ben anlamadım yani.
Mahkeme başkanı: Savunmamıza devam edelim. O bittikten sonra Tuncay’ı alacağız, o bittikten sonra sizi alacağız.
Ekrem İmamoğlu: Yani neden uzattınız? Ne yapıyorsunuz? Benim Fatih Bey’den önce veya sonra savunma yapmam neyi değiştirecek diyorsunuz. Benim için çok şeyi değiştiriyor. Bakınız, benden önce, iddianamede yönetici olarak gösterilen kişinin savunmasını dinlemek benim savunmamın düzenini oluşturuyor. ‘Operasyon mu çekilecek?’ dedim. Türkiye’de ne olacak? Avukatlarımız da hakkını verecek. Rica ediyorum, bu konuyu uzatmayalım.”
Deniz Göktaş, son gösterisini sansürsüz şekilde YouTube'a yükledi. Böylece muazzam politik mizahını korkmadan kamusal alana taşıyarak bir ifade özgürlüğü eylemine imza attı. Hakkında soruşturma açıldığını ve gözaltına alınacağını bile bile yurt dışından dönmesi, onun eylemine sahip çıktığının kanıtı oldu. Deniz Göktaş'ın durduğu yer bir mevzidir. Bu mevzi terk edilmemelidir.
6 Temmuz Pazartesi günü hem sözde casusluk hem de diploma davasında 2 ayrı mahkemede yargılamam var. İBB Davası’nın hakimi ise aynı gün benim İBB Davası’nda savunma yapmamı istiyor. Üstelik daha önce en son savunma yapmamı kabul ettiği halde.
Bir insan aynı gün 3 ayrı mahkemede savunmaya zorlanmasının insani bir yönü yok. 110 gündür süren dava sürecinin sonlarına gelmişken mahkeme başkanının 9 Temmuz’da duruşmayı sonlandırma ısrarı düşündürücüdür.
Neden 9 Temmuz ısrarı?
Bu ani kararın sebebi ne?
3 eylemi olan sanıklar 1 tam gün savunma yaparken, 142 eylemden suçladıkları Ekrem İmamoğlu’nun savunması neden kısıtlanıyor?
Bu soruların yanıtı yok. 9 Temmuz sonrası Türkiye’de ne olacak?
Depremin simge davalarından olan, 35 kişinin hayatını kaybettiği Ezgi Apartmanı davasında önemli gelişme
Savcı mütalaasını açıkladı: Sanıklar için olası kastla rekor ceza istenirken belediye görevlilerinin de cezalandırılması talep edildi
Deprem davalarında adalet sağlansın!
CHP lideri Özgür Özel:
"Bahanelerle, engellemelerle, efendim 'Sorduk, kurultay yapamıyoruz' gibi yaklaşımlarla karşı karşıyayız. Tedbir kurultaya engel değildir, aksine sonuç doğuracak bir tedbir kararı uygulandı, uygulanmamalı, derhal kurultay yapılmalıdır."
"Türkiye'de kamu hukuku ve seçim hukuku alanında önde gelen 34 profesör ve doçentin yayınladığı metinde; tedbir kararının kurultay yapmaya engel olmadığı, aksine hızlı bir kurultayı gerektirdiği söylendi."
https://t.co/8JjzhpHq3P
tutuklu imar müdürü ramazan gülten maddi açıdan zor durumda imiş, otomobilin kredisini ödeyemeyince satmışlar, bu arada bebekleri dünyaya gelmiş, hiç gelirleri yokmuş, müjde kuşu adında bir çocuk kitabı yazmış, eşi resimlerini çizmiş. dayanışma için alalım, aldıralım
Kemal Kılıçdaroğlu'nun bugünkü yayınında bariz hukuki hatalar vardı.
Örneğin:
1-) Geçici 20'nci madde konusundaki beyanları doğru değil.
Selahattin Demirtaş'ın tutuklanmasına giden sürecin önünü açan Anayasa'ya eklenen geçici 20'nci maddenin kabulü için yasamada çoğunluk “zaten” mevcut değildi. AKP ve MHP oyları, (TBMM başkanı dahil) toplam 357 milletvekiliyle referandumu zorunlu kılacaktı. CHP'nin desteği sayesinde iktidar ittifakı halkoylamasından kaçınabildi.
Anayasa'nın dokunulmazlık hükmüne dönük böyle bir istisna olağan anayasal rejim içinde uygulanamazdı. Uygulansaydı Ömer Faruk Gergerlioğlu, Leyla Güven ve Şerafettin Can Atalay kararlarında görüldüğü üzere ihlal sonucu doğardı.
2-) Hâlihazırda delegelerin görevden alındığı iddiası doğru değil.
Mutlak butlan davasındaki tedbir kararında delegeler görevden alınmış değildir. İl kongreleri bakımından İstanbul İl Kongresi dışında bir ihtilaf yoktur ve 2025 delegeleri görevdedir.
3-) Emniyet müdürlüğüne yazı yazılması, mahkeme kararının uygulanması için gerektiğinde kolluk gücünün devreye sokulmasını da içeren bir taleptir. Böyle bir başvuru yapıp ardından “Ben zor kullanılmasına karşıyım, böyle bir talepte bulunmadım” denilemez. Bu söylem tutarlı değildir.
4-) Kamuoyu önüne çıkıp “rüşvetçi olduğunu bildiğim belediye başkanları var” deniyorsa bu bir olgu isnadıdır. Olgu ileri süren kişi, iddiasını ispatla yükümlüdür.
Koşullara göre, elde kanıt olmadan böyle bir isnatta bulunmak hakaret, kişilik hakkı ihlali veya iftira gibi sorumlulukları gündeme getirebilir. Buna karşılık elde gerçekten kanıt varsa, bu kez de bu bilgilerin yetkili makamlarla paylaşılmaması "suçu bildirmeme suçu" bakımından tartışma yaratır.
Bu sözler yalnızca bir değer yargısı olarak söylenmişse, bir genel başkanın kendi parti üyeleri hakkında bu ağırlıkta bir söylemi kamuoyu önünde dile getirmesi parti disipliniyle bağdaşmaz; istifa veya ihraç tartışmasını doğurur.
5-) Kemal Kılıçdaroğlu, kendisi hakkında isnatta bulunulan kişilerin dava açmamasından sonuç çıkarıyor. Fakat kendisi hakkındaki isnatlar karşısında, örneğin bir delegenin “Muharrem İnce'ye verdiğim desteği para karşılığı geri çektim” şeklindeki kendisini zan altında bırakan beyanı bakımından dava açmıyor.
Bir milletvekiline dava açmama gerekçesi olarak da “milletvekili dokunulmazlığı”nı ileri sürüyor. Oysa mevcut içtihada göre dokunulmazlık tazminat davalarına engel değildir. Ceza davaları bakımından ise zamanaşımı durur, vekillik sona erdikten sonra yargılama yapılabilir.
6-) Kemal Kılıçdaroğlu'nun genel başkanlığı döneminde CHP'nin girdiği her seçimde oylarını artırdığı iddiası da doğru değildir. CHP'nin oy oranı 2014, Haziran 2015, 2018 ve 2023 seçimlerinde bir önceki seçime göre düşmüştür. Aşağıda grafiği paylaşıyorum.
Tüm bunlar bir yana, Silivri'deki davalarda pek çok iddia belgelerle çürütüldü. Masum insanlar büyük bir trajedinin içinde dertlerini anlatmaya çalışıyor.
İddianameyi okumadan, savunmalardaki belgeleri görmeden ve yaşananlara vakıf olmadan yüksek perdeden bu tür açıklamalar yapılması, hukuk bir yana, ahlaki üstünlük söylemini de boşa çıkarıyor.
Kılıçdaroğlu: Rüşvet alındığı gerçek, söyleniyor bu.
- Söyleniyor mu gerçek mi?
Kılıçdaroğlu: Gerçek.
- Nereden biliyorsunuz?
Kılıçdaroğlu: Rüşveti veren verdim diyor.
- Diğeri de almadım diyor.
Timur Soykan: "Gerçekten CHP'yi AKP'ye çevirdiler.
Adamlar bakın 15 günde CHP'yi tamamen AKP yaptılar.
Ne tüzük tanıyorlar, ne yasa hukuk... Yasaya uymamak konusunda tam bir AKP'li olmuşlar yani AK-CHP'liler!"