Annemle babam bu fotoğrafı gönderip “Oğlum bunları ne yapalım?” diye sordular. Sessiz kaldım. Birkaç dakika sonra “Neyse, biraz daha tutalım dolapta” dediler. Ergenliğim orada, ilk aşkta dinlediklerim, danslarım, ilk sarhoşluklarım, gençliğe ilk adımlarım orada. O yüzden kopamam.
Çok büyük top oynadık, büyük maçta gösterdiler kendilerini çubuklumun topçuları.
Şampiyonlar ligine çok yakışam bir takımımız var. Maçı kazanan, oynayan, buraları bilen futbolcuların varlığı bir başka oluyor.
Uçuyor Fenerbahçem.
Cole Palmer harika başladı. Özlemişiz böyle top oynamasını.
Pedro-Palmer-Rogers üçlüsü çok iyi anlaştı. Kalede Sanchez maalesef şaşırtmıyor yine. Caicedo dönünce daha da güzel bir takım olacağız.
Bol mavili günler önümüzde.
Manchester City kazansa da Pep sonrası işleri kolay değil. Rodri de ayrılınca orta sahada Anderson takıma alışıncaya kadar defans hucüm arası kopuk olur.
Bournemouth oyuncu değişiklikleri sonrası kontrolü kaybetmese City ilk haftaya puansız başlardı. Bu da Rose hocaya ders olsun; maçı kontrol eden Tavernier, Kluivert gibi oyuncuları aynı anda çıkarınca premier lig affetmiyor.
Angulo’nun şutu o kadar da iyi değil, Scherpen de hareketine ufak adımlar yerine büyük adımla başlasa çıkartabilirdi.
Kaldı ki ne daha 10 goller var yakın zamanda.
Ada futbolundan gideceksek geçen hafta championship’te Cardiff oyuncusu Rubin Colwill’in serbest vuruş golü bundan daha heyecanlı; hem son saniyede, hem de puan getiren gol.
Kafa sakatlanmalarında avrupa televizyonları pozisyonu tekrar etmez, sahadan başka görüntüler veya önceki pozisyonların tekrarlarını verirler. Bunun nedeni de oyuncunun maçı izleyen ailesine saygı duymak, mahremiyetini korumak, rahatsız edici ortam ve travma yaratılmaması içindir.
Türkiye’de ise tekrar tekrar gösterip üstüne bir de sedyeyi takip ettiler. Zorla “alın izleyin, bakın ne oldu Kerem’e” dediler. Bu bir spor etiği değil; spor cahilliğinden öte insan cahili olmaktır.
#FBvKNY #beINSPORTS
Talisca olmadan hücumda sanki daha organize oluyoruz.
Asensio-Greenwood yine çok iyi anlaşıyor. Her ikisinin de ayağına top geldiğinde futbol daha bir klas oluyor.
Kerem yine sadece koşturup bir şeyler kovalıyor.
Ama yine de çok oturmuş değiliz. Bir teknik direktör dokunuşu yok ki zaten İsmail Kartal bir taktisyen değil. Oyuncuların kalitesine kalıyor her şey, oyunu çözen de onlar, yoksa görünen bir futbol oyun mantığı yok yine.
Bu Tottemham kadrosuna daha Fernandes, Savinho, Kudus, Porro ve büyük ihtimalle Marmoush da eklenecek. Xavi Simmons ve Kulusevski’nin dönüşüne daha vakit var. Kadro iyi ama De Zerbi’nin inatçı kişiliği ve taktiğinin oturması zaman alır.
Ama Brentford öyle bir top oynadı ki kaçan penaltı ve sonrasındaki 40 dakikada rolantiye almasalar 5-6 farkla biterdi maç. Müthiş sezon açılışı.
Manchester United, orta sahadan mı oyun kursam, kanatlardan mı akın yapsam derken Hull City iki tane attı, işi bitirdi.
Baleba geldiğinde Manchester orta sahası toparlar ama o kadar basit goller yediler ki bu savunma sanki birbiriyle hiç oynamamış gibi. Geçen sezonı iyi havayla kapatıp kötü havayla başladılar.
Manchester City, Chelsea’den Enzo’yu istedi, 100milyona çok dediler; Neto’yu istedi 81milyona çok dediler; Gusto’yu istedi 65milyona çok dediler.
Aynı Man. City daha bu yaz Anderson’a 115 milyon ödedi. Birkaç sezon önce Grealish’e 100milyon ödedi.
Sanki Chelsea’nin ucuza satma gibi bir gerekliliği mi var? Man. City zaten geçen sezon ortası Maresca’nın kafasına girip bizi bir kere karıştırdı. Ne kadar da antipatik oluyorlar giderek.
Takımı Asensio etrafında kurman gerekirken kişisel inadın yüzünden aklına bile getirmiyorsun İsmail Kartal. Fenerbahçeme zarar veriyorsun.
Maçı alırsa oyuncular alır. Yoksa bu çağdışı futbol taktiği ile kimse maç kazanamaz.
Kanat beklerinin nasıl çıkacağına dair plan yok, hucüm kanatları nerede topla buluşacak belli değil, Kante ve Guendouzi için sadece top kapma işi verilmiş. Hucüm preste bile oyuncular nerede kimin basacağını bilmiyor. Tam bir kopukluk.
Yazık oluyor bu güzelim kadronun başında kimsenin olmaması.
Geçen sezonki forvet, kanat, stoper eksiğini bu sezon başında tamamlamışken bu defa teknik direktör eksiğimiz var.
Bu güzel kadroya İsmail Kartal nasıl da yakışmıyor. Lig uzun maraton da değil, yıllardır bu kayıp puanları arıyoruz hep.
Forvetler gelince Talisca pas vermeyi unuttu. Vedat’a çıkarsa belki daha farklı bir skor konuşurduk. Ufak ama önemli detaylar, puana mal olan detaylar.
Ayrıca İrfan Can’dan artık nasıl bir beklentimiz var ki? Bence, o bile kendisinden bir şey beklemiyor artık.
Hadi yine “ilk maç kazası” olsun, sezonun sonu 13 yıl sonra mutlu olsun.
Romelu Lukaku, kariyeri boyunca bonservislerine toplam 375 milyon euro ödenerek futbol tarihinde toplam bonservis bedeli en yüksek olan ikinci oyuncu.
Onu geçen tek isim 400 milyon euro ile Neymar. Ronaldo ise 247 milyon euro ile üçüncü sırada.
Bu demek değil ki Lukaku dünyanın en iyi ikinci oyuncusu. Ama farklı kulüplerin onu elde etmek için para ödemekten çekinmediklerinin bir göstergesi.
Chelsea maçlarında iki farklı dönemde izledim, maalesef en az etkili olduğu dönemdi ki diğer gittiği takımlarda hep en öne çıkan isim oldu.
Şimdi ise Fenerbahçemde. Eminim çubuklu da çok yakışacak, golleri de. Sadece küstürülmesin. Mesela boştayken atılsın o pas, 60. dakikada çıkarılmasın, yedekte 4-5 maçtan fazla olmasın, son 10 dakika oyuna alınmasın. Kısaca her maç ilk 11, gol atamasa da en az 75 dakika. Yoksa küstü mü geri dönüşü yok, Chelsea’den biliriz. Bedeni büyük ama hala bir bebek duygusallığı var.
Galatasaraylı arkadaşım, bugün sen takımını savunmaya çalışırken ben senin adına senden daha çok utanıyorum.
Çünkü mesele futbol rekabeti değil.
Mesele, “Bizi kim temsil ediyor?” sorusu.
Galatasaray gibi Türkiye’nin en köklü okullarından birinin içinden doğmuş bir kurum, nasıl oluyor da yıllar içinde FETÖ tartışmalarıyla, karaborsa bilet satışıyla, gizli fonlarla, AKP’ye yanak okşatmayla ve bugün de tribün lideri Sebahattin Şirin’in “Öcalan’a özgürlük” sloganıyla anılır hale geliyor?
Etrafımdaki Galatasaraylı arkadaşlarımın hiçbirini bu zihniyetle bağdaştıramıyorum. Zaten tam da bu yüzden anlamıyorum. Bu kadar köklü bir camia, kendisini temsil eden insanların yarattığı bu tabloyu nasıl içine sindirebiliyor?
Ve lütfen “O sadece bir amigo” demeyin.
Hayır. O, sıradan bir taraftar değil. Yıllardır tribünde sizi temsil eden, Galatasaray’ın en büyük taraftar grubunun lideri olarak bilinen kişi. Üstelik yıllardır karşısında tek kelime eden de olmadı.
Galatasaraylı olanlar gerçekten kendilerine bunu yakıştırıyor mu? Kendi kulüplerini savunurken bütün bunları nereye koyuyorlar?
Çünkü bazen asıl utanç, birilerinin ne söylediği değil, o sözlerden sonra koskoca bir camiadan ne kadar az ses çıktığıdır.
This one really hurts.
I was just a kid learning to love basketball when I started watching Don Nelson’s teams. For more than 20 years I followed him, his basketball, his crazy ideas, his personality. Somehow, without ever knowing him, he became part of my own basketball story.
And even after he left the game, I kept following him. Maybe I admired him even more then, seeing him grow his hair, his beard, move to Maui and simply live life his own way. He was always just… Nellie.
Today it feels like a little piece of my basketball childhood is gone with him.
Thank you for everything coach.
Rest easy, Nellie. 🖤
@SYmany85484@Wmtz07@DougieCritchley One of Liverpool’s best, probably. But one of the Premier League’s best ever? That’s a different conversation. Rooney, Ronaldo, Shearer and a few others might want a word. If we’re comparing Premier League legends, let’s compare like for like.