Dışarıdaki gürültüyü kesmenin tek yolu, içerideki müziği duymaktır. Kendi hakikatine dönmek, sistemin seni 'bir başkası' yapma çabasına karşı verilmiş en sessiz ama en etkili ihtilaldir. Rengin senin, fırça senin, hayat senin.
Önyargı, bize sonradan öğretilen bir dildir. Ama biz empatiyi ana dilimiz yapmayı seçebiliriz. Kelimelerimizden ayrımcılığı çıkarıp yerine saygıyı koyduğumuzda, herkesle aynı dilde konuşmaya başlarız. 🗣️
Duyarlılığını yitirmiş kişi en görkemli sarayda yaşasa da, kendi içinde boğulmaya mahkumdur. En büyük trajedi ezilmek değil; başkasının ezilişini sadece seyredecek kadar 'insansızlaşmaktır'. Vicdanın sustuğu yerde, tüm zenginlikler koca bir yalandır.
Verimlilik adına yapılan o sonsuz toplantılar, aslında bireyin düşünme yetisini elinden alma ayinleridir. Bir sonraki toplantıda "Peki bu vizyonun benim akşam yiyeceğim zeytine ne faydası var?" diye sormak, küçük çaplı bir devrimdir.
Gerçek yaşam, salt bir varoluşun ötesinde, içimizde taşıdığımız potansiyelin bir yansımasıdır. Yaşamak; hissetmektir, düşünmektir, düşlemektir, umut etmektir ve tüm bunların kalbe sığan o sonsuz sıcaklığını tecrübe etmektir.
Günün sonunda herkes kendi karanlığıyla baş başa kalıyor. Ve o karanlıkta bizi kurtaracak olan şey, kazandığımız paralar ya da savunduğumuz ideolojiler değil; bir başkasının elimizi tutarken hissettirdiği o saf, insani sıcaklıktır.
Bir ülke hayal edin,masumiyet sembolu çocuk,sevilmek yerine istismar ediliyor. Dilsiz dostlarımz sokak hayvanlari,merhamet yerine zulümle tanışıyor. Farklı kültürler,hoşgörülmeyip hep nefretle karşılanarak hedef haline getiriliyor.
Sokaklar kalabalık ama kimse kimseyi görmüyor.