Bir insan aynı konuyu tekrar tekrar açıyorsa aslında anlatmak istediği şey olayın kendisi değil o olayın içinde yalnız kalmış hissettiği duygudur.
Duyulmadığını, anlaşılmadığını, önemsenmediğini hissettiği yerde zihin kapanamaz. Çünkü insan, çözülenle değil anlaşılanla sakinleşir.
Bir şey diyeceğim size, ciddili tavsiyedir. Kendinizle fotoğraf date’i yapın. 👍🏻 Ben neredeyse hiç fotoğraf ve video çekmem. Kendimi çekmem, yediğim yemeği çekmem, gördüğüm manzarayı çekmem. Kedi falan çekerim maks. Telefonda fotoğraftan çok ss var. FAKAT geçenlerde hayatı biraz
İlişki, iki insanın düz bir zeminde kusursuzca yan yana durması değil; sarsıntılı, hareketli ve tekinsiz bir alanda, kendi eksiklikleriyle birlikte var olma çabasıdır.
Bir insan aynı konuyu tekrar tekrar açıyorsa aslında anlatmak istediği şey olayın kendisi değil o olayın içinde yalnız kalmış hissettiği duygudur.
Duyulmadığını, anlaşılmadığını, önemsenmediğini hissettiği yerde zihin kapanamaz. Çünkü insan, çözülenle değil anlaşılanla sakinleşir.
@jurnalhabertr Alakası bile yok. Çabaladığımız sürece eskiye dair şeyleri hatırlıyoruz ancak o kişiyi o durumu silince ne iyi ne kötü hiçbir şey hatırlamıyoruz, bazen hatırlamak istiyorum kendimi zorluyorum yine de hatırlayamıyorum
Kusursuz plan diye bir şey yoktur. Aşırı analiz etmek cesareti kırar, zamanı tüketir ve sizi olduğunuz yerde bırakır. Dünyadaki pek çok şey, düşünerek değil, yaparak öğrenilir. Zihnin gürültüsünü susturmanın tek yolu, ilk adımı atmaktır. Harekete geçin. Netlik, ancak yolda gelir.
Engelleyin direkt yeni moda bu olmuş,
benim altın taktıklarım bana öyle yaptı 😂😂 hediye diye üzerine yatma da altın fiyatı yukarı fırlayınca oldu ne ayıp ya
2026’ya girerken son ders
Bazen bizi asıl yoran şey kaybetmek değildir.
Asıl yoran;
sürekli kaybettiren bir şeye
“belki bu sefer” diye tutunmaktır.
Bu bir takım olabilir.
Bir insan.
Bir ortak.
Bir eş.
Bir çocukla kurduğumuz beklenti.
Bir hayal.
Adı ne olursa olsun, ortak noktası şudur:
Sana umut vermiyor ama senden umut istiyor.
Fanatizm, sadece futbolla ilgili değildir.
Fanatizm;
sürekli zarar gördüğün bir şeyi
“sadakat” zannederek savunmaktır.
“Bu sene olmadı ama seneye olur…”
“Biraz daha sabredeyim, düzelir…”
“Şimdi değil ama değişir…”
İşte ömür, tam da bu cümlelerin arasında sessizce akar.
Ve insan farkına vardığında,
artık geriye dönemez.
Çünkü geride kalan şey sadece zaman değildir;
psikolojik yıllardır.
Sonra ne olur biliyor musun?
Bastırılan hayal kırıklıkları hırçınlığa dönüşür.
Erkenden bırakılabilecek bağlar,
geç kalınmış kopuşlara dönüşür.
Ve ruh, “Neden daha önce gitmedim?” sorusuyla
kendini cezalandırmaya başlar.
2026’nın dersi çok net olmalı:
Umut, kendini inkâr ederek beslenmez.
Bir şey seni sürekli aşağı çekiyorsa,
iyileştirmiyorsa,
sana güç vermiyorsa,
orada kalmak sabır değil, kendine ihanettir.
Bu, vazgeçmek değil.
Bu, sağlıklı bir ayrım yapabilmektir.
Her şey düzelmek zorunda değil.
Her bağ kutsal değil.
Her bekleyiş erdem değil.
Bazı şeyler seneye değil,
hiçbir zaman düzelmez.
Ve bunu kabul etmek, insanı acımasız değil;
özgür yapar.
2026’ya girerken şunu hatırla:
Fanatik olma.
Sadakati, kendini kaybetmek sanma.
Umut vermeyen yerde bekleme.
Çünkü hayat,
sürekli kaybettirenlere değil;
seni büyütenlere emanet edilmeli.
@miraskaIan Sonra acile gidince bi baş ağrısından buraya gelmiş diye ağız burun eğiyorlar bakmıyorlar bile bir de burada yaygara yapıyorlar acile gelindi diye
“İyi gelmek, bir insana verilebilecek en güzel hediye. Sesiyle, sözüyle, bakışıyla, duruşuyla, hâliyle, enerjisiyle, perspektifiyle, eylemleriyle birine iyi gelmek,varlığını, yaşamını yükseltmek..
Bundan daha iyisi, birbirine iyi gelmek olsa gerek..”