Zeki insanın aklını takip etmeyi seviyorum; takıldığı yerlerde bocalayışı bile çok keyifli. Durmaksızın alternatif üreten kocaman zihninde, bin tane çözüm yolu var. Ancak işte zekanın defoları; odaklanma sorunu, ilgi dağılması ve takıntıları olabiliyor.
Okudunuz mu bilmiyorum ama Gazap Üzümleri’nde şöyle bir cümle geçer: “Ancak yeni doğan bir bebek baştan başlayabilir. Sen, ben… Biz artık geçmiş zamanız.” Geçmişi silmeye çalışma; onu kabul et,anlamlandır ve ondan ders al. Gerçek başlangıç,unutmak değil; bilinçle devam etmektir.
Kendini doğurmuş insanlara bayılıyorum. Maddi manevi içinde bulunduğu koşulları aşan, aileden ya da başka destekler olmadan kendini var eden, sadece kendine minnet duyan, ahlak duygusunu hiç yitirmeyen, yıpranmışlığının kıymetini bilen insanlar. İkinci kez doğabilmek çok değerli
Duygusal zekâsı yüksek kişi, tam anlamıyla nefret edemez. Çünkü karşısındakinin davranışlarının ardındaki ıstırabı görür. Öfkelense bile yüreğinin bir köşesinde anlayış kendine yer bulur. Kızgınlık zamanla sessizleşir, yerini derin bir kavrayışa bırakır. İnsanı anlamak, affetmese bile onu yargılamaktan uzaklaştırır.
Ulus Baker diyor ki: Bir insan ancak özgürse ahlaklı olabilir. Çünkü bir kurala baskıyla, korkuyla ya da mecburen uyuyorsa bu ahlak değil, zorunluluktur. Ahlak, özgürken doğru olanı seçebilmektir.