Bunu geçen ay yazdığımda linç etmişlerdi ama Batı'da da insanlar benzer şekilde uyanma başladı.
Bunun basit bir sebebi var; genç kadınları, özellikle feminist ve sol görüşe sahip kadınları manipüle etmek ve onların avantajına olduktan sonra, ülkenin, toplumun zararına hareket etmelerini sağlamak çok kolay.
Milyonlarca kadın, Trump seçilir, kürtaj hakkımızı elimizden alır diye Kamala'ya oy verdi. Bunu yaparken de göçmenler, artan suç, bozulan ekonomi umurlarında olmadı çünkü kadınlar bu anlamda bencil canlılardır. Toplumun refahı, kendilerinin bireysel konforundan sonra gelir.
Avrupa'da da göçmenleri doldurup, demografik yapının içinden geçen, Siyonizm'in planına uygun hareket eden politikacılar, halk desteğini alabilmek için kadın ve LGBT hakları üzerinden propaganda yürüttüler.
Türkiye'de de işler Batı'dan farklı değil. Son bir kaç gündür, size sabah akşam globalizm, çağdaşlık anlatıp, milliyetçilik kötüleyen sol ve feminist gruplar, hep bir ağızdan jin jiyan azadi diye saç örerek PKK destekliyor, Türkiye'nin ana muhalefeti CHP de bu minvalde açıklamalarda bulunuyor.
Verilen şeyin bir savaş olduğunu anlamaz, benim anlattıklarımın kadın düşmanlığı olduğunu zanneder, o yalanı yerseniz kendiniz kaybedersiniz. Ben üzerime düşeni yapıp, uyarıyorum.
Analiz31. Aynen hep bu diziler yüzünden işleniyor cinayetler. Sokağa sıçılmış 15 yaşındaki p*ç dizi izleyip kötü etkilendiği için gidip cinayet işliyor. Toplum çürümüş ve millet olma vasfını da kaybetmiş.
Televizyonlarda eskiden komedi dizileri ve aile dizileri olurdu mesela...
Akşam işinden evine gelen, yemek yedikten sonra ailesi ve çocukları ile birlikte sağlıklı yapıda birçok şey bulurdu.
Gülmek isteyen açıp ''Avrupa Yakası gibi'' diziler izlerdi...
Aile dizisi izlemek ve bir taraftan da gülmek isteyen mesela, ''En Son Babalar Duyar'' veya ''Çocuklar Duymasın'' tarzı diziler izlerdi.
Bu dizilerde 1 tane ''ÖPÜŞME SAHNESİ'' bile göremezdiniz!!
Hem gülüp, hem de ailecek bir akşam geçirip gününü tamamlardı aileler...
Şimdi, dizilerin çoğu şiddet içerikli şekilde; Silahların patladığı, mafyaların cirit attığı, uygunsuz ilişkileri anlatan yapıtlarla doldu taştı...
Birde üzerine sabah programlarında;
''Kim kimi aldattı?
Akrabalar arası nasıl bir ilişki ağı var?
Kim kimi kaçırdı?''
Kimin eli kimin cebinde belli değil tarzı yayınlarla, bunları görerek büyüyen gençlerin bilinçaltı iyice yerle bir oldu...
Şoray Uzun'un da oynadığı mesela 20 seneye yakın süren bir ''Bizimkiler Dizisi'' vardı.
Aile dizisi ve aynı zamanda gülmek için şakaların yapıldığı, eğlenceli ve duygusal da anları olan diziydi...
Şu an böyle yapıtlar bittiği gibi, dijital ortamda dizi izlemek isteyenlerin %90'ına +18 içerikli diziler sunuluyor.
Böyle olunca da, toplumun birçok kesiminde iyi niyetli yaklaşım, sakinlik, empati, duygusal olarak yaşananları anlamlandırabilme yeteneği kayboluyor.
Malesef çok acı ama gördüğüm şekilde durum böyle...
CHP'nin emekliler için "Meclis'i terk etmeme" eylemi devam ediyor...
"24 yıllık AKP iktidarı ne yazık ki bu ülkenin kaynaklarını doğru yerde kullanmadığı için ve en çok aslında ücretlilerden vergiyi toplayıp bu vergileri daha çok yurt dışındaki faiz borçlarını ödediği için emekliye insanca yaşayabileceği bir zam vermiyor...”
İran'da ABD ve İsrail destekli isyan girişimi başarısızlıkla sonuçlandı.
İran halkı ve askeri gücü birlikte hareket edip 2 bin teröristi öldürdü.
Binlerce terörist yakalandı.
Bu süreçte de 109 polis ve asker ile 100'den fazla sivil şehit düştü.
"30 Euro limitinin kaldırılmasını yerli üretim için çok önemli bir fırsat olarak görüyoruz."
diyen İTO Başkanı Şekib Avdagiç ve arkadaşları fırsatı değerlendirmeye başladılar! @SekibAvdagic
TEMU satış: 156 TL
TÜRKİYE satış : 3000 TL
Hatay'da Erdoğan şovu bitti, kent karanlığa gömüldü
Hatay'da Erdoğan'ın ziyaretinin ardından yaklaşık 5 gündür elektrik kesintileri yaşanıyor. Halk zor şartlar altında hayatlarını sürdürürken, kesintilere ilişkin kentteki "kontrolsüz ve kaçak elektrik tüketimini" gerekçe gösteren Toroslar EDAŞ'a tepkili.
Ziyaret öncesi yollara hızlı bir şekilde yama yapılmış, tamamlanmamış konutları tamamlanmış gibi gösteren pankartlar asılmış ve caddelerin ışıklandırılması gündem olmuştu. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum'un, "Antakya’mızın ışıkları bundan böyle hiç sönmeyecek" ifadeleri ise uzun ömürlü olmadı.