Bölge İran'ın pençesinde..
Artık uçaklara ihtiyaçları yok, çünkü dünyanın hiçbir ülkesinin sahip olmadığı en büyük drone cephaneliğine sahipler.
Eğer Amerika bir uçak gemisine sahipse, onlar da drone gemisine sahipler!
🔴 İran yeni bir kırmızı çizgi çekti.
Silahlı Kuvvetler Genelkurmay'ı → Trump & Netanyahu:
İran'daki sivil bölgelere yönelik saldırılar, bölgedeki ABD ve İsrail yetkilileri ile politikacılarının ikametgâhlarını hedef alarak yanıtlanacaktır. Bu artık soyut bir jeopolitik değil. Bu kişisel.
Suudi yetkililer, Yemen ordusunun son saatlerde Taiz ve Hodeidah vilayetlerinde çok sayıda şehir ve köyü ele geçirdiğini artık kamuoyu önünde kabul ediyor.
Yemen, Gazze'yi en zor saatlerinde yalnız bırakmayan ülke, onurun alevini canlı tutan ülke
Bakınız, bütün bunlar toplumda sabrı zorlayan şeyler. Toplumsal stres artarken herkesin dikkatli olması gerek. Siyasiler, yaptıkları işler konusunda kendi düşünceleri kadar, toplumun bu konularda neler düşündüğünü ve bu konunun nasıl anlaşıldığını dikkate almak zorunda. Yoksa, ne mi olur? Tarih okuyun. Tarih övgü ya da sövgü kitabı değildir. Tekerrür eder.
dini, dindarları ve dini kurumları çok eleştiriyoruz. büyük ölçüde de haklıyız. ama dinden arındırılmış hayatlar ve modern süreçler de bir şey sunmuyor insanlığa. kendini yarı tanrı hisseden ama özünde inanılmaz derecede zayıf ve kırılgan bireyler. hiçbir değer tanımayan, hiçbir motivasyonu olmayan, sadece skor üreterek var olmaya çalışan, depresif ve mutsuz yığınlar. aile atmosferinden uzak, "sen güçlüsün" palavraları ile beyni uyuşturulan, antidepresan tüketerek ayakta kalmaya çalışan zombiler. tanrıyı öldürdük, peki biz yaşıyor muyuz?
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance: "Türkiye, Azerbaycan ve Körfez ülkeleri, ticari gemileri hedef alan İran'ın bedel ödemesi için perde arkasında bize yardım ediyor."
"insan nasıl özgür olur?" sorusuna;
aristo, "düşünerek"; nietzsche, "kendin kalarak"; platon, "öğrenerek"; camus, "başkaldırarak"; sartre, "eyleme geçerek"; ibn rüşd, "vicdanlı olarak"; farabi, "kalbine kulak vererek" cevabı verir. bana sorsalar, "etiketlerinden ve unvanlarından kurtularak" derdim. etiketler ve unvanlar kadar insanı esir alan, sınırlayan, iğdiş eden başka bir etken yoktur. özünde iyi insan olup da etiketlerinden ve unvanlarından dolayı yamulan, omurgasını yitiren, benliğini kaybeden, zombiye dönüşen nice tanıdığım oldu. etiketler ve unvanlar insanın en büyük hapishanesidir.
İran, İsrail'e saldırı hazırlığında.
İsrail, bunun farkında ve boş tehditler savuruyor. İran'ın üç beş yakıt deposundan başka hiçbir enerji tesisini vuramaz. Çünkü ne kendilerini ne ABD'yi ne Körfez Ülkeleri'ni koruyacak savunmaları kalmadı.
İran'ın saldırmasından korkuyorlar.
HADİ YAHUDİ VE HRİSTİYANLARI KINAYALIM!
Önce Yahudilerden başlayalım:
Biliyor musunuz?
Yahudiler, Hz. Havva yüzünden insanlığın dünya cehenneminde yaşamaya mahkûm olduğunu; Âdem’in “yamuk” kaburgasından yaratıldığı için dininin eksik, aklının kısa olduğunu; ama bu “kısa akıl” ile “uzun akıllı” Âdem’i kandırdığını; kadınların, muayyen günlerinin acısını bu yüzden çektiğini söylerler.
Halbuki biz Müslümanların kitabı Kur’an, Âdem ile Havva’nın birlikte aldandığını, kadınların bu hâllerinin bir “rahatsızlık” olduğunu söyler. Müslüman ile Yahudi farkını görün! Müslümanların bunlara inanması mümkün değildir!
Biliyor musunuz?
Yahudiler, insanlığın kardeş kardeşe evlilik (ensest) yoluyla ürediğini söylerler. Bu ne “iğrenç” bir bakış açısı! Halbuki biz Müslümanların kitabında “Allah’ın yasasında bir değişiklik göremezsin” denir; Allah’ın “insanlar” topluluğu yarattığı, insanları birbirine eş olarak ısındırdığı yazılıdır. Kardeş kardeşe insanları evlendirmek zorunda kalacak kadar âciz bir ilahın Müslümanlar tarafından tasavvur edilmesi mümkün olmadığı gibi, Yahudilerin bu tezini alıp yaratılış âyetlerini tefsir etmeleri de mümkün değildir!
Biliyor musunuz?
Yahudiler lohusa kadınlara ibadeti yasaklar. Bu kadınlar altmış gün murdar sayılır.
Biz Müslümanların kitabında böyle bir şey yoktur. Peygamberin sözlerinde bile bulunmamaktadır. Müslümanlar doğum yapmış bir kadını asla ibadet etmekten mahrum etmezler! Yahudiler ne kadar kadın ve insanlık düşmanı!
Müslüman bundan Allah’a sığınır ve doğum gibi bir sancının ardından kadınlara bir de ibadet yasağı koymaz!
Biliyor musunuz?
Yahudilerin bizim hadis kitaplarına tekabül eden Mişna’sında, “Kim kızına Tevrat öğretirse ona kötü bir şey öğretmiş olur” yazar. Düşünsenize: eşi okur yazar olan, kadınlara okuma yazma öğreten İslam peygamberi, “Kızlarınıza okuma yazma ve Kur’an öğretmeyin! Kızlarınızı okutmayın!" demiş olsun. Buna hiçbir Müslüman inanmaz! Hiçbir hadis kitabında ve hiçbir mürşidin, müridin, sofinin, mezhep müntesibinin, vaizin dilinden bunu duyamazsınız!
Yahudiler ne kadar kadın ve insanlık düşmanı! Oysa Müslümanlar!..
Biliyor musunuz?
Yahudiler seçilmiş kavim olduklarını, diğer milletlerin kendilerine hizmet için yaratıldığını ima ederler. Ne kibir!
Biz Müslümanlarsa “Sizin dininiz size, benim dinim bana” deriz. Üstünlüğü soyda değil takvada ararız. Hiçbir Müslüman “en hayırlı ümmetiz!" diye, "bizim mezhep, bizim camia, bizim tarikat fırka-i naciyedir!" diye göğüs gerip sonra aynı nefeste başkasını kınamaz. Bu mümkün değildir!
Şimdi Hristiyanlara gelelim:
Biliyor musunuz?
Hristiyanlıkta ruhban sınıfı vardır: sarıklı, cübbeli, uzun sakallı, bastonlu; kendilerini peygamberin (İsa’nın) vârisi sayarlar, onun oğulları olduklarını söylerler ve kiliselerde tövbe verirler, Allah adına müminlere günah çıkartırırlar.
Biz Müslümanların kitabında tövbeleri yalnızca Allah’ın affedeceği yazar. Hiç kimse Allah ile kul arasında kendine bir mevki edinip tövbe komisyonculuğu yapmaz! Müslüman bilir ki Allah kimin ne olduğunu herkesten iyi bilir ve hiç kimseyi kimseden sormaz!
Biliyor musunuz?
Hristiyanlar İsa’nın geri geleceğini, dünyayı kötülükten kurtaracağını söylerler.
Müslümanlar ise son peygamberin Hz. Muhammed olduğunu, hiçbir ölmüş veya doğacak peygamberin gelmeyeceğine inanırlar. Çünkü kitaplarında son peygamberle birlikte dinin tamamlandığı yazar. Müslümanlar bu Hristiyan saçmalığına asla inanmazlar! "Mesih gelecek, mehdi gelecek, kurtarıcı gelecek!" demezler!
Biliyor musunuz?
Hristiyanlar “İsa olmasaydı yerler gökler yaratılmazdı; her şey onun yüzü suyu hürmetine yaratıldı!” derler.
Fakat Müslümanların kitabında Allah, “Ben cinleri ve insanları ancak bana kulluk etsinler diye yarattım” buyurur.
Müslümanların Allah’a muhalefet edip “Levlâke levlâk…” diye başlayan bir söze inanmaları mümkün değildir!
Biliyor musunuz?
Hristiyanlar azizlerin mezarlarını öper, kemiklerden medet umar, duvarlara resim asar. Ne büyük şirk!
Biz Müslümanlarsa türbeye bez bağlamayız, yatırdan şifa dilemeyiz, “şu evliya şefaatçimizdir, yardımcımızdır” demeyiz. Bunu yapanı görsek hemen reddederiz. Müslümana yakışanı da budur!
Ve Yahudiler ile Hristiyanlar peygamberlerini Allah ile eşitlerler: biri peygamberine Allah ile güreş tutturur, hatta Allah’ı yendirir; öteki peygamberini “Allah’ın oğlu” ilan eder.
Düşünsenize! Bir Müslüman, tüm bunlardan münezzeh olan âlemlerin Rabbi’yle görüştüğünü iddia etsin; diğeri “Muhammed eşittir Allah!” desin (hâşâ), bir diğeri, "Allah bizim şeyhin suretine bürünüp göründü!" desin. Bu mümkün değildir!
Çünkü Müslümanlar, yaratılanlar arasında hiçbir şeyin Allah’a nispet edilemeyeceğini bilirler. İhlâs sûresini günde en az birkaç kez namazlarında okurlar!
Biliyor musunuz?
Hristiyanlar günahlarını papaza anlatır, Yahudiler hahama danışır. Aracı olmadan Rabb’e varılmaz sanırlar.
Bizimse aracımız yoktur. Şeyh, mürşit, hocaefendi, cemaat reisi yalnızca öğüt verir; kimse “benim elimden geçmeden olmaz”, "benim ipimi tutmadan kurtuluş mümkün değil!", "benim adımı zebanilere söyleyen cehennemden kurtulur!", "benim harman, orak, ahır işlerimi yapmadan, benim dergâhıma malını bağışlamadan, benim eteklerime tutunmadan kurtulamaz!" demez. Müslüman bunu asla kabul etmez!
Müslüman olmak ne büyük şeref. Muharref kitapların mensubu olmak ne büyük bir yanılgı, ne büyük bir zillettir!
Haydi, hep beraber Müslüman olduğumuz için hamd edelim.
Ramazan Yaman
Avrupa Parlamentosu eski üyesi Mick Wallace:
"ABD, İran'da bir düğün konvoyunu bombaladı; İranlılar ise buna Basra Körfezi'ndeki ABD askeri üslerine saldırılar düzenleyerek karşılık verdi.
Batılı politikacılar ve medya kuruluşları, ABD terörizmini kınayamıyor bile.
Gerçekten acınası durumdalar."
Yolsuzluk, torpil ve faiz sarmalı dindarlık ambalajıyla meşrulaştırıldığı için; koca bir nesil bizzat dinin kendisinden ve ahlakından soğudu.
vesayetin dindarlara asla kabul ettiremediği dünyevileşmeyi ve tahribatı, "bizden olanlar" muhafazakar kitleye alkışlatıp helalleştirerek sindirdi.
Müslümanın Müslümana verdiği asıl zarar; hakkı haykırma refleksini ve vicdanını rehin almaktır.
toplumda sosyopolitik stres en üst düzeyde. 28 şubattaki sivil iteatsizlik eylemlerini hatırlayı. parti tabanları parti yönetimlerinin sağırlığı karşısında toplumda kollektif eylem için bir beklenti içinde. İşçi, işveren, kadın-erkek genel olan sosyal stresin seviyesini hastahanelerin psikotrop ilaç tüketiminde , alkol ve uyuşturucudaki artışta görebilirsiniz. Siyasiler eleştirilere karşı daha tahammüllü olmak zorunda. STK ve Mediaynın, toplumsal aktörlerin artırılmış özggürlük hakkı, politikacı, bürokrat gibi kamu yöneticilerinin artırılmış tahammül yükümlülükleri vardır.