As long as the USSR existed, Europe’s ruling classes had to fear comparison because workers had an alternative system. Today, they feel free to push the retirement age to 70.
Belediye adım attı, açlık grevi sona erdirildi
Atina Belediyesi'nin geri adım atarak Prosfygika topluluğunu tanıması ve projeyi durdurma kararı almasının ardından, Aristotelis Chantzis'in 140 gündür sürdürdüğü açlık grevi eylemi sonlandırıldı.
👇
https://t.co/uQUNKY4Lcm
“22 yaşında 50 gibiyim.”
Depremin üzerinden üç yılı aşkın süre geçti. Hatay’da binlerce kişi hâlâ konteyner kentlerde yaşıyor.
22 yaşındaki Ayşe, annesi ve iki kardeşiyle yaklaşık 18 metrekarelik bir konteynerde kalıyor. Özel alanı olmadığını, ders çalışmak için kullandığı masayı her gün kurup topladığını, annesinin kanser tedavisi nedeniyle ev içindeki yükün büyük kısmını üstlendiğini anlatıyor.
“Hatay ayağa kalktı” söylemine karşılık, konteynerlerde süren hayatın da görülmesi gerektiğini söylüyor: “22 yaşındayım ama kendimi 50 yaşında hissediyorum.”
Not: İsim değiştirilmiştir.
Özneler konuşuyor - 3
Haziran 2026 | Antakya/Hatay
Dass am Stand der ukrainischen Veteranenvereinigung NS-Symbole zur Schau gestellt wurden, störte den Verteidigungsminister bei seinem Rundgang am Sonntag auf dem Veteranentag in Berlin nicht.
Weitere Eindrücke vom Veteranentag findet ihr hier: https://t.co/smH7VmJ2Cn
Litauen lehnt laut SPIEGEL-Informationen den Schutz einer historischen Stätte auf dem künftigen Truppenübungsplatz der Bundeswehr bei Vilnius ab. Die Linke sieht die Glaubwürdigkeit deutscher Erinnerungspolitik beschädigt. https://t.co/a1tWeUYSW0
Heute vor 85 Jahren begann mit dem Überfall Hitler-Deutschlands der Krieg gegen die Sowjetunion. Dem Vernichtungsfeldzug der Nazis fielen auf dem Gebiet der damaligen Sowjetunion 27 Millionen Menschen zum Opfer, die Mehrheit von ihnen Russen. Es ist ein Skandal, dass dieser Tag in Deutschland mehr und mehr aus dem öffentlichen Gedenken getilgt wird. Diese unwürdige Erinnerungspolitik passt leider zu dem neuen deutschen Zeitgeist, der uns mental auf den nächsten Krieg mit Russland vorbereiten will. Es ist völlig geschichtsvergessen und brandgefährlich, dass heute wieder mit deutschen Waffen, deutscher Technologie und deutschem Geld Ziele tief in Russland angegriffen und russische Zivilisten getötet werden. Der 22. Juni sollte eine Mahnung sein, dass sich so etwas nicht wiederholen darf. Doch wer den Krieg mit deutschen Waffen nach Russland trägt, wird den Krieg irgendwann auch nach Deutschland tragen. Die Bundesregierung muss dringend auf Diplomatie statt auf Eskalation setzen und alles dafür tun, um zu verhindern, dass es noch einmal zu einer Katastrophe kommt, die im Atomzeitalter ganz Deutschland auslöschen könnte. Nie wieder Krieg!
1033 yıl ceza aldı ama serbest!
İstanbul’da 410 kişinin mağdur olduğu konut dolandırıcılığı davasında 10 yıl sonra karar çıktı. Mahkeme 23 sanıktan sadece üçüne ceza verdi. İş insanı Muhammet Lütfü Bakırcı ise bin 33 yıl hapis cezası verilmesine rağmen serbest
https://t.co/9aSRcghQrv
Onurlu direnişci Aristotelis'in dünya halkarına sesleniyor. Diyor ki "Mücadele bitmedi, asıl şimdi başlıyor. Adalet sağlanana kadar, gerekirse ölüm pahasına mücadele edeceğiz. 400 insanın yaşamına ve toplumumuza karşı sorumluluğumuz var. Haklı bir dava için savaşıyoruz"
Almanya'da DHKP-C üyesi olduğu iddiası ile tutsak olan sosyalist gazeteci Özgül Emre'ye yine tek tip elbise(hapishane üniforması) dayatılıyordu. Buna karşı açlık grevine başlayan Emre, 7/24 gözlendiği daracık bir hücrede kıyafetsiz tutuldu. Nihayet yine zaferini kazandı.
Türkiye galip gelir de Tayip soyunma odasına spor bakanının telefonu ile bağlanıp ülkücü islamcı milyonluk eşşekleri tebrik edecek diye ödümüz kopuyordu rabbim fırsat vermedi elhamdülillah......
Birkaç dakikanızı alacağım. Bu işsizlik süreci ve yaşadıklarım artık çok zor. Bu kokuşmuş düzen ve gazetecilerin gördüğü muameleden sıkıldım.
Yaklaşık bir ay önce bir arkadaşımın referansıyla TYT Türk’te, 7 aylık işsizlik sürecimden sonra işe başladım; yani gazetecilik yapmaya yeniden başladım.
20.05.2026 tarihinde yeni kurumumla olan basın kartı başvurum için İletişim Başkanlığı’nın İstanbul Şubesi’ni aradım ve bilgilendirme yaptım. Kartımı yenilemek için ne yapmam gerektiğini sordum, prosedürleri konuştuk. Başvurumu internet üzerinden yaptım.
Akabinde, 21 Mayıs 2026 tarihinde kuruma gittiğimde, 8. Etnospor Kültür Festivali kapsamında görevliydim ve görevimi yerine getirmek üzere kurumdan çıkmak için hazırlanıyordum. Bu sırada haber merkezi yöneticilerimden biriyle görüştüm. Şoförümüz olmadığı için araçları biz kullanarak gidiyorduk ve hangi araçla çıkacağımı sorduğumda, “Sen gitmiyorsun Murat, sıkıntılar var” şeklinde bir cümleyle karşılaştım.
“Neden?” diye sorduğumda, yönetim tarafından arandığını ve bir sorun olduğunu söylediler. Gerekçe olarak geçmişim ve CV’mde Halk TV olması, ayrıca Halk TV’de birlikte çalıştığım gazetecilerden bazılarını referans göstermem gösterildi. Özellikle referanslarımdan İsmail Küçükkaya ve Ece Üner. Neden muhalif medyadan, Halk TV geçmişi olan ve referansları bu insanlar olan birini neden işe aldınız, bunu görmediniz mi?” şeklinde ifadelerin kullanıldığı belirtildi. Ayrıca referans gösterdiğim gazetecilerin ve geçmişte çalıştığım Halk Tv’nin mevcut sistemi eleştiren, muhalif çizgide yayın yapan yapılar olarak değerlendirildiği, bu nedenle işe alım sürecimin sorgulandığı ifade edildi. Sabahın erken saatlerinde yöneticimin aranarak bu değerlendirmelerin kendisine iletildiği ve durumun doğrudan yönet tarafından iletildiği aktarıldı.
15 yıllık mesleki kariyerimde çalıştığım farklı kurumlara bakılmadan, amatör ve ayrıştırıcı bir anlayışla, 1,5 yıllık bir kurum geçmişi üzerinden gazeteciliğim ve etik anlayışım sorgulanarak çıkışım verildi.
Yaşadığım şaşkınlığı tarif edecek kelime bulamadım. “Şaka yapıyorsun” diyerek yaşananların gerçekten bundan ibaret olduğunu anlamaya çalıştım. Olayın şokunu atlatmaya çalışırken kendimi insan kaynaklarında buldum. “Yönetimimiz böyle karar aldı, istersen istifa et, istersen deneme sürecinde çıkışını verelim” denildi.
Bunun üzerine ikinci bir şok yaşarken, “Gereken neyse yapın, ben istifa etmiyorum, iş akdime son verin” diyerek ayrıldım, arkadaşlarımla vedalaştım ve çıkışım yapıldı.
İnsan kaynakları tarafından işe alınan ben, yönetim kurulu tarafından muhalif medya geçmişim olduğu gerekçesiyle apar topar işten çıkarıldım. Bununla da kalınmadı. Bana referans olan yönetmen arkadaşımın da daha önce kurum içinde çeşitli gerekçelerle birkaç kez savunmasının alındığını öğrendim. Yönetimin, bana referans olan kişinin o olduğunu öğrenmesinin ardından onun da işine son verildi. Sadece bir kişiye referans olmak nedeniyle bir çalışanın hedef haline getirilmesi ve işsiz bırakılması, hem korkunç hem de insan onurunu derinden yaralayan bir davranıştır.
Şimdi şahsi olarak söylemek istediğim şeyler var, X (Twitter) ahalisi.
16 yıla yakın mesleki tecrübem boyunca çalıştığım her kurumu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım. Mesleki etik kurallara ve kendi ahlakıma uygun şekilde hiçbir zaman çalıştığım kuruma zarar verecek davranışlarda bulunmadım. Her zaman sahada gazeteciliği en iyi şekilde yaparak kurumu en iyi şekilde temsil etmeye çalıştım.
Bu şekilde iş akdimin sonlandırılması, öncelikle mesleki geçmişime, meslek etiği anlayışıma ve meslek onuruma yapılmış bir hakaret ve saygısızlıktır.
Her kurumda şunu açıkça ifade ettim: Siyasi görüşüm, dini inancım, yaşam felsefem ne olursa olsun, çalıştığım kurumun kapısından girdiğim anda bunları dışarıda bırakırım. İşimi yapar, işim bittiğinde çıkar giderim.
İtalya vizesi randevusu alamadığımız için, dünya çapında Codementum sınavında derece elde eden 9 yaşındaki oğlumun Roma'daki uluslararası finallere katılma hakkını kaybetme riskiyle karşı karşıyayız.
Oğlum ilkokul 3. sınıf öğrencisi.
Çoğunlukla ortaokul ve lise öğrencilerinin katıldığı uluslararası Codementum sınavında dünya 23'üncüsü olarak İtalya'nın Roma kentinde düzenlenecek Grand Final'e katılmaya hak kazandı.
Bu başarı sonucunda resmi davet aldı.
Final organizasyonu için kayıt işlemlerimizi tamamladık.
Uçak biletlerimizi aldık.
Konaklama rezervasyonlarımızı yaptık.
Sınav ve organizasyon ücretlerini ödedik.
Bugüne kadar yaklaşık 10.000 Euro tutarında harcama gerçekleştirdik.
Ancak bugün itibarıyla hâlâ vize başvurusu yapabilmek için gerekli randevuyu alamıyoruz.
Açılan Randevular birkaç dakika içinde tükeniyor.
Defalarca denememize rağmen sonuç alamadık.
Profesyonel vize danışmanlık şirketleri aracılığıyla da denedik, onlar da randevu oluşturamadı.
Telefonlarımıza yanıt verilmiyor.
E-postalarımıza dönüş yapılmıyor.
Konsoloslukla doğrudan görüşmek istediğimizde içeri alınmıyoruz. idata hiç bir şekilde bilgi vermiyor.
Buradaki sorun vizenin reddedilmesi değil.
Sorun, dünya finallerine davet edilmiş bir öğrencinin başvurusunu yapabileceği bir randevuya dahi erişememesi.
Bir çocuğun uluslararası akademik başarısının bürokratik erişim sorunları nedeniyle karşılıksız kalmaması gerektiğine inanıyorum.
Yetkililerin sesimizi duymasını ve oğlumun hak ettiği bu final sinavina erişebilmesi için destek olmasını rica ediyorum.
@ItalyinTurkey
@idataTurkey @ItalyinTurkiye
#Codementum #STEM #İtalyaVizesi