Tarım arazisi, bağ ve bahçelere talep arttıkça ne yazık ki yanlış yönlendirmeler ve mağduriyetler de artıyor.
Kırsalda arazi almak isteyenlerin; tapu, imar, tarım mevzuatı, bağ evi ve yapı izinleri konusunda mağdur olmaması için bildiklerimi ve saha tecrübemi burada paylaşacağım.
Sorunuz olursa çekinmeden yazabilirsiniz.
Amacım önce doğru bilgi vermek.
Fatma Betül Sayan Kaya, Sn. Erdoğan’ın uçağındayken, ABD heyetiyle dönüş sırasında Mehmet Şimşek’e Tera Portföy Yönetim Kurulu Başkanı Erdin Özel’in masum olduğunu ve olaylarla hiçbir ilgisinin bulunmadığını anlatıp kendisini ikna etmeye mi çalıştınız?
@bosunatiklama yanınızdaki siyasilerden hesap sorup adalet önüne çıkarmadığınız müddetçe isterse tüm ülkeyi bu fon olayı ile ilgili suçlayıp cezaevine gönderin, kimseyi “hesap soruluyor” diye ikna edemezsiniz
Malumunuz, iktidarın siyasi muhaliflerinin olur olmaz gerekçeler ve uydurmalarla hapse atıldığı bir ülkedeyiz. “Tutuksuz yargılama esastır” ilkesini savunmaktan vazgeçmedik, vazgeçmeyiz elbette. Yine de bu prensibin neden her seferinde alengirli işlere bulaşan, suç delilleri de sabit olan iktidar mahfillerine uygulanmadığının bir yanıtı verilmeli.
“Nereden edinildiği de açıklanmayan toplam 163 milyon TL’yi eşiyle tek bir hisseye yatırıp kısa sürede 2 milyar 200 milyon TL’nin üzerinde para kazandığı ortaya çıkan fon soyguncularından eski bakan ve AKP Genel Başkan Yardımcısı Fatma Betül Sayan Kaya neden hala tutuklanmadı” diye sormak elzemdir mesela.
Bu önemli hatırlatmadan sonra diğer konumuza geçelim.
Süzer Holding’i bilirsiniz; bilmiyorsanız İstanbul’da yaşayan herkes gibi "Gökkafes" olarak anılan Süzer Plaza’yı bilirsiniz. Belirtmeden geçmeyelim, Türkiye’deki Ritz-Carlton otel zincirinin sahibi de Süzer Holding. Holdingin yönetim kurulu üyesi ve veliaht Ali Baran Süzer, 2025 yılının sonlarında İstanbul’da, Akın Gürlek’in başsavcı olduğu sırada düzenlenen uyuşturucu soruşturması kapsamında bir grup şüpheliye birlikte gözaltına alındı. İlk etapta adliyeye sevk edilen 3 kişiden birisi tutuklanırken veliaht Süzer ve diğer şüpheli adli kontrol kararıyla serbest bırakıldı diye belirtip devam edelim.
Bu Süzer Plaza çok hareketli yer. CHP’nin İstanbul kayyımı Gürsel Tekin, defaatle bu Süzer Plaza’daki “Nobu” isimli restoranda görülüyor. Hem de kimlerle hem de kayyım olmasından önce... Ama daha önemlisi var: Son günlerin olaylı kurumu SPK de Süzer Plaza’da bulunuyor. Denilen o ki soruşturmalar vesilesiyle SPK ile yakından ilgili bakan da Süzer Plaza’daki en lüks dairelerden birinde kiracıymış. Hayli yüksek bir meblağ olan kirası ödeniyor mu? Ödeniyorsa memur maaşıyla nasıl oluyor bilmiyoruz. Bir de kiracısı olduğu lüks dairenin tadilat ve dayanıp döşenmesi kısmının da Süzerler tarafından karşılandığı söyleniyor. SPK’nin, Süzer Plaza’ya taşınmasına önayak olduğu kamuoyunda yaygın olarak kabul gören AKP’li iş insanı Davut Yasin Bilen var bir de… Bu dairenin sahibinin de o olduğu iddia ediliyor. Davut Yasin Bilen ile devam edelim. Bilen, Süzer Plaza’da yaşıyor (kaynak yaşatılıyor diye aktardı) ve iddiaya göre bir takım alengirli işlerin çözülmesinde ilgili taraflara yardımcı oluyor.
83 yaşında olmasına rağmen her gün işinin başında olan baba Mustafa Süzer’in büyük bir hayali var. İstinye sırtlarında kendisine ait olan çok büyük bir araziye içinde alışveriş merkezlerinin de bulunduğu “Marmara” isminde bir konut projesini hayata geçirmek istiyor Mustafa Süzer. Ama bildiğiniz gibi bir yandan da Süzer Plaza’nın kendisi zaten kaçak. Usulsüz birçok işlemle oraya dikildi ve yıkılamadı. Bedrettin Dalan’ın belediye başkanlığı döneminde ruhsat izni verilen inşaatın durdurulup yapılanların yıkımı için sonraki belediye başkanları Nurettin Sözen ve Recep Tayyip Erdoğan çok uğraştı. Ama dönemin ANAP iktidarında yıkımın engellenmesi için Şişli ve Beyoğlu ilçelerinin sınırları değiştirildi. ANAP’lı Şişli Belediyesi'nden gerekli izin ve onaylar alınarak projenin önü açıldı.
(Meraklısı, Gökkafes diye anılan Süzer Plazanın hikayesini şu linkten okuyabilir: https://t.co/QxRYpeKy4a)
Her ne kadar her şey kitabına uydurulmuş gibi görünse de bu konu Demokles’in kılıcı gibi Süzerler üzerinde sallanıyor. Türkiye’de geçerli rejimin bir tek kişinin dudakları arasındayken ve yargı da o dudaklardan dökülecek söze çok kıymet verdiğinden kimsenin ve hiçbir şeyin garantisi yok. Bir de oğul Süzer gözaltında iken Süzer Plaza’da Davut Yasin Bilen’in ev sahipliğinde milyonlarca doların çok sık konuşulduğu hayli hareketli günler yaşanmış. Bu hareketli günlerde Süzerlere ait Bebek’teki villalardan da konu açılmış ama nihayetinde ortalık sakinleştikten sonra Akın Gürlek Ritz Carlton’daki dairelerden birinde kiracı olmuş. Tapu kaydının Davut Yasin Bilen adına olduğu öne sürülen daire, yeni taşınacaklar için tadilat yapıldıktan sonra içi de dayanıp döşendikten sonra teslim edilmiş. Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve döşenmesi işlemleri de Süzerlere ait şirket tarafından gerçekleştirilmiş iddiaya göre. Dairenin kirasıysa 750 bin TL… Ritz Carltonda kiracı olan Gürleklerin üst kat komşusu uyuşturucu operasyonunda gözaltına alınan Baran Süzer, yan daire komşusu ise yine uyuşturucu soruşturması şüphelisi olan Ali Ulusoy. SPK’nin de içinde bulunması nedeniyle Elif Gülşah Gürlek, İstanbul’un trafik sorunuyla boğuşmadan evle işi arasındaki mesafeyi asansörle katediyor. Hatta yemeklerini de plazanın içindeki lüks restoranda yiyor.
Şimdi Akın Gürlek’e sorularımıza geçelim:
1-) Davut Yasin Bilen’in veya yakınlarından birinin Süzer Plaza’da dairesi var mıdır?
2-) Akın Gürlek ve eşi Elif Gülşah Gürlek bu dairede kiracı mıdır?
3-) Dairenin aylık 750 bin TL kira bedeli ödenmekte midir? Kim tarafından? Dekontlrı var mıdır?
4-) Dairenin 30 milyon TL tutan tadilat ve dayanıp döşenmesi maliyeti kim tarafından karşılanmıştır?
5-) Tapuda evin sahibi olarak görünen Davut Yasin Bilen‘le ne tür bir ilişkiniz vardır?
6-) Aynı zamanda SPK’nin yönetiminde olan Elif Gülşah Gürlek’in plazada bulunan “Nobu” isimli restorandaki yediği yemeklerin aylık 250 bin TL’nin faturası kendisi mi Bakan bey mi yoksa Süzer holding mi ödemektedir?
Akp’liler iyi sınav verdiyse aşağıdaki soruların cevaplarına bir bakalım.
* Olayı AKP’liler mi ortaya çıkardı?
* İlk ihbarı AKP’liler mi yaptı?
* Belgeleri savcılığa AKP’liler mi verdi?
* Soruşturmayı AKP’liler mi başlattı?
* SPK neden daha önce müdahale etmedi?
* Denetimler yıllarca neden sonuç vermedi?
* Siyasi bağlantılar araştırıldı mı?
* AKP’li isimlerin fon hareketleri incelendi mi?
* Krizden önce kimler fondan çıktı?
* İçeriden bilgi alan oldu mu?
* AKP’li şüphelilerin isimleri açıklandı mı?
* Kaç AKP’li gözaltına alındı?
* Kaç AKP’li tutuklandı?
* Siyasi koruma araştırılıyor mu?
* Sorumlu bürokratlar hakkında işlem yapıldı mı?
* Madem “iyi sınav verdiler”, AKP tam olarak ne yaptı?
@BirGun_Gazetesi yani buradan da muhalefete yürümezsin be abi, konu şu an AKP, suç üstü yakalanan AKP’li, en yakınızdaki, hatta manevi kızım dediğiniz biri, muhalefet ne alaka yani
Yolsuzluk her ülkede, her dönemde olabilir. Mustafa Kemal döneminde de oldu.
Bizim öfkemiz “yolsuzluk niye oluyor?” değil.
Bizim öfkemiz şu:
Bu işe kalkışan siyasetçi neden cezasını çekmiyor?
Atatürk dönemine bakalım:
• Bahriye eski Bakanı İhsan Eryavuz: Yavuz zırhlısının onarımındaki yolsuzluk nedeniyle 2 yıl ağır hapis + 2 yıl memuriyetten men.
• Ticaret eski Bakanı Ali Cenani: Bakanlığa verilen paranın kullanımındaki usulsüzlük nedeniyle 1 ay hapis + 4 ay rütbe ve memuriyetten mahrumiyet; ayrıca devletin zararı faiziyle tahsil edildi.
• Eski Bahriye Nazırı Mahmut Muhtar Paşa: Hazineyi zarara uğrattığı gerekçesiyle Yüce Divan’da suçlu bulundu ve zararı tazmin etmeye mahkûm edildi.
Demek ki mesele “bizim dönemde hiç yolsuzluk olmadı” demek değilmiş.
Mesele, olduğunda adamına bakmadan hesabını sorabilmekmiş.
Bugün bizim sorduğumuz da tam olarak bu:
AKP döneminde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarında neden aynı siyasi ve hukuki hesap verme tablosunu göremiyoruz?
Yolsuzluk her ülkede, her dönemde olabilir. Mustafa Kemal döneminde de oldu.
Bizim öfkemiz “yolsuzluk niye oluyor?” değil.
Bizim öfkemiz şu:
Bu işe kalkışan siyasetçi neden cezasını çekmiyor?
Atatürk dönemine bakalım:
• Bahriye eski Bakanı İhsan Eryavuz: Yavuz zırhlısının onarımındaki yolsuzluk nedeniyle 2 yıl ağır hapis + 2 yıl memuriyetten men.
• Ticaret eski Bakanı Ali Cenani: Bakanlığa verilen paranın kullanımındaki usulsüzlük nedeniyle 1 ay hapis + 4 ay rütbe ve memuriyetten mahrumiyet; ayrıca devletin zararı faiziyle tahsil edildi.
• Eski Bahriye Nazırı Mahmut Muhtar Paşa: Hazineyi zarara uğrattığı gerekçesiyle Yüce Divan’da suçlu bulundu ve zararı tazmin etmeye mahkûm edildi.
Demek ki mesele “bizim dönemde hiç yolsuzluk olmadı” demek değilmiş.
Mesele, olduğunda adamına bakmadan hesabını sorabilmekmiş.
Bugün bizim sorduğumuz da tam olarak bu:
AKP döneminde ortaya çıkan yolsuzluk iddialarında neden aynı siyasi ve hukuki hesap verme tablosunu göremiyoruz?
Fatma Betül Sayan Kaya olayını Adalet Bakanı açıklamadı.
YENİ Parti'nin açıklaması üzerine olay patladı ve mecbur kaldılar.
Eğer o bilgi dışarı sızmasaydı haberimiz bile olmayacaktı.
Kadın operasyon başlamışken Erdoğan’la Amerika’ya gitti, toplantılara katıldı. Yani belli ki dokunulmayacaktı. Olay ortaya çıkınca çaresiz kalıp "Hemen istifa ediyorsun, konuşmuyorsun" dediler.
Önümüzdeki günlerde çok daha tuhaf şeyler yaşayacağız.
https://t.co/YGnvfmEdMt
#FatmaBetülSayanKaya #SiyasiGündem #İstifa #SıcakGelişme #GündemÖzel #Siyaset
@AACanli bizimkiler milyarlarca liralık yoksuzluk yapacak ne yetkiye sahip, ne donanıma..
milyarlar, milyar dolarlar sizin yakınınızdakilerin marifetiyle buhar oluyor
Piyasada nakit yok.
Alım satım değil, resmen takas dönüyor. Daha doğrusu dönmeye çalışıyor:
— Abi ev alacağım ama sana şu tarlayı vereceğim.
— Tarlaya ne yazacağız abicim?
— 5 milyon yapar abi.
— Yok, ben onu 4 milyona sayarım.
— Senin daire 5 milyonsa, üstüne 1 milyon nakit vereceğim yani?
— Yok abicim… Tarla takasıyla ev vereceğim için benim daire 6 milyon.
— E o zaman benim tarla da 6 milyon abi. O da takas. :)
Piyasa öyle bir yere gidiyor ki herkes kendi malını “takas fiyatından” değerlendiriyor, karşı tarafın malını peşin fiyatından almaya çalışıyor.
Ortada nakit olmayınca fiyat varmış gibi görünüyor ama aslında gerçek fiyatı kimse bilmiyor.
Yakında ekspertiz değil, matematikçi çağıracağız.