@volkan_giritli Şunu anlayın artık: KK ifşa oldu. Yerine şüphe çekmeyecek yeni bir piyon lazım ki birileri başta kalmaya devam etsin. Bu yeni kişi de KK ile aynı şeyleri söylesin ki milliyetçi seçmen soğuyup oy vermesin. Sadece isimler değişti.
‼️ Bugün Halfeti ilçesinde halihazırda yapılmaya devam eden promosyon ihalelesinde verilen teklifler Türkiye gerçeklerinden oldukça uzaktır. Bugün gerçekleştirilen promosyon ihalesinde en yüksek teklifi 60 bin lira nakit ve 5 bin lira paraf puan ile Halkbankası vermiştir. Yaklaşık 800 eğitim çalışanın bulunduğu Halfeti ilçemizde 65 bin liralık teklif son derece komik rakamdır. Promosyon sözleşmesi henüz imzalanmamıştır. İhalenin tekrarlanması ve masaya gerçekçi tekliflerle gelinmesi gereklidir.
✅️ İlk olarak Halfeti İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve yetkili sendikanın ihaleyi imzalamaması gerekir. Ayrıca Halfeti İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü'nün anket açarak ilçede görev yapan tüm eğitim çalışanlarına promosyondan beklentilerini sormalarını istiyoruz. Ayrıca ilçedeki yetkili sendikanın diğer sendika ilçe başkanları ile bir araya gelerek promosyon konusunda bir yol haritası oluşturmalarını istiyoruz.
❌️ Türkiye' de diğer iş kollarına promosyonlarda çok daha yüksek miktarlar teklif eden bankaların sıra eğitim çalışanlara geldiğinde verdikleri teklifler son derece komik rakamlardır. Bankalar eğitim çalışanlarını hangi gözle görmektedir? Halfeti'de bankaların verdikleri teklifler emeğimizin ne kadar değersizleştirilmeye çalışıldığının göstergesidir. Bankaların Halfeti'deki eğitim çalışanlarını mutsuz ve umutsuz yapma hakları yoktur. Halfeti'deki eğitim çalışanları olarak kimse bizden bu teklifleri kabul etmemizi asla beklemesin. Eğitim çalışanları olarak bu dayatmayı kabul etmiyoruz. Halfeti de bankaların masaya gerçekçi tekliflerle gelmesini bekliyoruz.
💪Hürriyetçi Eğitim Sen olarak sürecin her aşamasını titizlikle takip ettiğimizi ve eğitim çalışanlarımızı hak ve menfaatlerini korumaya devam edeceğimizi kamuoyunun bilgisine sunarız...
@halfetikm@halfetimem63@sanliurfammem63@hasansildak
Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı açıkladı:
104 senedir büyük ve haklı bir gurur ile kutladığımız İstiklal Harbi’nin adı (Kurtuluş Savaşı) ders kitaplarından çıkarılacakmış.
1919-1922 arasında yaşananlara Milli Mücadele denilecekmiş. Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanı “Neyden kurtulduk. Ondan önce koskoca Osmanlı İmparatorluğu vardı” buyurmuş.
Bu Gayri Milli Eğitimsizlik Bakanına sormak lazım: Savaş sonunda verilen madalyanın adı Milli Mücadele Madalyası mı İstiklal Madalyası mı?
Genelkurmay Başkanlığı’nın yayınladığı ve bütün savaşı anlatan kitabın adı Türk İstiklal Harbi değil mi?
Elbette İstiklal Harbi Milli Mücadele’ye dayanır. Ancak kapsayıcı kavram İstiklal Harbi (Kurtuluş Savaşı) kavramıdır.
Eğitimsizlik bakanı, kurtuluş kavramı ile Osmanlı’dan kurtulduğumuzu sanıyor. Oysa İstiklal Harbi başladığı zaman Osmanlı zaten tarih olmuştu.
İstiklal/Kurtuluş, Batı emperyalizmiyle savaşın sonunda Batı emperyalizmine karşı elde edilmiştir.
Eğitimsizlik Bakanı bunları bilmez mi? Elbette bilir. Peki, ne yapmak ve neden yapmak istiyor? Öncelikle Gayri Milli ve Eğitimsizlik Bakanı Türklük bilincinden nefret ediyor.
Türklük bilincini sürekli besleyen kaynakların başında ise İstiklal Harbi geliyor. O zaman İstiklal Harbi kavramını ortadan kaldırarak başlayacaksın.
Zihinler savaşında, muharebeler kavramlar üzerinden yapılır. Önce varolan kavramlar yıkılır, silinir, anlamsızlaştırılır. Sonra ya varolan kavramlara yeni anlamlar yüklenir veya yeni kavramlar üretilir.
Burada sinsice İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramları yok edilirken İstiklal Harbi’nin bir boyutunu oluşturan Milli Mücadele onun yerine konulmak istenmektedir. Aslında Milli Mücadele, İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı o kadar içe geçmiş kavramlardır ki, bugüne dek birbirlerinin yerine de rahatlıkla kullanılmışlardır.
Şimdi bu zihniyetin İstiklal Harbi ve Kurtuluş Savaşı kavramlarını yasaklayarak gelmek istediği yer sonunda aslında İstiklal Harbi olmadığı noktasıdır.
AK Parti 24. ve 25. Dönem Ordu milletvekili İhsan Şener 2011 senesinde davet edildiğim bir TBMM alt komisyonunda İstiklal Harbi diye bir harbin olmadığını şehitliklerin sembolik olduğunu söylemişti. Ben de gereken cevabı vermiştim. Olay yargıya yansımıştı. Tabii vekillik sonrasında cumhurbaşkanlığına danışman olarak atandı bu zat.
Özetle, bugün Şeyh Sait’in hatırasına hakaretten cezalar verildiği, Şeyh Sait’in isminin bulvarlara verilmek istendiği, narko-teröristlerin kurucu önder ve baş müzakereci ilan edildiği bir dönemde, devletimizin ve milletimizin İstiklalini sağlayan İstiklal Harbimizin ismi ders kitaplarından çıkarılıyor olmasına maalesef şaşıramıyoruz!
Elbette helal süt emmiş Türk tarih öğretmenleri İstiklal Harbimizi öğrencilerimize anlatmaya devam edeceklerdir.@zaferpartisi
Yunanistan hükümeti, Batı Trakya'daki Türklerin “Türk'üm” demesini yasaklıyor, Türk okullarını kapatıyor;
Biz ise Türkiye'de Ruhban okulunun açılmasını konuşuyoruz... Rum, Ermeni ve diğer yabancı okulların ZATEN AÇIK olduğunu da hatırlatırız.
Türkiye'nin bu tek taraflı/platonik sevdası nereye kadar sürecek?
Evlendirilmiş olan (adet görmeyecek kadar) küçük kızın zifafa gönderilmesi ve kendisiyle gerdeğe girilme zamanına gelince: Şayet koca ve veli, küçük kıza zarar vermeyecek bir zamanlama üzerinde anlaşırlarsa onunla amel edilir.
Bu SAPIKÇA ibareler, Nevevi'nin el-Minhac isimli Müslim Şerhinden. Nevevi, ilgili hadisi açıklarken mezhep görüşlerini de bildiriyor.
Aşağıdaki alıntıda da görüleceği üzere: Ehli Sünnetin hak ilan ettiği dört mezhebin dördü de çocuk istismarı ve tecavüzünün önünü açmış. Maalesef günümüzde bazı hadisçiler bu hükümleri sorgulamak yerine “zarar görürse girilmez diyorlar, bak çocukları düşünmüşler” gibi tuhaf izahlarla bu sapıklığı aklamaya çalışıyor.
Çocuktan bahsediyoruz yahu, küçücük çocuk! İş evlenme kararı olunca kendi adına karar veremez diyorlar ama ilişkiye girmek söz konusu olunca, “erkeğe dayanabilir mi, dayanamaz mı” diye baba ve damat kafa kafaya verip karar veriyor.
Hadisçi arkadaşlar inşallah bir gün ölü taklidi yapmayı ve gerçekleri çarpıtmayı bırakır da, “bu sapıkça ibareler kaynaklarımıza nasıl girdi” diye sorgulamaya başlarlar.
@SulloReport My friend, there is no scaled-down version of the British flag on our flag. And you know very well what that little British flag on your flag means: You are a British slave.
🇬🇧🇦🇺vs🇹🇷
Ümit Özdağ:
"2.5 milyon mühürsüz oy ile kirli referandum sonucunda başkanlık rejiminin kurulduğu gece orada ne Kılıçdaroğlu, ne İnce, ne Akşener vardı. Babacan ve Davutoğlu ise “evet” tarafındaydı.
Türk milletinin hakkını savundum." https://t.co/PdOKTraId2
📌FENER RUM PATRİĞİ I. BARTHOLOMEOS 2016'DA HAİN DARBE GİRİŞİMİNDEN HEMEN ÖNCE TÜRKİYE’DEN AYRILMIŞTI - ARŞİV
FETÖ bağlantısı belgelenmiş Gökçeada’lı Fener Rum Patriği I. Bartholomeos, 15 Temmuz kanlı darbe girişiminden sadece 3 saat önce Türkiye’yi terk etmişti.
Bölge kaynakları, Patrik’in Slovakya’ya gittiği yönündeki beyanını yalanlayarak, bu ülkeye ayak basmadığını belirtmişti.
Aydınlık gazetesinin haberine göre bazı kaynaklar, Bartholomeos’un darbe konusunda önceden bilgi sahibi olduğunu ve bölgedeki bir Amerikan üssüne yöneldiğini ifade etmişti.
Megali İdea'nın kadroları buradan çıktı.
Kurtuluş Savaşı'nda Patrikhane bu okulu siyasi ve askeri bir üs haline getirdi.
İzmir Metropoliti Hrisostomos bu okulun mezunu. 1919'da Yunan işgal ordusunu o karşıladı.
Trabzon Metropoliti Hrisantos da bu okuldan. Paris'te Pontus devleti kurmaya çalışan adam.
Atatürk 1922'de Patrikhane'yi "fesat ve ihanet ocağı" ilan etti, 1924 Tevhid-i Tedrisat ile okulu MEB denetimine aldı. 1930'larda yabancı uyruklu hocalara kısıtlama, sadece TC vatandaşı öğrenci kabul şartı getirdi.
Kapatmak kolaydı, stratejik olan kontrol etmekti.
Menderes 1950'de bu dengeyi bozdu, okulu yüksekokula çevirdi ve yabancı öğrenci alımına izin verdi.
1971'de Anayasa Mahkemesi tüm özel yüksekokulları devlete bağladı. Patrikhane buna razı olmadı. Teoloji bölümünü kendisi kapattı.
1984'te de Patrik Dimitrios mali yük gerekçesiyle okulun tamamen kapatılmasını bizzat talep etti.
Şimdi "görkemli açılış" diyorlar.
Ne şartlarda açılacak?
Fener Rum Patriği Bartholomeos’un Yunanistan Parlamentosu'nda "Konstantinopolis ve Yeni Roma Başpiskoposu" sıfatıyla ağırlanması büyük bir krizin kapısını araladı.
Cihat Yaycı, Lozan Barış Antlaşması'nı hatırlatarak yaşanan skandalın perde arkasını gözler önüne serdi ve devletin zirvesine acil uyarılarda bulundu.
https://t.co/Co6Q1heMFl
Osmanlı'nın son dönemlerindeyiz de bizim mi haberimiz yok? FETÖ okulları da açılacak mı?
Unutmayın, Türkler ne Osmanlı döneminde ne Cumhuriyet döneminde Hristiyanların ruhban yetiştirmesine hiçbir zaman karşı olmadı. RUHBAN OKULLARINI TÜRKİYE KAPATMADI. RUMLAR KENDİLERİ KAPATTI.
Çünkü tıpkı FETÖ okulları gibi ajanlık faaliyetlerinde bulundular. Türk devleti 1971 yılında "bundan sonra devlet denetimine tabi olacaksınız" dedi. Kabul etmediler, denetlenmemek için kendi kendilerini kapattılar!
Türkiye Cumhuriyeti laik bir devlettir, hiçbir dini cemaat ya da tarikat, kanunlar üstü bir imtiyaza sahip değildir, kafasına göre okul açıp çocukları "Türkiye kafirdir, Türkler düşmanımızdır, savaşmalıyız" diye zehirleyemez.
Bu okullarda hiçbir tarihi gerçekliği olmayan Yunan kaynaklı "yeni-aziz şehit" kültü üzerinden tüm Osmanlı ve Türk tarihi "işgalci", "barbar", "Hristiyan düşmanı" olarak anlatılacak, bunu bugün bile yapıyorlar.
Türk devlet aklı, böyle bir tarihi yanlışa göz göre göre izin vermemelidir.