Bir Japon vatandaşı, çalıştığı restorandan her iş çıkışında İsrail elçiliği önüne gidip bağırarak katliamlara tepki veriyor
▪️“Çocukları öldürmeyin!
Katliamları durdurun”
İstanbul Havalimanı’nda suya 3€ vermek yerine, bu basit yöntemle tamamen ücretsiz su alabilirsiniz. Bu ipucu işinize yaradıysa kaydetmeyi, paylaşmayı ve daha fazla içerik için takip etmeyi unutmayın! #İstanbulHavalimanı#gezgin#tatil#sufiyat#enflasyon
https://t.co/1XWCLmsyw0
-Aksiyon tüm sorunları çözer.
-Stres, aksiyon alınmayan işlerden kaynaklanır.
-Her görevin bir deadline vardır.
-Bu deadline'lar olabildiğince en yakın zamandır.
-Bir problem çıktıysa ilk yarım saatte halledilmelidir.
-En iyi diye bir şey yoktur. İstekler ve tercihler vardır.
-Mükemmellik zamanla olabilen bir şeydir. Başta beklemek tamamen sürrealdir.
-Network her şeydir.
-En karışık konular bile 1 haftada anlaşılabilir.
-24 saat çok uzun bir zamandır.
-2 kol 2 bacağı olanın mutlu olmak için yeterli sebebi vardır.
-Problemler üzerine düşünmek için değil, üzerinden atlamak için vardır.
-Başına ne gelirse gelsin sağlık problemi ve ölüm olmadığı müddetçe gerçek bir problemin yoktur.
Zengin olup Rolex ya da Lamborghini almak gibi bir arzum yok.
Zengin olmak istiyorum ki zamanımı kontrol edebileyim ve pazartesi günleri saat 15:00'te spor salonuna gidebileyim.
Yağmurlu bir öğleden sonra bir kafede oturup bir saat dinlenin.
Böylece evde taze malzemelerle yemek pişirebilirim.
Bütçe konusunda endişelenmeden aileme ve arkadaşlarıma para harcayabiliyorum.
Benim zengin bir yaşam anlayışım bu, bana zorla kabul ettirilen sahte tüketimci anlayış değil.
Bu bir vicdan yazısı.
Belki dili o yüzden ağır olacak.
Bu yazıyı da sanırım en iyi, PKK terörüne karşı mücadele etmiş olanlar, kanın nasıl aktığını görenler, gerçekten acı çekenler ve acı-çile çekenleri hissedebilenler anlayacak.
Bir empati yapmaya çalışın lütfen:
Bir tecavüzcü; gözleriniz önünde bir adamın annesine, eşine, kız kardeşlerine tecavüz ediyor. Eğer o adamda onur, vefa, erkeklik, namus, akıl varsa o tecavüzcüye ne yapar?
Emin olun, PKK terör örgütü ve onun elebaşı Apo’nun Türkiye’ye, Türklere ve Kürtlere yaptığı o tecavüzcünün yaptıklarından çok daha ağır, çok daha incitici, çok daha onur kırıcıdır.
Arkamızdan vurmuşlardır, ihanet etmişlerdir, ülkemizi parçalamaya, kardeşliğimizi bozmaya kalkmışlardır, coğrafyamızı emperyalistlere peşkeş çekmişlerdir, binlerce Mehmetçik’i ve masumu katletmiş, sayısı bilinmedik Kürt kızının namusuna el uzatmışlardır.
O zaman sorumuz şu:
İnsan eli kanlı bir pisliği başının üstüne mi koyar, ayağının altında mı alır?
İtibar mı verir, muhatap mı kabul eder, adam yerine mi koyar, meşruiyet mi verir, otorite mi sayar, yoksa ona dünyada cehennemi mi, pisliğin, zilletin dibini mi yaşatır?
Cevap öncelikle sizin imanınızla, vicdanınızla, namusunuzla, vafanızla ilgilidir.
Çünkü konu önce siyasi, etnik, demografik ya da jeopolitik değil, vicdani, ahlaki ve imanidir.
Öte tarafıyla siyasetin, stratejinin, jeopolitiğin kaynak kodu rahmani ve ahlakidir. Hiçbir siyaset, strateji ve jeopolitik çözüm ahlakla, onurla, vicdanla, vefayla, insanlıkla velhasıl Rahman ve Rahman’ın emanetleriyle uyumlu değilse sorumlularına dünyada ve mahşerde yaşatacağı şey zillettir.
Bugün bir kez daha eli kanlı cani, örgütünün yaptığı her türlü ihanetten kötülükten sorumlu olan teröristbaşı Apo’nun ne mesajlar verdiğini konuşuyoruz.
Bazıları onu onurlandırıyor, reklamını yapıyor, yüreğine basıyor, medet umuyor, ayağına gidiyor, otorite olarak tanıyor.
Bunu neden yapıyorlar?
Bilmiyorum, kendilerine sorun.
Belki ne yaptıklarını biliyorlar, belki bilmiyorlar.
Ama neden yaptıklarını açıklayamıyorlar da.
Temiz, onurlu ve vefalı vicdanlara ve akıllara inemedikleri kesin. Sadece bilinmez bir amaç uğruna “Terörsüz Türkiye” sözünü bir silah olarak kullanıyorlar.
Aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu, kanın acısını bilen hiç kimse “Terörsüz Türkiye” hedefine “Hayır” demez zaten. Ama aklı, vicdanı, imanı, sağduyusu olan, kanın acısını bilen hiç kimse de bunun sinsi bir hainle ve onun aşağılık bölücü örgütüyle olmayacağını bilir.
///
Süreci başlatanlar “en ufak bir taviz verilmeyecek, terör örgütü kayıtsız şartsız silah bırakacak” diyorlardı.
Sinsice getirildiğimiz noktaya bir bakın lütfen: Aklanma-meşrulaştırma-muhatap alınma-otorite ilan edilme süreçleri yaşatılan eli kanlı cani teröristbaşı Apo; artık Türkiye’yi bölünmeye taşıyacak;
- Sözde anayasal vatandaşlık,
- Sözde barış yasaları,
- Sözde demokratik toplum,
- Sözde entegrasyon kisvesi altında…
Anayasanın değiştirilmesinden, üniter devletin parçalanmasından, devletin ve egemenliğin çöküşünden bahsediyor, yol, yordam, yöntem gösteriyor.
Çok merak ediyorum, acaba kaç kişi bu caninin söylediklerinin anlamını, amaçlarının ne olduğunu sorguluyor?
Örgüt ve elebaşı, terör-eylem-parçalama-nüfuz etme metodlarını değiştiriyor, amaçlarını değil.
Bu terör stratejisiyle yapısal bütünlüğünü, ideolojisini, karar mekanizmalarını, silahlarını ve niyetleri muhafaza altına almak istiyor.
Böylece 40 yıldır silahla yapamadığını yeni bir metotla, yeni bir faza geçiriyor.
Yani yılan kabuk değiştiriyor.
Biz de izliyoruz.
//
Aslında benim sözüm terör örgütüne, onun elebaşına ve onları himaye eden, kötülük dolu bir coğrafya ve meşum bir gelecek kurgulayanlara değil.
Bugün Kürt’üyle Türk’üyle bir millet teröre ve elebaşına bu kadar yüz veriyor, medet umuyor, otorite kabul ediyor ya da meşrulaştırıyorsa, çareler denizinde gidip bir yılana sarılıyorsa, o toplum bırakın fiziki bir işgali, çok daha ötesinde;
- Bir hakikat bilgisi krizi,
- Bir ahlaki çöküş,
- Bir iman bunalımı,
- Bir zihinsel işgal,
- Bir insanlık, onur, vefa ve hafıza krizi yaşıyor demektir.
Ve artık her şeye müstehaktır.
Ama inanıyorum…
Türk milleti, Kürt’üyle, Türk’üyle bu varoluşsal zafiyeti öyle ya da böyle aşacaktır.
Ya aklı, vicdanı, onuru ve imanıyla.
Ya da çok acı bedeller ödeyerek.
Vicdanı, aklı, imanı, sağduyusu, ahlakı, vefa duygusu ve hafızası kalanlar bu günleri unutmasın ve tarihe bir not düşsün.
Saygılarımla…
Abdullah Ağar
27 Şubat 2026
🗣️İspanya Başbakanı Pedro Sánchez:
“İspanya, tarihin doğru tarafında durmaktadır.”
“Gazze’de yaşananlar bir soykırımdır.”
“Hanımefendiler, beyefendiler… Benimle birlikte söyleyin: Bu bir soykırımdır!”
Bir baba ve kızı, “bir adım öne gel” akımını yaparken 9 yaşına kadar sahip olunan şeyler sorulduğunda baba en geride kalıyor ve kızı bu duruma daha fazla dayanamayarak hüngür hüngür ağlamaya başlıyor.
Güney Çöküyor: Türkiye’nin Gözleri Önünde Kurulan Terör Devleti.
Türkiye ‘Terörsüz Türkiye’ ile Oyalanırken Suriye’de Atı Alan Üsküdar’ı Geçiyor: Türkiye’ye Kurulan Zaman Tuzağı.
Türkiye’deki insanların büyük bir kısmı meseleyi hâlâ şöyle sanıyor: “YPG orada, biz burada; nihayetinde Suriye’nin iç meselesi…” Oysa Suriye’nin kuzeyinde kurulan yapı artık Suriye’nin iç meselesi olmaktan çıkmış, Türkiye’nin güneyine doğru ilerleyen bir coğrafî çökme mühendisliği hâline gelmiştir.
Doğru, Fırat’ın doğusu ve kuzeydoğusundaki YPG/PKK terör örgütünün süslü cümlelerle Suriye’yi parçalama, geleceğine ipotek koyma ve terörün Akdeniz’e çıkma meselesi esasen Şam’ın çözmesi gereken bir sorundu. Hatta Şam’ın gerçek bir meşruiyet-irade-üniter devlet inşasının temel şartıydı. Ama Şam bugüne kadar sadece konuştu; bekledi, erteledi, başta ABD-İsrail olmak üzere batılıların ve Arap aktörlerin reaksiyonları gözetti ve 10 Mart mutabakatı masalına sığındı.
Sonuçta Suriye’nin tamamına iki büyük düğüm çöktü:
1. YPG/PKK’nın devlet-öncesi bir yapıya dönüşmesi,
2. Şam’ın nereye yürüdüğü meselesi.
///
Şam dosyası başka bir yazının konusu. Ama bugün acil olan şu çıplak gerçektir: YPG-PYD artık bir terör örgütü değil; ABD-İngiltere-Fransa tarafından adım adım devletleştirilen, Türkiye’yi içeriden çökertmeye programlanmış bir PROTO-TERÖR DEVLETİDİR.
Bir garnizon devlettir.
Bir ileri karakol devlettir.
Ve bu artık “taslak” değil, uygulaması devam eden bir projedir.
Abartıyor muyum?
Gelin birlikte bakalım.
///
2019’dan Bugüne: ABD Türkiye’yi Nasıl Zaman Tuzağına Sıkıştırdı?
Cumhurbaşkanı Erdoğan 2019’da harekatın hedefini “432 km x 30 km” olarak ilan etmişti.
Barış Pınarı başladığında ise PKK, ABD’nin rehberliğiyle 3 km’ye razı görünürken Mehmetçik bir gecede 30 km derine, hatta taktik gerekçelerle M-4 karayolunun güneyine inince çarşı pazar karıştı.
Telsizlerden uyarılar yağıyor, ABD İHA’ları Mehmetçik’in tepesinde geziyor, saldırı helikopterleri Apache’ler alçak irtifadan uçuyor, üstüne sağımıza solumuza top atılıyor, ateş baskısı uygulanıyordu.
Ardından Trump; Pence ve Pompeo’yu jet hızıyla Ankara’ya gönderdi.
Pazarlıklar yapıldı ve harekât 130 km’de durduruldu.
Neden?
Çünkü ABD’nin panikle korumaya çalıştığı şey örgüt değildi, Türkiye’ye karşı geliştirdiği terör-devleti projesiydi.
Bugün karşı karşıya olduğumuz gerçek tam olarak budur.
///
Hatırlayın lütfen: Bu alanın böyle “130 km x 30 km” kalmasının başımıza nasıl büyük belalar açacağını, YPG/PKK’nın sınırdan uzaklaşmayacağını, Arap havzasına itilmeyeceğini, Ayn el Arap-Kamışlı-Amude-Derbesiye-Derik gibi YPG/PKK’nın güç, alan, insan ve koridor devşirdiği düğümlerde kalacağını söylediğimde, nasıl linçlere/saldırılara maruz kalmış, bugün olduğu gibi nasıl yayınlardan aforoz edilmiştim.
///
Suriye’nin Kuzeyinde Kurulan Şey Bir Örgüt Değil, ABD Tarafından Ekilmiş Bir Rejimdir.
Siz meseleye bir üst fotoğraftan; Suriye’nin toprak bütünlüğü, yeniden inşası ve istikrarı üzerinden bakıp, sorunun zaman içinde çözüleceğini veya çözebileceğinizi düşünüyor olabilirsiniz. Peki ya öyle olmazsa, peki ya bu da zamana oynayan bir tuzaksa.
Bunun için terör örgütünün;
- Türkiye’deki Terörsüz Türkiye/çatışmasızlık sürecini nasıl bir fırsata çevirdiğine,
- Suriye’de ve Irak’ta alanlarını, kaynaklarını, (drone ve karşı drone dahil teknoloji vd.) kabiliyetlerini,
- Tahkimatını, tünel ve mağara ağlarını,
- Sözde meşruiyetini nasıl geliştirdiğine,
- ABD’nin örgüt ile konvansiyonel ilişkisini nasıl arttırdığına bakmanızı öneririm.
Ve örneğimiz bugün ortada: 10 Mart anlaşması için sonbahara kadar zaman tanınmıştı. Şimdi kış oldu. Şimdi yeni modeller, yeni miatlar, yeni devletleşme adımları konuşuluyor.
Bu geldiğimiz noktada çok rahatlıkla şunu söyleyebilirim: Suriye’nin kuzeyinde “PKK Terör Devleti” artık bir taslak değil, uygulanmakta olan bir projedir.
Bu Türkiye için bir kırmızı alarmdır.
///
ABD, bu yapıyı artık şu üç sac ayağıyla koruyor:
- Askeri-HSS şemsiyesi ve üs ağı,
- Haseke, Rümeylan, Tel Tamir, Şeddade… Bunlar artık geçici üs değil, kalıcı komuta noktaları.
- Radar ve gözetleme kuşağı… CENTCOM’un kurduğu yeni radar-İHA ağı, Türkiye’nin operasyon kabiliyetini adım adım baskılıyor.
Sadece bu kadar mı?
- Kurumsallaştırma bütçesi ve eğitim: 2024-2025’te YPG’ye ayrılan 550 milyon dolarlık ek bütçe sadece maaş değil, “terör devleti inşası” bütçesi.
- Şam ile Haseke, HTŞ ile YPG, Colani ile Kobani arasındaki ilişkiler ağını yönetiyor.
- İsrail’in stratejik gücü ile Şam’a gözdağı veriyor, baskı yapıyor.
- Havuç/sopa, vaad/tehdit ile Şam’ı güdülüyor.
- Irak’ın kuzeyindeki PKK alanları ile Suriye’deki PKK alanlarının birleştirilmesi çalışmaları yürütüyor. Artık sadece KYB değil, KDP’nin de bu işe dahil edilmesi söz konusu. Duhok süreçleri ve ne olup bittiğini anlamadan Türkiye’den bir grup zevatın da katıldığı Duhok toplantısı bunun toplantısıydı. Bunu başarırlarsa Türkiye’nin güney hattı tek bir örgüte kapanır ve Türkiye tarihindeki en büyük güvenlik kırılması yaşanır.
Türkiye’de ise kan akmasın umuduna bağlanmış, algı ve ilgi dağıtılmış, Terörsüz Türkiye süreçleri ile Türkiye stratejik bir oyalanma sürecine girmiş durumda.
Artık görülmesi gereken gerçek şudur: Türkiye’nin güneyi artık bir hat değil, bir cephe sistemidir. Bu cephenin lideri PKK’dır, finansörü-aklı-hamisi ABD’dir, ortakları İngiltere-Fransa ve İsrail’dir. İdeolojik çimentosu ise (kadın, çok halklılık, demokrasi ve sükülerliliğin kullanıldığı) YPG terör örgütüdür. “Suriye’nin kuzeyinde PKK artık örgüt değil; (HTŞ’ye karşı kavramsal üstünlüğü dahil) Suriye’nin üniter yapısını hedef alan bir rejimdir.”
///
DÜĞÜM AĞI HARİTASI: Suriye Kuzeyi Artık Bir Cephe Sistemidir:
KCK/YPG/PKK klasik bir terör örgütü değil; artık bir düğüm ağıdır.
- Ayn el Arap (İdeoloji düğümü)
- Haseke, (Karar düğümü)
- Kamışlı, (Sınır, demografya düğümü)
- Derik, (Irak geçiş ve asıl yönetim düğümü)
- Rümeylan (Enerji düğümü),
- Şedade (Lojistik düğümü),
- Tel Temir (Hristiyan-Asuri düğümü)
- Ayn İsa (karar transfer düğümü)
- El Hol, El Roj başta hapishaneler (Deaş istismar) düğümü.
- Halep (Şeyh Maksud-Eşrefiye) (Çatışma-uzlaşma-refleks test düğümü)
Yani “Suriye’nin kuzeyi Türkiye için bir dış politika değil; bir iç güvenlik felaketinin mühendislik aşamasıdır.”
Bu yapı büyürse-kalırsa Türkiye için “Güney Çökmesi” kaçınılmaz olur.
///
Suriye’deki PKK artık bir terör örgütünden çok daha öte Türkiye’nin gözlerinin içine baka baka kurulan bir düşman garnizon devlettir. Bugün Suriye’nin kuzeyinde büyüyen şey; sınır, polis, asayiş, istihbarat, yargı, vergi, gümrük ve enerji altyapısı şekillenen fiilî bir PKK terör devletidir.
“Asayiş”, “Anti-terör”, “iç güvenlik”, “İstihbarat birimleri” tamamen PKK kadrolarıyla doldurulmuştur.
///
Irak’ın Kuzeyi + Suriye’nin: Tek Kuşak, Tek Cephe İnşası:
Yakın geçmişte pek izi görülmeyen bu projenin Halep ve Şam savaşlarıyla birlikte (ABD, Fransa marifetiyle) olağanüstü bir ivme kazandığını gördük. Uzun süredir sessizce yürüyen proje artık gün yüzüne çıktı:
- Dohok Süreci-son kerte Duhok toplantıları,
- Barzani’nin Cizre sinyali,
- Khor Mor saldırıları,
- Herki-Peşmerge çatışması,
- Irak seçimleri,
- KYB–PKK entegrasyonu,
- İsrail’in Suriye’deki baskı seti,
- Şam’ın belirsizliği.
Hepsi aynı haritanın parçası.
Eğer birleşme tamamlanırsa:
Suriye’nin kuzeyi + Irak’ın kuzeyi = Türkiye’nin güneyinde tek ve bütünleşik bir PKK kuşağı
Bu, Türkiye tarihinde yaşanacak en büyük güvenlik kırılması olur.
///
Peki bu bizim için demektir?
- Türkiye’nin Hakkâri-Şırnak-Mardin-Ş.Urfa hattı, kuzeyden değil GÜNEYDEN kuşatılır.
- Türkiye’nin güneyindeki 912 km’lik hat PKK cephe bandına dönüşür.
- 2030’a kalmadan resmen tanınmasa da fiili bir ‘PKK terör devleti’ ortaya çıkar.
- Türkiye’nin Arap havzasıyla coğrafi bağı kopar.
- Türkiye’nin jeopolitik değeri dramatik şekilde düşer.
Bu klasik bir tehdit değil; tasarlanmış bir coğrafî yırtılmadır.
///
Bugün Suriye’nin kuzeydoğusunda stratejik gerçek şudur:
ABD, YPG/PKK’yı değil, YPG/PKK üzerinden tasarladığı “proto narko terör devletini” korumaktatır.
Bu terör devletçiği ABD’ye:
- Kaynak ve alan kontrolünü,
- Enerji denetim imkanını,
- Enerji koridor inisiyatiflerini,
- İran’ın kara koridorunu kesmeyi,
- Türkiye’yi sınırlandırmayı,
- Rusya’yı dengelemeyii
- Irak-Suriye hattını Batı’nın kontrolüne bağlamayı,
- Kuşağı Akdeniz’den Hazar’a uzatmayı,
- Bölge ülkelerinin parçalanmasını sağlar/sağlayacak.
Yani YPG amaç değildir; bir araçtır.
Ve Türkiye büyük bir risk, baskı altında kenarda kalacak.
///
Bu ABD’ye;
- Sahadaki enerji-denetim koridoru ayakta tutmayı,
- Irak’tan Akdeniz’e, Akdeniz’den Hazar’a uzanan hatların çökmemesini,
- İran’ın kara koridorunun bölünmesini,
- Türkiye’yi sınırlandırmayı,
- Rusya’yı dengede tutmayı sağlıyor.
Yani ABD için YPG’yi korumak, amaç değil; araçtır.
///
O zaman?
Başrolü oynama, bağ kopartma, ağ bozma, figüranı sahneden çıkartma zamanıdır.
///
En Tehlikeli Gelişme: “Suriye’den Türkiye’ye İç Transfer”
Suriye’deki PKK’nın amacı (belki bugün) Türkiye’ye saldırmak değil; Türkiye’deki PKK’nın omurgası olmak.
Son iki yılda Türkiye’de gerçekleşen terör olaylarına, bunun coğrafi kaynağına, Türkiye’ye Suriye’den aktarılan YPG kadrolarına ve lojistik hücrelere bir bakın derim. (Emniyet, jandarma ve MİT’in PKK’ya yönelik gerçekleştirdiği yurt içi operasyonları)
Bu tablo Türkiye için şu anlama gelir: PKK artık dağda, YPG-PKK çölde; sınırın ötesinde değil, Türkiye’nin iç hücre sisteminde. Ve bu sistem Suriye’den besleniyor.
///
5-10 Yıllık Tehlike: Ekonomik, Demografik ve Güvenlik Çöküşü:
Suriye’deki bu yapı durdurulamazsa:
- Güneydoğuda demografik kırılma hızlanır.
- Ekonomik çöküş ve nüfus akışı güvenlik boşluğuna eklenir.
- Meskun mahal çatışmaları geri döner (Karayılan’ın “30 il ve ilçe” tehdidi).
- Türkiye yılda %1,5-2 büyüme kaybeder.
- İç istikrar 10 yıl boyunca yüksek tansiyon yaşar.
- Irak’a ve Irak havzasına yönelik ihracat etkilenir.
Bu bir “risk” değil; mühendisliği yapılan bir çökme planıdır.
///
Son Cümlem:
Suriye’nin kuzeyi bugün kontrol edilmezse, yarın Türkiye’nin güney yarısı kontrol edilemez hâle gelir.
Egemenliğine, toprak bütünlüğüne, bağımsızlığına tehdidin sınırı yoktur.
Hem Suriye hem Türkiye için.
Kimsenin söz söylemeye, engel olmaya hakkı yoktur.
Bu bir irade savaşıdır.
İsrail örneği ortadadır.
Saygılarımla
Abdullah Ağar
11 Aralık 2025
Oscar Wilde'dan 40 Değerli Alıntı
1. “Asla açıklamalara girişmeyin. Dostlarınızın buna ihtiyacı yoktur, düşmanlarınızsa zaten onu umursamayacaktır.”
—Oscar Wilde
Vatandaş Yunanistan'a ucuz tatile mi gidiyor? Hemen yurtdışına çıkış harcına fahiş zam yapılsın. Tatil daha pahalı olsun.
Vatandaş banka uygulamasından düşük komisyonla döviz mi alıyor, hemen uygulama yasaklansın. Vatandaş daha yüksek komisyonla bankadan döviz alsın.
Vatandaş Temu'dan ucuz bir şey mi alıyor hemen limit 27 Euro'ya insin hatta o bile çok görülsün. Vatandaş ucuz bir şeyler alamasın. Yasaklansın.
Vatandaş kendini enflasyona karşı korumak için altın mı alıyor, hemen altın kotası getirilsin. Kota dolunca altın ithalatı yasaklansın. Yurt içinde altın fiyatı artsın, vatandaş makas yüksek alamıyoruz desin.
Vatandaş TL'ye ve açıklanan enflasyona güvenmediği için döviz mi alıyor o zaman döviz baskılansın, vatandaş bezdirilsin.
Vatandaş nasıl olsa döviz fazla artmaz diye TL'de mi duruyor, o zaman sağlam bir devalüasyon olsun vatandaş TL'ye güvendiğine bin pişman edilsin.
☀️Bu bir şahlanıştır,
☀️Ve yepyeni bir başlangıçtır.
☀️@iyiparti kalesinin burçları bugün “biz de varız, buradayız” diyerek koşup gelen on binlerle doldu.
☀️Ve bu güzel ülkeye yepyeni bir umut oldu.
☀️Teşekkürler Bursa.
🇹🇷Teşekkürler Türkiye.
#BirinciVazifen#SizHepinizBizTek
#SonKaleİYİParti
#BizVarız
Bursa Osmangazi Meydanı, Serdengeçtilerin buluşma noktası olacak!
Çözüm süreci tiyatrosunun figüranı olmayı reddeden Türkiye sevdalılarının iradesi, Genel Başkanımız Sayın @MDervisogluTR’nin liderliğinde yarın burada yükselecek! 🇹🇷
#BirinciVazifen
📍 3 Ağustos Pazar – Saat 18.00