Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu @MDervisogluTR;
🗓️ 15 Temmuz Çarşamba (BUGÜN)
⏰ 12.00'de
📺 SZC TV'de
Aslı Kurtuluş Mutlu ile 15 Temmuz Özel Yayınına konuk oluyor.
Sizleri de ekran başına bekliyoruz.☀️
İnsanlık tarihinin en karanlık sayfalarından biri olan Srebrenitsa Soykırımı'nın 31. yıl dönümünde, katledilen Boşnak kardeşlerimizi rahmetle anıyorum.
Kardeşlerimizin yaşadığı mezalimi, ailelerinin kederini unutmayacak ve unutturmayacağız.
Hocam, ağabeyim Prof. Dr. Hilmi Demir önemli bir operasyon geçirdi. İnşallah tez vakitte memlekete hizmete kaldığı yerden devam edecek. Şahidim ki kimin yanında durduysa Türklük için, kimin karşısında durduysa yine Türklük için duran bir âlimdir. Acil şifalar diliyorum Türklük aşığı Hilmi Hocamıza.
Edirne’de, 665. Tarihi Kırkpınar Yağlı Güreşleri finalindeydik.
Başpehlivan olarak altın kemeri kazanan yiğit pehlivanımız Erkan Taş'ı tebrik ediyorum.
Kırkpınar’da ter döken tüm pehlivanlarımıza ve ata sporumuzu yaşatarak organizasyona emek veren herkese teşekkür ediyorum.
2 Temmuz 1993’te Madımak’ta yakılan yalnızca bir otel değil; canlarımız, vicdanımız ve Cumhuriyetimizin ortak değerleriydi...
Hayatını kaybeden vatandaşlarımızı rahmetle anıyoruz.
#UnutMADIMAKlımda
Genel Başkanımız Sayın Müsavat Dervişoğlu, Cumhuriyet Gazetesi’nde Sayın Merve Kılıç'ın sorularını yanıtladı.
Bağlantı üzerinden tamamını okuyabilirsiniz:
https://t.co/yiq3PPOb0q
Ahmet Türk, madem kimliğin yoktu;
5 kez milletvekili, 3 kez büyükşehir belediye başkanı nasıl seçildin?
Ortada bir kimlik sorunu değil, yıllardır sürdürülen bir mağduriyet siyaseti var.
Bu ülkenin seçimleriyle makam sahibi olup, yıllarca en üst siyasi görevlerde bulunduktan sonra dönüp “kimliğim yok” demek gerçeklerle bağdaşmıyor.
Türkiye Cumhuriyeti’nin sunduğu tüm demokratik haklardan yararlanıp ardından Türkiye’yi kimlik inkârıyla suçlamak samimiyet değildir.
Madem kimliğin yoktu; o makamları hangi kimlikle kazandın?
Kürdistan diye bir yer yok. Burası Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Türkiye’nin birliğini ve bütünlüğünü tartışmaya açmaya çalışanlar, milletin ortak iradesiyle her zaman karşı karşıya kalacaktır.
Gerçeklerle mağduriyet edebiyatı arasında dağlar kadar fark vardır.