Seni Unuttuk Sanma Smayılllll
İsmail Saymaz canlı yayında Hatay'da yapılanlar hakkında algı yapmaya kalkınca depremzede bir vatandaşımız tepki gösteriyor;
“Yapmayın yapmayın, helikopterlere bak!
Ekipler de burada, provokatörlük yapmayın!”
Kadınların sosyal medyada bedenlerini teşhir ederek para kazanmaları, kolay yoldan para kazanmak isteyen genç kuşaklara çok kötü örnek oluyor.
Fahişelik yapıyor, sonra da buna “özgürlük var” diye kılıf uyduruyor.
Sosyal medyada temizlik şart!
Yoksa aile de kalmayacak ortada, toplum da!
Devlet uyuma!
Toplumu yok eden tohumları eken bu çürümeye sessiz kalma!
@MahinurOzdemir@mustafaciftcitr@abakingurlek
Ben de “bu pencere bana niye saldırıyor” diyordum meğer Özgür Özel CHP’sinden 7.5 milyonlara almış, “özgür, bağımsız gazeteci” @yavuzoghan@gazetepencere
Bir de etikten, ahlaktan, özgür gazetecilikten söz ediyor…
Manavgat yangınlarının ilk günleriydi. Kalemler Köyü’ne tam 6 saat bekledikten sonra girebildim. Köy harap olmuş, evlerin tamamı yanmış haldeydi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan köyü ziyaret ediyordu.
Cumhurbaşkanı ve eki ayrıldıktan sonra kameramı orada oturan bir köylüye çevirdim ve “köyünüzün yeniden inşa edileceğini düşünüyor musunuz?” diye sordum.
Cevabı çok netti: Bugüne kadar söz verdiği her şeyi yaptı burayı da yapar…
Verilen söz yangının daha 2. yılında tutulmuştu.
Bütün varlığını kaybeden şu köylü kadar devlete güven duysalar, bugün başka şeyleri konuşuyor olurduk.
Netanyahu daha ABD hava sahasına girmemişken ‘hiç bana Türkiye & Erdoğan konusu açma F-35’leri satacağım’ mesajı vermek…
Trump daha Netanyahu gelmeden çizgiyi çekti
Şehit ailelerimiz ve gazilerimizle bizim kadar görüşen, sorunlarını bizim kadar dinleyen, bilen ve çözüm üretebilen yoktur.
Onlar bizim için kutlu bir emanettir. Bu emanete sahip çıkmayı görev biliyor, her zaman yanlarında duruyoruz.
Cumhurbaşkanımız Sn. @RTErdogan liderliğinde laf değil, iş üretiyoruz.
Bir gece ansızın… 🇹🇷
Biz bu aklı biliyoruz. Çok tanıdık.
Baş harfleri F.E.T.Ö
Meğer salona 15-20 kişilik bir provokatör grup sızmış ve bu grup tespit edilince dışarıya çıkartılmış. Aslında cast ajansı meselesinin arkasındaki gerçek bu. Salonda bağırıp çağırıp Kemal Kılıçdaroğlu’nu protesto ederek olay çıkartmak istediler ama istediklerini elde edemeyince de B planını devreye soktular. Salon Cast ajansından gelen figürasyonla doldu yalanıyla. Bu yalanı ispat etmek için konuştukları adam ajansın adını bilmiyor ama daha da ilginç olanı aynı adamın geçmişte Kemal Kılıçdaroğlu’na hakaret etmesi.
Peki ajanslar nerede?
Bu provokatörler o cast ajanslarından mı gönderildi?
Altından çıkacak tezgah başlarını çok ciddi belaya sokacak. @vefa_yurekli
Boşuna besleme medya denilmiyor; CHP’nin parası besleme medyaya akmış.
“Siz BirGün'den, Cumhuriyet'ten, Halk TV'den, Sözcü'den, ondan bundan bahsederken 2023 yılında frekansı kapanmasın diye her ay yardım edilen Mavi Karadeniz'in faturasını niye söylemiyorsunuz abi?”
GÜLBEN ERGEN:
“AHBAP’A PARA GÖNDERDİM, DENETİM YAPMADIM. YARDIMLARIN AKIBETİNİ BİLMİYORUM. VİCDANEN RAHATSIZ VE MAĞDURUM”
Bugün mağdur ama o zaman pek mağrurdu.
Her “hıyarım var” diyene tuzla koşuyordu.
İşine gelince iktidara yanlıyor, aklı sıra devran döndüğünü düşünüp Can Dündar denen FETÖ’cüyü kahraman ilan ediyor, orman yangınlarında yine FETÖ’cülerin açtığı TAG’in en başta gelen destekçisi oluyordu. Eleştirenleri engelliyordu.
Özel hayatı kendisini ilgilendirir karışmam. Onu zaten Yeşim Salkım uzun uzun anlattı zamanında.
Bu kadının çocuklarına cidden üzülüyorum.
Fransa Cumhurbaşkanı Macron:
(Türkiye’nin gönderdiği yangın uçakları hk.)
Türk Bayraklı
"Teşekkürler Türkiye🇹🇷" paylaşımı yaptı..
Devlet yok Ahbap var diyenler gördünüz mü devleti?
“FETÖ” kullanımın doğru olmadığını bunun devlet söylemi olduğunu söyleyen fondaş @cakir_rusen , “kim ki olur olmaz durumlarda FETÖ kartını kullanıyorsa muhakkak savunamayacağı bir halt yemiştir” demiş.
Sen hangi haltı yedin de darbeye kalkışan, cinayet işleyen FETÖ’ye FETÖ diyemiyorsun.
Her kim gerektiğinde bile FETÖ diyemiyorsa mutlaka yediği bir halt vardır. Sıkıyorsa desin bakalım ne oluyor…
Sen kaşındın fondaş
İspanya’dan sonra Fransa’ya da yangın uçaklarımızı yardım için yolladık. Macron da teşekkür ediyor Türkiye’ye..
“Help Turkey” tayfası burada mı? Söylenecek çok şey var da gerçekten değmez.
Sabah ezanı az sonra okunacak beklerken size gerçek yaşadıklarım ile alakalı bi şeyler yazmak istedim..
Allah mübarek etsin. Çelik Bey, sizler göz önünde, topluma örnek şahsiyet oldunuz. Maneviyata susamış bir gençliğe böylesine güzel örnek olmanız, çok çok kıymetli bir amel ve davranış...
Kardeşim, sana olan sevgim yüz kat daha arttı. Helal olsun! Mümin böyle olmalı...
Ne iş yaparsak yapalım, önce Cenab-ı Allah'a kul olduğumuzu bilelim. Çelik kardeşim de bunun farkında. Hepsi bu, yani.
Rabbim daim eylesin.
Cezaevinde iken koğuşun ağası, Ağrılı bir kardeşim, ismi İsmail Hafız'mış; sonradan öğrendim. Yaş olarak benden küçüktü. İlk gittiğim gün beni karşısına aldı.
“Abi, sen farklı birine benziyorsun.” deyip benimle 15 dakika sohbet etti.
Anlattım neden geldiğimi. Bana öyle bir sarıldı ki:
“Sen de Reiscisin o zaman abi.” dedi.
“Hem de onun davasını savunduğum için cezaevine girecek kadar, kardeşim.” dedim.
Neyse, bana güzel bir yatak verdi. 17 kişilik koğuşta 35 mahkûm var. Millet yerlerde yatıyor. Yaşça en büyükler içinde olan 3-5 kişiden birisiyim. Normalde yaşça büyüklere yatak veriyormuş Hafız İsmail kardeşim.
İlk gece hiç uyuyamadım. Gözlerim ara sıra dalıp gidip geliyor, hocanın “Allahu Ekber” demesini bekliyorum.
Bir ara gözlerimi açtım, baktım millet tek tek kalkıyor. 8-10 kişi oldu, kalkmaya başladılar. Bir baktım, İsmail Başkan yatağının üzerinde Kur'an-ı Kerim okuyor. Millet de tuvaletin olduğu yere gidiyor.
Ben de kalktım. Baktım, tuvaletin önünde sıra bekliyorlar taharet için. Anladım; çıkan abdest almaya başlıyor. Neyse, sıra bana geldi. Abdest aldım. Aradan 10 dakika geçmeden ezan okunmaya başladı.
Geldim yatağıma, namaz kılacak yer yok. Bazıları battaniyeyi kullanıyor, bazıları seccade... İsmail Başkan da yatağının arasındaki boşlukta namazını eda ediyor.
5 dakika yatakta oturdum, bekledim. Namaz kılanlar namazını bitirdi. Ben kalktım, elbise dolaplarının üzerindeki seccadelere bakıyorum. Birisini alıp namaz kılacağım. Birisi bana kalın geldi, onu aldım, yere serdim.
Birisi seslendi:
“Abi, o seccadeyi alma, o İsmail Başkan'ın.”
“Tamam kardeşim.” deyip tam topluyordum ki İsmail Başkan oradan seslendi:
“Mustafa abi, benim seccademi kullanabilirsin.”
“Eyvallah kardeşim.” deyip namazımı eda ettim.
Kahvaltıda meydancı arkadaş geldi. Bana aynen şöyle diyor:
“Abi, ben İsmail Başkan ile 10 yıldır birlikteyim. Hiç kimse onun seccadesini kullanmadı. Bugün bir tek sana izin verdi. Sen kimsin yav abi?” dedi.
“Beni boş ver kardeşim.” dedim.
Sabah kahvaltısında normalde sadece ekmek olur. Fakat isteyenler için simit de getiriyorlar kantinde parayla . İsmail Başkan:
“Mustafa abi, simitlerini aldım. Benim masamda kahvaltı yapalım mı?” dedi.
“Tabii ki kardeşim.” dedim.
Birlikte kahvaltı yaptık.
Millet bize bakıyor, “Bu kim ya?” dercesine...
İsmail kardeşimi çözdüm. Oradakiler onu o kadar çok seviyor ki... Öyle külhanbeyi falan değil ha; on numara bir insan.
Adaleti öyle güzel sağlıyor, koğuşu öyle güzel idare ediyor ki...
Koğuşta akşamları saat 10 gibi bir parti yemek daha yapılır. Bunlar kantinden; hâli vakti yerinde olanlar sipariş verir. Hazır çorba, ton balığı, kavurma gibi şeyler alıp yemek yaparlar. Sadece bir ketıl ile.. siparişi verecek gücü olmayan masalara da koğuşta hâli vakti yerinde olanların ekstra siparişlerinden ikram edilir. Onlar da öyle yer.
İşte İsmail Başkan bu işi öyle adaletli yapan birisi ki millet de onu çok sevmiş.
Öğle, ikindi ve akşam namazlarını avluda topluca kılıyorlar. İsmail Başkan hocalık yapıyor.
Beni de sohbetimi de çok sevdiler. “Abi, seni Allah gönderdi.” diyenler bile oldu.
Ben az kaldım, çıktım. Vallahi de billahi de oradaki o insanlardaki inancı, bağlılığı, samimiyeti, Rabbime içten duayı daha hiçbir camide görmedim.
Demem o ki; cezaevleri sıkı denetlenmeli. Benim anlattığım insanlar gibi kişiler takip edilmeli, boş yere orada tutulmamalı. Bu teklifim bazılarına ters gelebilir ama içeri girip orada bizzat görüp yaşayan biri olarak gördüklerimi samimice yazmak istedim.
Konu Çelik'ten nerelere geldi, değil mi?
Kumandan hayatını yazmaya kalksa, o kitap Oscar alır, bilesiniz.
Yılmaz Özdil:
Şimdi ne diyorlar aynı Kılıçdaroğlu için?
Sözde muhalif medyamıza bir sihirli el değdi yani.
'Seyyid' diyorlardı, 'Peygamber soyundan' diyorlardı;
şimdi mezhebine bile küfrediyorlar.
'Hain Kemal' diyorlar, 'Sarayın aparatı' diyorlar, 'Sarayın tetikçisi' diyorlar, 'Sarayın casusu' diyorlar. Düşkün diyorlar,
'Şerefsiz Kemal' diyorlar. 'Karanlık güçlerin taşeronu Kemal' diyorlar.
Ve yıllardır manipüle ettikleri CHP seçmenine de Atatürkçü seçmenlere de işte böyle Kılıçdaroğlu'nun mezar taşını şimdi dikip başında poz veriyor.
Bir Ekrem İmamoğlu organizasyonu.
“Vatandaş aç ve halk ekmek kuyruğunda” konulu çekim.
CHP’deki cast ajans tezgahını yapanların kim olduğunu bu videoyu izleyerek anlamak mümkün.
Böyle ahlaksızlar