YDS-YÖKDİL bu kadar zor sorular sorulması Doktora-YL yapacak insanlar için ne kadar mantıklı 🤔
okuma bilgimiz artabilir ama sayfalar dolusu anlaşılması zor paragraflara gerek yok…
Okulun sorunu daha fazla güvenlik değil, sorun toplum, aile ve okul arasındaki toplumsal sözleşmede. Sorun öğretmeni bazı konuları aktaran bir teknisyen durumuna indirgeyen eğitim anlayışında. Sorun okulu desteklemeyen oradaki verilen eğitimi kredilendirmeyen diğer toplumsal kurumlarda, çocuklara arkadaşları ile oyun imkanı bırakmayan belediyelerde, sorun sınav odaklı anlayışta, toplumsal hareketlilik sağlamayan eğitimde. Pansuman tedbirler iyileştirmez, daha da kötü yapar.
• Evde yedi tane silah bulundurmak, bir ebeveynlik sorunudur.
• Psikologun uyarmasına rağmen çocuğunu destek sürecini tamamlamamak, bir ebeveynlik sorunudur.
• Sürekli saldırganlığı tetikleyen oyunlar oynamasına rağmen onu poligona götürüp atış yaptırmak, bir ebeveynlik sorunudur.
• #EgitimdeŞiddet #ebeveynliksorunu
Bir baba olarak çocuklarımın şiddet içeren video oyunları oynamasını istemiyorum. Ama bir bilim insanı olarak bu oyunların insanları şiddete yöneltmediğini de söylemek zorundayım.
🎮 Ferguson (2015) meta-analizi: yayın yanlılığı düzeltilince etki r≈0.06. En çok oyun oynayan ülkeler (Japonya, Hollanda) en az şiddet suçu işliyor.
https://t.co/8Hu398I0Ce
📺 Film/dizilerdeki şiddet çok farklı bir işleve sahip. Asıl problem modelleme: sosyopatik karakterler kahramanlaştırıldığında Bandura’nın sosyal öğrenme mekanizması devreye giriyor (Huesmann et al., 2003). Şiddet uygulayan dizide ya da gerçek hayatta cezalandırılmak yerine yüceltildiğinde sıkıntı başlıyor.
Doğru soru “Şiddet var mı?” değil: “Şiddet ödüllendiriliyor mu?“
Senin yetiştiremediğin adam edemediğin oğlun kaç tane tertemiz çocuğu ve öğretmeni öldürdü…
Hevesi gitsin diye poligana götürmüş…
Bu poligonlara herkes girebiliyor mu,
Yaş sınırı kaç ?
Okula saldıran şahsın babasının ifadesinin tamamı.
Oğlumun tipik ergenlik ve sınav sorunları, stresleri bulunmaktadır. Oğlumu bu durum nedeniyle emniyetteki psikolog arkadaşlara götürdüm ancak emniyetteki psikolog arkadaşlar olumsuz bir durum olmadığını, oğlumun çok zeki olduğunu söylediler.
Yaklaşık 2 aydır evimizin yakınında bulunan özel bir uzman psikoloğa oğlumu götürüyordum, söz konusu psikolog ise oğlumun topluma uyumu noktasında problem yaşayacağını biraz takip edilmesi gerektiğini, ilerleyen zamanlarda psikiyatrik tedavi gerekebileceğini' söyledi.
Yaklaşık 1 ay öncesinde bana arkadaşlarının silahla atış yaptığını kendisine ne zaman yaptıracağımı sordu.
Yine yaklaşık bir ay önce işten gelip kısa süreliğine silahı yatak odasında şifoniyerin üzerine bırakmıştım oğlumun silahı eline almaya yeltendiğini gördüm ve kendisine kızdım, kendisinin silahlara merakı olduğunu fark ettiğim için ben kendisine silah kültürümüzden bahsettim. Silahın namus olarak adlandırıldığından bahsettim
Yine kendisine emekli olduğumda kendisine silahlardan bir tanesini bırakacağımı söyledim. Bu söylemimdeki kastım oğlumun silaha karşı hevesini ötelemekti.
İleride sicilin temiz olursa ve iyi bir okul okursan sana da silah alabiliriz diyerek kendisine umut sattım ancak bunun üzerine oğlum bana 'Amerika’da herkes silah alabiliyor' dedi.
Ben de kendisine ülkemizde kimin eline silah alabileceğini taşıyabileceğini söyledim, oğlum arkadaşlarının silah ile ateş ettiklerini benim de kendisine silah ile ateş ettireceğimi söyledi.
Bu konuşma geçtiğimiz hafta perşembe ya da cuma gerçekleşmiş olabilir.
Pazartesi günü emniyetin poligonuna giderek kendime ait silah ile atış yaptım, oğluma da birkaç el atış yaptırdım.
Oğluma karşıdaki hedefi gösterdim, silahın rastgele kullanılmayacağını, hedef alınarak atış yapılacağını söyledim.
Ben de oğlum atış yaparken birkaç fotoğraf ve videosunu çektim, bundaki kastım hatıra olarak kalmasıydı ve hevesini köreltmekti.
Fotoğrafları daha sonra Whatsapp üzerinden oğlum İsa’ya gönderdim.
Oğlum interaktif (konuşmalı-çevrimiçi) oyunlar oynardı. Odasına girdiğimde ise her şeyi kapatır bize bir şey göstermek istemezdi.
Biz de bu nedenle bu zamana kadar olumsuz bir durumunu tespit edemedik. (İhsan Yalçın)
Dokunulmaz öğrenciler yaratıldı.
Hep haklı veliler yaratıldı.
İstediği olmadığında cimere şikayet eden veliler,
Öğretmenin performansını mesai saatiyle ölçen cahil kitleler doğdu.
Ve uyum sağlayamayan,
Başarılı olamayan,
Kendini ayrıcalıklı gören çocuklar da bu suçları işledi..
Bazen 1.tip ceza iyidir, insanı kendine getirir… Yanlışlar bazen konuşarak çözülmez, çözülse rehberlik merkezi aynı öğrenciyle defalarca uğraşmak zorunda kalmazdı…
Hiç birinizin çocuğu zeki değil, hiç birinizin çocuğu üstün yetenekli değil.
Mutfağa gitti bir bardak suyu kendisi içti, ödevini ben demeden yaptı diye zeki olarak yetiştirdiğiniz çocuk ŞIMARIK bir veledi zinaya dönüşüyor...
kızarsam psikolojisi bozulur diye büyüttüğünüz çocuklarınız NARŞİST bir kimliğe bürünüyor...
Şimdi git 10 yaşında ki çocuğuna aldığın en son model telefonu elinden al, son özellikli bilgisayarla oynamasına izin verme, ağlarsa bir tane de ağzına vur…
Okulda, öğrenciler yanlış yaptığında bir şey diyemiyoruz korkuyoruz öğrenci bize karşı bişey yapacak mı ailesi okulu basacak mı…
Öğretmenler sadece memurluktan atılma korkusu yaşamıyor aynı zamanda ölüm korkusu da yaşıyor…
#EgitimdeŞiddeteHayır
Güney Kore'de mükemmel notlara sahip 45 lise mezunu, arkadaşlarına mobing yaptıkları, şiddet uyguladıkları gerekçesiyle üniversiteye kabul edilmedi.
Önümüzdeki yıl Güney Kore'de hiçbir üniversite mobing, şiddet geçmişi olan öğrenciye üniversitede eğitim görme imkanı vermeyecek.
Bütün ömrüm boyunca biz iyi olalım, çocuklar iyi olsun, öğretmen iyi olsun, aileler iyi olsun, okullar iyi olsun diye uğraştım; ne yazık ki, ruhumuzun derinliklerinde kök salan, göstermeye çalıştıkça görmezden gelinen o devasa çürümenin altında kaldı bütün uğraşlarım, uğraşlarımız. Yine de durmadık. Biz öğretmenler hep yeniden başlarız, her yıl, her hafta, her ders yeniden başlarız. Buna alışkınız. Kolay kolay düşmeyiz, derdik. Bugün öyle olmadı. Fatmanur Öğretmenin haberini aldığımda onunla birlikte düştüm yere. Sadece ben değil, bütün öğretmenler, bütün meslektaşlarım hiçbir silginin toplumsal hafızamızdan silip atamayacağı bir yükle yüklendik, çöküp kaldık olduğumuz yere. Öğretmen kelimesi yeniden tefekkür edilmedikçe, öğrencinin tanımı yeniden yazılmadıkça, “öğretmeni say” cümlesi milyonlarca kez söylenmedikçe evlerde, okullarda, kalplerde, dudaklarda; kalkamayız ayağa. Çok üzgünüm. Bütün öğretmenler adına, bütün öğrenciler adına, bütün veliler adına çok üzgünüm.