CHP belediyeciliğini "beğenmediklerini" söylüyorlar;
Ama iş hafta sonu gezmeye gelince soluğu CHP'li ilçelerde alıyorlar.
Hiç Bakırköy'den, Beşiktaş'tan, Florya'dan, Yeşilköy'den, Kadıköy'den ya da Büyükçekmece'den kalkıp, yıllardır AKP’nin elinde olan Bağcılar'a, Güngören'e, Esenler'e gezmeye giden birini gördünüz mü?
Tıpkı şeriattan kaçıp Batı'ya sığınan, sonra refaha kavuşunca orada şeriat isteyen mülteciler gibi.
İslamcı olmak için iki yüzlülük bir zorunluluktur..
YARGIYA MÜDAHALE Mİ VAR.
Sn. Ekrem İmamoğlu’nun yargılandığı dosyalarda ortaya çıkan tablo ürkütücüdür.
Karar arifesinde hâkim değişiyor.
Beraat veren ya da dosyanın sürüncemede bırakılmasına itiraz eden hâkim başka ile gönderiliyor.
Muhalefet şerhi yazan üye ağır ceza görevinden alınıyor.
Tutuklama talebini reddeden hâkim görevden çekiliyor başka mahkemeye gönderiliyor.
İddianame yazan savcılar terfi ettiriliyor.
Heyetler bölünüyor özel heyetler kuruluyor.
Bu tesadüf değil yargının siyasallaştırılmasıdır.
Yargı iktidara göre karar vermez.
Yargı millet adına adalet dağıtır.
Anayasa açıktır.
Hâkimler bağımsızdır kimse talimat veremez.
Ama görünen o ki tarafsız yargılama değil karar mühendisliği yapılmak isteniyor.
Bu mesele bir kişinin meselesi değildir.
Bu mesele 85 milyonun adalet güvencesi meselesidir.
Dosyaya göre hâkim karara göre heyet olmaz.
Doğal hâkim güvencesi çiğnenemez.
Adalet talimatla değil hukukla olur.
Hukukun üstünlüğünü savunmaya devam edeceğiz.@ankahabera@halktvcomtr@szctelevizyonu@bizimtvcomtr@BirGun_TV@evrenselgzt
FotoHaber - Ticaret Bakanı Ömer Bolat, ''İthalatçımızın 100 liralık ürünü 2000 TL'ye çakma hakkını destekliyoruz'' diyemediği için mecburen 10 paragraflık manzume yazdı... https://t.co/6QfazBbryg
Hangi 100 Yıllık Derin Uyku!
Birincisi: İslam dünyasının derin uykusu 100 yıl önce başlamadı, yüz yıllardır devam eden bir uykudur.
İkincisi: Türkiye yüz yıl önce Atatürk'ün önderliğinde önce emperyalizme karşı bir bağımsızlık savaşı, sonra geri kalmışlığa karşı akıl ve bilim eşliğinde bir uygarlık savaşı verdi. Sonunda tam bağımsız, üniter ve laik Türkiye Cumhuriyeti Devleti kuruldu.
Turk ulusu 100 yıl önce Atatürk'ün önderliğinde büyük bir uyanış yaşadı. Buna karşın İslam dünyası derin uykudan uyanamadı.
İslam dünyasında İran'dan Afganistan'a Mısır'dan Hindistan'a Atatürk'ü örnek alan liderler çıktı. Bazı reformlar da yaptılar. Ancak İslam dünyasında Atatürk rolüne soyunan hiçbir lider kendi ülkesinin Atatürk'ü olmayı başaramadı. İslam dünyasında emperyalizmin pençesinden kurtulup tam bağımsız, laik, demokratik devletler kurulamadı. İslam dünyası aşiret, tarikat, din ve mezhep bağını kırıp uluslaşmayı, aydınlanmayı başaramadı.
İslam dünyasının derin uykudan uyanması ancak Atatürk Turkiye'sini anlayıp örnek almasıyla mümkündür. Bunun için de her şeyden önce tam bağımsızlığın, kadın haklarının, aklın ve bilimin, çağdaş hukukun, çağdaş eğitimin, ulusal egemenliğin önemini kavramları gerekir.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan "yüz yıllık derin uyku" derken her halde, bir türlü tam bağımsız olamayan, bir türlü çağdaş hukuku benimseyemeyen, bir türlü kadınlara insanlık onuruna uygun haklar vermeyen, aklı ve bilimi kullanıp cagdaşlaşamayan, ulusal egemenliği gerçekleştirip demokratikleşmeyen, din, mezhep bağını kıramayan, diktatörlerin baskısı altında kalan İslam ulkelerini kastediyor olmalı! Yoksa Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı, Türk ulusunun, Atatürk'ün önderliğinde 100 yıl önce yaşadığı büyük uyanışı görmezden geliyor olamaz, olmamalıdır.
İslam dünyasında derin uykuyu besleyen gericiliktir, dinciliktir, mezhepçiliktir, toplumsal bölünmedir, kadının eşit haklara sahip olmamasıdır, aklın zincirlenmesidir, halkın kendi kaderini kendi eline alma kararlılığını göstermemesidir.
Üçüncüsü: Dışişleri Bakanı Fidan'ın, İslam dünyasının uyanışından söz etmeden önce 100 yıl önce Türk ulusunun Atatürk'ün önderliğinde nasıl uyandığını iyi öğrenmesi ve İslam dünyasını bu uyanıştan ders almaya çağırması gerekir.
Yusuf Tekin’e, kendisinin ve benim akademik yükselmelerimizin bağımsız bir kurul tarafından denetlenmesini teklif ettim, ses çıkmadı.
Mülakatlarda geleceklerini çaldıkları çocuklarımızdan örnekler verdim, bakan olmadı.
Sordum:
Utanmıyor musunuz!
19 MART’TA YEDİĞİN HURMALAR…
Video her şeyi anlatıyor.
Bir yalan daha iddianameyle çöktü. Nuray Başaran’a, yaşına hürmeten bir şey demek istemiyorum.
Yaşının olgunluğu gereği sadece özür dilemesini bekliyoruz.
Sevgiler / Medya AŞ Tutukluları
Şırnak Üniversitesi’nde kadronun kendisi için açıldığını itiraf eden Rektör Abdurrahim Alkış’ın kardeşi Abdullah Alkış, olayı haberleştiren medya kuruluşlarına hakaret etti:
“Bana ve abime bela olan, atamamı bozan, tüm namussuz kâfir medyaya karşı cuma günü namazdan sonra üniversitemiz kampüsü girişinde tüm üniversite toplanacağız. Değerli hocalarımız abim için kâfir medyaya bir darbe indirecek.
Abimin talimatıdır, herkes katılsın dedi. Ben de orada olacağım; kim gelmiş, kim gelmemiş not edeceğim.”
(T24)
“Adrese teslim ilan” diyorduk…
Bugün, adrese teslim utanmazlık resmen belgelendi…
Şırnak Üniversitesi Rektörü Abdurrahim Alkış’ın kardeşi,
daha ilan yayınlanmadan
“Kadro benim için hazırlandı, ilan prosedür”
diye Facebook’ta paylaşım yapıyor.
Evet, yanlış okumadınız.
Adam, hem torpili itiraf ediyor,
hem de “Merak etmeyin, bu sefer her şeyi düşündük” diye
ülkeye dalga geçiyor…
Bu ülkede liyakat öldü demiştik…
Meğer otopsi raporunu bile hazırlamışlar…
Kardeş beyefendi, klimalı odasını, bilgisayarını, koltuğunu,
hatta hangi abinin altına bağlanacağını bile
Facebook’ta önceden yazmış:
“Dualarınızı kabul ederim…
Kadro benim…
İlan formalite…”
Şaka değil.
Memleketin üniversitesinde,
kadroya alınacak kişi,
kendi atamasını Facebook’tan duyuruyor.
Bu artık torpil değil…
Bu çürümüşlüğün teşhiri.
Bu ahlaksızlığın özçekimi.
Bu bürokrasinin açık açık gasp edilmesi.
Sonra da çıkıp,
“Gençler neden ülkeden gidiyor?”
diye soruyorlar ya…
İşte bu yüzden gidiyorlar.
Çünkü burada iş ilanı bile
“Kadro benim, siz reklamı seyredin” seviyesine düşmüş durumda…
Yazık…
Gerçekten yazık…
2.5 milyon mühürsüz pusulaya ülke rejiminin değişmesine gıkını çıkarmayan, o gece arazi olan muhalif siyasetçi, koltuğunu kaybettikten sonra partisine dürüst, temiz, yolsuzluktan arındırılmış siyaset aklı veriyor!!!
Cumhuriyet’teki bugünkü köşemi buradan da paylaşıyorum:
Bakın, kimler tahliye edildi…
1- Eski Kızılay Başkanı Kerem Kınık’ın kızı Fatıma Zehra Kınık, 17 yaşındaki Batın Barlasçeki’nin ölümüne ve bir kişinin de yaralanmasına neden olmakla suçlandığı davada 4 yıl 2 ay hapis cezası aldı. Kınık sadece bir gece gözaltında kaldı ve tutuksuz yargılandı. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
2- Türkiye ile Dubai arasında yapılan seyahatlerle kilolarca altın kaçırmakla suçlanan ve MHP’den istifa ettirilen milletvekillerinin dosyası rafa kaldırıldı. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
3- İstanbul Pendik’te 14 yaşındaki Işıl Öykü Dinç’e çarparak ölümüne neden olan ve tutuklanan Ömer Faruk Ballı, 4 gün içinde tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
4- Bursa’da 30 kilometre hız sınırı bulunan caddede 82 kilometre hızla, 16 yaşındaki Zeynep Naz Sırakaya’ya çarparak ölümüne neden olan ehliyetsiz sürücü Efe Şayık’ın 9 yıla kadar hapsi istendi. Şayık, 57 gün sonraki ilk duruşmasında tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
5- Osmaniye’deki Bilge Sitesi’nin 6 Şubat depremlerinde yıkılması sonucu 105 kişi yaşamını yitirdi. Binanın inşa edildiği dönemde imar müdürlüğünde görev yapan eski MHP’li Osmaniye Belediye Başkanı Kadir Kara, Sevinç Ayşe Argun ve Haluk Koç’a, “bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olma” suçundan 21 yıl hapis cezası verildi. Ancak sanıklar sadece iki gün tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
6- Şort giydiği gerekçesiyle 23 yaşındaki hemşire Ayşegül Terzi’yi otobüste darp eden Abdullah Çakıroğlu ilk duruşmada tahliye edildi. Karar tepkilere yol açınca Çakıroğlu ikinci kez gözaltına alındı ancak mahkeme zanlıyı tekrar tahliye etti. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
7- İstanbul’da valelik yapan Ogün Tekin, araba çalmaya çalışanlar tarafından öldürüldü. Sanıklardan birinin 87, diğerinin ise 48 suç kaydı vardı. Cinayetin tüm failleri, iki yıl bile geçmeden mahkeme kararıyla tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
8- Pendik’te hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca saldıran tutuklu sanıklar Hasan Sel ve Hüseyin Sel kardeşler, olaydan üç hafta sonra ilk duruşmalarına çıktılar. Yirmişer yıl hapis istemiyle yargılanan kardeşler, o ilk duruşmada tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
9- Hollandalı uyuşturucu baronu Leijdekkers’in Türkiye faaliyetlerini yönettiği için tutuklanan Abdullah Alp Üstün ve ekibi tahliye edildi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı karara itiraz etti ama sanıklar firar etti. Tahliye kararını rüşvetle verdikleri iddiasıyla açığa alınan mahkeme heyetinin iki üyesi de göreve geri döndü. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
10- Antalya’da 11 yaşındaki B’ye cinsel istismarda bulunmaktan yargılanan E.K.Y’ye iki günde iddianame hazırlandı. Sanık bir ay tutuklu kaldıktan sonra tahliye edildi. Fatih Altaylı ise yorum yaptığı için tutuklu.
Cezaevindekilere kazandırıyorlar
AKP’li Bahçelievler Belediyesi, 35 kişinin ölümüne neden olmakla suçlanıp 876’şar yıla kadar hapisleri istenen tutuklu iş insanları Sami Kervancıoğlu ve Mustafa Pekel’in şirketinden 1 milyon TL'lik ihalesiz alım yaptı
https://t.co/C0yJU0VcrJ
Şimdilik başardık!
Dev bir vurgun yapılacağı ihbarında bulunduğumuz;
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Türkiye Raylı Sistem Araçları A.Ş.’nin ‘Dizel-Elektrikli Coco Lokomotif Cer Zinciri’ ihalesi, ihaleye 1 gün kala apar topar ertelendi.
Peki bir sonraki adımımız ne olacak?
ASELSAN ve TÜBİTAK RUTE gibi daha önce yerli ve milli olarak cer sistemi tasarım ve üretimi yapmış firmalarla⬇️
E5000, Gaziray, Milli EMU, Milli YHT gibi kendini ıspatlamış projelerde yer alan yerli firmaların da⬇️
Bu ihaleye teklif verebilmeleri için,
şartnamedeki bu firmaları engelleyici hükümleri kaldırtmaktır.
Nedir bu kaldırılması gereken şartname hükümleri?
🔴Şartname 4.3. (ç) maddesi: İhaleye katılacaklardan istenen en az 5 yıl 25 adet yeni nesil lokomotif referansı zorunluluğu.
Zira Milli Hızlı Trenlerin cer zincirlerini Aselsan ürettiği halde, bu madde nedeniyle Dizel-Elektrikli cer zinciri ihalesine girmesi engelleniyor.
🔴 İhaleyi adrese teslim hale getiren bir diğer konu da, ihaleye konu edilen ekipman listesindeki dizayndır.
Zira dünyada, cer sistemi ana ürünleri arasında yer almayan 'disli kutusu' ve 'aks' kalemleri ihale paketine monte edilmiştir.
Bu sayede bu malzeme kalemlerine ihalede fiyat verebilecek şirket sayısı neredeyse tek şirkete düştüğü için, ihalede rekabet engellenmiştir.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu’na sesleniyorum!
Ya doğru düzgün bir ihale yapmak için şartnameyi değiştirin, ya da ihaleyi hangi yabancı markaya vermeye çalıştığınızı açıklayacağım!
Dışişleri artık büyükelçileri AKP binalarında yetiştiriyor.
AKP milletvekilleri “Acaba büyükelçi olabilir miyim?” diye sıra bekliyor.
Ne dil aranıyor, ne diplomatik kariyer…
İlk defa gördükleri ülkeye büyükelçi olarak atanıyorlar.
Dış politika vizyonu olmayan iktidar, devletin vitrini olan Dışişleri’ni de çökertti.
İthal et kimden alınıyor, kimlere satılıyor?
2023-2025 arası Avrupa'dan yapılan karkas et ithalini şirket sirket inceledik:
* Yüzde 51'i Polonya'daki tek bir şirketten alındı.
* Bu etler ESK İstanbul kombinası üzerinden 431 şirkete satıldı.
* İthal etten %54 ile en büyük payı alan ise 6 zincir market.
Peki kim bunlar?
İşte isim isim ithal et pazarındaki paylaşım...