Yeri dolmaz, deriz. Bu gerçekten de çok ulvi bir mertebedir. Yani yaptıkları işi kim yaparsa yapsın onlar gibi olmayacak, demektir bu. Cem Karaca ve Barış Manço, her ikisinin de yeri dolmaz. Millet olarak onlara sahip olduğumuz için ne kadar gururlansak az. Rahmet olsun.
Günümüz pilotları: Direksiyonda titreşim var, araç çok zıplıyor, vites değiştirirken zorlanıyorum, lastiklerde yol tutuş yok, viraja girerken kontrolü kaybediyorum, araç hiç sürülemez bir halde, cart curt, bu aracı kullansalar ne olurdu acaba?
Kadıköylü vatandaş:
➖ "Camiye, Allah'ın evine karşı geliyorlar."
➖ "Adım başı kilise var, görmüyor musunuz?"
🎙 Röportaj: @nslhnaltun
🔗 Tamamı: https://t.co/kI8Wsot0xo
HIZLI OLACAKSINIZ BEYLER.
HIZLI olmak derken, acele acele elin ayağına dolanmış şekilde sakat gibi hareketlerde bulunmaktan bahsetmiyorum.
Gün içine ne kadar icraat sığdırırsan, o kadar hızlısın.
Gün içinde ne kadar eylem gösterirsen, o kadar hızlısın.
Polat Alemdar, çok HIZLI bir adamdır. Hızlı karar verir ve HEMEN eyleme geçer.
Kural 1: Karar verdin mi uygulayacaksın.
Kural 2: Uygularken tereddüt etmeyeceksin.
Kural 3: Tereddüt ettiğinde kaybedersin.
Kural 4: Kaybedenlerin kaydı düşülür!
"Adam ölmüyor aq." Düşmanı 1 hamle yapana kadar 50 HAMLE yapan adamı biraz zor öldürürsün.
Ben öyle çok kitap okumam beyler, aranızda TARİH kitapları, taşşaklı liderlerin hayatlarını, savaşlarını anlatan kitaplar okuyanlar varsa bu dediğime katılacaklardır.
Bu taşşaklı liderlerin HEPSİ, HIZLI adamlardır.
Ne kadar hızlıysan, o kadar güçlüsün. Rakibinin NEFES almasına dahi müsaade etmeden hızlı hamlelerle seri şekilde saldıracaksın, HER SAVAŞTA. Çat çat çat.
Hızın karşısında durabilecek bir savunma mekanizması yok.
Sana ilk olarak kendi hayatının sorumluluğunu alacaksın dedim.
Sabah uyanır uyanmaz NEFRET ettiğin bir şey bul ve onu yok etmek için uyanır uyanmaz harekete geç. Şu an sahip olmadığın neyi elde etmek istiyorsan bunu sike sike almak için SAVAŞMAYA başla.
Durursan, yavaşlarsın. Yavaşlama. Sürekli HIZLAN. EYLEM, EYLEM, EYLEM, EYLEM.
Bu mentalitede bir adamın istediği şeyi elde edememe İMKANI var mı amk? Yok
Ünlü bir sinir bilimci var: Robert Sapolsky.
“Zebralar Neden Ülser Olmaz?” adlı kitabında tam da taşı gediğine koyuyor.
Doğada bir zebra düşün.
Bir aslan tarafından kovalandığında inanılmaz bir stres yaşar. Kalp atışı hızlanır, kortizol yükselir, beden alarma geçer. Ama bu kriz kısa vadelidir. Ya kaçıp kurtulur ya da ölür. Eğer kurtulursa birkaç dakika sonra yeniden otlamaya başlar.
Aslan da bir sonraki hafta ne yapacağını düşünmez.
Emeklilik fonunu hesaplamaz.
Sosyal statüsünü sorgulamaz.
Modern insana geldiğimizde işler değişir.
Fiziksel bir tehdit olmadan, sadece düşünce gücümüzle geçmişi ve geleceği şimdiye taşıyarak bedenimizi sürekli alarm halinde tutmayı başardık. Bravo bize.
İşte insan stresini hayvanlardan ayıran temel fark burada başlıyor: bilinç.
Bu noktada bir başka önemli isim devreye giriyor: Antonio Damasio.
“The Feeling of What Happens” kitabında çok net bir ayrım yapıyor.
Diyor ki:
Duygular (emotions) biyolojik ve bedensel tepkilerdir.
Hisler (feelings) ise bu tepkilerin zihinsel deneyimleridir ve bilinç gerektirir.
Yani korku bir duygudur.
Ama “ya tekrar olursa?” diye zihinde dönen endişe bir histir.
Zebra aslanı gördüğünde korku yaşar.
Aslan gittikten sonra korku biter.
Ama insan…
O aslan gittikten sonra da zihninde yaşamaya devam eder.
“Ya yarın yine gelirse?”
“Ya bir dahaki sefere kaçamazsam?”
“Ya herkes benim zayıf olduğumu anlarsa?”
Biz duyguyu zamana yayarız.
Tehdidi zihinsel olarak üretiriz.
Henüz olmamış olana karşı bedenimizi savaşa sokarız.
Literatürde buna “öngörüsel endişe” denir.
Yani ortada gerçek bir aslan yoktur.
Ama beden yine de koşuyormuş gibi yaşar.
Sorun stres değil.
Sürekli açık kalan alarmdır.
Ve modern insanın en büyük paradoksu şudur:
Zekâ sayesinde geleceği planlayabiliyoruz.
Ama aynı zekâ yüzünden hiç gelmemiş tehditler için bugünümüzü yakıyoruz.
@pelindilaraclk 'dan alıntıdır.