bir uyur gezerin, burnunun altına boş bir şişe konulduğu ve şişenin nişadır ihtiva etdiği söylendiği zaman uzvlarile tiksinti ve bulantı ifade etdiğini ve hakıykî boğulma tecrübe etdiğini görmek nâdide bir manzaradır.
Necmeddin Bilal Erdoğan:
“Hoca efendiler internette atışa dursunlar. Fenomenler, artık hoca efendi falan dememek lazım. Sosyal medya fenomenlerimiz internette atışa dursunlar.
Kime ne faydası oluyor bu atışmaların?
Gençlerin buna mı ihtiyacı var?”
«...almanyada, şimdiye dek birliğe doğru her teşebbüs; cüz‘îcilik [partikülerizm], i‘tizal, tefrikacılık, inkısam [itio in partes]da nihayetlendi: büsbütün mutaassıb bir birlik teşebbüsü vasıtasile haricden dört parça bölünmek vadesinin geleceği vakte kadar roma hukûkunun alınışı, reformasyon, köylü muharebeleri, milliyyetcilik ve sosyalizm...»
bütün terbiyenin birinci vazifesi ve neticesi insan haysiyyet ve azameti için bir hâssenin, hürmetin âgah tutulması tizkâr edilmesidir. fayda veya ahlakdan müstakillen ululuk ve mesafe hâssesi, hiçbir kıyas veya hesabın yerini dolduramayacağı veya yetişemeyeceği terbiyenin işaretidir.
Bir şeyi devlet derse(ki Esad ile görüşebiliriz dendi) sahih bir ifade de olabilir retorik yemleme yada eldeki kartları açtırma hamlesi de. Söylem eylem pratiği uyusursa yine develte yazılır uyusmazsa devlet aklı strateji vs denir. Nihayetinde sonuçlar üzerinden okumalar yapılır
1905-1907 şarkî anadolu ayaklanmaları
1905 ilâ 1907 arasında şarkî anadoluda vukū bulan isyanlara dair tarih tahrîri iki büyük tefsir mektebine ayrılır. sâbık jön türk liderlerile mülakat fırsatını ele geçirmiş bazı eski türk araşdırıcılar, gösterdiler ki teşebbüs-i şahsî ve adem-i merkeziyyet cemiyyeti erzurum isyanını ve havâlideki diger inkılâbî hareketleri tertib ve ikmal etdi. ondan sonra sovyet tarihciler sabahaddin beyin cemiyyetinin bu vak’alarda hemen hiç rol oynamadığı görüş��nü tutup bu kıyamların 1905 rus inkılabından mülhem avamî konstitüsyonel hareketler olduklarını iddia ederek farklı bir tefsir edindiler. bu son tefsir leninin yirminci asrın ibtidasına doğru bütün bu fars, jön türk ve çin inkılablarının 1905 rus inkılabı tarafından tenbih edildiği ve buna binaen benzer mümeyyizler [karakteristik] izhar etdikleri ısrarını isbat etmeği hedefledi. nâ-ehil ve son mertebe siyasî ise de bu sovyet tefsiri, araşdırmalarını tâlî kaynaklar ve tam anlamadıkları sovyet tarihcilerin makâlelerinde esasa bağlayan bazı heves-kâr türk âlimleri tarafından zâhirde kabul edildi.
mamafih, daha kötü bir misal; birçok vākiî hatalara sahib bulunan ve 1905 ilâ 1907 arasında şarkî anadoluda vukūa gelen inkılâbî faaliyyetleri bütünile yanlış anlayan ve yanlış istihzar eden yeni bir kitabdır. bkz. aykut kansu 1908 devrimi (istanbul, 1995).
hanioğlu şükrü, bir inkılab için hazırlık, jön türkler 1902-1908, 94. sf. ve 94. sf. için dipnot.
Şu kitap içimi ısıttı. Aykut Kansu ODTÜ Siyaset Bilimi’ne ilk geldiğinde sanırım Türkiye Siyasi Düşünce Tarihi’ni almıştım ondan. Bana o zamana kadar dert etmediğim pek çok şeyi dert etmeyi öğretmişti. Ege’nin antik geçmişiyle övünen bir köyünde doğmama rağmen, TR’nin çok
%1den az hürriyyet alın, onu %40 ictimaî vazife hissi ile tamamen karışdırın, %9dan az müslümanlık ilave edin ve mütebâkî kısmı, bütün bunları tekrar ibtal edecek istisna[lar] için ihtiyaten saklamağı unutmayın. böylece saman kâğıdından yeni-türk esas teşkilatı işlenmiş bulunur.
millî olmakta rekabet edecekler böylelikle bir muvâzeneye kavuşacağız zehabına kapılıyorlar anladığım. hâl bu ki bizim ne şansölyemiz var ne hanedanımız. herkes devletle beraber daha da fazla bürokratikleşir hepsi bu.
müşterek bir düşmanın varlığı sayesinde taraflar arasındaki tenakuzları bir müddet bastırır b e l k i devlet ama nereye kadar? üstelik bu düşmanın varlığı da mechul. er geç o tenakuzlar inkişaf etmek için sebebler bulacak.
🔴 Dr. Barış Ünlü: Türkiye’deki sol geleneğe ve direniş azmine güvendiğim için orta vade açısından bütünüyle ümitsiz değilim
📌 “İlk açılımda olduğu gibi bu açılımda da benim ‘Müslümanlık Sözleşmesi’ dediğim sürecin jargonu kullanılıyor gibime geliyor. Yani Türklerle Kürtlerin bir düzeyde eşit olduğu, Müslümanların hepsine ait olan bir devlet ve ülke… Aynı zamanda I. Dünya Savaşı’nda ve Kurtuluş Savaşı’nda birlikte savaştıkları bir ülke…”
✍️ Tuğçe Tatari'nin söyleşisi...
https://t.co/SR49xitrkM
,,bir tarafdan neo-liberalizm an‘aneye düşmandır, ve fi‘l-vaki her yerde ananeyi sürüp atan esas kuvvetlerden biridir, nitekim pazar kuvvetlerinin ve mütecaviz bir ferdciliğin tervîcinin neticesidir.