“Ne yaşından anlarım insanın ne de başından . Ne sırtındaki paltosu umrumdadır ne de cebindeki kuruşları …
İsteğim sedece özgür olmak . Neyleyim aklımda ki prangayı . Derdim sadece iyi olmak .”
“Ne zor şeymiş kabullenmek . Tekrar tekrar ilk günki hevesle hiç usanmadan aynı şeyi denedim . İçimdeki çocuğu kandıramıyorum . O hala insanları masum sanıyor .”
“Hevesle açtığım kapıları çıt çıkarmadan kapatıyorum artık . Koşa koşa gittiğim yerlerden topallayarak dönüyorum . Artık inandığım bir şey kaldıysa o da şudur ki sessizliğin boş gürültüden daha çok yer kapladığıdır .”
“Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar mı bunu bilemem ama sonucunda şayet bir parça içim huzura erecekse hiç düşünmeden içindekilerle birlikte köyü ateşe veririm.”
“Sonra ?
Sonra hiç çözülmeyen bir karmaşanın habercisidir . Çünkü sonra kahve soğur , sonra çiçek solar , sonra insan büyür …
Sonralar sancılıdır . Toprağın filizlenmesi de sonra olur , gelmeyecek birini kabullenmekte sonra olur “
Kandırmayalım birbirimizi çocuk bir tekrarı olması için neleri feda edebileceğini tahmin bile edemeyiz . Aslına bakarsak hayatında yerinden oynayan pek bir şey olmadı ama senin için değişen bir şey oldu :
-mutlu oldun-
“Sanki ölecekmişsin gibi konuşuyorsun . Nolur yani bir kere bile düşünülmediysen . Unutulmayacak mıyız hepimiz ? Öyleyse Kaç kişi hatırlar ki en sevdiğin çiçeği ? Hiç gelmeyecek birini kaç gün özleyebilir ki insan?”
“Sen aslında yalnızlığına veya sessizliğine yüz çevirmiyorsun . Geçmiş senin için artık o kadar çok uzağındaki mutlu hissettiren hiçbir şeyi anımsamıyorsun .”