Santraforu olmayan #BizimÇocuklar
adamlar kerem im 2 katı ama barış orta kesiyor.
Tek şansımız uzaktan gol.
Ben maçı izliyorum. Montella da izliyor.
Kenan nasıl oynamaz.
Montella köyüne dön.
AİHM Büyük Daire’nin Yasak Kararı Hakkında Değerlendirmem
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Büyük Dairesi, Yasak v. Türkiye davasında FETÖ yargılamaları kapsamında Yasak’a verilen 7 yıl 6 aylık hapis cezasının “kanunsuz suç ve ceza olmaz” ilkesini ve “kötü muamele yasağı”nı ihlal ettiğine hükmetti. Üstelik bu kararla, daha önce aynı davada “ihlal yok” diyen AİHM Daire kararını da bozmuş oldu. Benzer suçlamalarla yargılanıp hayatları altüst olan on binlerce kişi bakımından bu kararın iç hukukta da önemli sonuçlar doğurması gerektiği açıktır.
Kararda Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla verilen mahkûmiyet hükümlerinde ceza sorumluluğunun bireyselleştirilmediği, kolektif sorumluluk yoluna gidildiği ve kast unsuru ispat edilmeden hüküm kurulduğu belirtilmiştir.
Kararın temel mesajı çok açık. Bir kişinin sadece bir cemaatle ilişkilendirilmesi, birtakım faaliyetlere katıldığının veya gizli yapılanma içinde görev aldığının söylenmesi ya da hakkında tanık beyanı bulunması onu silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkûm etmeye yetmez. Mahkûmiyet için kişinin suçlanan eylemleri yaptığı tarihte örgütün suç ve şiddet amacını bilmesi, bu amaca bilerek ve isteyerek katılması, bütün bunların da somut ve kişiye özel delillerle gerekçelendirilmesi gerekir.
Mahkeme, Yasak'a yüklenen eylemlerin tamamının eğitim faaliyetleriyle bağlantılı olduğunu özellikle vurgulamakta, FETÖ/PDY’nin uzun yıllar boyunca Türk toplumunun çeşitli alanlarına, özellikle de e��itime yasal yollarla yerleştiğini ve kendisini bir “ahlak ve eğitim hareketi” olarak tanıttığını belirtmektedir. Bu nedenle Mahkeme, çok sayıda kişinin örgütün gerçek amaçlarından habersiz şekilde, sadece görünen yüzüyle onunla ilişki kurmuş olabileceğini kabul etmektedir.
Bu çerçevede Büyük Daire, Türkiye'de binlerce dosyada mahkûmiyet gerekçesi olarak kullanılan delillerin manevi unsuru kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtiyor. Gizli yapı içinde görev üstlenme, sohbet ve eğitim faaliyetlerini düzenleme, "bölge talebe mesulü" ya da "ev abisi" gibi sıfatlar, dini sohbetlere katılma-düzenleme, kod adı kullanma, yapıya bağlı kurumlarda çalışma ve sigortanın bu kurumlardan yatırılması, tanıkların sadece fotoğraf üzerinden teşhise dayalı beyanları, HTS kayıtları, Bank Asya'ya 2014 sonrası para yatırma gibi delillerin; ancak kişinin örgütün terör niteliğini bildiği, şiddet amaçlarını benimsediği ve bu yapıya bilerek ve isteyerek üye olduğu somut bulgularla desteklenmesi halinde mahkumiyet için esas alınabileceği ve kişiye terör örgütü üyeliğinden mahkûmiyet kurulabileceği ifade edilmektedir.
Mahkeme, bu noktada Türkiye yargısının “milat” yaklaşımına da bir cevap vermiş. Aralık 2013 sonrası örgütle bağların sürdürülmesinin, bir kişinin cezai sorumluluğunun değerlendirilmesinde bir faktör olabilir. Ancak bu genel değerlendirme, yerel mahkemeleri kişiye özel kast tespit etme yükümlülüğünden muaf tutmaz. İlgili zamanda büyük ölçüde dini bir grup olarak algılanan bir yapıya mensup olmak, tek başına, kişinin suç için gerekli kasta sahip olduğu sonucuna götürmez. Bu yönüyle, kastın belirli bir tarihten sonra doğrudan oluştuğu varsayımına dayalı yaklaşım Mahkeme tarafından yeterli görülmemiştir.
Sonuç olarak Büyük Daire’nin kararı, sorunun münferit hatalardan değil, yargının hukuk devleti ilkesinden uzaklaşmış olmasından kaynaklandığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu karar kesindir ve Mahkeme önünde bekleyen benzer dosyaların da bu çerçevede hızlı bir şekilde sonuçlanacağı açıktır. Dolayısıyla, yargı organları ve iktidar istese de istemese de Anayasa’nın gereği olarak bu karara uymak zorundadır.
Bu nedenle, FETÖ yargılamaları kapsamında devam eden soruşturmaların, kovuşturmaların ve kesinleşmiş mahkûmiyet kararlarının; AİHM içtihadı ve evrensel hukuk ilkeleri doğrultusunda yeniden ele alınması zorunludur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni yeniden yargılama yolunu açacak ve ortaya çıkan hak ihlallerini giderecek kapsamlı bir yasal düzenleme yapmaya davet ediyorum.
Üzerinden on yıl geçti. On yıl, hiç kimsenin geri veremeyeceği bir ömür dilimidir. Bu süre içinde insanlar cezaevlerinde yıllarını yitirdi, aileler parçalandı, çocuklar annesiz ya da babasız büyüdü, bazıları hayatını kaybetti. Bu kararın gereğinin yapılması, adil yargılanma hakkının olduğu kadar derinleşen toplumsal adalet ihtiyacının da gereğidir.
SAYIN CUMHURBAŞKANI'NA SUNULAN BİLGİ NOTURUR:
BİLGİ NOTU
(2026.05.07)
İ. Özgenç
AİHM Büyük Dairesi, 5.5.2026 tarihli Şaban Yasak kararında (Başvuru No. 17389/20), AİHS’nin işkence ve kötü muamele yasağını güvence altına alan 3. maddesi hükmünün ihlal edildiğine ve bu ihlal dolayısıyla kişiye tazminat ödenmesine hükmetmiştir. Bu yönüyle söz konusu karar, Türkiye’de gözaltında bulunan, tutuklu veya hükümlü olarak ceza infaz kurumunda bulunan kişilerle ilgili olarak Devletin yükümlülüklerine işaret bakımından önem taşımaktadır.
Büyük Daire kararında “FETÖ/PDY” olarak isimlendirilen “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla haklarında soruşturma ve kovuşturma yapılan ve hatta kesinleşmiş mahkûmiyet hükmü bulunan kişiler bakımından önem taşıyan açıklamalara yer verilmiştir. Bu kararda, AİH Mahkemesi’nin daha önce,
- Yüksel Yalçınkaya - Türkiye davasında verdiği 26.9.2023 tarihli Büyük Daire (başvuru no: 15669/20),
- Demirhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 22.7.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 1595/20 ve 238 diğer başvuru),
- Bozyokuş ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 39586/20 ve 131 diğer başvuru),
- Karslı ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 18693/20 ve 1435 diğer başvuru),
- Seyhan ve diğerleri - Türkiye davasında verdiği 16.12.2025 tarihli İkinci Bölüm (Başvuru no: 57837/19 ve 851 diğer başvuru),
kararlarda olduğu gibi,
başvurucu hakkında Türkiye’de “silahlı terör örgütüne üye olmak” suçundan dolayı mahkumiyet hükmü kurulmasıyla AİHS’nin suçta ve cezada kanunilik ilkesini güvence altına alan 7. maddesi hükümlerinin ihlal edildiği kabul edilmiştir.
AİHM’nin daha önce verdiği çeşitli kararlara atıfta bulunulan bu kararda üç temel husus üzerinde durulmuştur.
Birincisi, olay mahkemesi tarafından kurulan mahkûmiyet hükmünde başvurucunun cebir ve şiddet içeren herhangi bir terör eyleminden bahsedilmemiş olmasıdır.
Büyük Daire kararında ikinci husus olarak, söz konusu mahkûmiyet hükmünde başvurucunun mensubu olduğu yapılanmanın bilahare terör örgüttü niteliği kazandığına dair bilinçle (doğrudan kastla) bu yapılanma içinde kaldığı, kalmaya devam ettiği hususunda herhangi bir tespitte bulunulmamış olmasına işaret edilmiştir.
Kararda, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulan mahkûmiyet hükümlerinde kusura dayalı şahsi sorumluluk ilkesinden ayrılınmış olduğu ve bu mahkûmiyetlerle kolektif sorumluluk yoluna gidildiği belirtilmiştir (§§ 204 - 213).
26.9.2023 tarihli Yalçınkaya kararı gibi Büyük Daire’nin vermiş bulunduğu bu karar, Türkiye’de söz konusu “silahlı terör örgütüne üye olmak veya yardım etmek” suçlamasıyla kurulmuş ve kesinleşmiş olan mahkûmiyet hükümleriyle ilgili olarak YARGILAMANIN YENİLENMESİnin yolunu açacak bir KANUNİ DÜZENLEME ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.
Çağlar, Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba, Talisca, Ederson, Mert Günok, Tarık ile yollar ayrılmalı.
Yönetim başarısızlığı teknik heyete kesmiş.
Bir sonraki başarısızlık yönetimin olur. #FB#Tedesco#Fenerbahçe#SadettinSaranİstifa
#sadettinsaranistifa
Çağlar, Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba, Talisca, Ederson, Mert Günok, kaleci Tarık ile yollar ayrılmalı. Büyük Fenerbahçe ye bu kadro yakışmıyor...
#Fenerbehçe Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba, Talisca, Ederson, Mert Günok, kaleci Tarik, Çağlar ile yollar ayrılmalı. Büyük Fenerbahçe ye bu kadro yakışmıyor...
#GSvFB
Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba, Talisca, Ederson, Mert Günok, kaleci Tarik ile yollar ayrılmalı. Büyük Fenerbahçe ye bu kadro yakışmıyor...
#SadettinSaranİstifa#FBvGS
Osterwolde, Fenerbahçe oyuncusu değil. Hatası sonrası gol geldi. Brown, Talisca ancak yedek oynar. Kaçan penaltı GS moral oldu. Hatta maça ortak oldu.
İkinci yarı Fenerbahçe nin olacak.
1-3
#GSvFB
@Fenerbahce Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba bedelsiz olarak #bursaspor a verilsin.
Takım Süper lige çıksın...
Levent, Yiğit Efe, Mert M., FRED, Oğuz, Nene, Cherif, Osterwolde, Brown, Musaba bedelsiz olarak #bursaspor a verilsin.
Bursaspor Süper lige çıksın...
#SadettinSaranİstifa#KONvFB