“Bir tek gencimiz dahi şehit düşmesin” denildiği anda, yapılan tercihi eleştirenler barış umudunu önemsemeyen, hatta ölümleri göze alan insanlar konumuna itiliyor. Böylece siyasal bir tercih, ahlaki dokunulmazlık zırhına büründürülüyor.
Oysa tartıştığımız şey barışın değerli olup olmadığı değil; verilen “evet” oyununun gerçekten barışa hizmet edip etmediği, hangi hukuki güvencelere bağlandığı ve iktidarın bu desteği nasıl kullanacağıdır.
Kalıcı barış, hukukun askıya alındığı bir istisna rejimiyle kurulmaz. Hukuk, demokratik meşruiyet ve toplumsal rızayla kurulur.
“Anlaşılmamayı ve tepki çekmeyi göze almak” ise eleştiriyi peşinen değersizleştirip kendinize eleştiriden muaf bir alan yaratma girişimidir. Elini taşın altına koymak, iktidarın önünüze getirdiği belirsizliğe umut adına koşulsuz kredi açmak değildir. Muhalefetin sorumluluğu, o umudu denetlenebilir hükümlere ve bağlayıcı güvencelere dönüştürmek için mücadele etmek, olmuyorsa da teşhir etmektir. Aksi, iktidarın yaptığı yeni siyaset dizaynına ahlaki gerekçelerle kefil olmaktır. Sözün özü, çatışma çözümünü savunmakla aklımızı askıya almak arasında devasa bir fark var. İkincisini asla yapmayacağız. İktidardan görmeye alıştığımız bu dokunulmazlık zırhlarına bulanmış argümanları kabul etmeyeceğiz.
Abdullah Öcalan: (Özgür Özel’e)
“Özgür Bey’e özel selamlar. Bir yetkilisi Meclis İzleme Kurulu’na katılmalı.
Ben bu kurulu CHP için dayattım. ‘Acaba bizi mi tasfiye ediyorlar, Cumhur İttifakı ile birleştiler, bizi mi yok edecekler?’ diyorlar ya.
Her gün hukuk ve demokrasi diyorlar. Bunun yolu bu çalışmadan geçer. Biz AKP’lilerle de��il, devletle demokratik hukuk çözümünü tartışıyoruz.
‘Hukuk ve demokrasi kanalını açmak herkes için hele sizin için son şanstır’ demelisiniz. Demokrasinin yolu Silivri’den değil, İmralı’dan geçer.”
(Medyascope)
Bizim halkımız çok tuhaftır!
PKK'nin Eruh saldırısının yıldönümünü binlerce kişi havai fişeklerle kutlar, tahrik edilemez, kin ve düşmanlığa sevk olunamaz da... Bir emekli amiral bir tvit atar... Anında tahrik olur... Anında kin ve düşmanlığa sevk edilir.
Böylesine tuhaftır!
Sizin topraklarınız neresi? Siz ne hadle Türk milletine ait bir toprağı sahipleniyorsunuz?
81 şehrimiz de Türk milletinindir. Bu vatanın her bir metrekaresi bin şehit kanıyla sulanarak korunmuştur.
“Kürtçe neden resmi dil olsun? Türkiye Cumhuriyeti’nin zaten resmi bir dili var.
Kürtlere verdin. Lazlara da, Arnavutlara da ver o zaman? Yok öyle bir şey.
Türkçe konuşacaksın, Türkçe okuyacaksın, Türkçe bileceksin. O kadar.”
— Diamond Tema
📌Banu Avar, Anayasa’nın 42. maddesinin önemini, Kürtçenin resmî dil olması ve “Ana dilde eğitim” tuzağı ile BM Koruma Sorumluluğu yasasıyla Türkiye’nin nasıl bölüneceğini, Türk Milletine kurulan büyük tuzağı anlatıyor:
Anayasa’da diliniz olursa size Birleşmiş Milletler kale alıyor ve koruma kapsamına girip “Dilim var, ben ayrı bir memleket istiyorum, ayrı bir kendime özgü özerk yer istiyorum. Çünkü bana bakamıyor bu devlet, bana kötü davranıyor.” dediğiniz anda Birleşmiş Milletler “Ben devreye girerim ve o halkın isteklerini yerine getirmek üzere uluslararası komüniteyi toplarım.” diyor!
Bu tuzağa düşmemek için;
Anayasamızın ilk 4 maddesi ile 42. ve 66.maddeleri DEĞİŞTİRİLEMEZ…
Değiştirilmesi TEKLİF DAHİ EDİLEMEZ...
Bunu istemek ülkeyi bölmek demektir‼️
#anayasayadokunma
Ekmeleddin’i aday yaptınız, biz “olmaz” deyince yukarıda yazdıklarınızı yazdınız: Akp kazandı.
Garanti iki aday varken Kılıçdaroğlu’nu aday yaptınız, biz “olmaz” deyince yukarıda yazdıklarınızı yazdınız: Akp kazandı.
“Şu pkklılardan uzak durun, size gelmek isteyen Akp-Mhp seçmeni dem’i görünce geri dönüyor” dedik, “Kürt oyları, Kürt seçmensiz olmaz!” dediniz, pkk ihalesi size kaldı: Akp kazandı.
Akp’yi 15 yıldır siz iktidarda tuttunuz. Tüm hatalarınıza, laik/ulus devlete, Türk Devrimi ve Atatürk’e rağmen, etnik bölücülerden, dem/pkk’dan vazgeçmediniz. Ve her uyarımızda “Muhalefete muhalefet edilmez!” dediniz. İşte, “piro”nuzun durumu ortada. En “Yeni”niz de gitti apo yasasına EVET dedi!
Bir türlü kurtulamadınız dem/pkk tahakkümünden. Ortamlarda “ırkçı-faşist derler, mahalleden kovulurum” korkusu ile dem/pkk’ya karşı hep ezik oldunuz. Bebek katillerini kendinizden yüksek gördünüz, itiraz edemediniz…
Ve tüm bu sürecin sonunda dönüp bakınca anlıyoruz ki bu ülkeyi Akp’den çok siz bu hale getirdiniz. Bilinçli/bilinçsiz yanlış tercihlerinizle Türk milletini Akp’ye mahkum ettiniz.
Artık yeter…
CHP gelirse PKK’lıları serbest bırakacak dediniz
AKP’yi getirdiniz, PKK’lıları serbest bırakıp, CHP’lileri tutukladı
Şimdi de bizim aklımız ermez, Devlet Aklı diyorsunuz
Sizin aklınız erseydi AKP 24 yıldır iktidar olamazdı zaten
Murat Karayılan: “Savaşta YENİLGİYİ kabul edenler masaya oturur, anlaşma ister. Benim böyle bir teklifim olmadı. Demek ki YENİLGİYİ kabul eden TC'dir.” demiş.
Nasıl mutlu musunuz “sen barış istemiyor musun” diyenler?
@eczozgurozel
Gitmen gereken yerde kalmaya ve bırakman gerekeni tutmaya çalışmanın bedeli..
..değersizleşme, suçlanma ve sonunda kötü biri ilan edilmekle ödenir. Bu hiç şaşmaz.
Akp’ye geçen muhalif belediye başkanlarının hemen hemen hepsinin tek argümanı; “Daha iyi hizmet edebilmek için.”
Sormak gerek: Akp’ye geçmeden daha iyi hizmet edemiyor musunuz?
Eğer edemiyorsanız bunun iki nedeni vardır: Ya hizmet etmek istemiyorsunuzdur ya da iktidar tarafından engelleniyorsunuzdur.
Eğer hizmet etmek istemiyorsanız, Akp’ye geçseniz de etmeyeceksinizdir.
Yok eğer Akp’ye geçerek daha iyi hizmet edeceğinizi düşünüyorsanız, o zaman iktidarın; vergisini aldığı vatandaşlara, sırf kendisine oy vermiyor diye hizmet edilmesini istemediğini ispatlıyorsunuzdur.
Ve siz bunu bile bile Akp’ye geçiyorsanız; halka değil, Akp'ye iktidarına hizmet için gidiyorsunuzdur.
Bilmem anlatabildim mi?
#İzmir