ANDIMIZIN okullardan KALDIRILDIĞI gün
aslında sadece bir METİN değil
bir DEĞERLER BÜTÜNÜNÜN geri plana itildiği gündü
BUGÜNLERİ yaşayacağımızı o günlerde görenlere kulaklarınızı tıkadınız....
#Andımız#yusuftekini̇stifa#okuldaşiddetehayır#OkullardaŞiddet
ÖZÜR DİLİYORUM
Üç çocuğum var. Eşimle ben doktoruz. İkimiz de çalışıyoruz; didiniyoruz, eksiliyoruz, destek arıyoruz ve ancak öyle çocuklarımızı özel okulda okutabiliyoruz. Bunu bir ayrıcalık gibi taşıdığımı sanmayın. Tam tersine, bu memlekette eğitimde fırsat eşitliğinin nasıl çöktüğünü her gün içimde bir utanç ve acıyla yaşıyorum.
Mesele artık sadece eğitim de değil. Güvenlik duygusu da çöktü. İnsan, çocuğunu hangi okula verdiğini değil; o çocuğun nasıl bir ülkede büyümeye çalıştığını düşünmekten yoruluyor. Orta sınıfın, beyaz yakalının, yıllarca okuyup emek vermiş insanların geldiği yer burası: Daha iyi bir hayat kurmak değil, sadece evladını biraz daha az riskin içine bırakabilmek için çırpınmak.
Ben bu düzenin kazananı değilim. Ben de mağduruyum. Sadece çöküşün biraz daha geç vurduğu kesimlerden biriyim. Bu yüzden, benimle aynı şartlara sahip olmayan; çocuğunu devlet okuluna mecburen gönderen, servis parasını, beslenme çantasını, güvenliği, geleceği dert eden bütün vatandaşlarımdan içim ezilerek özür diliyorum. Aramızdaki fark bir başarı farkı değil; bu bozuk düzenin insanları eşitsizliğe zorlamasının sonucudur.
İnanın, bunun böyle olmaması gerektiğine bütün kalbimle inanıyorum. Bir çocuğun kaderi, anne babasının geliriyle; bir ailenin huzuru, cebindeki son parayla; bir toplumun geleceği, çaresizce yapılan bireysel kaçış planlarıyla belirlenmemeliydi.
Sağlıkta da tablo farklı değil. Orada da eşitlik masaldır artık. Parası, bağlantısı, erişimi olanla olmayan arasında bazen teşhis kadar, bazen tedavi kadar, bazen de hayat kadar fark var.
Bir ülke, kendi çocukları arasında bu kadar derin bir kader uçurumu oluşturuyorsa, orada sadece ekonomi değil vicdan da çökmüş demektir.
Oyuncu Gürgen Öz, özel okulların geldiği hali anlattı.
“Dün bir özel okula bakıyorduk, daha Avrupai, daha rahat bir sistem sanıyorduk.
Bir baktık, sayfalarında 6-7 yaşındaki çocuklara golf öğretiyorlar.
Plastik çimen koymuşlar, çocukların eline sopa vermişler.
Bir de çocuğa mikrofon uzatmışlar, çocuk ‘I love my golf club’ diyor.
Biz de bir an ‘ne kadar elit, ne kadar iyi pazarlıyorlar’ dedik.
Ama bu çocuk için değil, dümdüz anne babaya oynayan bir şey.
‘Çocukları milli takıma yetiştiriyoruz’ diyorlar.
‘Milli takıma golfçü yetiştiriyoruz’ diye bir hava satıyorlar.
Düşünsene, benim çocuk golf oynuyor; parkta basketle, futbolla falan işi yok.
Elinde sopasıyla geziyor, öyle bir çocuk profili çiziyorlar.
Bir de bunun için 1 milyon istiyorlar.
Yani olay eğitimden çok, ‘Benim çocuğum elit’ gösterisine dönüyor.”
Yemin ederim
42 yaşımdan sonra bana gelen güncellemeden sonra bende artık böyleyim.
Sonra değiştin diyorlar
Elbette değişeceğim.
Kimsenin sikik çocukluk travmalarının sonuçlarına ve bedeline ortak olamam.
Yallah arif verimli hocama terapiye gidin diyorum kısaca.
Bu gerçek.
Çok arkadaşla bunun yüzünden yollarımızı ayırdık.
Dikkat edin.
Çocuk gayet iyi birisi, vefalı, sadık, dürüst... Ama önemli bir konu anlattığında espri yapıyor. Konunun anlam bütünlüğünü yakalayamıyor. Bir şey izletmeye çalıştığında 3 saniyeden fazla odaklanamıyor. Stabilize bir "kendini iyi hissetme" haline geçip faydalı ve verimli vakit geçiremiyor.
Ve bu durum ciddi kronikleşiyor. Anlık ve geçici bir durum değil. Bilgi verince yanlış veriyor, yaratıcı bir cümle kuramıyor, kendini toparlayamıyor.
Bunun için o insanın alkolü, uyuşturucuyu bırak; sigara içmesine bile gerek yok.
Genelde çevre buna sebep olur.
Her şeyi mizaha vuran meme-maker tiplerden uzak durun.