Fotoğrafta gördüğünüz kişi abim Samet Özgül.
Gazi Üniversitesi öğrencisi ve motokurye olarak çalışan abim Samet, Ankara’da trafikte uyardığı 3 kişi tarafından darp edilip canice boğazından bıçaklanarak katledildi.
Sabıkalarında uyuşturucu dahil 20 ayrı suç olan 2 kişi bu davadan serbest bırakıldı, 19 yaşındaki katilin ise 'pişmanım' sözüyle müebbet hapis cezası 25 yıla indirildi. Dava dosyamız Yargıtay’da!
Samet için ses verin, adalet yerini bulsun!
@adalet_bakanlik@TCYargitay
#SametÖzgülİçinAdalet
Bunun bir değişik versiyonu:
“Bu ülkede kadın olmak çok zor. Markete gittim alışveriş yaptım kasadaki adam benden 1500 TL istiyor. Ben bir bayanım benden bunu isteyemezsin”
Toplumda bazı kadınlar için kullanılan "kaşar" yakıştırması; genelde ahlaki bir zayıflığı veya sadakatsizliği ifade etmek için kullanılır. Oysa bu kaba tabirin ardında, çoğu zaman yanlış tanımlanan biyolojik ve psikolojik bir süreç yatar.
Asıl mesele, libidosu doğal dengelerin çok üzerinde olan ve zihni neredeyse her an cinsel arzunun işgali altında kalan bireylerin durumudur. Kişi kendini ne kadar baskılarsa baskılasın, bu içsel sarsıntı bir şekilde dışarıya yansır.
Tecrübeli bir erkek, yüksek libidolu ve nemfomanik bir kadını sergilediği ufak detaylardan hemen tanır. Hatta "avcı" olarak tabir edilen erkekler, bu tip kadınları hemencecik fark edip ağlarına düşürürler.
Kaya gibi sağlam bir irade sergilemedikleri sürece, bu kadınların tek bir partnere sadık kalmaları oldukça güçtür. En nihayetinde zaaflarına yenik düşerler. Burada asıl sorun kötü niyet değil, biyolojik dürtülerin kişiyi çaresiz bir kapana hapsetmesidir.
Modern tıp literatüründe bu kontrol edilemeyen aşırı arzu durumuna "nemfomani" denir. Bu bir tür rahatsızlıktır ve toplumun "işveli" her kadını bu kefeye koyması büyük bir kavram hatasıdır.
Özetle; bu dürtüsel yoğunluğa sahip biriyle ciddi bir ilişki yaşadığınızda aldatılma riskiniz çok yüksektir; çünkü kişi çoğu zaman buna engel olamaz. Kaşarlık olarak yaftalanan durum, aslında durdurulması güç bir klinik tablodur.
Not: Bu yazı biraz bilime, biraz da hayat tecrübesine dayanarak yazılmıştır. Her türlü linç ve katkıya açıktır:))
Hiç unutmuyorum.
2022 yazıydı. Babam emekli oldu, araç bakıyoruz kendisine.
Tüm bayileri gezdik araç bulamadık. Bir gün gözümüzün önünde 1 tır dolusu 0 km araç indirdiler. Onlar satılık değil dediler. Sıradan vatandaşız, peki dedik döndük sırtımızı gittik.
Sonra dedik bu iş böyle olmayacak, bayiden araç bulamadık bari galerileri gezelim. Adamlar kalem gibi dizmişler sıfır araçları. Bayiden galeriye, galeriden "sıradan vatandaşa"...
O dönem sıfır araç liste fiyatı 450 bin TL,
galerici yazmış 530 bin TL.
Gittim sordum, "liste fiyatı 450 bin TL, neden bu fiyat?" diye...
Pişkin pişkin "bayiden bulabilirsen çıkar o fiyata.." demesi yok mu...
Bir gram üzülüyorsam neyim.
Dubai, Portekiz gibi yerlerin kriptocular gözünde çekiciliği bitmişken;
Vietnam ve Güney Kore Kriptonun yeni merkezleri olmak için adım atıyorlar.
Türkiye ise bunu reddediyor. Baktığında ulaşımı, konumu, en çok kripto kullanıcısı bizde.
Yani sen o %10-40 vergiyi almasan ve burayı kripto cennetine çevirsen vergiden kazandığının 100 katını sadece gelecek yabancı yatırımcıdan kazanacaksın.
#KriptoVergiyeHayır
Bugün hepimiz için bir milat olacak. Vergi konusu umarım geçmez. Pek ihtimal vermesemde.
İnsanlar bu kadar karşı dururken değiştirilmesi daha adil bir vergilendirme olması çerçevenin net olup vergi oranlarının düşük tutulması kripto gençliği için çok yerinde olur.
#KriptoVergiyeHayır