Dünyada pek çok üniversite, kurum derslerin bir kısmını paylaşıyor. Bunlardan seçip kitap okur gibi, derse gider gibi disiplinli bir şekilde takip etmek lazım. Bazı İngilizce, Arapça ve Türkçe ücretsiz platformları sizinle paylaşayım. Sizin de önerdikleriniz varsa buyrun.
Sıra bize de gelecek..!
Çünkü:
"Emperyalizm'in(=Kapitalizm'in) tüm insanlık, özgürlük, hak-hukuk, adalet vb. konulu şarkıları,
modernizmin metafiziğinde gömülü,
kendi-olmayana karşı derin ve yıkıcı bir faşizmi(:nefreti) örtmek için bestelenmiştir."
İnna lillahi ve inna ileyhi râciûn.
Hayatını İslâm düşüncesine adayan, Malezya Uluslararası İslâm Üniversitesi çatısı altında kurulan ISTAC (International Institute of Islamic Thought and Civilization)’ın banisi ve büyük bir İslâm mütefekkiri Prof. Dr. Syed Muhammad Naquib al‑Attas’ın vefatını derin bir teessürle öğrenmiş bulunuyorum. Geride bıraktığı muazzam miras ümmetin yolunu aydınlatmaya devam edecektir. Malezya ve tüm ümmetin başı sağ olsun. Mevla, mekanını cennet, makamını âli eylesin.
İran'da ABD ve İsrail'in katlettiği 168 kız çocuğumuzun anısına💔
Allah'ım sana yakarıyoruz, bu çocukların intikamının alındığını göster bize. Senin gücün her şeye yeter Rabbim! Suçluların cezalandırıldığını göster bize!
Okullar bombalanırken neyi tartışıyoruz?
Hiçbir uluslararası hukuk kuralına dayanma ihtiyacı duymaksızın İran’a saldıran, savaş dayatan, bir dini lideri hedef alıp öldüren ve okul bombalayıp çocuk katledenlerin derdinin hukuk veya adalet olmadığını biliyoruz.
O zaman bu vahşetin gerçek sebepleri neyse onları konuşmamız gerek.
İran’ı, rejimini ve onun yanlışlarını konuşmayalım demek değil bu. Konuşuyoruz zaten, yarın da konuşacağız. Ama ABD ve İsrail saldırırken, ateş altında çocuklar ölürken değil.
Konuşurken de milliyetçi ve mezhepçi klişelerle, ucubeleştirerek, hepsini değişmez ve olumsuz bir “bunlar var ya”ya indirgemeden konuşmak gerek. Aksi halde bu konuşmalar anlama sağlamaz, sorun çözmez, sadece birilerinin “böl ve yönet” ateşine odun taşır.
https://t.co/qqNQvDeKo1
SİYONİST EĞİTİM
"A tu tu, tu-tu, haaravım yamutu". Bu İbranice sözlerden oluşan nakaratı İsrail'deki mektep çocukları ders aralarında durmaksızın tekrar ederlermiş. Anlamı da şu: "Hepsi, hepsi, hepsi gebersin Arapların".
Siyonizmin en müşahhas kalesi olan İsrail Devleti (Medinat Israel) bu ülkede eğitimin hem Batı medeniyeti standartlarının altında kalmayışı ve hem de Yahudi kültürünün öz ölçülerinden sapmaksızın yürütülmesi sayesinde ayakta duruyor diyebiliriz. Yani İsrail günümüz Batı medeniyetinin teknik, kültürel, felsefi ve politik gereklerine tamtamına uymayı gözetirken, çağların ötesinden taşıyıp getirdiği Yahudilik idealine de sıkı sıkıya bağlı olarak düzenliyor hayatını. Bu idealin temelinde ise Yahudi olmayanlara duyulan kin ve nefret var. Yani İsrail'de eğitim "laik" değil. Öğrenciler dini metinlerin doğrudan etkisi altında. Buna mukabil İsrail'e komşu olan bütün ülkelerde eğitim laik. Üstelik Arap ülkelerinin eğitim düzeni Batı medeniyetinin sıkı denetimi altında.
Her Yahudi çocuğu sistemli olarak kendinin üstün bir insan, Yahudi olmayanların ise insan bile olmadıkları düşüncesi ile yetiştiriliyor. Bu propagandaya da dini metinler esas alınıyor elbet. Muharref Tevrat’ı daha da tahrif ederek kendilerine yarayan bir zülüm teorisi inşa ediyorlar. Meselâ Kitabı Mukaddes'te "Oyma puta şekil verenlerin hepsi boş adamlardır." (İşaya 44/9) denildiği halde Siyonistler bu sözü "Yahudi olmayanların hepsi boş adamlardır" şeklinde anlayıp anlatıyorlar. Fakat ellerinde çok daha militan hükümler var: Talmud diyor ki: "Yahudi olmayanların en iyisi bile öldürülmeyi hak etmiştir" (Aboda-Zara).
Siyonizm Yahudi olmayanların bağlı kaldıkları medeniyet idealleriyle kendini bağlı saymadan çocuklarını ve gençlerini öz Yahudi ülküsüne uygun olarak yetiştiriyor. İsrail Devleti kuruluş sırasında sol kamuoyuna sempatik gelebilecek girişimlerle işe başlamıştır. Ama her zaman pratik çözümler peşinde olmuştur. Yani çağın ideolojileri ancak kullanılabilir aletler olarak kısa zamanda işe koşulup hurdaya ayrılıvermiştir. İsrail için tazeliğini koruyan yalnızca Tevrat ve Talmud'dan çekip aldığı din hükümleri ve onların yaşanılan gündeki önemleridir. Tesniye kitabı İsrail'e başkalarının malı üzerinde hak tanıyor: "Senin bina etmediğin büyük ve iyi şehirleri ve senin doldurmadığın bütün iyi şeylerle dolu evleri ve senin kazmadığın kazılmış sarnıçları ve senin dikmediğin bağları ve zeytinleri sana vermek üzere." (Tesniye 6/10 11) Komşularıyla münasebetlerinin ne olacağı ve dünya politikasında hangi yeri tutacağı da din konusu İsrail için: "Sizden büyük ve kuvvetli milletlerin mülkünü alacaksınız. Ayak tabanınızın basacağı her yer sizin olacak. Sınırlarınız çölden ve Lübnan'dan, ırmaktan, Fırat ırmağından garp denizine kadar olacaktır” (Tesniye, 11/23.24) İsrail 35 yılda sınırlarının yarısını teminat altına almıştır denilebilir. Yani çölden ve Lübnan'dan geçirdi şimdilik sınırlarını, demek ki geriye Fırat'tan Akdeniz'e kadar olan kısım kaldı.
Tepeden tırnağa böyle hükümlerin geçerli olduğu inancıyla dolu insanların herhangi bir uluslararası toplantıda alınan kararları dikkate alacağını, yahut işgal ettiği topraklardan çekilmeyi kabul edeceğini hayal etmek beyhudedir. Çünkü Yahudi bir yere bir kere ayak bastı mı orasının kendine ait olacağını daha ilk eğitimiyle birlikte öğreniyor. Yahudiliğin kendini üstün insan görme sapıklığı onları son derece kıyıcı kılıyor ve üstelik gösterdikleri vahşet ve canavarlık kendilerinde hiçbir vicdan azabı doğurmamaktadır. Avrupa'da 400 sene süren engizisyon ancak 32.000 insan öldürmüştür. Halbuki İsrail kurulduğundan bu yana sayıları 150.000'e yaklaşan Müslüman Arap öldürmüştür. Fakat engizisyon ve Nazi katliamı dünya literatürünün birer temel motifi olduğu halde Yahudi zulmü konu dışı kalabilmiştir. Siyonist eğitimin milletler arası başarılarından biri de budur.
İsmet Özel, 07.06.1978 Yeni Devir
(Şairin Devriye Nöbeti-2 Bileşenleriyle Basit Sf:299)
Ahlâksızlık
kişinin tabiat'ından kaynaklanıyorsa
terbiye edilebilir;
zekâ'sından kaynaklanıyorsa,
o kişi insanlığını tatil etmiş demektir.
Çağımız topyekün tatilde;
tatil yani insanlığın askıya alınması;
yani kriz.
İnsanlığı yeniden konumlandırmak için
ferdiyet ve ahlâk elzem.
Olup bitenler gösteriyor ki
modern ve çağdaş dönemde üretilen
hemen tüm felsefî, estetik, politik, vb. söylemler ve kurumlar,
bizâtihi dümeni elinde tutanların
kendi şeytânî karakterlerini
örtmek ve gizlemek için geliştirdikleri
manipülatif enstrümanlardan başka bir şey değilmiş.
Allah Resulü Dedi ki:
"Kim bütün kaygılarını tek bir kaygıda, meâd kaygısında toplarsa, Allah onun dünyadaki tüm kaygılarını giderir. Kim de kaygılarını parçalar ve dünya hallerine dağıtırsa, Allah onun nerede helak olduğuna aldırmaz."
İbn Mâce, Muḳaddime 23, Zühd 12
“Trump Grönland’ı, Kanada’yı ve Panama Kanalı’nı ilhak edebilir mi? Filistinlileri Batı Şeria ve Gazze’den sürgün edebilir mi?
Açık cevap: Hayır.
Peki, bu fikirlerin yalnızca dile getirilmesinin etkisiz olduğu anlamına mı gelir?
Bu rastgele bir siyaset değil, bilinçli bir taktik
Peki, bu nasıl işliyor?
1️⃣ Sis ve Aynalar Teorisi:Gerçeği bir medya illüzyonuna dönüştürmek.
Bu strateji, gerçekliği manipüle etmek için büyük bir medya gürültüsü yaratmayı amaçlar. Dikkat dağıtmak veya gizli hedeflere ulaşmak için olmayan bir şeyi varmış gibi göstermeye dayanır.
🔹 Nasıl uygulanıyor?
•Filistinlilerin zorla göç ettirilmesi gibi uygulanamaz bir konunun sürekli gündeme getirilmesi, insanların bunu reddetmek yerine tartışmaya başlamasına neden oluyor.
•İsrail’in askeri başarısızlığının tartışılacağı yerde konu “Filistinliler nereye gidecek?” sorusuna kaydırılıyor.
•Mısır, Ürdün ve Körfez ülkeleri gibi hedef ülkeler, bu planı doğrudan reddeden değil, müzakere eden taraflar gibi gösteriliyor.
🔹 Sonuç?
•Zorla göç ettirme fikri bir savaş suçu olmasına rağmen sanki tartışılabilir bir seçenekmiş gibi algılanıyor.
•Arap ve uluslararası aktörler, sürekli yalanlama ve açıklama yapmak zorunda bırakılarak savunmaya itiliyor.
•Temel soru “İsrail saldırıları durdurulmalı mı?” olmaktan çıkıp “Filistinliler için alternatif çözümler neler?” haline geliyor.
2️⃣ Alanı Bilgiyle Boğma: Kaos yaratarak kontrol sağlama
Bu strateji, medyayı ve kamuoyunu, gerçekçiliği sorgulanmayan açıklamalar ve kararlarla bombardımana tutarak siyasi anlatıyı kontrol altına almayı amaçlar.
🔹 Trump ve Netanyahu bunu nasıl kullanıyor?
•Trump, büyük ölçekli planlardan bahsederek (Filistinlileri sürgün etmek, duvar inşa etmek, yaptırımlar uygulamak), uygulanamaz olsalar bile medya gündemini belirliyor.
•Amaç: Muhalifleri ve medyayı şaşırtmak, onları her yeni iddiaya yanıt vermekle meşgul edip esas konulardan uzaklaştırmak.
•Netanyahu ise, askeri başarısızlıklarını örtmek için sürekli büyük tehditler savuruyor. Gerçekte bunları gerçekleştiremeyecek olsa da, muhataplarını sürekli bir “savunma tepkisi” vermeye zorluyor.
🔹 Sonuç?
•Medya ve kamuoyu, Trump ve Netanyahu’nun iddialarına cevap yetiştirmeye çalışırken asıl gerçeği gözden kaçırıyor:
İsrail askeri olarak başarısız oldu, Trump ise medya üzerinden hamle yapıyor.
•Kaos arttıkça, tehlikeli kararların gözden kaçırılması kolaylaşıyor.
3️⃣ Onay Üretme:Tekrar edilerek normalleştirilen fikirler.
Bu yöntem, belirli fikirlerin sürekli tekrar edilerek alışılmış hâle getirilmesine ve dolayısıyla ilk başta şok edici gelen şeylerin zamanla kabullenilmesine dayanır.
🔹 Nasıl işliyor?
•Birkaç ay önce Filistinlilerin zorla göç ettirilmesi kabul edilemez bir fikirken, şimdi sürekli tekrar edilerek medya tartışmalarına girmiş durumda.
•Konu yalnızca tekrar etmek değil, farklı kanallardan sürekli gündemde tutmak:
•ABD yetkililerinin açıklamaları
•İsrail tehditleri
•Basına sızdırılan “gizli” planlar
•“Bağımsız” analizler
•Uluslararası kuruluşların açıklamaları
•Aynı taktik, Irak işgalinden önce kitle imha silahları bahanesiyle kullanılmıştı. Yalan olduğu bilinmesine rağmen medyada sürekli tekrarlandığı için savaşa gerekçe haline gelmişti.
🔹 Sonuç?
•Zorla göç ettirme, tamamen reddedilen bir fikir olmaktan çıkıp, “gündemde olan bir seçenek” haline geliyor.
•Tartışmanın ekseni “Bu mümkün mü?” noktasından “Bunu en iyi nasıl yapabiliriz?” noktasına kaydırılıyor.
⚠️ Sonuç: Bu çok tehlikeli bir strateji, ama panik değil, kararlı bir duruş gerektiriyor.
🔹 Asıl tehlike Trump ve Netanyahu’nun planları değil, insanların bu planları mümkün görebilmeleri.
🔹 Yapılması gereken şey sadece planı reddetmek değil, onu tartışmaya bile açmamak.
🔹 Medya manipülasyonlarına kapılmadan gerçeğe odaklanmak: Bütün bunlar, İsrail’in askeri başarısızlığını gizlemek ve sahte politik baskılar oluşturmak için yapılan taktiksel bir hamledir.”
(Muna Hawwa)
“Bir de size bir müslümanın hümanizm tanımını yapacağım: Hümanizm insanın yanayakıla arzu ettiği özgürlük sevdası yüzünden, Allah’ın insanı kendi haline bırakmasıdır.”
https://t.co/Rs1kob90SB
@ihsanfazlioglu
@kkucukalp :"Hakikatle hakikatli bir ilişki, nübüvvet olmaksızın mümkün değil.Peygamberlerini yitirdikleri için diğer dinler, Allah’ı soyut bir tasavvur nesnesine, kitabı da üzerinde epistemik cambazlıklar yaptıkları, öznellik metafizikleriyle öğretiye dönüştürdüler"