➖Tam 10 gündür açlık grevindeler!
➖Sadece haklarını istiyorlar:
"Mülakat zulmü bitsin, taban maaş hakkı geri gelsin, açlık sınırının altında bir yaşama mahkûm edilmeyelim" diyorlar.
🇹🇷Gelecek nesilleri emanet edeceğimiz öğretmenler, Ankara sokaklarında geleceklerini arıyor.
☀️Onların sesi olmaya, hak mücadelelerinde yanlarında olmaya devam edeceğiz.
#öğretmenler
#öğretmenleraçlıkgrevinde
There has never been a war in history where 80% of the country has been destroyed, 100% of the population displaced, and 50% of the deaths children.
Call it what it is: GENOCIDE.
Fahrettin Altun’un oğlu Mustafa Bilge Altun, 20 yaşında MBA Tarım şirketini kurdu. 23 yaşına geldiğinde 210 milyon TL’lik sermaye artışına gitti. ‘Bu servet nasıl yapıldı’ diye sorduk. Yanıt bile vermediler. Şimdi yargı eliyle haberimize erişim engeli getiriyorlar.
🇸🇦Suudi Arabistanlı şirketlere verilen imtiyazları onaylayan yasa geçen hafta Gazi Meclis’ten geçmemişti.
👉Çünkü Genel Kurul salonunda olmadıkları halde tam 76 iktidar vekili için sahte imzalı pusulalar verilmişti.
👉Biz de bunu tespit ederek tutanaklara geçirdik ve Meclis kapandı.
🇸🇦Suudi şirketlere verilecek kapitülasyonları onaylayan yasayı bugün tekrar getirdiler.
💡Bu kez iktidarın kalkan elleri ile "KAPİTÜLASYON Yasası" onaylandı.
👇Araplara verilen imtiyazların nelere mâl olacağını, Gazi Meclis’in çatısı altında, tarihe not düşmek için tek tek anlattık.
This is what Elon Musk doesn't want you to see on this platform. This’s what your media won’t report.
Israel is dropping bombs on tents full of displaced families in Gaza.
Israel bombed Lebanon with banned phosphorus munitions, violating Security Council resolution SCR 1701, ceasefire agreement, and international law with absolutely no consequences.
This is another war crime and the International Criminal Court remains silent.
Yitirdiğimiz binlerce vatan evladının, onların yaşarken her gün ölmek zorunda kalan ana - babalarının, "bak bu benim babam" diyen o küçük şehit çocuğunun vebali omuzumuzdadır.
Şehitlerine sırt çeviren bir milet, vatanının yavaş yavaş elinden alındığını anlamayan bir toplum her şey olup bittiğinde ağlasa ne olur, ağlamasa ne?
Ya bugün vatanına, cumhuriyetine, tarihine, şehidine ve gazine sahip çıkacaksın, ya da yarın ağlamayacaksın.
27 Haziran'da Tandoğan'da ol, en azından durduğun yer belli olsun!
#Kizilcagun #HainsizTürkiye
Teşekkürler @OrkunOzeller Miralayım 🫡
This is not a rant by a random genocidal lunatic. It's a public post by the national security minister of the Israeli regime.
The genocidal death cult headquartered in Tel Aviv is a threat to all of humanity. It threatens all humans. Its only interest is permanent war.
‼️ TARİHTE BU GÜN… UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!
20 Haziran 1987 tarihinde Mardin'in Ömerli ilçesine bağlı Pınarcık köyüne düzenlenen baskında, PKK teröristleri , 16'sı çocuk ve 6'sı kadın olmak üzere toplam 30 masum sivili katletti.
6 yaşındaki H.K.G’yi, 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli ile evlendirdiler. Tarikat dışına çıkarılmayan çocuk 7 yaşından itibaren cinsel istimara maruz bırakıldı. Çocuğa yıllarca bunun oyun olduğunu söylediler. H.K.G. bunu bütün kız çocuklarının yaşadığını zannediyordu. 14 yaşında annesinin götürdüğü doktor istismarı fark etti, polise haber verdi. Tarikat kemik yaşı testine 22 yaşındaki kadını soktu. Sapıklar kurtarıldı. 17 yaşında götürüldüğü
psikiyatrist ‘Sana 7 yaşından beri tecavüz etmiş’ dedi. H.K.G. Kadir İstekli’yi konuşturup istismarı itiraf ettirdi ve konuşmayı kaydetti. Bu kayıtla savcılığa suç duyurusunda bulundu. İki yıl dava açılmadı. Sapıklar medreselerde çocukların yanındaydı. H.K.G.’yi çok tehdit ettiler, şikayetini geri almaya zorladılar. Ama bir adım geri atmadı. Davasında direndi. Bizim haberimizden sonra kadın örgütlerinin, baroların mücadelesiyle davada baba Yusuf Ziya Gümüşel 19 yıl, Kadir İstekli 30 yıl hapis cezası aldı. Yeni Şafak, Akit, Cübbeli Ahmet bu sapıkları savunup H.K.G.’ye iftiralar attı. Suçlu bulunan Yusuf Ziya Gümüşel serbest bırakıldı.
Şimdi sapıklar ve onları savunanlar kutlama yapıyor. Yazıklar olsun.
🔴 Cihat Yaycı :
Yunanistan’da dün çok önemli fakat maalesef yeterince konuşulmayan bir gelişme yaşandı.
İskeçe’de, Lozan Antlaşması’nın kendilerine tanıdığı haklar çerçevesinde müftülerini kendileri seçmek isteyen ve Yunanistan tarafından atanan müftüler protesto eden 4 Batı Trakya Türkü, Yunan mahkemeleri tarafından 17’şer ay hapis cezasına mahkûm edildi.
Bu insanlar ne yaptı?
Şiddete mi başvurdu?
Kamu düzenini mi bozdu?
Yoksa terör eylemi mi gerçekleştirdi?
Hayır.
Sadece Lozan Antlaşması’ndan doğan haklarını savundular. Demokratik bir protesto gerçekleştirdiler.
Bir tarafta Batı Trakya Türklerinin seçtikleri müftüler tanınmıyor, demokratik itirazları cezalandırılıyor, Türk kimliği yıllardır tartışma konusu yapılıyor; diğer tarafta ise Türkiye’den sürekli yeni tavizler, yeni açılımlar ve yeni adımlar bekleniyor.
Bugün Heybeliada Ruhban Okulu’nun açılması yönündeki talepler yeniden gündeme getiriliyor. Oysa aynı günlerde Batı Trakya Türklerinin temel dinî ve kültürel hakları nedeniyle mahkûm edildiği bir tablo ile karşı karşıyayız.
Lozan bir bütündür.
Lozan yalnızca patrikhane için değil, Batı Trakya Türkleri için de vardır.
Mütekabiliyet yalnızca Türkiye’den beklenen bir yükümlülük değildir.
Türkiye’nin, Lozan’ın dengelerini ve Batı Trakya Türklerinin haklarını görmezden gelerek tek taraflı adımlar atması; hukuk, adalet ve devlet ciddiyeti açısından doğru değildir.
Önce Lozan’ın Batı Trakya’ya ilişkin hükümleri eksiksiz uygulansın.
Önce Batı Trakya Türklerinin seçilmiş müftülerine saygı gösterilsin.
Önce Türk azınlığın eğitim, vakıf ve kimlik hakları tam anlamıyla teslim edilsin.
Ondan sonra karşılıklı adımlar ve karşılıklı iyi niyet konuşulabilir.
Aksi takdirde ortaya çıkan tablo, Lozan dengesinin ve mütekabiliyet ilkesinin Türkiye aleyhine bozulmasından başka bir anlam taşımayacaktır.
https://t.co/xKQ5Z02aCP
@tcbestepe@TC_icisleri@iletisim@TC_Disisleri@tcmeb@SaadetPartisi@yenisafak@yeniakit@rprefahpartisi@MHP_Bilgi@zaferpartisi@cumhuriyetgzt1@herkesicinCHP@Akparti@iyiparti@anahtarparti