@cakir_rusen@faraszade yazı neredeyse hiç biri doğru olmayan pek çok genelleme barındırıyor. türk kültürü ve türk insanı pek çok tema üzerinden eleştirilebilir ama "mizah" bunlardan biri olamaz. türkiye'de saha araştırması yapmış antropologların çoğu, bizdeki mizah birikimine hayranlıkla vurgu yapar.
@otisabi@NaberDergi@ksyayincilik sende bir goşist toksikliği olduğundan kuşkulanıyorum otisabi. zırtlan reyiz de muhtemelen anaplı ama olsun. zırtlan reyizin askerleriyiz. ayrıca türk mizah yayıncılığındaki bölünme eğilimini iki kişilik bir dergide bile sürdürmeniz takdire şayan. ikinize de başarılar...
bazı derlemelerde köy kahvelerinde dedelerle karşılaşıyorum. 80 üzeri ve fosur fosur sigara içiyorlar. hiçbir sağlık sorunları da yok. çok imreniyorum.
işte #ozzyosbourne da bu dedelerle aynı kumaşa sahipmiş. kokain yerine ıhlamur, bira yerine su içip akşamları insan gibi erkenden uyumayı tercih etseymiş; 140-150 yaşına kadar yaşayacakmış. toprağın bol olsun koca reis, valhalla'ya selam götür bizden.
@mkkccrr yumruk detayı dışındaki sözlerin beni sevindirdi meryem. "trafik", türkiye'deki delilik kurumunun özellikle yoğunlaştığı özel bir tema bence. ama cemaatlere küfredeni deli olarak sınıflandırmak pek mantıklı gelmedi :) maraş, bunu gözden geçirsin lütfen.
eskiden köylerde, mahallelerde bol bol deli olurdu. her köyün, mahallenin en az bir delisi, her delinin kendine özgü bir niteliği, belli hareket ve söylemlere karşı geliştirdikleri özgün reaksiyonları vardı.
hiç deli kalmadı. bu deliler nereye gitti? hepsini bir yere mi topladılar. bunlara özel bir bakım hizmeti mi veriliyor? hepsi yavaş yavaş öldü mü? yoksa tıpta yaşanan bir sıçramayla hepsi iyileşti mi?
bu deliler, yerleşim yerlerindeki sakinlerin aidiyet bilinçlerini tanımlayan ve onların kimliklerini sürdürülebilir kılan bir işleve sahipti. lokal kimliğin önemli bir parçasıydılar. ama artık yoklar.
@sngrcelal@OzlemGurses celal'i de çok seviyorum ama neşet ertaş'la denize düşse ve kayığımda bir kişilik yer olsa ben neşet ertaş'ı alırım muhtemelen. 🙂
türklerin anadolu'ya getirdiği en orijinal ve nitelikli miras alanlarından biri müziktir muhtemelen. yıllar önce (2008 olabilir) nil karaibrahimgil de neşet ertaş'ı duymadığını söylemişti. o zaman tivitır yoktu. nil, aylarca dergilerde ve gazete eklerinde linçlenmişti.
bence aşırı yaşlılık (80 üstü) çok üzücü bir süreç. sıradan insanlar için bile bu böyleyken özellikle bilimde ve sanatta efsaneleşmiş kişilerin tüm simgesel sermayeleri yaşlılıkta verdikleri bir röportajla kaybolup gidebiliyor. david lynch, bu açıdan şanslıydı. toprağı bol olsun.
"hede hödö hayırlı cumalar" diye popüler bir kalıp var. eskiden daha vakur bir rejim onayı niteliğinde ve sadece yazılı formdaydı. son yıllarda montaj videolara evrildi ve eğlendirme işlevi belirginleşti. mizah, kalıpsallık, aidiyet bilinci vs. içeriyor. bir folklorcu el atmalı.