Süleymancılar, Furkancılar ve karışan kafalar…
TÜM TARİKAT VE CEMAATLER DERHAL DAĞITILMALI, HOLDİNGLERİ DEVLETLEŞTİRİLMELİ!
AKP iktidarının ilk günden bu yana en büyük dayanaklarından biri her zaman tarikat ve cemaatler oldu.
Aynı zamanda devasa holdingler haline gelmiş olan bu karanlık yapılar, yıllarca iktidarın da desteğiyle devletin birçok kritik kurumunda mevzilendiler, büyüdükçe büyüdüler.
Bunun en öne çıkan örneği bilindiği üzere Fethullahçılardı. İktidarı bütünüyle kendi ellerine almak istediklerinde yaşananlar hâlâ hafızalarda.
Ancak hafızalara kazınan “kanlı final” sonrası dahi AKP iktidarı tarikat ve cemaatlerin üzerine gidecek hiçbir adım atmadı.
Son günlerde önce Süleymancılar, ardından da Furkancılara yönelik operasyonlar sonrası bu tartışma bir kez daha açıldı. Üstelik “iyi tarikat, kötü tarikat”, “yandaş tarikat, muhalif tarikat” gibi tuhaf bir kafa karışıklığı ve tuzak yaratarak…
Bu kafa karışıklığını yaratan AKP’nin bakanlarının ısrarla “tarikat ve cemaat operasyonu yapmıyoruz, bunlar suç örgütü” demek zorunda kalması boşuna değil.
Bu eksikli tarifi biz düzeltelim: Tüm tarikat ve cemaatler birer suç örgütüdür!
Bu açık gerçeği perdelemek için halkı “iyi tarikat, kötü tarikat” tuzağına çekmek istiyorlar.
Oysa iktidar kendi kontrolünde olan tarikat ve cemaatlerin boy atmasına izin veriyor, diğerlerini budayıp kendi hizasına sokmaya çalışıyor. Hepsi bu.
Ortada devasa boyutlara ulaşan holdinglere sahip tarikatlardan ve büyük bir pastadan söz ediyoruz. Bu pasta için boğazlaşma olmaması mümkün değil, bugün yaşadıklarımız tam da bunun yansımasıdır.
Adı geçen tarikatlar dahil hepsinin halk düşmanı olduğunu, bu düzenin aparatı olduğunu ve yıllarca iktidarla işbirliği yaptıklarını akıldan hiç ama hiç çıkarmamak gerekiyor.
Tarikat ve cemaatlerin iyisi, kötüsü olmaz!
Bir kez bu tuzağa düşünce halk düşmanı Fethullahçılardan, çocuk katili ve istismarcısı Süleymancılardan dahi “muhalif” çıkarmak mümkün hale gelir.
Bugün ülkenin tüm kurumlarına yerleşen Menzil, İskenderpaşa ve İsmailağa gibi tarikat ve cemaatler yarın iktidarla pasta kavgası için ters düştüklerinde “iyi” olmayacaklar.
TKP’nin sözü açık.
Tarikat ve cemaatlerin hüküm sürdüğü bu düzene ve onun iktidarına son verilmeli, tüm tarikat ve cemaatler derhal dağıtılmalı, bu karanlık yapıların halk�� sömürerek elde ettiği devasa servete el konulmalı ve holdingleri devletleştirilmelidir!
“Yeni Parti”nin kurulmasına AKP yol açtı. Bunun tartışılır tarafı yok. Ancak Yeni Parti’nin kuruluşunun siyaset alanında dar anlamıyla CHP’nin içiyle sınırlanamayacak gelişmelere yol açacağını AKP ne kadar hesapladı, işte bu tartışmalı.
Elbette henüz sürecin başındayız ve kesin konuşulamaz. Ancak…
Ad her şeyi belirlemez, lakin “Yeni Parti” tercihi sadece “yeni parti kurmak zorunlu oldu” türünden bir duyguyla gerekçelendirilemez. Halkçı Parti, SHP, DSP, SODEP her durumda CHP geleneğinin yerleştiği “sosyal demokrasi” ya da “demokratik sol” çizgisine hitap eden partilerdi. Yeni Parti ise daha kurulmadan içinin farklı farklı doldurulmaya çalışıldığı bir oluşuma dönüştü: İdeolojisiz parti, sosyal demokrasinin ilkelerine sadık parti, ANAP gibi parti, Atatürkçü tabanı sağa açan parti…
Belki de istenen budur; herkesin, hatta “iliştirilmiş sol”un da kendince bir anlam yüklediği bir parti.
Kimbilir belki CHP’ye dönülür ama Yeni Parti böyle bir dönüş için uygun bir ad değil. Yeni Parti, “ben başka bir şeyim artık” iddiasıdır.
Bu iddia ile birlikte milyonlarca kişi “kurucu parti”ye yaslanma alışkanlığını terk etmeye davet edilmiş oluyor. İdeolojilerin ve programların tamamen önemsizleştirildiği burjuva siyasetinde “kurucu parti” referansı sanılanın ötesinde bir öneme sahipti. Bununla boy ölçüşecek tek referans, 25 yıllık bir öyküsü olan Reisçilikti.
Böylece 2021 sonrasında ama özellikle 6 Şubat 2023 depremiyle birlikte Türkiye’de yaşanan ideolojik ve siyasal hareketlilik ve yer değiştirmeler açısından yeni bir evreye girmiş oluyoruz.
Devrimci bir perspektifle bakıldığında bu tablo, holdingler-tarikatlar düzenini yıkmayı hedefleyen cumhuriyetçi bir programın geniş halk kesimlerinin gündemine sokulması için daha uygun koşullar sunuyor.
Bakırköy Örgütü’nden yoldaşımız Ceyda İnan’ı uzun süredir tedavi gördüğü hastalık sonucu kaybettik.
Yarın öğle namazını takiben Yeşilyurt Camii’nde yapılacak cenaze töreninden sonra Silivri Çamta Yeni Mezarlığı’na defnedilecektir.
Ailesinin ve tüm sevenlerinin başı sağolsun. Yoldaşımızın anısını mücadelemizde yaşatacak, hayalini kurduğu ülkeyi hep birlikte kuracağız.
ABD İran’a dönük yeni saldırıyı NATO zirvesi sırasında başlattı. Zirve sonuç bildirisinde de adı zikredilen iki “düşman” Rusya ve İran oldu.
Ankara Zirvesi böylece Ukrayna ve İran’daki çatışma alanlarını resmi olarak birbirine bağlayarak dünyayı daha da tehlikeli hale getirmiş oldu.
Olmayacak bir şey söylüyorum ama AKP iktidarı “biz İran ile komşuyuz, böyle ifadeler kullanmayalım” diyebilirdi.
Ama diyemezler. Yeni-Osmanlıcılığı NATO şemsiyesi altında hayata geçirmeye karar verdiler bir kere.
NATO sonuç bildirisindeki o madde Türkiye’nin İsrail ile müttefikliğini de dolaylı olarak tescil etmiş oluyor.
Zirve boyunca Netanyahu ile Trump arasındaki gerilime bu gerçeği örtmek için medyada geniş yer verdiler. Öyle ki iktidar İsrail ile ABD’nin arasının açılmasında kendilerinin de rolü olduğunu ima etmeye başladı.
Oysa ABD ve İsrail’in arası açılmaz. Netanyahu ve Trump geçicidir; ABD emperyalizminin İsrail devletine ihtiyacı ve tersi kalıcıdır.
NATO Zirvesi’nden silahlanma ve savaşa devam kararı çıktı. Şimdi bunun sonuçlarını görüyoruz. Hem Ukrayna hem İran’da çatışmalar tırmanıyor.
Ve bize “NATO bir savunma ve güvenlik örgütüdür” denmeye devam ediyor.
15 Temmuz darbe girişimi dar anlamıyla başarısız oldu. Kanlı, küstah, riyakar bir şebekenin çok katmanlı hamlesi boşa düştü. Ancak süreci öncesi ve sonrasıyla bir bütün olarak ele aldığımızda ortada ne yazık ki bir başarı var.
Fethullahçılar Cumhuriyetçi birikimi paralize etmek için misyon üstlenmişlerdi bir, Türkiye’yi NATO ve ABD çizgisinde tutmakla görevliydiler iki. Buralarda bir başarısızlık gören var mı bugün?
1990’lardan itibaren en yetkili kurum ve kişiler tarafından himaye edilen, düzenin ideolojik, ekonomik ve siyasi dinamiklerine şekil veren, hâlâ “geri kalan kadrolarından nasıl yararlanırız” diye kafa patlatılan CIA beslemesi bir fesat hareket sadece 15 Temmuz’da çuvalladığı için nasıl “başarısız” sayılabilir ki?
10. yılında 15 Temmuz: Yolu kimler açtı, o gün neler yaşandı?
15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden geçen 10 yılın ardından iktidar sanki esas sorumlu kendisi değilmiş gibi kahramanlık öyküleri anlatırken, gerçeklerin üzeri örtülmeye çalışılıyor.
soL, 10. yılında hem 15 Temmuz gerçeklerini hatırlatıyor, hem de o gün yaşananları…👇
https://t.co/yqZ8fhAnsl
soL Haber yeni hesabıyla X’te
17 yıldır kullandığımız X hesabımız, NATO Zirvesi’ne giden süreçte tüm ülkeyi bir süreliğine cezaevine çeviren iktidar tarafından Türkiye’de erişime engellendi.
Kamuoyunu, dostlarımızı, okurlarımızı soL’la dayanışmaya çağırıyoruz.
En önemli dayanışma, soL’a abone olmak, bizzat omuz vermektir.
soL’u susturma girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sesimizi yükselteceğiz. Sizin desteğinizle. Hep birlikte.
📍Abonelik: https://t.co/N5rjOWVsCX
📍soL TV X: https://t.co/guQIEHTBF8
📍Facebook:https://t.co/fhDdRGd6Dt
📍Instagram:https://t.co/yyBYMUKEnJ
📍soL TV Instagram: https://t.co/3nm2JGAJCR
📍Telegram: https://t.co/VUxQm7FDaU
📍WhatsApp: https://t.co/JpPmLcDvXO
📍Bluesky: https://t.co/aOM1WoFfeN
📍Youtube: https://t.co/8Srx1FKLUA
Ankara'da gözaltına alınan parti üyelerimizin bugün 118’i serbest bırakılırken 13’ü hakkında tutuklama talep edilmişti. 13 yoldaşımızdan 10'u adli kontrol şartıyla serbest kaldı, 3’ü tutuklama talebiyle mahkemeye sevk edildi. Avukatlarımız süreci takip etmeye devam ediyor.
TKP Merkez Komite Üyesi Ali Ufuk Arikan, serbest bırakılmasının ardından açıklama yaptı:
"Partimiz bu ülkede NATO'ya ses çıkarılamayacağını söyleyenlere kolektif, güçlü, akıllı, örgütlü bir cevap vermiştir!"
Dost partilere teşekkürlerimizle...
Dünyanın birçok ülkesinden komünist ve işçi partilerinin Ankara’da gerçekleştirdiğimiz NATO karşıtı protestoya dönük müdahale ve gözaltılar nedeniyle yolladıkları dayanışma mesajlarını aldık.
Kısa sürede büyük bir dayanışmayı hissettiğimiz açıklamaların ardından, dost komünist partiler ortak bir dayanışma metnini imzalamaya başladılar.
İmzaya açılan metnin tamamını ve ilk imzacıları kamuoyuyla paylaşıyoruz:
***
TKP'ye ve Türkiye'deki NATO Karşıtı Eylemcilere Yönelik Baskılara Son Verin
Biz, aşağıda imzası bulunan Komünist ve İşçi Partileri, Türkiye Komünist Partisi'nin (TKP) NATO Zirvesi'ni protesto etmek amacıyla Ankara'da düzenlediği gösteriye yönelik olarak Türk makamları tarafından ger��ekleştirilen baskıları en güçlü biçimde kınıyoruz.
Polisin gösteriye yönelik şiddetli müdahalesi, eylemcilerin yaralanması ve aralarında bir TKP Merkez Komite üyesi ile sekiz TKP Parti Meclisi üyesi yoldaşımızın da bulunduğu 145 komünistin gözaltına alınması, örgütlenme ve protesto hakkına yönelik kabul edilemez bir saldırıdır. NATO Zirvesi öncesinde başkent Ankara'yı fiilen kapatan gösteri ve toplantı yasakları, NATO'nun savaş planlarının siyasi hak ve özgürlüklerin kısıtlanmasıyla el ele yürüdüğünü bir kez daha ortaya koymaktadır.
Komünistleri susturma girişimleri gerçeği gizleyemez: NATO, dünyanın dört bir yanında halklara savaş, işgal, yıkım ve acı getirmiş saldırgan bir emperyalist ittifaktır. Militarizme, emperyalist müdahalelere ve savaşlara karşı sesini yükseltenler baskılarla sindirilemez.
Türkiye Komünist Partisi'yle, gözaltına alınan tüm TKP üyeleriyle ve NATO Zirvesi'ne karşı tepki gösteren herkesle tam dayanışma içinde olduğumuzu ifade ediyoruz. Gözaltındaki tüm komünistlerin derhal serbest bırakılmasını, haklarındaki tüm suçlamaların düşürülmesini ve NATO karşıtı siyasi faaliyetleri kısıtlayan tüm uygulamalara son verilmesini talep ediyoruz.
Ellerinizi TKP'den çekin! Ellerinizi tüm komünistlerden ve anti-emperyalist militanlardan çekin!
***
İmzacı partiler:
ABD Komünist Partisi
Alman Komünist Partisi
Arnavutluk Komünist Partisi
Bohemya ve Moravya Komünist Partisi
Filistin Komünist Partisi
Fransa Devrimci Komünist Partisi
İspanya İşçilerinin Komünist Partisi
Katalonya Komünistleri
Lüksemburg Komünist Partisi
Macaristan İşçi Partisi
Meksika Komünist Partisi
Norveç Komünist Partisi
Portekiz Komünist Partisi
Rusya Federasyonu Komünist Partisi
Sırbistan Komünistleri
Sosyalizm ve Kurtuluş Partisi - ABD
Suriye Komünist Partisi
Tudeh
Ukrayna Komünist Partisi
Yunanistan Komünist Partisi
Bugün Ankara’da NATO’ya karşı yürürken polis şiddeti sonucu yaralanan ve durumlarının ciddiyeti nedeniyle gözaltıları sona eren partili arkadaşlarımızla birlikteydik. Moralleri iyi. Kaburga ve kol kırıkları iyileşir. Sizin NATO sevdanızın ise tedavisi yok ne yazık ki.
soL Haber'in dün açtığımız yeni X hesabı da, bu kez bizzat @X tarafından askıya alındı.
X tarafından herhangi bir gerekçe de sunulmadı.
X, daha önceki engellemeyle ilgili mahkeme kararlarının tarafımıza ulaştırılması talebimize de yanıt vermedi. Konuyu inceliyoruz
soL Haber yeni hesabıyla X’te
NATO Zirvesi’yle birlikte soL Haber, sistematik bir baskıyla karşı karşıya. Yaklaşık 17 yıldır kullandığımız X hesabımız, Türkiye’de erişime engellendi.
Ayrıca, soL Haber hakkında “kamu düzenini bozmayı hedefleyen provokatif paylaşımlar yaptığı” isnadıyla soruşturma başlatıldığına dair iddialar dile getirilmeye başlanmıştır.
soL, bu baskılara karşı hukuki alanda gerekli adımları atmak üzere hazırlıklarına başlamıştır.
soL Haber’e yönelik, “toplumsal kaos amaçlamak” gibi suçlamaların hiçbir gerçekliği olmadığı açıktır. Aksine suçlamayı yöneltenlerin haksızlık ve zayıflıklarını örtmek üzere bu iddialara başvurdukları anlaşılmaktadır.
Kamuoyunu, dostlarımızı, okurlarımızı soL’la dayanışmaya çağırıyoruz.
En önemli dayanışma, soL’a abone olmak, bizzat omuz vermektir.
soL’u susturma girişimi başarısızlığa mahkumdur.
Sesimizi yükselteceğiz. Sizin desteğinizle. Hep birlikte.
➡️ https://t.co/cNqf9iJVWs
Aydemir Güler (@AydemirGuler) yazdı:
1 Mayıs’tan 2 Temmuz’a… Geldik bugüne…
"1977’den, 1993’ten ve başka momentlerden geçen karşıdevrim nihayete ermiş değil. Geçmişteki mücadelelerin ve kazanımlarımızın Türkiye’ye fazla olduğunu düşünenler karşıdevrim yaptı. Ama gelinen noktada Türkiye bu kabuğa sığmadığını defalarca göstermiş oldu."
https://t.co/nQgGHT8iu6
soL Haber'in 924 bin takipçili X hesabı (@solhaberportali), 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi.
Hesap, X tarafından henüz Türkiye'den görünmez kılınmadı.
⚪Kaldığımız yerden, daha gür bir sesle!
Gazeteci dostlarımız @baristerkoglu ve @barispehlivan'ın ekranlardan gösterdiği dayanışma ve sizlerin desteğiyle mücadelemize kaldığımız yerden devam ediyoruz. NATO’nun bir emperyalist terör örgütü olduğunu, halkı satanların korkularını yazmaya ve duyurmaya kararlıyız.
📌Ortaklaşa dergisi yurtseverlerin, eşitlik ve özgürlükten yana olanların sesi olmaya devam edecek. Takipte kalın, videoyu paylaşarak sansürü birlikte kıralım!
@tkpninsesi