"Karıncayı bile incitmez" deyimindeki o masum
"-bile" eki, aslında gizli kibrimizdir. Karıncayı varoluşun en değersiz rafına koyar, onu ezmemeyi bir lütuf gibi gösterir.
Benim etiğim gücümün yettiği en savunmasız varlığa tutumumdur.
Oysa gerçek bir zarafet, öyle her köşeden bağırmaz ki. Bir masanın sadeliğinde, bir fincan kahvenin sessizliğinde, azla yetinebilmenin verdiği o hafiflikte gizli.
Tüketimin hızı arttıkça, varlığın özü seyreliyor. İnsan bazen bakıp "Biz ne ara bu kadar delirdik?" demekten kendini alamıyor. Görgüsüzlük, doyurulmamış benliğin en görünür savunma mekanizması. insan, içinin boşluğunu dışarının gürültüsüyle kapatmaya çalışıyor.
Bütün bir yanılsamanın ortasında bir doğruya tutunmak, karanlık bir odada kibrit yakmaya benzer; odayı aydınlatmaz belki ama karanlığın hakimiyetini bitirir.
@TTDestek Evet az önce aradılar ve herhangi bir baz istasyonu çalışması bılunmadığını söylediler. Ben de operatörümü değiştireceğimi ve @Turkcell ‘e geçeceğimi söyledim.
@talkingmia Bahçekapılıyı ingilizceye çevirip oradan isim üretebiliriz. With garden door'dan yola çıkarak garden'ı Arden yapabilirsin. Door'u da Doruk yapabilirsin. Benden bu kadar. Ahshshs
Yaman'a yemek hazır olacak, sen 60a kadar say dedim. Yazık 60ı falan geçti. 100lere geldi. En son yüz otuz yirmi beş, yüz otuz yirmi altı diyordu. Canım oğlum. Biricik masum portakalım. Kendi kendine yeni sayılar buldu😍❤️